Dolar/TL49,73
0.02%
Euro/TL55,73
0.04%
Gram Altın6.423,45
1.04%
BIST 10011.116,99
0.92%
Brent Petrol$111,91
2.99%
Gümüş/Ons$54,21
1.45%
Gedik Yatırım
Para-banka-finans

Yapay Zekâ Korkusu Tahvil Piyasalarına Sıçradı: Küresel Kredi Risk Primleri 17 Ayın Zirvesinde

Yapay zekâ hisselerindeki satışlar küresel şirket tahvili risk primlerini 17 ayın zirvesine taşıdı. El-Erian, ABD tahvil piyasasındaki baskının Avrupa'ya yayıldığını belirtiyor.

23 Ekim 2026

Yapay Zekâ Korkusu Tahvil Piyasalarına Sıçradı: Küresel Kredi Risk Primleri 17 Ayın Zirvesinde

Yapay zekâ hisselerinde yaşanan sert satışlar ve jeopolitik gerilimlerin artması, küresel tahvil piyasalarında riskten kaçışı hızlandırdı. Şirket tahvillerinin kredi risk primleri Mayıs 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaşırken, yatırımcılar güvenli liman olarak ABD Hazine tahvillerine yöneldi. Ünlü ekonomist Mohamed El-Erian ise ABD'deki tahvil piyasası çalkantısının Avrupa'ya yayıldığı ve özellikle Fransa'nın kırılganlığını artırdığı uyarısında bulunuyor.

Küresel finans piyasalarında yapay zekâ yatırımlarının geleceğine ilişkin endişeler, hisse senetlerinin ötesine geçerek şirket tahvillerini de etkilemeye başladı.

Yapay zekâ altyapısına yapılan devasa yatırımların borçla finanse edilmesi, yatırımcıların şirket bilançolarına ve gelecekteki nakit akımlarına ilişkin kaygılarını artırıyor.

Bloomberg'in haberine göre, küresel yatırım yapılabilir kredi notuna sahip şirket tahvillerinin risk primleri 129 baz puana kadar yükselerek Mayıs 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Bu gelişme, yatırımcıların şirketlere borç vermek için daha yüksek getiri talep ettiğini gösteriyor.

Kredi risk primlerindeki artış, şirketlerin finansman maliyetlerini yükseltirken özellikle yüksek borçlulukla büyüyen sektörler açısından yeni riskler yaratıyor.

Yapay zekâ yatırımlarında borçlanma endişesi büyüyor

Küresel piyasalardaki satış dalgasının merkezinde yapay zekâ sektörünün finansman modeli bulunuyor.

Teknoloji şirketleri, veri merkezleri, gelişmiş işlemciler, enerji altyapısı ve iletişim ağları için yüz milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor.

Ancak bu yatırımların önemli bir bölümünün borçlanmayla finanse edilmesi, gelecekte elde edilecek gelirlerin yükümlülükleri karşılamaya yetip yetmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Yapay zekâ teknolojilerinin ekonomik potansiyeli konusunda iyimserlik sürse de yatırımcılar, harcamaların ne kadar sürede kâra dönüşeceğini daha fazla sorgulamaya başladı.

Bu belirsizlik, teknoloji hisselerindeki değer kayıplarını hızlandırırken şirket tahvillerine yönelik risk algısını da olumsuz etkiliyor.

Özellikle uzun vadeli nakit akışı beklentilerine dayanan ve yüksek sermaye harcaması gerektiren iş modelleri, finansman koşullarındaki sıkılaşmaya karşı daha kırılgan hale geliyor.

Ken Griffin balon uyarısı yapıyor, Blackstone iyimserliğini koruyor

Yapay zekâ yatırımlarının geleceği konusunda büyük yatırımcılar arasında görüş ayrılıkları bulunuyor.

Citadel'in kurucusu Ken Griffin, sektörde bir yatırım balonu oluşabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

Blackstone Başkanı Jon Gray ise talebin neredeyse parabolik bir hızla arttığını belirterek ciddi bir endişe duymadığını ifade ediyor.

Bu görüş ayrılığı, piyasaların karşı karşıya olduğu temel belirsizliği yansıtıyor.

Yapay zekâya yönelik talep güçlü biçimde büyümeye devam edebilir. Ancak bu durum, yapılan bütün yatırımların aynı ölçüde kârlı olacağı anlamına gelmiyor.

Özellikle borçla finanse edilen projelerde gelirlerin beklentilerin altında kalması, şirketlerin kredi kalitesini olumsuz etkileyebilir.

Tahvil piyasalarındaki son hareketler, yatırımcıların bu olasılığı daha ciddi biçimde fiyatlamaya başladığına işaret ediyor.

Asya'dan Avrupa'ya kredi risk primleri yükseliyor

Riskten kaçış yalnızca ABD piyasalarıyla sınırlı kalmadı.

Cuma günü Asya'daki yüksek kredi notuna sahip şirketlerin dolar cinsi tahvillerinin risk primleri Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Avrupa'da yatırım yapılabilir kredi notuna sahip şirket tahvillerinin risk primleri de Mayıs 2025'ten bu yana en yüksek düzeyine yükseldi.

Natixis Kıdemli Ekonomisti Gary Ng, kredi riskinin artık piyasalardaki fiyatlamaları belirleyen temel unsur haline geldiğini söyledi.

Ng'ye göre ABD'de yapay zekâ yatırımlarına yönelik riskten kaçış ve faizleri yüksek tutabilecek diğer küresel gelişmeler, Asya piyasalarının da baskı altında kalmasına neden oluyor.

Asya kredi temerrüt takası (CDS) piyasasında gün içinde yaşanan yükselişin bir bölümü daha sonra geri alındı.

Bölgesel CDS primleri, günün erken saatlerinde yaklaşık 2 baz puan yükseldikten sonra artışını 1 baz puana indirdi.

Ancak volatilitedeki yükselişin etkisi somut biçimde hissedildi.

Güney Kore İhracat-İthalat Bankası, Japon yeni cinsinden planladığı tahvil ihracını erteledi.

Bu gelişme, finansman koşullarındaki belirsizliğin yeni borçlanma işlemlerini de etkilemeye başladığını gösteriyor.

ABD Hazine tahvilleri yeniden güvenli liman

Yapay zekâ hisselerindeki satışlar, ABD Hazine tahvillerine yönelik güvenli liman talebini artırdı.

Teknoloji hisselerindeki değer kayıpları derinleşirken yatırımcıların devlet tahvillerine yönelmesi, iki varlık sınıfı arasındaki ters yönlü ilişkinin güçlenmesine neden oldu.

Bloomberg'e göre ABD devlet tahvilleri ile yapay zekâ odaklı hisseler arasındaki bu ilişki yaklaşık bir yıl önce görülen seviyelere ulaştı.

Cuma günü teknoloji hisselerindeki satış baskısının bir miktar hafiflemesiyle ABD Hazine tahvilleri önceki seansta elde ettiği kazançların bir bölümünü geri verdi.

Bununla birlikte piyasadaki temel eğilim, riskli varlıklardan daha güvenli ve likit yatırım araçlarına geçişin güçlenmesi yönünde.

Burada önemli bir ayrım bulunuyor.

ABD Hazine tahvillerinin güvenli liman talebiyle değer kazanması, bütün tahvil piyasalarında finansman koşullarının gevşediği anlamına gelmiyor.

Şirket tahvillerinde kredi risk primlerinin yükselmesi, risksiz kabul edilen devlet tahvillerinin getirileri düşse bile şirketlerin borçlanma maliyetlerini yüksek tutabilir.

CreditSights: Kredi riskinde daha kalıcı bir yeniden fiyatlama başlıyor

CreditSights'ın Güney ve Güneydoğu Asya şirketlerinden sorumlu yöneticisi Lakshmanan R, son gelişmeleri geçici bir piyasa dalgalanmasından daha önemli görüyor.

Lakshmanan, kredi riskinin daha uzun süreli bir yeniden fiyatlama sürecine girmiş olabileceğini belirtiyor.

Ona göre bu süreç, küresel piyasalara art arda yansıyan çeşitli risklerin birikimli sonucu.

CreditSights yöneticisi, mevcut koşullarda daha yüksek nakit pozisyonlarını, para piyasası araçlarını ve bankalarla finans kuruluşlarının öncelikli tahvillerini tercih ediyor.

Şirket tahvillerinde ise yüksek getirili ve düşük kredi notlu menkul kıymetler yerine yatırım yapılabilir kredi notuna sahip tahvillere ağırlık verilmesini savunuyor.

Invesco'nun Asya Pasifik sabit getirili portföy yönetimi başkanı Norbert Ling ise kredi piyasalarına ilişkin daha olumlu bir yaklaşım sergiliyor.

Ling'e göre risk primlerinin genişlemesi, yüksek kaliteli şirket tahvillerine yatırım yapanlara daha fazla risk karşılığı sunuyor.

Dolayısıyla piyasalardaki son satışlar, bazı yatırımcılar tarafından risk artışı olarak değerlendirilirken diğerleri açısından daha cazip getiri fırsatları yaratıyor.

El-Erian: ABD tahvil piyasasındaki baskı Avrupa'ya ihraç ediliyor

Küresel tahvil piyasalarındaki gelişmeleri değerlendiren ekonomist Mohamed El-Erian, ABD kaynaklı finansman baskılarının Avrupa ekonomilerine yayıldığına dikkat çekiyor.

El-Erian'a göre ABD, daha dinamik ve girişimci özel sektörü sayesinde Avrupa'dan sermaye çekmekle kalmıyor, aynı zamanda yüksek borçlanma maliyetlerinin yarattığı finansal baskıları da Avrupa'ya aktarıyor.

Bu durum Avrupa'daki hükümetleri, şirketleri ve hanehalklarını etkiliyor.

Yükselen tahvil getirileri kamu borcunun çevrilmesini pahalılaştırırken şirketlerin finansman maliyetlerini ve konut kredisi faizlerini de artırıyor.

El-Erian, Avrupa'nın yapısal ekonomik zayıflıklarının bu dış baskıyı daha da ağırlaştırdığını belirtiyor.

Özellikle düşük büyüme, yüksek kamu borcu ve siyasi belirsizlik yaşayan ülkeler, küresel faiz hareketlerine karşı daha kırılgan hale geliyor.

Fransa'da devlet tahvilleri çevre ülke seviyelerinde fiyatlanıyor

El-Erian'ın dikkat çektiği en önemli örnek Fransa.

Fransız ekonomisi düşük büyüme ve siyasi kutuplaşmanın yarattığı belirsizliklerle karşı karşıya.

Gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi uzlaşmanın zorlaşması, kamu maliyesinde gerekli düzenlemelerin hayata geçirilmesini güçleştiriyor.

Bu durum Fransa'nın borçlanma maliyetlerine de yansıyor.

El-Erian, Euro Bölgesi'nin geleneksel olarak çekirdek ülkelerinden biri kabul edilen Fransa'nın tahvillerinin artık çevre ülkelere benzer risk düzeylerinde fiyatlanmasını tarihsel açıdan dikkat çekici buluyor.

Normal koşullarda Almanya ve Fransa gibi çekirdek ekonomilerin devlet tahvilleri, Euro Bölgesi'nin daha yüksek riskli ülkelerine göre daha düşük getiriyle işlem görüyor.

Ancak Fransa'daki mali ve siyasi sorunlar bu ayrımı zayıflatıyor.

El-Erian'a göre yükselen enerji fiyatları ve enflasyon baskıları, diğer Avrupa ülkelerindeki yapısal kırılganlıkları da görünür hale getirebilir.

Avrupa için ABD faizlerinin düşmesi de her zaman iyi haber değil

El-Erian'ın analizindeki en dikkat çekici noktalardan biri, ABD tahvil faizlerinin düşmesinin Avrupa açısından mutlaka olumlu sonuçlar yaratmayabileceği.

Birçok Avrupa hükümeti, ABD tahvil getirilerindeki belirgin bir düşüşün küresel finansman koşullarını rahatlatmasını umuyor.

Ancak El-Erian, ABD'de kapsamlı bir mali disiplin programıyla faizlerin kalıcı biçimde düşürülmesi olasılığını düşük görüyor.

Ona göre ABD tahvil getirilerinde büyük bir gerileme yaşanırsa, bunun nedeni muhtemelen Amerikan ekonomisinde sert bir yavaşlama olacak.

Böyle bir senaryoda küresel talep ve ticaret de olumsuz etkilenecek.

ABD ekonomisindeki sert iniş, Avrupa'nın ihracatını ve büyümesini zayıflatabilir.

Ayrıca ekonomik daralma, yeni gümrük tarifeleri ve ticaret kısıtlamaları riskini artırabilir.

Bu nedenle ABD faizlerindeki düşüşün ekonomik durgunluktan kaynaklanması, Avrupa'ya yüksek faiz ortamından daha fazla zarar verebilir.

ABD ile Avrupa arasında finansal geri besleme riski

El-Erian, ABD'den Avrupa'ya yayılan finansman baskılarının zamanla yeniden Amerikan piyasalarını da etkileyebileceğini belirtiyor.

Avrupa'daki devlet tahvili piyasalarında yaşanabilecek sert dalgalanmalar, küresel yatırımcıların risk iştahını azaltabilir.

Bu durum uluslararası kredi piyasalarında yeni satışları tetikleyebilir ve ABD şirketlerinin finansman koşullarını da olumsuz etkileyebilir.

Böylece ABD'deki yüksek borçlanma maliyetleri Avrupa'yı zayıflatırken, Avrupa'daki finansal kırılganlıklar da Amerikan piyasalarına geri yansıyabilir.

Bu tür karşılıklı etkiler, küresel finans sisteminde istikrarsızlığı artırma potansiyeli taşıyor.

Özellikle devlet tahvilleri ile şirket tahvillerinde aynı anda yaşanabilecek fiyat dalgalanmaları, finansal kurumların risk yönetimini zorlaştırabilir.

ANALİZ: Yapay zekâ kaynaklı satışlar neden kredi piyasaları için önemli?

Yapay zekâ hisselerindeki değer kayıplarının şirket tahvillerine yayılması, küresel finans piyasaları açısından önemli bir gelişme.

Hisse senedi piyasalarında yaşanan düzeltmeler, şirketlerin piyasa değerlerini azaltıyor. Ancak bu düzeltmelerin kredi piyasalarına yansıması, doğrudan finansman koşullarını da etkileyebiliyor.

Kredi risk primlerinin yükselmesi, şirketlerin yeni borçlanmalarında daha yüksek faiz ödemek zorunda kalabileceği anlamına geliyor.

Bu durum özellikle yüksek sermaye harcaması yapan teknoloji şirketleri açısından önemli.

Veri merkezleri ve yapay zekâ altyapısı yatırımları büyük miktarda başlangıç sermayesi gerektiriyor.

Beklenen gelirlerin gecikmesi veya finansman maliyetlerinin yükselmesi halinde bazı projelerin ekonomik fizibilitesi zayıflayabilir.

Bu nedenle yatırımcıların yalnızca yapay zekâ hisselerinin değerlemelerine değil, sektörün borçlanma kapasitesine ve nakit akışı yaratma hızına da odaklanması beklenebilir.

Bununla birlikte mevcut kredi risk primi artışı, tek başına geniş çaplı bir kredi krizinin başladığını göstermiyor.

Risk primlerinin yükselmesi ile şirketlerin borçlarını ödeyememesi farklı gelişmeler.

Piyasalardaki asıl risk, finansman koşullarındaki sıkılaşmanın uzun sürmesi ve şirketlerin borçlarını yenilemesini zorlaştırması.

Küresel piyasalar için üç önemli risk

Bloomberg'in aktardığı kredi piyasası gelişmeleri ile El-Erian'ın Avrupa değerlendirmesi birlikte ele alındığında üç temel risk öne çıkıyor.

Birincisi, yapay zekâ yatırımlarının finansman riski. Büyük ölçekli yatırımların beklenen gelirleri yeterince hızlı yaratamaması, borçlanma maliyetleri yüksek kalırken şirket bilançolarını zorlayabilir.

İkincisi, kamu borcu ve yüksek tahvil getirileri. ABD ve Avrupa'da yüksek finansman maliyetleri, hükümetlerin mali hareket alanını daraltırken şirketler ve hanehalkı üzerinde baskı oluşturabilir.

Üçüncüsü, küresel finansal bulaşma riski. ABD teknoloji hisselerinde başlayan satışlar kredi piyasalarına, oradan da Avrupa devlet tahvillerine ve diğer bölgelere yayılabilir.

Bu risklerin birbirini güçlendirmesi halinde küresel finansal koşullar, merkez bankalarının politika faizlerinde yeni artışlara gitmesine gerek kalmadan da sıkılaşabilir.

Sonuç: Piyasalar artık yalnızca yapay zekâ hisselerinin fiyatını değil, borçların geri ödenmesini de sorguluyor

Küresel şirket tahvillerinin risk primlerinin 17 ayın en yüksek seviyesine çıkması, yatırımcıların risk algısında önemli bir değişime işaret ediyor.

Yapay zekâ sektöründeki satışlar, giderek daha fazla şirketlerin borçluluğu, finansman maliyetleri ve gelecekteki nakit akışları üzerinden değerlendiriliyor.

Aynı zamanda yüksek kamu borcu, enerji fiyatlarındaki artış ve jeopolitik belirsizlikler, küresel tahvil piyasalarındaki baskıyı artırıyor.

ABD Hazine tahvillerine güvenli liman talebi sürerken şirket tahvillerinin risk primlerinin genişlemesi, yatırımcıların güvenli ve riskli borçlanma araçları arasında daha keskin bir ayrım yapmaya başladığını gösteriyor.

El-Erian'ın uyarısı ise sorunun yalnızca teknoloji sektörüyle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.

ABD'deki finansman koşulları Avrupa'ya yansırken Fransa gibi mali ve siyasi kırılganlıkları bulunan ülkeler daha fazla baskı altında kalıyor.

Küresel piyasalar açısından kritik soru, kredi risk primlerindeki yükselişin geçici bir riskten kaçış dalgası olarak mı kalacağı, yoksa şirketlerin ve hükümetlerin finansman koşullarını kalıcı biçimde sıkılaştıracak daha kapsamlı bir yeniden fiyatlamaya mı dönüşeceği.

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler

Fitch’ten Türk Bankacılık Sektörü Raporu: Kârlılıkta Gerileme, Varlık Kalitesinde Baskı
Para-banka-finans

Fitch’ten Türk Bankacılık Sektörü Raporu: Kârlılıkta Gerileme, Varlık Kalitesinde Baskı

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türk bankacılık sektörüne ilişkin yayımladığı son üç aylık izleme raporunda, 2026 yılının ikinci çeyreğine dair kritik verileri paylaştı. Raporda, bankaların kârlılık performanslarında belirgin bir gerileme yaşandığı ve takipteki kredi oranlarındaki tırmanışın sürdüğü vurgulandı.

21 Ekim 2026