Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Piyasa

Wall Street rekorlarda tutunamadı: Petrol ve tahvil faizleri risk iştahını vurdu

Wall Street rekorlardan geriledi. Brent petrolün 100 dolar üzerinde kalması ve ABD 10 yıllık faizinin yüzde 5,365'e çıkması satışları tetikledi.

7 Ekim 2026

Wall Street rekorlarda tutunamadı: Petrol ve tahvil faizleri risk iştahını vurdu

Wall Street’in rekor serisi çarşamba günü sekteye uğradı. Brent petrolün 100 doların üzerinde kalması ve ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5,365 ile 2002’den bu yana en yüksek seviyesini görmesi, enflasyon ve Fed’in yeni faiz artırımları yapacağı endişesini güçlendirdi. Bankalar ve YZ bağlantılı teknoloji hisseleri satışların merkezinde yer aldı.

ABD borsaları, son dönemde art arda kırdığı rekorları korumakta zorlandı.

S&P 500 tarihi zirvesinden geri çekilirken Dow Jones Sanayi Endeksi yaklaşık 308 puan, yani yüzde 0,6 geriledi. S&P 500 yüzde 0,2, Nasdaq Composite ise yüzde 0,3 değer kaybetti.

Piyasadaki satışların merkezinde üç başlık yer aldı: Yüksek petrol fiyatları, 24 yılın zirvesine çıkan ABD tahvil faizleri ve Fed'in yıl sonuna kadar bir faiz artışı daha yapabileceğine ilişkin beklentiler.

Brent petrol yaklaşık 101 dolar, ABD tipi ham petrol ise 90 doların hemen altında işlem gördü.

İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gemilere yönelik saldırılarındaki artış, Ortadoğu'dan petrol akışının toparlanmasına rağmen enerji piyasalarındaki risk priminin yüksek kalmasına neden oluyor.

ABD 10 yıllık faizi yüzde 5,365'i gördü

Hisse senetleri açısından asıl baskı ise tahvil piyasasından geliyor.

ABD 10 yıllık Hazine tahvilinin getirisi çarşamba günü yüzde 5,365'e yükselerek Nisan 2002'den bu yana en yüksek seviyesini gördü.

30 yıllık tahvil getirisi de yüzde 5,732'ye çıkarak Mayıs 2002'den bu yana zirve yaptı.

Ancak gün içinde gerçekleştirilen 39 milyar dolarlık 10 yıllık tahvil ihalesine güçlü talep gelmesi piyasaları bir miktar rahatlattı.

İhalenin ardından 10 yıllık faiz gün içi zirvesinden geri çekilirken hisse senetleri de kayıplarının bir bölümünü telafi etti.

U.S. Bank Asset Management Sermaye Piyasaları Araştırma Başkanı Bill Merz, ihaledeki teklif-karşılama oranının ve dolaylı yatırımcı katılımının oldukça güçlü olduğunu belirterek, mevcut yüksek faiz seviyelerinde yatırımcı talebinin devam ettiğini söyledi.

Merz yine de tek bir güçlü ihalenin tahvil piyasasındaki daha geniş sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmediği uyarısında bulundu.

Fed tutanakları piyasayı rahatlatmadı

Fed'in eylül toplantısına ait tutanaklar da Wall Street üzerindeki baskıyı artırdı.

Eylül ayında yapılan faiz artışını Fed yetkililerinin tamamı desteklerken, üyelerin büyük bölümü enflasyonun yeniden güçlenmesi riskine karşı daha sıkı para politikasının gerekli olduğunu değerlendirdi.

Tutanaklar, yetkililerin çoğunun yıl sonuna kadar bir faiz artışını daha uygun gördüğünü ortaya koydu.

Ancak Fed, bunun 28 Ekim veya 9 Aralık toplantılarından hangisinde gerçekleşebileceğine ilişkin sinyal vermedi.

TradeStation'dan David Russell, mevcut para politikasının çok kısıtlayıcı olmadığını savunarak, “Bu yıl muhtemelen bir faiz artışı daha gelecek” değerlendirmesinde bulundu.

Russell'a göre enflasyonun hedefin üzerinde kalması ve ekonomik aktivitenin güçlü seyretmesi nedeniyle Fed'in temel önceliği fiyat istikrarı olmaya devam ediyor.

Tahvil piyasası Wall Street'e yeniden rakip oluyor

Küresel tahvil piyasalarındaki satış yalnızca Fed beklentilerinden kaynaklanmıyor.

Yatırımcılar yüksek enflasyon, artan kamu harcamaları ve özellikle YZ altyapısını finanse etmek için hızla büyüyen şirket borçlanmaları nedeniyle uzun vadeli tahvilleri tutmak için daha yüksek getiri talep ediyor.

Bank of America stratejisti Savita Subramanian'a göre tahviller, onlarca yıl sonra ilk kez hisse senetlerine gerçek anlamda rakip bir yatırım alternatifi haline geliyor.

Subramanian ayrıca yatırımcı iyimserliğinin çok yüksek seviyelere ulaşmasının, hisse senetlerini olumlu sürprizlerden çok hayal kırıklıklarına karşı hassas hale getirdiği uyarısında bulundu.

UBS Chief Investment Office'tan Ulrike Hoffmann-Burchardi ise Fed'in faiz artışlarına ara vermesinin tek başına uzun vadeli tahvil getirilerini aşağı çekmeye yetmeyebileceğini düşünüyor.

Hoffmann-Burchardi'ye göre maliye politikasında sıkılaşma olmadığı sürece getiri eğrisinin uzun vadeli sorununu çözebilmek için verimlilik artışının hızlanması ve reel borçlanma maliyetlerinin dönemsel olarak düşmesi gerekiyor.

Banka hisselerinde faiz baskısı

Tahvil faizlerindeki yükseliş özellikle banka hisselerini olumsuz etkiledi.

Yatırımcılar yüksek faizlerin kredi talebini ve ekonomik aktiviteyi baskılayabileceğinden endişe ediyor.

Goldman Sachs ve Citigroup hisseleri yaklaşık yüzde 2 gerilerken Bank of America, Wells Fargo ve JPMorgan yaklaşık yüzde 1 değer kaybetti.

Uzun vadeli faizlerin yükselmesi bankaların bazı faaliyetlerinden elde ettiği getiriyi artırabilse de kredi büyümesinin zayıflaması ve kredi riskinin yükselmesi ihtimali sektörde satışlara neden oluyor.

YZ hisseleri de yüksek faizden kaçamadı

Wall Street'teki ikinci önemli baskı noktası teknoloji sektörü oldu.

YZ yatırımlarının büyük ölçüde veri merkezleri, enerji altyapısı ve yüksek miktarda sermaye gerektirmesi, yükselen finansman maliyetlerini sektör açısından giderek daha önemli hale getiriyor.

CrowdStrike hisseleri yaklaşık yüzde 4, Palo Alto Networks yüzde 3'ten fazla, Meta Platforms ise yüzde 2'nin üzerinde değer kaybetti.

Horizon Investments Araştırma ve Kantitatif Stratejiler Başkanı Mike Dickson, mevcut faiz seviyelerinde şirket bilançolarının hata marjının daraldığını söyledi.

Dickson, güçlü şirket kârlarının piyasayı daha yukarı taşıyabileceğini ancak yüksek tahvil getirilerinin artık göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

En büyük risk: Enflasyon beklentilerinin kontrolden çıkması

Piyasanın temel sorusu, tahvil faizlerindeki yükselişin ne kadarının güçlü büyümeden, ne kadarının kalıcı enflasyon korkusundan kaynaklandığı.

Dickson'a göre enflasyon beklentileri şimdilik görece iyi çıpalanmış durumda.

Ancak ABD 10 yıllık tahvil faizindeki yükseliş enflasyon beklentilerinin kontrolden çıkmasından kaynaklanmaya başlarsa piyasalardaki hareket çok daha tehlikeli bir aşamaya geçebilir.

New York Fed'in son tüketici anketi bu açıdan dikkat çekici bir sinyal verdi. Bir yıllık enflasyon beklentisi eylül ayında yüzde 3,9'a çıkarak Mayıs 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Fransa riski de Avrupa tahvillerini tehdit ediyor

Yatırımcıların gündeminde yalnızca ABD tahvil piyasası yok.

Fransa'nın mali sorunları, Avrupa Merkez Bankası'nı Euro Bölgesi borç krizinden bu yana görülmeyen ölçekte yeni bir piyasa sınavıyla karşı karşıya bırakma riski taşıyor.

Fransa Maliye Bakanlığı ise mevcut tahvil ihraç stratejisinde herhangi bir değişikliğe gidilmeyeceğini açıkladı.

Küresel tahvil yatırımcılarının artan bütçe açıkları ve kamu borcu konusunda giderek daha yüksek risk primi talep etmesi, Avrupa piyasaları açısından da önemli bir tehdit oluşturuyor.

Wall Street için yeni denklem: Petrol + Fed + tahvil faizleri

Wall Street'teki son geri çekilme henüz büyük bir satış dalgasına dönüşmüş değil.

Ancak piyasaların karşı karşıya olduğu denklem giderek zorlaşıyor.

Brent petrolün 100 dolar civarında kalması enflasyon riskini canlı tutuyor. Fed yıl sonuna kadar yeni bir faiz artışına hazırlanıyor. ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,3'ün üzerinde seyrediyor. Aynı zamanda YZ yatırımlarını finanse etmek için şirketlerin borçlanma ihtiyacı hızla büyüyor.

Bu ortamda tahviller, uzun yıllardan sonra ilk kez hisse senetlerine ciddi bir alternatif oluşturuyor.

Wall Street açısından kritik soru artık yalnızca şirket kârlarının büyüyüp büyümeyeceği değil.

Yatırımcıların hisse senetlerinde kalmak için yüzde 5'in üzerinde risksiz tahvil getirisine karşı ne kadar ek getiri talep edeceği de piyasanın yönünü belirleyecek.

CNBC, Bloomberg

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş