Dolar/TL49,69
0.07%
Euro/TL55,67
0.15%
Gram Altın6.402,74
1.36%
BIST 10011.116,99
0.92%
Brent Petrol$111,70
2.80%
Gümüş/Ons$53,95
1.92%
Gedik Yatırım
Gelişmekte Olan Piyasalar

Küresel Tahvil Piyasasında Dengeler Değişiyor: Yatırımcılar ABD'den Gelişen Ülkelere Yöneliyor

Geçmişte ABD faizlerindeki yükseliş gelişen ülkelerden sermaye çıkışını tetiklerken, bugün yatırımcılar gelişmiş ekonomilerin kamu borcu sorunlarından korunmak amacıyla gelişen ülke tahvillerine yöneliyor

25 Ekim 2026

Küresel Tahvil Piyasasında Dengeler Değişiyor: Yatırımcılar ABD'den Gelişen Ülkelere Yöneliyor

ABD ve Avrupa'da artan kamu borçları ile bütçe açıkları, küresel tahvil piyasasında alışılmış yatırım tercihlerini değiştiriyor. ABD tahvil faizlerinin yüzde 5'i aşmasına rağmen gelişmekte olan ülke tahvilleri güçlü performansını koruyor. JPMorgan Asset Management, Generali ve Ninety One gibi büyük yatırım kuruluşları gelişen piyasa borçlanma araçlarındaki pozisyonlarını artırırken, bu tahvillerin geçen yılın başından bu yana ABD Hazine tahvillerinin yaklaşık dört katı getiri sağlaması dikkat çekiyor.

ABD Tahvil Faizleri Yükseliyor, Gelişen Piyasalar Güçleniyor

Küresel tahvil piyasalarında uzun yıllardır geçerli olan yatırım davranışları değişmeye başladı.

Geçmişte ABD Hazine tahvillerinin getirileri yükseldiğinde, yatırımcılar gelişmekte olan ülkelerin tahvil ve hisse senedi piyasalarından hızla çıkıyordu. ABD'de para politikasının sıkılaşması ve doların güçlenmesi, gelişen piyasalar için ciddi sermaye çıkışı riski anlamına geliyordu.

Ancak bu kez farklı bir tablo ortaya çıkıyor.

ABD tahvil faizlerinin büyük bölümünün yüzde 5'in üzerine çıkmasına ve Avrupa'da yeni bir borç krizi endişesinin gündeme gelmesine rağmen, gelişmekte olan ülke varlıklarına yatırımcı ilgisi sürüyor.

Bank of America'nın EPFR Global verilerine dayanan araştırmasına göre, gelişmekte olan ülke tahvil fonlarına 12 hafta üst üste net para girişi gerçekleşti.

Banka tarafından ekim ayında gerçekleştirilen yatırımcı anketinde de gelişmekte olan ülke hisseleri en fazla tercih edilen yatırım temaları arasında yer aldı.

Üstelik gelişen ülke tahvilleri, geçen yılın başından bu yana ABD Hazine tahvillerinin yaklaşık dört katı getiri sağladı.

Asıl Risk Artık Gelişmiş Ülkelerin Kamu Borçlarında mı?

Bu değişimin arkasındaki temel neden, küresel borç piyasalarında risk algısının yeniden şekillenmesi.

Yatırımcılar artık yalnızca gelişmekte olan ülkelerin borç ödeme kapasitelerini sorgulamıyor. ABD, Avrupa ve Japonya gibi gelişmiş ekonomilerin hızla büyüyen kamu borçları ve yüksek bütçe açıkları da giderek daha fazla endişe yaratıyor.

Özellikle ABD'de yükselen tahvil faizleri, yalnızca enflasyon ve para politikası beklentilerini değil, federal hükümetin borçlanma ihtiyacına ilişkin kaygıları da yansıtıyor.

Avrupa'da ise Fransa'nın kamu maliyesine ilişkin sorunlar yatırımcıların dikkatini çekiyor.

Buna karşılık birçok gelişmekte olan ekonomi, son yıllarda kamu maliyesini güçlendiren ve dış finansman kırılganlıklarını azaltan politikalar uyguladı.

UBS stratejistlerine göre gelişmekte olan ülkelerin ortalama bütçe açıkları, gelişmiş ekonomilerdekinden daha düşük.

Ayrıca birçok ülke, dış borçlanmada dolar bağımlılığını azaltarak kendi para birimi cinsinden borçlanmanın payını artırdı.

Bu gelişme, doların değer kazandığı dönemlerde ortaya çıkan kur ve borç çevirme risklerini sınırlıyor.

JPMorgan: Gelişen Piyasalarda Yeterince Yatırım Yok

Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketlerinden JPMorgan Asset Management, gelişmekte olan ülke tahvillerine ilişkin iyimserliğini koruyor.

Şirketin sabit getirili yatırımlardan sorumlu yatırım direktörü Iain Stealey, Londra'da düzenlenen bir yatırımcı konferansında, küresel portföylerde gelişmekte olan piyasalara yeterince yer verilmediğini söyledi.

Stealey, gelişen piyasaları JPMorgan'ın 4,3 trilyon dolarlık varlık yönetimi faaliyetleri kapsamında en olumlu değerlendirdiği yatırım alanlarından biri olarak tanımladı.

Şirketin bu piyasalara sermaye yönlendirmeye devam edeceğini belirtti.

Stealey'e göre gelişmekte olan ülke hisse senedi ve tahvil endekslerinin bu yıl gelişmiş piyasalardan daha iyi performans göstermesi, yükseliş potansiyelinin tükendiği anlamına gelmiyor.

Tam tersine, yatırımcıların gelişmiş ülke devlet tahvillerinden uzaklaşmanın yollarını araması, gelişen piyasalara yönelik talebi destekleyebilir.

Bu eğilim, gelişmekte olan ülke tahvillerinin ABD Hazine tahvillerine göre sunduğu ek getiri priminin, ABD tahvil piyasasındaki satışlara rağmen neden önemli ölçüde yükselmediğini de açıklıyor.

Gelişen Ülke Tahvilleri Artık ABD Tahvillerine Göre Değerlendirilmiyor

Küresel yatırımcıların yaklaşımındaki bir diğer önemli değişim, gelişmekte olan ülke tahvillerinin fiyatlanmasında görülüyor.

Geçmişte yatırımcılar bu tahvilleri büyük ölçüde ABD Hazine tahvillerine göre sundukları ek getiri üzerinden değerlendiriyordu.

ABD tahvil getirileri yükseldiğinde, gelişen ülke tahvillerinin cazibesini koruyabilmesi için daha yüksek risk primi sunması bekleniyordu.

Ancak bu ilişki zayıflıyor.

Ninety One Asset Management'ın sabit getirili yatırımlardan sorumlu eş yatırım direktörü Peter Kent, şirketin son 18 ayda başarılı olmasının nedenlerinden birinin ABD Hazine tahvillerini temel değerleme ölçütü olarak kullanmaması olduğunu söyledi.

Kent'e göre yalnızca ABD tahvil getirileriyle karşılaştırma yapan yatırımcılar, gelişen ülke tahvillerinin risk primleri daraldığı için yaklaşık sekiz ay önce alımları durdurmuş olacaktı.

Ninety One ise kısa süre önce gelişmekte olan ülke tahvillerindeki pozisyonlarını artırdı.

Bu yaklaşım, yatırımcıların artık gelişen ekonomilerin mali dengelerine, büyüme performanslarına, para politikalarına ve borç ödeme kapasitelerine daha fazla önem verdiğini gösteriyor.

Generali: Gelişen Ülkelerin Kredi Notları İyileşiyor

Generali Asset Management'ın küresel gelişen piyasalar stratejisti Guillaume Tresca da gelişmekte olan ekonomilerin mali yapılarının güçlendiğine dikkat çekti.

Tresca'ya göre gelişen ülkelerin genel kredi notu görünümünde belirgin bir iyileşme eğilimi bulunuyor.

Buna karşılık Fransa gibi gelişmiş ekonomilerin kamu maliyesi konusunda giderek daha fazla soru işareti ortaya çıkıyor.

Bu ayrışma, uluslararası yatırımcıların risk değerlendirmelerini değiştiriyor.

Geçmişte gelişmiş ülke devlet tahvilleri neredeyse otomatik olarak güvenli liman kabul edilirken, artık bazı gelişen ekonomilerin borçlanma araçları daha sağlam mali temellere sahip alternatifler olarak görülüyor.

Erken Faiz Artıran Merkez Bankaları Avantaj Sağladı

Gelişmekte olan ülkelerin dayanıklılığında para politikası da önemli rol oynuyor.

Aberdeen Investments'tan Milana Muratova'ya göre birçok gelişen ülke merkez bankası, enflasyonla mücadeleye gelişmiş ekonomilerden daha erken başladı ve daha sert faiz artırımları gerçekleştirdi.

Bu yaklaşım, enflasyondan arındırılmış tahvil getirilerinin görece yüksek kalmasını sağladı.

Yüksek reel faizler, hem yerel para birimi cinsinden tahvillere hem de gelişen ülke para birimlerine destek verdi.

Muratova, doların güçlenmesinin gelişen ülke para birimleri için hâlâ risk oluşturduğunu kabul etmekle birlikte, ülkelerin kendi ekonomik temellerinin artık daha belirleyici hale geldiğini vurguladı.

Başka bir ifadeyle, gelişen piyasaların tamamı doların yükselişine aynı şekilde tepki vermiyor.

Mali disiplini güçlü, enflasyonla mücadelede başarılı ve dış finansman ihtiyacı sınırlı ülkeler, küresel faiz şoklarına karşı daha dayanıklı kalabiliyor.

Ancak Bütün Gelişen Piyasalar Aynı Derecede Güçlü Değil

Gelişmekte olan ülke tahvillerindeki yükseliş, bütün ekonomilerin risklerden uzak olduğu anlamına gelmiyor.

Bazı ülkelerde finansman koşulları hâlâ oldukça kırılgan.

Hindistan, para birimini desteklemek amacıyla olağanüstü önlemler uygulamak zorunda kaldı.

Mozambik, Sri Lanka ve Ekvador gibi ülkelerde ise dolar cinsinden borçlanma maliyetleri yüzde 10 seviyesine yaklaştı.

Bu durum, yatırımcıların gelişen piyasalar arasında daha seçici davranmasını gerektiriyor.

VanEck'in aktif gelişen piyasa borç yatırımları yöneticisi Eric Fine, Hindistan, Filipinler ve Tayland'da yerel para birimi cinsinden tahvil getirilerinin yeterince cazip olmadığını düşünüyor.

Fine, bunun yerine Venezuela, Ekvador, Bolivya, Nijerya ve Gana gibi daha riskli ülkelerin yüksek getirili dolar tahvillerini tercih ediyor.

Bu strateji daha yüksek getiri potansiyeli sunsa da kredi riski, likidite sorunları ve borç yeniden yapılandırması olasılığı gibi önemli tehlikeler barındırıyor.

Dolayısıyla gelişmekte olan ülke tahvillerindeki olumlu genel görünüm, ülke bazında risk analizinin önemini ortadan kaldırmıyor.

State Street: Gelişen Piyasaların Dayanıklılığı Dikkat Çekici

State Street Global Advisors kıdemli yatırım stratejisti Desmond Lawrence, gelişmekte olan ülke tahvillerinin güçlü performansını farklı bir yapısal nedene bağlıyor.

Lawrence'a göre gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ekonomilere kıyasla daha sınırlı borçlanma kapasitesine sahip olması, geçmişte kamu borcunun kontrolsüz biçimde büyümesini engelledi.

Gelişmiş ülkeler ise daha düşük finansman maliyetleri ve uluslararası rezerv para avantajlarından yararlanarak çok daha yüksek borç stokları oluşturabildi.

Şimdi bu durum, tahvil piyasalarında gelişen ülkeler lehine bir ayrışma yaratıyor.

Lawrence, küresel borç piyasalarının dinamiklerinin değiştiğini ve gelişen ülke tahvillerinin önümüzdeki birkaç çeyrekte yatırımcı portföylerini destekleyebilecek bir varlık sınıfı olduğunu belirtti.

Gelişen piyasaların gösterdiği dayanıklılığı dikkat çekici olarak nitelendirdi.

Piyasaların Gündeminde Hangi Gelişmeler Var?

Önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülke varlıklarının performansını etkileyebilecek önemli siyasi ve ekonomik gelişmeler bulunuyor.

  • Brezilya ve İsrail seçimleri: Siyasi gelişmelerin piyasa beklentilerine etkisi izlenecek.

  • Çin, Güney Kore ve Hindistan: Eylül ayı sanayi üretimi verileri ekonomik faaliyetin seyrine ilişkin sinyal verecek.

  • Güney Kore ve Tayvan: Üçüncü çeyrek büyüme verileri açıklanacak.

  • Merkez bankaları: Tayland, Pakistan, Mısır, Ukrayna ve Kolombiya'daki faiz kararları takip edilecek.

Bu gelişmelerin yanı sıra ABD tahvil getirileri, doların yönü ve küresel risk iştahı da önemini koruyor.

Gelişen Piyasalar İçin Yeni Bir Dönem mi Başlıyor?

Küresel tahvil piyasasında ortaya çıkan tablo, gelişmekte olan ekonomilere yönelik geleneksel risk algısının değişmeye başladığını gösteriyor.

Geçmişte ABD faizlerindeki yükseliş gelişen ülkelerden sermaye çıkışını tetiklerken, bugün yatırımcılar gelişmiş ekonomilerin kamu borcu sorunlarından korunmak amacıyla gelişen ülke tahvillerine yöneliyor.

Ancak bu eğilimin kalıcı olup olmayacağı, gelişmekte olan ülkelerin mali disiplinlerini koruyabilmelerine, enflasyonu kontrol altında tutmalarına ve dış finansman risklerini yönetmelerine bağlı.

Gelişen piyasaların en önemli avantajı artık yalnızca yüksek faiz sunmaları değil; bazı gelişmiş ekonomilere kıyasla daha sağlıklı kamu maliyesi göstergelerine sahip olmaları.

Bu nedenle küresel tahvil yatırımcıları açısından yeni dönemin temel sorusu, hangi gelişen ülkenin en yüksek faizi verdiğinden çok, hangi ülkenin bu getiriyi sürdürülebilir ekonomik temellerle destekleyebildiği olabilir.

Bloomberg

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler