Dolar/TL50,01
0.07%
Euro/TL56,23
0.53%
Gram Altın6.551,01
3.46%
BIST 10011.478,13
4.71%
Brent Petrol$94,09
9.18%
Gümüş/Ons$52,29
5.10%
Gedik Yatırım
Politika

ANALİZ: ABD'de Demokratların zaferi Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl etkileyecek?

ABD'de Demokratların zaferi Türkiye'yi nasıl etkileyecek? F-35, KAAN, CAATSA, Suriye, İran ve Azerbaycan dosyalarında yeni riskler.

4 Kasım 2026

ANALİZ: ABD'de Demokratların zaferi Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl etkileyecek?

ABD ara seçimlerinde Demokratların Kongre'de üstünlüğü ele geçirmesi, Başkan Donald Trump'ın görev süresinin kalan iki yılında dış politika kararlarını da etkileyebilecek yeni bir siyasi denge yarattı. Türkiye açısından en önemli riskler F-35 programına dönüş, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve KAAN savaş uçağı için Amerikan motorlarının temini konusunda yoğunlaşıyor. Buna karşılık Suriye, İran, Rusya-Ukrayna savaşı ve bölgesel güvenlik alanlarında Ankara-Washington iş birliğinin devam etmesi bekleniyor. Uzmanlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Trump ile kişisel ilişkilerine dayanan diplomasinin artık tek başına yeterli olmayabileceği görüşünde.

Trump'ın seçim yenilgisi Ankara için ne anlama geliyor?

ABD'de 3 Kasım'da yapılan ara seçimler, Başkan Donald Trump açısından önemli bir siyasi yenilgiyle sonuçlandı. Demokratların Kongre'de kontrolü ele geçirmesiyle Trump, Amerikan siyasetinde sıkça kullanılan ifadeyle bir topal ördek başkana dönüştü.

Başkanın yürütme yetkileri devam etmekle birlikte, Kongre'nin bütçe, yasama, denetim ve silah satışları üzerindeki yetkileri Beyaz Saray'ın hareket alanını daraltabilecek.

Bu değişim, Trump yönetiminin kalan iki yılında izleyeceği dış politikayı da etkileyebilir.

Türkiye, seçim sonuçlarını yakından takip eden ülkelerin başında geliyor. Bunun temel nedeni, Ankara'nın son dönemde Washington ile ilişkilerini büyük ölçüde Erdoğan-Trump arasındaki doğrudan temaslar üzerinden yürütmesi.

Joe Biden döneminde gerileyen ikili ilişkiler, Trump'ın yeniden başkan seçilmesiyle canlanmıştı. Erdoğan'ın savunduğu lider diplomasisi yaklaşımı, iki ülke arasındaki sorunların aşılmasında önemli bir mekanizma olarak görülüyordu.

Ancak Kongre'deki yeni siyasi denge, bu yaklaşımın sınırlarını daha görünür hale getirebilir.

Murat Yetkin: F-35 ve KAAN beklentileri rafa kalkabilir

Gazeteci Murat Yetkin'e göre Trump'ın seçimlerde aldığı ağır yenilgi, Türkiye-ABD ilişkilerini özellikle savunma sanayii ve bölgesel diplomasi alanlarında olumsuz etkileyebilir.

Yetkin, Erdoğan ile Trump arasındaki kişisel ilişkinin Türkiye'nin Washington'daki en önemli avantajlarından biri olduğunu, ancak Kongre'de Demokratların güçlenmesiyle bu avantajın sınırlanabileceğini değerlendiriyor.

Öne çıkan ilk konu, Türkiye'nin F-35 programına yeniden katılması ve CAATSA yaptırımlarının kaldırılması.

Trump yönetiminin bu konularda ortaya koyduğu siyasi iradenin Kongre'deki denetim ve onay mekanizmalarıyla karşılaşması bekleniyor.

İkinci konu, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeler.

Erdoğan-Trump hattında Suriye, Ukrayna ve bölgesel güvenlik konularındaki doğrudan temaslar sürebilir. Ancak Kongre'nin insan hakları, demokrasi ve bölgesel politikalar üzerinden Ankara üzerindeki baskısını artırması yeni anlaşmazlıklar yaratabilir.

Üçüncü konu ise Türkiye'nin stratejik özerklik arayışı.

Washington'dan kaynaklanabilecek yeni kısıtlamalar, Ankara'yı Suudi Arabistan ve Pakistan ile geliştirilen güvenlik girişimlerine, Libya ve Mısır üzerinden yürütülen Doğu Akdeniz diplomasisine ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi bölgesel mekanizmalara daha fazla ağırlık vermeye yöneltebilir.

Savunma sanayiinde üç kritik dosya: F-35, CAATSA ve KAAN

Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğinde en somut riskler savunma sanayiinde ortaya çıkıyor.

Türkiye, 2019 yılında Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın almasının ardından F-35 programından çıkarılmış ve CAATSA kapsamında yaptırımlara tabi tutulmuştu.

Trump'ın ikinci başkanlık döneminde bu sorunların aşılabileceğine ilişkin beklentiler güçlenmişti.

Ancak Kongre'deki yeni çoğunluk, Ankara'nın taleplerinin gerçekleşmesini zorlaştırabilir.

Başlıca tartışma konuları şöyle:

  • F-35 programı: Türkiye'nin programa dönüşü, S-400 sorununun çözümüne ve Amerikan siyasi kurumlarının onayına bağlı olmaya devam ediyor.

  • CAATSA yaptırımları: Trump'ın yaptırımları kaldırma veya muafiyet mekanizmalarını kullanma girişimleri Kongre'nin daha sıkı denetimiyle karşılaşabilir.

  • KAAN savaş uçağı: Türkiye'nin milli muharip uçağı için ihtiyaç duyduğu Amerikan menşeli motorların ihracat izinlerinde gecikmeler yaşanabilir.

  • F-16 modernizasyonu: Mevcut anlaşmaların uygulanması ve ilave savunma teknolojilerinin transferi konusunda siyasi pazarlıklar zorlaşabilir.

Gazete Oksijen'in aktardığı değerlendirmelerde, Demokratların Kongre'de çoğunluğu ele geçirmesinin özellikle KAAN motorları ve gelişmiş silah satışları açısından yeni engeller yaratabileceği vurgulanıyor.

İsrail ve Yunanistan'ın Washington'daki lobi faaliyetleri de bu süreçte önem kazanabilir.

Her iki ülke geçmişte Türkiye'ye F-16 ve F-35 satışlarını engellemek amacıyla Amerikan yönetimi ve Kongre nezdinde girişimlerde bulunmuştu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Türkiye'ye F-35 satışının Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'deki askeri dengeyi Ankara lehine değiştirebileceği gerekçesiyle bu satışa karşı çıkmıştı.

Demokratlar Trump'ın muafiyet yetkilerini sınırlayabilir

Hürriyet'e konuşan Kırıkkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, yeni Kongre'nin önceliğinin Türkiye'ye yeni yaptırımlar getirmekten çok Trump'ın mevcut yaptırımları aşmak için kullanabileceği muafiyet yetkilerini sınırlamak olabileceğini belirtiyor.

Bu değerlendirme, Ankara açısından önemli bir ayrıntıya işaret ediyor.

Çünkü Türkiye'nin Washington'dan beklentileri yalnızca yeni anlaşmalar yapılmasıyla sınırlı değil. Mevcut yasal engellerin kaldırılması veya esnetilmesi de gerekiyor.

Demokratların özellikle Senato Dış İlişkiler Komitesi ve Temsilciler Meclisi'ndeki ilgili komiteler üzerinde kontrol sağlaması, bu süreçlerde Kongre'nin ağırlığını artırabilir.

Dolayısıyla Beyaz Saray'ın olumlu yaklaşımı, savunma sanayii dosyalarında tek başına sonuç alınmasını garanti etmiyor.

NATOPAC: Beyaz Saray'daki olumlu hava yeterli değil

Türk-Amerikan Siyasi Eylem Komitesi (NATOPAC) Başkanı avukat Erol Gülistan, Washington'da Türkiye açısından iki farklı siyasi tablo bulunduğunu söylüyor.

Gülistan'a göre Beyaz Saray düzeyinde son yıllara kıyasla olumlu bir atmosfer hakim.

Trump'ın Türkiye ile ilişkileri geliştirme, CAATSA yaptırımlarını kaldırma ve F-35 sorununu çözme yönündeki siyasi iradesi Ankara açısından önemli.

Ancak Kongre'nin yaklaşımı daha temkinli.

Özellikle S-400 meselesi, Türkiye'nin F-35 programına yeniden katılmasının önündeki temel siyasi ve hukuki engellerden biri olmayı sürdürüyor.

Gülistan, Türkiye'nin Beyaz Saray ile kurduğu güçlü ilişkileri Kongre'de iki partili desteğe dönüştürmesi gerektiğini vurguluyor.

Washington'da Türkiye'nin tezlerini yalnızca kriz dönemlerinde savunan bir diplomatik yaklaşımın yeterli olmayacağını belirten Gülistan, Kongre üyeleri ve çalışanlarıyla yıl boyunca temas kurabilecek yeni kadrolara ihtiyaç olduğunu ifade ediyor.

Gülistan'a göre Türkiye'nin NATO üyeliği, Karadeniz'deki stratejik konumu, Ukrayna'ya verdiği destek ve İran'la sınır komşusu olması Washington açısından önemli avantajlar.

Bu nedenle Kongre'deki siyasi değişime rağmen Beyaz Saray'ın Türkiye'ye yönelik olumlu yaklaşımının sürmesini bekliyor.

Ancak kalıcı başarının Kongre'de sağlanması gerektiğinin altını çiziyor.

Aslı Aydıntaşbaş: Türkiye'nin yalnızca Trump'a güvenme dönemi sona erdi

BBC Türkçe'ye konuşan Brookings Enstitüsü Türkiye Projesi Direktörü Aslı Aydıntaşbaş, seçim sonuçlarının Ankara açısından yeni bir diplomatik yaklaşımı zorunlu hale getirdiğini savunuyor.

Aydıntaşbaş'a göre Trump'ın kalan iki yılında Türkiye'nin taleplerine ayırabileceği siyasi dikkat azalabilir.

ABD Başkanı'nın İran, Rusya-Ukrayna savaşı ve diğer büyük dış politika başlıklarına yoğunlaşması bekleniyor.

Bu nedenle Ankara'nın yalnızca Trump ile kişisel ilişkilere dayanmak yerine Demokrat Parti, Kongre ve Amerikan devlet kurumlarıyla doğrudan temaslarını güçlendirmesi gerektiğini belirtiyor.

Aydıntaşbaş, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu çözümün kişiler arasında değil, devlet kurumları arasında sağlanacak bir anlaşma olduğunu vurguluyor.

Özellikle Pentagon ve Kongre'nin birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çekiyor.

S-400 sistemleri Türkiye'de bulunduğu sürece CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ihtimalinin düşük olduğunu söyleyen Aydıntaşbaş, tarafların sorunu aşmak için yaratıcı formüller üzerinde çalıştığını hatırlatıyor.

Riccardo Gasco: İş birliği sürecek, pazarlıklar zorlaşacak

İstanpol Enstitüsü Dış İlişkiler Koordinatörü Riccardo Gasco da Demokratların Kongre'deki ağırlığının Trump'ın Erdoğan'a verdiği sözleri yerine getirmesini zorlaştıracağını düşünüyor.

Ancak Gasco, iki ülke arasındaki pragmatik ilişkinin sona ermesini beklemiyor.

Türkiye'nin Suriye'deki varlığı, Karadeniz güvenliğine katkıları, Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuk rolü ve bölgesel diplomasi kapasitesi Ankara'nın Washington karşısındaki pazarlık gücünü artıran unsurlar arasında bulunuyor.

Gasco'ya göre Trump'ın görev süresinin kalan bölümünde stratejik iş birliği devam edebilir.

Buna karşılık silah satışları, yaptırımlar ve çeşitli anlaşmaların koşulları üzerinde daha zorlu pazarlıklar yaşanması muhtemel.

Gasco, seçim yenilgisinin Trump'ın dış politika davranışlarını daha öngörülemez hale getirebileceğini de belirtiyor.

Özgür Özdamar: Trump'ın vaatleri zaten somut sonuç üretmedi

Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özgür Özdamar ise seçim sonuçlarının Türkiye-ABD ilişkileri üzerinde çok büyük bir olumsuz etki yaratmayabileceği görüşünde.

Özdamar'a göre Trump ile Erdoğan arasındaki kamuoyuna yansıyan olumlu ilişkiler, Türkiye'nin temel savunma sanayii taleplerinde beklenen sonuçları henüz üretmedi.

F-35 programına dönüş, KAAN motorlarının temini ve F-16 modernizasyonu gibi konularda verilen olumlu mesajların somut adımlara dönüşmediğine dikkat çekiyor.

Özdamar, bunun bazı durumlarda Trump'ın yetkilerinin sınırlı olmasından, bazı durumlarda ise siyasi sermayesini kullanmak istememesinden kaynaklandığını savunuyor.

Demokratların Kongre'de çoğunluğu elde etmesiyle Türkiye'ye yönelik askeri yaptırımların devam edeceğini öngörüyor.

Suriye dosyasında iş birliği devam edebilir

Türkiye açısından Kongre'deki değişimin her alanda olumsuz sonuç yaratması beklenmiyor.

Özellikle Suriye'de Beşar Esad yönetiminin devrilmesi ve Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni yönetimin kurulmasının ardından Washington'un bölgeye yaklaşımında önemli değişiklikler yaşandı.

ABD'nin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ilişkilerini azaltması ve yeni Suriye yönetimiyle temaslarını geliştirmesi, Ankara-Washington hattındaki en önemli anlaşmazlıklardan birinin ağırlığını azalttı.

Bu yeni koşullarda Demokratların kontrolündeki Kongre'nin Türkiye ile Suriye arasındaki normalleşme sürecini doğrudan engellemeye çalışması beklenmiyor.

İki ülke arasında gelişen kurumsal iş birliği ve ekonomik ilişkiler, Suriye'nin istikrarına katkıda bulunabilecek mekanizmalar olarak değerlendiriliyor.

Bununla birlikte Kongre'nin Şam yönetimine sağlanacak mali yardım ve yeniden inşa kaynakları üzerinde daha sıkı denetim uygulaması mümkün.

Demokratların özellikle insan hakları, yönetişim, terörle mücadele ve kamu kaynaklarının kullanımı konularında koşullar getirebileceği belirtiliyor.

Dolayısıyla Suriye konusunda temel stratejik hedeflerde uzlaşma devam ederken, normalleşmenin hızı ve koşulları üzerinde Washington'da yeni tartışmalar yaşanabilir.

İran savaşı Türkiye'nin stratejik önemini artırıyor

Trump yönetiminin seçim sonrasında İran dosyasına daha fazla ağırlık vermesi bekleniyor.

Bu durum Türkiye açısından hem fırsatlar hem de riskler içeriyor.

Türkiye'nin İran'la uzun kara sınırı, NATO'nun güneydoğu kanadındaki konumu ve bölgesel diplomasi kapasitesi Washington açısından önem taşıyor.

NATOPAC Başkanı Gülistan ve İstanpol Enstitüsü'nden Gasco, bu unsurların Ankara'nın stratejik ağırlığını artırdığı görüşünde.

Ancak Prof. Dr. Özgür Özdamar, Trump'ın İran politikasını siyasi mirasının önemli bir parçası olarak görmesi halinde Türkiye'den yeni taleplerde bulunabileceği uyarısında bulunuyor.

İran'a yönelik yeni askeri operasyonlar veya savaşın genişlemesi, Türkiye'nin güvenliğini ve ekonomik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir.

Buna karşılık diplomatik çözüm arayışlarının güçlenmesi, Ankara'nın arabuluculuk ve bölgesel koordinasyon rolünü öne çıkarabilir.

Güney Kafkasya'da Azerbaycan'a yönelik baskı artabilir

Demokratların Kongre'de güçlenmesinin Türkiye'yi dolaylı olarak etkileyebileceği bir başka bölge Güney Kafkasya.

Trump yönetimi, Azerbaycan ile Nahçıvan arasında Ermenistan üzerinden bağlantı kurulmasını hedefleyen Trump Uluslararası Barış ve Refah Rotası (TRIPP) girişimini destekliyor.

Ancak Kongre'deki Demokratların Ermenistan'ın güvenliği ve egemenliği konusunda daha katı bir yaklaşım benimsemesi bekleniyor.

Özellikle Azerbaycan'a yönelik Amerikan askeri yardımlarını sınırlayan 907. maddeye ilişkin muafiyetlerin yeniden tartışmaya açılması ihtimali bulunuyor.

Demokratların, Ermeni tutukluların serbest bırakılması ve Ermenistan'ın egemenliğine ilişkin güvenceler sağlanması gibi koşulları Bakü'ye yönelik yardımlarla ilişkilendirmesi mümkün.

Bu yaklaşımın TRIPP projesini tamamen ortadan kaldırması beklenmese de altyapı finansmanı ve güvenlik düzenlemelerini zorlaştırabileceği değerlendiriliyor.

Türkiye'nin Ermenistan ile normalleşme sürecini Azerbaycan ile yakın koordinasyon içinde yürütmesi nedeniyle Washington'un Bakü üzerindeki baskısı Ankara-Erivan ilişkilerini de etkileyebilir.

Böylece Demokratların Kongre'deki ağırlığı, Trump'ın Güney Kafkasya'da hızlandırmak istediği bölgesel normalleşme sürecini yavaşlatabilir.

Türkiye'deki demokrasi ve insan hakları dosyaları yeniden gündeme gelir mi?

Ara seçimlerin ardından Washington'un Türkiye'deki iç siyasi gelişmelere yaklaşımının değişip değişmeyeceği de tartışılıyor.

Trump yönetimi, Türkiye'de muhalif siyasetçilere, gazetecilere ve kanaat önderlerine yönelik soruşturmalar karşısında sessiz kalmakla eleştiriliyor.

Prof. Dr. Özgür Özdamar, Kongre'deki çoğunluk değişiminin bu yaklaşım üzerinde doğrudan ve büyük bir etki yaratmasını beklemiyor.

ABD'nin güvenlik ve stratejik çıkarlarını öncelediğini, Türkiye'nin iç siyasi gelişmelerine müdahil olmaktan genellikle kaçındığını belirtiyor.

Riccardo Gasco da benzer bir görüş dile getiriyor.

Gasco'ya göre Demokratlar Kongre'de güçlense bile Türkiye ile ilişkileri bozma pahasına iç siyasi konularda sert adımlar atmaya istekli olmayabilir.

Aslı Aydıntaşbaş ise farklı bir noktaya dikkat çekiyor.

Aydıntaşbaş'a göre Trump yönetimi insan hakları ihlallerine öncelik vermese de Demokratlar ve Avrupa'daki müttefikler bu konuları daha fazla önemsiyor.

Bu nedenle Ankara'nın hem Demokratlarla hem de Avrupalı ortaklarıyla ilişkilerini geliştirmek için insan hakları ve demokratikleşme alanlarında adımlar atması gerektiğini savunuyor.

Türkiye için yeni dönemin temel sorunu: Beyaz Saray ile Kongre arasındaki fark

ABD seçimlerinin ardından Türkiye-ABD ilişkilerinde birbirinden farklı iki eğilimin ortaya çıkması bekleniyor.

Bir tarafta Erdoğan ile Trump arasındaki doğrudan diplomatik temasların sürmesi, Suriye ve İran gibi bölgesel konularda stratejik iş birliğinin devam etmesi ve Türkiye'nin NATO içindeki öneminin korunması bulunuyor.

Diğer tarafta ise Demokratların kontrolündeki Kongre'nin savunma sanayii, yaptırımlar, insan hakları ve bölgesel güvenlik konularında daha fazla denetim uygulama ihtimali yer alıyor.

Uzman değerlendirmeleri, Ankara'nın özellikle F-35, CAATSA ve KAAN dosyalarında daha zorlu bir süreçle karşılaşabileceğine işaret ediyor.

Suriye konusunda iki ülke arasında gelişen iş birliğinin devam etmesi beklenirken, Güney Kafkasya'da Azerbaycan'a yönelik Amerikan baskısının artması Türkiye'nin bölgesel diplomasi hedeflerini zorlaştırabilir.

Türkiye açısından seçim sonrasındaki temel mesele, Beyaz Saray ile kurulan olumlu ilişkilerin Kongre ve diğer Amerikan kurumları nezdinde ne ölçüde somut sonuçlara dönüştürülebileceği olacak.

Derleyen: ParaAnaliz

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler