Soğuk kışa hazırlanın: Yakıt kıtlığı başgösterdi
İran enerji şokunun ikinci perdesinde risk büyüyor. Petrol stokları erirken dizel 200 doları aştı, doğalgaz yükseldi ve dünya zorlu bir kışa hazırlanıyor.
19 Eylül 2026

İran savaşının ilk enerji şokunu beklenenden daha rahat atlatan dünya ekonomisi, sonbahar ve kış aylarına çok daha kırılgan giriyor. Petrol 100 doların üzerine çıkarken dizel ve doğalgaz fiyatları hızla yükseliyor, rafineri kapasitesi daralıyor ve küresel stoklar eriyor. Uzmanlar asıl tehlikenin ham petrol kıtlığından değil, rafine yakıt yetersizliğinden ve krizin beklenenden çok daha uzun sürmesinden kaynaklanabileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel ekonomi yılın ilk enerji şokunu geride bırakmaya hazırlanırken tablo yeniden kötüleşiyor.
Ham petrol fiyatı eylül ayında 100 doların üzerine çıkarken ABD, Avrupa Birliği ve İngiltere'de enflasyon baskıları yeniden güçleniyor. Suriye'den Guatemala'ya kadar çeşitli ülkelerde yüksek yakıt fiyatlarına karşı protestolar görülürken Hindistan ve Filipinler enerji tasarrufuna yönelik acil önlemler aldı.
Yaz aylarında ise çok farklı bir hava hakimdi.
ABD ile İran haziran ayında kırılgan ateşkesi uzatan ve dünyanın en önemli petrol geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'nı yeniden açan bir anlaşmaya varmıştı. Bu sayede Körfez'de sıkışan 130'dan fazla tanker bölgeden çıkarak petrolünü dünya piyasalarına ulaştırabilmişti.
Ancak anlaşma kısa süre sonra çöktü. İran savaşının hızlı biçimde sona ereceğine yönelik beklentiler zayıflarken Rusya-Ukrayna savaşı da enerji piyasalarındaki baskıyı artırıyor.
RSM US Başekonomisti Joe Brusuelas dünyanın artık “petrol şoku 2.0” dönemine girdiğini düşünüyor.
Brusuelas'a göre merkez bankaları enflasyonu yeniden kontrol altına almak istiyorsa küresel ekonomiyi yavaşlatmak zorunda kalabilir.
Ancak yeni enerji krizinin dinamikleri geçmiş petrol şoklarından oldukça farklı.
1- Ekonomistler ilk şok konusunda fazla kötümserdi; şimdi risk tersine döndü
İran savaşının ilk aylarında dünya ekonomisinin çok daha sert bir darbe alacağı tahmin ediliyordu.
Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol mart ayında İran savaşının yol açtığı petrol ve doğalgaz kaybını değerlendirirken dünyanın “tarihin en büyük küresel enerji güvenliği tehdidiyle” karşı karşıya olduğunu söylemişti.
Ancak ilk korkular gerçekleşmedi.
Dünya ekonomisi savaşın ilk aylarında beklenenden daha dirençli çıktı.
Bunda birkaç faktör belirleyici oldu.
Stratejik rezervlerden koordineli biçimde 400 milyon varil petrol piyasaya sürüldü. Çin ham petrol alımlarını azalttı. Küresel tanker ve ticaret sistemi ise arz şokuna beklenenden daha iyi uyum sağladı.
Capital Economics hesaplamalarına göre dünya ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde ilk çeyrektekiyle aynı yıllıklandırılmış büyüme hızını korudu. Ancak hesaplamalar Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ın da aralarında bulunduğu altı Körfez İşbirliği Konseyi ülkesini kapsamıyor.
BNP Paribas Başekonomisti Isabelle Mateos y Lago bu dayanıklılığı iki büyük güç arasındaki bir “halat çekme” mücadelesine benzetiyor.
Bir tarafta enerji krizi ekonomiyi aşağı çekiyor.
Diğer tarafta ise veri merkezleri ve YZ yatırımlarındaki büyük sermaye harcamaları büyümeyi destekliyor.
Ancak bu dengenin sürdürülebilirliği artık sorgulanıyor.
Merkez bankaları frene basıyor
Enerji şokunun enflasyon üzerindeki etkileri giderek daha belirgin hale geliyor.
Fed bu hafta 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırdı.
Avrupa Merkez Bankası ise geçen hafta faizleri savaşın başlamasından bu yana ikinci kez yükseltirken enflasyon açısından yukarı, ekonomik büyüme açısından aşağı yönlü risklere dikkat çekti.
Japonya Merkez Bankası da cuma günü politika faizini 31 yılın en yüksek seviyesine çıkardı.
Capital Economics'ten Neil Shearing'e göre petrol fiyatlarının önümüzdeki altı ay boyunca 110-120 dolar aralığında kalması halinde küresel büyüme yaklaşık %2'ye kadar gerileyebilir.
Geçen yıl dünya ekonomisi %3,5 büyümüştü.
Shearing bu senaryonun ekonomik açıdan “oldukça resesyonist hissettirmeye başlayacağını” söylüyor.
Bununla birlikte büyümenin yavaşlaması enerji talebini de azaltacağından, aynı mekanizma petrol fiyatlarının ne kadar yükselebileceğine doğal bir sınır getirebilir.
2- Asıl kriz petrolde değil, yakıtta
Yeni enerji şokunun belki de en önemli özelliği burada ortaya çıkıyor.
Tüketiciler ham petrol satın almıyor.
Benzin, dizel ve jet yakıtı satın alıyor.
Enflasyona doğrudan yansıyan da ham petrol fiyatından çok bu ürünlerin fiyatı.
İran savaşı sırasında rafine yakıt piyasaları ham petrol piyasasından çok daha sıkışık hale geldi.
Bunun iki temel nedeni var: Dünyanın petrolü yakıta dönüştürecek yeterli rafineri kapasitesine sahip olmaması ve üretilen yakıtın ihtiyaç duyulan bölgelere taşınmasının giderek pahalılaşması.
Vitol'ün Orta Doğu'daki petrol ticaretinin başındaki Tom Baker daha haziran ayında, ham petrol fiyatları gerilerken bile yılın geri kalanı için rafine ürünlerde karamsar bir tablo çizmişti.
Sonraki aylarda bu riskler daha da büyüdü.
Rus rafinerilerinde üretim %30 düştü
Çin'in bağımsız rafinerileri haziran ayında hükümetin ihracat yasağı sonrasında üretimi dokuz yılın en düşük seviyesine çekti.
Rusya'da ise Ukrayna'nın rafinerilere yönelik uzun süreli insansız hava aracı saldırıları üretimi ciddi biçimde etkiledi.
Kaynağa göre dünyanın ABD ve Çin'den sonra üçüncü büyük rafineri sektörüne sahip Rusya'da üretim son bir yılda %30 azalarak 20 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine geriledi.
Ukrayna, Rusya'nın en büyük 32 rafinerisinin dördü dışında tamamını vurdu. Saldırılardan etkilenmeyen dört tesisin tamamı Doğu Sibirya'da bulunuyor.
Orta Doğu'daki dev rafinerilerden yapılan dizel ihracatı da ağustos ayında savaş öncesi seviyenin yalnızca dörtte birine düştü.
Dünya rafinerileri yüksek kapasiteyle çalışmasına rağmen kaybı telafi edemedi.
IEA verilerine göre küresel rafine yakıt üretimi ağustos ayında bir yıl öncesine göre günde 4 milyon varilden fazla azaldı.
Dizel 200 doları geçti
Sonuç akaryakıt piyasalarında çok daha sert bir fiyat şoku oldu.
ABD ve Avrupa'da dizelin varil fiyatı bu ay 200 doların üzerine çıktı.
ABD'de dizelin galon fiyatı ise ilk kez 6 doları aşarak savaş öncesi seviyenin neredeyse iki katına ulaştı.
Dizel yalnızca karayolu taşımacılığı açısından değil, kış aylarında ısınma için de kritik öneme sahip.
Ürün, küresel petrol talebinin yaklaşık üçte birini oluşturuyor.
Riskler bununla da sınırlı değil.
Çin yaz aylarında rafinerilerin yeniden yakıt ihraç etmesine izin vermişti. Ancak ülkenin yurtiçi yakıt stoklarının düşmesi nedeniyle Pekin'in yeniden ihracat yasağı getirebileceği konuşuluyor.
Böyle bir karar küresel yakıt fiyatları üzerindeki baskıyı daha da artırabilir.
3- Bu, 1970'lerdeki petrol şokunun tekrarı değil
Bugünkü kriz ağır olsa da tarihsel petrol şoklarından önemli ölçüde farklı.
Brent petrolün tarihi nominal rekoru 2008 yılında görülen 147,50 dolar.
Enflasyona göre bugünkü parayla bu fiyat yaklaşık 230 dolara karşılık geliyor.
Petrol 2011 ve 2012 yıllarında ortalama 110 doların üzerinde işlem görmüştü. Bugünkü parayla bunun karşılığı yaklaşık 165 dolar.
1973-74 petrol krizinde ise Arap üreticilerin Batı'nın İsrail'e desteğine karşı uyguladığı ambargo sonucunda fiyatlar yaklaşık dört katına çıkmıştı.
Bugünkü fiyat artışı henüz bu ölçekte değil.
Ayrıca küresel petrol üretimi artık Orta Doğu'da geçmişe kıyasla daha az yoğunlaşmış durumda.
ABD dünyanın en büyük petrol üreticisi konumunda. Kanada, Brezilya, Guyana ve Venezuela da İran krizi sırasında üretimlerini artırdı.
Dünya ekonomisi petrole eskisi kadar bağımlı değil
Daha da önemlisi, petrolün küresel ekonomi içindeki ağırlığı son yarım yüzyılda önemli ölçüde azaldı.
Petrolün dünya enerji talebindeki payı yaklaşık 50 yıl önceki %46'lık zirvesinden %30'un altına geriledi.
Aynı zamanda bir birim GSYH üretmek için gereken enerji miktarı 1990'dan bu yana üçte birden fazla azaldı.
Oxford Economics Küresel Makroekonomik Araştırmalar Başkanı Ben May'e göre İran savaşının enflasyon üzerindeki etkisinin şimdiye kadar sınırlı kalmasının nedenlerinden biri, krize görece elverişli petrol arz koşullarıyla girilmesi oldu.
Küresel talep de savaş başladığında güçlü ancak aşırı değildi.
1970'lerden farklı olarak dünyanın elinde stratejik petrol rezervleri, gelişmiş LNG altyapısı ve binlerce tankerin sürekli rota değiştirebildiği son derece gelişmiş bir küresel enerji ticaret sistemi bulunuyor.
Ancak tüketici davranışları değişmeye başladı
Yine de yüksek enerji fiyatları ekonomik davranışları değiştirmeye başladı.
Avrupa ve Asya'da elektrikli araç satışları hızlandı.
Çin'deki petrokimya tesisleri son yedi ayda üretimi azalttı.
Havayolları daha az kârlı bazı uçuşlarını iptal ederken Asya ülkeleri doğalgaz yerine kömür dahil alternatif yakıtlara yönelmeye başladı.
Doğalgaz fiyatları da savaşın başlangıcından bu yana %160 yükseldi.
Üstelik Avrupa kış mevsimine normal dönemlerde sahip olduğu yedek stoklardan daha zayıf giriyor.
Bu nedenle petrol piyasasındaki göreli rahatlık, doğalgaz ve rafine yakıt piyasalarındaki kırılganlığı gizleyebilir.
4- Krizin en ağır faturası yoksul ülkelere çıkıyor
Enerji krizinin küresel etkisi ülkeler arasında son derece eşitsiz dağılıyor.
Suriye'de hükümetin dizel fiyatlarını %40, benzin fiyatlarını ise yaklaşık %30 artırmasının ardından protestolar başladı.
Hükümet zamları küresel tedarik maliyetlerindeki olağanüstü yükselişle gerekçelendirdi.
Bangladeş ve Pakistan doğalgaz ithal etmekte zorlanıyor.
Hindistan'da LPG tüplerinin tükenmesi nedeniyle bazı restoranlar kapanmak zorunda kaldı.
Filipinler ise ulusal acil durum ilan ederek evden çalışma uygulamasını zorunlu hale getirdi.
IEA'ya göre enerji krizine karşı hükümetlerin en yaygın tepkisi tüketiciyi fiyat artışlarından korumak oldu.
94 ülke vergileri düşürdü, enerji fiyatlarını sınırladı veya yakıt sübvansiyonu uygulamaya başladı.
Bu politikalar toplumsal huzursuzluğu şimdiye kadar sınırlamış olsa da kamu bütçelerine ağır maliyet getiriyor.
Küçük ülkeler yakıt bulamama riskiyle karşı karşıya
Sorun yalnızca yüksek fiyat değil.
Özellikle uzun ve karmaşık tedarik zincirlerinin sonunda bulunan küçük ve yoksul ülkeler, ihtiyaç duydukları petrol, doğalgaz veya rafine yakıtı hiçbir fiyattan bulamama riskiyle karşı karşıya.
Bir enerji traderı durumu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki kapasite farkıyla açıklıyor.
Zengin ülkeler alternatif tedarik kanalları bulmak, stok yapmak ve lojistik sorunlara çözüm üretmek konusunda çok daha fazla finansal ve kurumsal kapasiteye sahip.
Yoksul ülkeler ise aynı esnekliğe sahip değil.
IMF enerji krizi nedeniyle aralarında Zambiya, Fas, Mısır ve Tunus'un bulunduğu bazı petrol ithalatçılarının büyüme tahminlerini aşağı çekti.
Buna karşılık Nijerya, Angola ve Cezayir gibi büyük enerji ihracatçıları için büyüme tahminleri yükseltildi.
Batı dünyası henüz tüketimi ciddi biçimde kısmadı
Şimdiye kadar yüksek enerji fiyatlarının Batılı tüketicilerin davranışları üzerindeki etkisi şaşırtıcı biçimde sınırlı kaldı.
Avrupa, tarihinin en yoğun yaz hava trafiği dönemlerinden birini yaşadı.
Eurocontrol verilerine göre haziran-ağustos döneminde Avrupa'da günlük ortalama uçuş sayısı yaklaşık 36 bine ulaşarak geçen yılın aynı döneminin %2,4 üzerine çıktı.
ABD'de de haziran ve temmuz aylarında sürücüler geçen yılın aynı aylarına kıyasla daha fazla kilometre yaptı.
ABD'de benzin vergilerinin daha düşük olması nedeniyle pompa fiyatları Avrupa'nın altında kalmaya devam ediyor.
Ancak bazı eyaletlerde galon başına fiyatın 5 dolara ulaşması, tüketici üzerindeki baskının giderek arttığını gösteriyor.
5- Petrol sektörünün kendisi de ne olacağını bilmiyor
Yeni enerji krizinin belki de en tehlikeli unsurlarından biri piyasanın ne kadar petrol kaldığını tam olarak bilmemesi.
Enerji şirketleri aylardır yaklaşan sıkışıklık konusunda uyarıda bulunuyor ancak fiyatların nereye gideceği konusunda tahmin yapmaktan kaçınıyor.
Bunun nedeni yalnızca jeopolitik belirsizlik değil.
Sektörün elinde küresel petrol stokları ve gerçek zamanlı tüketim konusunda yeterli veri bulunmuyor.
Savaş başladığında dünya petrol ve doğalgaz arzının yaklaşık beşte biri piyasadan çekilmişti. Birçok enerji şirketi bunun fiyatları çok daha hızlı yükselteceğini tahmin etmişti.
Ancak yatırımcılar yedi aylık savaş boyunca Beyaz Saray'dan zaman zaman gelen barış anlaşmasının yakın olduğuna ilişkin açıklamaların da etkisiyle petrol pozisyonlarını defalarca azalttı.
Sonuç, son derece oynak bir piyasa oldu.
Çin enerji piyasasının “kara kutusu”
ABD petrol stoklarına ilişkin haftalık veri yayımlıyor.
Birçok ülke ise verilerini yalnızca aylık açıklıyor.
Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin ise düzenli stok verisi yayımlamıyor.
Oliver Wyman enerji ortağı Tommy Inglesby'e göre küresel petrol piyasasındaki en büyük “kara kutu” Çin.
Çin daha önce stratejik ve ticari stoklarını büyütürken bu yıl petrol ithalatını aniden azalttı.
Piyasa oyuncuları veri eksikliğini tanker hareketlerini takip ederek, rafinerilerin çalışma oranlarını inceleyerek ve uydu görüntüleriyle yer üstündeki depolama tanklarının doluluk oranlarını tahmin ederek kapatmaya çalışıyor.
Ancak bunların hiçbiri eksiksiz bir tablo sunmuyor.
Küresel stoklardan 507 milyon varil eksildi
IEA'nın tahminleri enerji krizinin ne kadar uzun süre mevcut stoklarla yönetilebileceğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
Ajansa göre savaşın başlamasından bu yana dünyadaki gözlemlenebilir petrol stokları 507 milyon varil azaldı.
Bu, günlük ortalama yaklaşık 3 milyon varillik stok erimesi anlamına geliyor.
Ancak petrolün tamamı gözlemlenemiyor.
Yeraltında depolanan rezervlerin önemli bir bölümünün büyüklüğünü gerçek zamanlı olarak ölçmek mümkün değil.
Bu nedenle piyasa, rafinerileri çalıştırmak için stoklardan ne kadar petrol çekildiğini ve mevcut sistemin arz kesintisini daha ne kadar karşılayabileceğini kesin olarak bilmiyor.
HSBC'nin bu hafta sorduğu soru enerji piyasasındaki belirsizliği özetliyor:
“Rezervler ne kadar zamanda tankların dibine yaklaşacak?”
Bankaya göre yanıt hâlâ son derece belirsiz.
Kış yaklaşırken risk büyüyor
Morgan Stanley Başekonomisti Seth Carpenter'a göre ham petrol fiyatları henüz 2022'de görülen 120 doların üzerindeki seviyelere ulaşmadı.
Ancak krizin uzaması ekonomistleri büyüme ve enflasyon tahminlerini yeniden gözden geçirmek zorunda bırakabilir.
Carpenter'ın sorusu basit:
“Artık ekonomiyi gerçekten ısırmaya başlayacak mı?”
Yanıtı ise net:
“Neredeyse kesinlikle.”
İran enerji krizinin ilk aşamasında stratejik rezervler, alternatif üreticiler, küresel tanker filosu ve zayıflayan Çin talebi dünyanın büyük bir enerji şokundan kaçınmasını sağladı.
Ancak ikinci aşamada koşullar değişiyor.
Petrol stokları azalıyor, rafineri kapasitesi daralıyor, dizel fiyatları rekor seviyelere çıkıyor, doğalgaz pahalanıyor ve Kuzey Yarımküre kışa yaklaşıyor.
Bu nedenle yeni enerji şokunun asıl riski petrolün 1970'lerdeki gibi aniden dört katına çıkması olmayabilir.
Daha büyük tehlike, aylar boyunca süren yüksek enerji fiyatlarının enflasyonu yeniden beslemesi, merkez bankalarını daha fazla faiz artırımına zorlaması ve zaten yavaşlayan küresel ekonomiyi giderek daha fazla sıkıştırması olabilir.
FT
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




