İsrail’de Eisenkot Dönemi Türkiye ile Buzları Eritir mi?
Gadi Eisenkot’un İsrail’de iktidara gelmesi Gazze politikasını kökten değiştirmeyebilir, ancak Türkiye ile ilişkilerde yeni bir diyalog kapısı açabilir.
8 Eylül 2026

İsrail’de yaklaşan seçimler yalnızca Benjamin Netanyahu’nun siyasi geleceğini değil, ülkenin bölgeyle ilişkilerini de değiştirebilir. Anketlerde Netanyahu’nun Likud’unun önüne geçen eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un başbakan olması, İsrail’in Gazze, Suriye, Lübnan veya İran politikalarında köklü bir dönüşüm anlamına gelmeyebilir. Ancak daha pragmatik bir üslup ve diyaloga açık bir hükümet, tarihinin en gergin dönemlerinden birini yaşayan Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir pencere açabilir.
Bazen lider değişikliği, dış politikada yön değiştirmek için gerekli alanı yaratabilir. İsrail’de bu ihtimal, ilk bakışta beklenmedik bir isim üzerinden ortaya çıkıyor: Hayatının büyük bölümünü savaşa hazırlanarak geçirmiş eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot.
Eisenkot kesinlikle bir “barış güvercini” değil. Ancak emekli generalin başbakan olması halinde, Benjamin Netanyahu’ya kıyasla İsrail’in giderek bozulan dış ilişkilerine daha pragmatik yaklaşabileceği değerlendiriliyor.
Dünya başkentlerinden bakıldığında Netanyahu, İsrail’in bölgesel bir açılıma yönelmesinin ve yeniden diyalog aramasının önündeki en önemli siyasi engellerden biri olarak görülüyor.
Jerusalem Post’un 31 Ağustos’ta yayımladığı bir ankete göre Eisenkot’un “Yashar” (Doğru/Hakikat) partisi, Netanyahu’nun Likud’unu geride bırakmış durumda. Ankete göre Yashar, 120 sandalyeli Knesset’te 26 milletvekili çıkarabilir.
Likud ise 32 sandalyeden 22 milletvekiline geriliyor.
Bu tablo önemli bir soruyu beraberinde getiriyor: Eisenkot İsrail’in bir sonraki başbakanı olursa ülkenin dış politikası ve özellikle Türkiye ile ilişkileri ne kadar değişebilir?
Netanyahu yorgunluğu büyüyor
İsrail seçmeni mevcut siyasi seçeneklerden giderek daha fazla yorulmuş görünüyor.
Ancak Avrupa’nın bazı ülkelerinden farklı olarak bu hoşnutsuzluk aşırı sağ partilere büyük bir seçmen akışı yaratmıyor. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Yahudi Gücü ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Dini Siyonizm partisinin önemli bir sıçrama yapması beklenmiyor.
Netanyahu açısından tablo daha da sıkıntılı.
İsrail’in son 30 yılının yaklaşık 19 yılında başbakanlık yapan Netanyahu, geçmişte olduğu gibi partisinin birinci çıkmasından ziyade seçim sonrasında iktidarda kalabilecek bir koalisyon kurmaya odaklanabilir.
Nitekim İsrail, bu siyasi kilitlenmenin benzerini daha önce yaşamış ve üç yıl içerisinde beş kez seçime gitmişti.
İsrailli seçmenlerin gündeminde ise yalnızca Gazze ve Batı Şeria yok. Hayat pahalılığı ile ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik muafiyetlerinin kaldırılması tartışması iç siyasetin önemli başlıkları arasında.
Öte yandan 7 Ekim saldırılarının ardından İsrail toplumunun Filistin meselesindeki tutumu daha da sertleşti. Bağımsız bir Filistin devletine karşı çıkanların oranı yükselirken, Filistin devleti giderek bir barış seçeneğinden çok güvenlik tehdidi olarak görülüyor.
Muhalefetin ortak paydası: Netanyahu’yu göndermek
Muhalefet, seçmenlerdeki hoşnutsuzluktan yararlanabilmek için geçmişte Netanyahu karşıtı partileri bir araya getiren “Değişim Bloku”nu yeniden oluşturmayı hedefliyor.
Ancak bu, ideolojik açıdan oldukça farklı partilerin oluşturduğu kırılgan bir yapı.
Mitvim Institute kıdemli araştırmacısı siyaset bilimci Gabriel Mitchell’e göre “Netanyahu yorgunluğu gerçek.”
Mitchell, Netanyahu’nun Smotrich ve Ben-Gvir gibi aşırı sağcı isimlerin önünü açmasının ılımlı İsrailli seçmenlerin bir bölümünün desteğini kaybetmesine yol açtığını düşünüyor.
Bununla birlikte Netanyahu’yu küçümsemek de kolay değil. İsrail Başbakanı, siyasi kariyeri boyunca rakiplerini bölerek ve zaman kazanarak çok sayıda krizden çıkmayı başardı.
Muhalefetin en büyük riski de Netanyahu’yu devirmek konusunda anlaşmasına rağmen sonrasında nasıl bir hükümet kuracağı konusunda yeniden parçalanması.
Bennett ve Lieberman da sırada
Netanyahu’nun tek rakibi Eisenkot değil.
Eski Başbakan Naftali Bennett de yeniden iktidar için yarışıyor. Türkiye kamuoyunun Bennett’i hatırlamasının özel bir nedeni var: Bennett bu yıl Türkiye’yi “yeni İran” ve İsrail açısından “stratejik tehdit” olarak nitelendirmişti.
Bennett’in Netanyahu’ya yönelik eleştirileri ise büyük ölçüde yönetim biçimine odaklanıyor.
Yakın zamanda verdiği bir röportajda Bennett, Netanyahu’nun İsrail’i Amerikan kamuoyunda, özellikle genç Amerikalılar arasında, “negatif bir marka” haline getirdiğini ve ülkenin adının “soykırım” kavramıyla birlikte anılmasına neden olduğunu söyledi.
Eski Netanyahu müttefiklerinden Yisrael Beiteinu lideri Avigdor Lieberman da Başbakan’ı Gazze savaşını kötü yönetmekle suçluyor.
Lieberman geçen yıl Netanyahu’yu Hamas’ı zayıflatmak amacıyla Gazze’de IŞİD yanlısı grupları silahlandırmakla suçlamış, mayıs ayında ise Netanyahu’nun seçim çıkarları için savaşı yeniden alevlendirebileceğini öne sürmüştü.
Eisenkot neyi değiştirebilir?
İsrail tarihinde Genelkurmay Başkanlığı veya üst düzey askeri görevlerden başbakanlığa geçen isimler yabancı değil.
Ariel Sharon, Ehud Barak ve Yitzhak Rabin bunun en önemli örnekleri.
Üstelik bu isimlerin Filistin meselesindeki tutumları birbirinden oldukça farklıydı.
Peki Eisenkot nerede duruyor?
Mitchell’e göre bunun kesin cevabını vermek kolay değil:
“Eisenkot’un başbakanlığını değerlendiren insanların çoğu, görüşlerini çok sık açıklamadığı için temel konularda nerede durduğunu bilmiyor.”
Ancak Eisenkot yakın tarihli bir röportajında İsrail’i “tam zafer” hayallerinin peşinden koşmaması konusunda uyardı.
Eski Genelkurmay Başkanı’na göre uygulanabilir bir siyasi strateji olmadan sürdürülecek süresiz askeri işgal, İsrail’i çatışmaya saplanmış ve uluslararası alanda yalnızlaşmış halde bırakabilir.
Mitchell, Eisenkot dönemindeki temel farklılığın öncelikle üslupta ve İsrail’in bölgesel ve küresel ortaklarıyla diyalog kurma isteğinde ortaya çıkacağını düşünüyor.
Yeni bir Değişim hükümeti zaman içerisinde Batı Şeria, Lübnan ve Suriye konusunda da farklı politikalar geliştirebilir.
Bunlar dışarıdan bakıldığında devrim niteliğinde değişiklikler olmayabilir. Ancak İsrail içindeki siyasi tartışmanın yönünü değiştirebilir.
Strateji değil, yöntem değişebilir
İsrail muhalefetinin mevcut yaklaşımında dikkat çeken nokta, savaşın temel stratejik hedeflerine bütünüyle karşı çıkmaması.
Muhalefetin itirazı daha çok Netanyahu hükümetinin bu hedefleri uygulama biçimine ve özellikle aşırı sağcı koalisyon ortaklarının kullandığı sert dile yöneliyor.
Değişim Bloku açısından Ben-Gvir ve Smotrich gibi isimlerin hükümetten çıkarılması ve uluslararası kamuoyunda tepki çeken söylemlerin terk edilmesi bile İsrail’in Batılı ve bölgesel ortaklarıyla ilişkilerinin onarılması için başlangıç olabilir.
Dolayısıyla Eisenkot hükümeti Gazze, Lübnan, Suriye veya İran konusunda bir gecede farklı bir İsrail yaratmayabilir.
Ancak aynı stratejik sorunlara daha ölçülü bir dil ve diplomasiyle yaklaşabilir.
Türkiye açısından kritik fark da burada ortaya çıkıyor.
Ankara ile ilişkilerde yeni pencere açılabilir mi?
Eisenkot’un Türkiye konusunda tam olarak nerede durduğu bilinmiyor.
İki ülke arasındaki ilişkiler ise tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşıyor.
Netanyahu’nun Likud'u geçmiş seçim kampanyalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı İran liderliği ve Hizbullah lideri Naim Kasım gibi isimlerle aynı tehdit çerçevesinde kullandı.
Netanyahu daha sonra Erdoğan’ı doğrudan düşman yerine bölgesel bir “rakip” olarak tanımlasa da İsrail kamuoyunda Ankara’nın Hamas ile ilişkilerine yönelik ciddi tepki devam ediyor.
Ancak Eisenkot’un sağ tarafından kolayca “teröre karşı zayıf” veya “Erdoğan yanlısı” bir siyasetçi olarak gösterilmesi de kolay değil.
Eisenkot eski bir Genelkurmay Başkanı ve oğlu Gal’i Gazze savaşında kaybetti.
Dolayısıyla güvenlik konusunda Eisenkot’a yöneltilecek saldırılar, Netanyahu karşıtlarının sivil siyasetçilerde karşılaştığı kadar kolay sonuç vermeyebilir.
İsrail tarihinde generallerin dönüşleri var
İsrail siyasi tarihi, güvenlik konusunda sert kimliği bulunan liderlerin gerektiğinde beklenmedik politika değişiklikleri yapabildiğine ilişkin örnekler içeriyor.
Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Ariel Sharon.
İkinci İntifada'nın başlamasındaki rolü nedeniyle Filistinliler açısından son derece tartışmalı bir isim olan Sharon, 2005 yılında İsrail’in Gazze’den tek taraflı çekilmesini gerçekleştirdi.
Sharon sonrasında Ehud Olmert döneminde oluşan siyasi ortam, Ankara’nın İsrail-Filistin hattında ve hatta İsrail-Suriye arasında arabuluculuk yapmasına olanak sağlamıştı.
Bu açıdan bakıldığında Eisenkot’un askeri geçmişi, diplomatik açılımın önünde mutlaka bir engel olmak zorunda değil. Tam tersine, güvenlik konusunda sahip olduğu kredibilite ona daha pragmatik kararlar alabilmek için siyasi alan sağlayabilir.
Ankara’nın çıtası aslında çok yüksek değil
Türkiye açısından İsrail ile ilişkilerin yeniden normalleşmesinin temel şartları da bütünüyle ulaşılamaz değil.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ortaya koyduğu temel koşullar, Gazze’de kalıcı bir ateşkes sağlanması ve insani yardımların engelsiz biçimde bölgeye ulaştırılması üzerinde yoğunlaşıyor.
Bu şartların yerine getirilmesi Türkiye’nin İsrail’e uyguladığı ticaret ambargosunun kaldırılmasının da önünü açabilir.
Ancak Netanyahu açısından böyle bir uzlaşma son derece zor.
Başbakan'ın iktidarda kalabilmesi, mevcut koalisyonundaki aşırı milliyetçi ve dini partilerin desteğine bağlı. Bu partiler ise Gazze konusunda taviz verilmesine şiddetle karşı çıkıyor.
Eisenkot liderliğindeki farklı bir koalisyonda ise aynı siyasi engel ortadan kalkabilir.
Bu, Türkiye ile İsrail’in kısa sürede eski ilişkilerine döneceği anlamına gelmiyor. İki ülke arasında Gazze'den Hamas'a, Suriye'den bölgesel nüfuz mücadelesine kadar çok sayıda ciddi anlaşmazlık var.
Fakat Netanyahu sonrasında kurulabilecek daha pragmatik bir İsrail hükümeti, en azından Ankara ile yeniden konuşmaya başlayabilir.
Eisenkot'un olası başbakanlığı İsrail'in bölgesel stratejisini kökten değiştirmeyebilir. Ancak bazen dış politikada büyük değişimler stratejiden önce üslupla başlar. Savaş meydanlarından gelen pragmatik bir general, Türkiye ile İsrail'in uzun süredir aradığı çıkış rampasını sağlayabilir.
Türkiye Today
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



