İran Savaşı Nasıl Bitebilir? Masada Üç Senaryo Var
ABD-İran savaşı yedinci ayına girerken uzmanlar üç senaryoyu tartışıyor: artan ABD baskısı, İran'ın direnmesi veya haziran mutabakatına dönüş.
5 Eylül 2026

ABD-İran savaşı yedinci ayına girerken hızlı bir ateşkes beklentisi yeniden zayıflıyor. ABD istihbaratına dayandırılan haberlere göre Tahran, çatışmayı aylarca sürdürerek Washington üzerindeki ekonomik ve siyasi baskıyı artırabileceğine inanıyor. Üç dış politika uzmanının değerlendirmeleri ise savaşın geleceği için üç olası senaryoya işaret ediyor: ABD'nin askeri ve ekonomik baskısının İran'ı müzakereye zorlaması, Tahran'ın Washington'dan taviz gelene kadar direnmesi veya tarafların haziranda imzaladığı mutabakata geri dönmesi.
ABD ile İran arasındaki savaşın kısa sürede sona ereceğine ilişkin umutlar yeniden azalıyor.
Tarafların karşılıklı saldırıları sürerken Washington, askeri operasyonların yanı sıra İran ekonomisini ve ülkeyle ticaret yapan üçüncü ülkeleri hedef alan kapsamlı ekonomik baskı politikasını devreye sokmuş durumda.
ABD'nin temel amaçlarından biri İran'ı müzakere masasına geri getirmek ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığına yönelik saldırıları sona erdirmek.
Ancak savaşın yedinci ayına girilirken bu stratejinin Tahran'ı kısa sürede geri adım atmaya zorlayacağına ilişkin güçlü bir işaret bulunmuyor.
Aksine, ABD istihbaratına dayandırılan son değerlendirmeler İran'ın zamanın kendi lehine çalışabileceğine inandığına işaret ediyor.
NYT: İran savaşı aylarca sürdürmeye hazırlanıyor
The New York Times'ın ABD istihbarat raporlarına dayandırdığı haberine göre İran yönetiminin Orta Doğu'daki hedefleri vurma kapasitesine yönelik güveni artıyor.
Haberde ismi açıklanmayan kaynaklara göre Tahran, ABD'yi giderek daha zor bir ekonomik ve siyasi pozisyona sokmak amacıyla savaşı aylarca sürdürmeye hazırlanıyor olabilir.
Bazı mevcut ve eski ABD'li yetkililer, İran'ın çatışmayı en azından ABD ara seçimlerine kadar uzatmak istediğine ilişkin işaretler bulunduğunu belirtiyor.
Bu stratejinin arkasındaki hesap ise yalnızca askeri değil.
Hürmüz Boğazı'nın büyük ölçüde kapanması ve savaşın enerji piyasalarında yarattığı baskı ABD'de benzin fiyatlarını yükseltiyor. İran yönetiminin bunun Başkan Donald Trump ve Cumhuriyetçi Parti açısından siyasi maliyet yaratabileceğinin farkında olduğu değerlendiriliyor.
Bu açıdan bakıldığında Tahran'ın stratejisi hızlı bir askeri zafer kazanmaktan çok savaşın ekonomik ve siyasi maliyetini Washington açısından sürdürülemez hale getirmeye dayanıyor olabilir.
İran ABD'nin mühimmat sorununa da güveniyor
NYT'ye konuşan bazı kaynaklara göre İran'ın hesabında ABD ordusunun mühimmat stokları da yer alıyor.
Tahran'ın, savaş uzadıkça ABD'nin bazı kritik mühimmat stoklarının azalacağını ve bunun Washington'un yeni büyük çaplı saldırılar düzenleme kapasitesini sınırlayabileceğini düşündüğü belirtiliyor.
Ancak ABD tarafında da farklı bir strateji devreye giriyor.
İstihbarat değerlendirmelerine göre Washington'un kısa vadede doğrudan askeri tırmanmadan ziyade ekonomik yaptırımları ve İran'ın dış ticaretini hedef alan baskıyı artırması daha olası görünüyor.
Bu durumda savaşın bir sonraki aşaması yalnızca füze ve İHA saldırılarıyla değil, petrol ihracatı, finansal sistem, yaptırımlar ve Hürmüz'den geçen ticaret üzerinden yürütülebilir.
Haziran mutabakatı çöktü
Taraflar aslında savaşın sona erdirilmesi için daha önce bir çerçeve üzerinde anlaşmıştı.
ABD ile İran haziran ayında, kalıcı ateşkes ve daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılması için 60 günlük süre öngören bir Mutabakat Zaptı imzalamıştı.
Ancak bu süre doldu ve anlaşma kalıcı bir çözüme dönüşmedi.
Washington daha sonra İran ve İran'la ticaret yapan ülkeleri hedef alan kapsamlı ekonomik abluka politikasına yöneldi.
ABD'nin amacı İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki saldırılarını durdurmak ve Tahran'ı daha zayıf bir pozisyonda müzakere masasına geri getirmek.
Fakat bunun başarıya ulaşıp ulaşmayacağı konusunda uzmanlar arasında önemli görüş ayrılıkları bulunuyor.
BBC'nin görüşlerine başvurduğu üç uzman, savaşın bundan sonra nasıl gelişebileceğine ilişkin üç farklı senaryo ortaya koyuyor.
Senaryo 1: ABD baskıyı artırarak İran'ı masaya zorlar
Washington merkezli Middle East Institute Kıdemli Araştırmacısı Jason Campbell, ilk sorunun ABD'nin İran savaşındaki nihai stratejik hedeflerinin halen tam olarak net olmaması olduğunu düşünüyor.
Campbell'a göre başlangıçta askeri gücün hızlı bir sonuç yaratacağı varsayılmıştı.
Ancak bu gerçekleşmedi.
Washington bu nedenle artık askeri ve ekonomik araçları birlikte kullanmaya çalışıyor.
Campbell, Trump yönetiminin mevcut aşamada belirli bir statükoyu sürdürmekten memnun göründüğünü belirtiyor.
Bunun anlamı ekonomik ablukanın devam etmesi ve İran'ın Hürmüz'deki deniz taşımacılığını bozma kapasitesine karşı dönemsel askeri saldırıların gerçekleştirilmesi.
Washington'un hesabı, yeni yaptırımların zaman içinde İran ekonomisi üzerindeki baskıyı artırması ve Tahran'ı daha zayıf bir pazarlık pozisyonuyla masaya dönmeye zorlaması.
ABD güçlerinin son günlerde Hürmüz Boğazı'ndan sınırlı da olsa petrol ve ticari gemi geçişine imkan sağlaması, petrol fiyatlarında çok daha büyük bir şokun ve küresel ekonomik krizin önüne geçmiş olabilir.
Ancak Campbell önemli bir soruna dikkat çekiyor.
İran'ın savaşı sona erdirmek için isteyeceği tavizlerin Trump yönetimi açısından siyasi olarak kabul edilemeyecek kadar yüksek olması mümkün.
Bu durumda ekonomik baskı müzakere yaratabilir ancak anlaşma yaratamayabilir.
Senaryo 2: İran ABD'nin taviz vermesini bekler
Chatham House Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı'ndan Dr. Aniseh Bassiri Tabrizi ise Tahran'ın kısa vadede stratejisini değiştirmesini beklemiyor.
Tabrizi'ye göre İran yönetimi ekonomisi üzerindeki baskının daha da artmasına ve dönemsel ABD saldırılarının devam etmesine hazırlanıyor.
Tahran'ın askeri stratejisinin ise ABD saldırılarına orantılı karşılık vermek ancak çatışmanın kontrolsüz biçimde daha büyük bir savaşa dönüşmesini engellemek üzerine kurulması beklenebilir.
Ekonomik baskının İran açısından ciddi sonuçları olacağı açık.
İran ekonomisi savaş öncesinde de önemli yapısal sorunlarla karşı karşıyaydı. Savaş, yaptırımlar ve dış ticaretteki daralma bu sorunları daha da ağırlaştırıyor.
Ancak Tabrizi'ye göre Tahran'da ekonomik baskının yakın zamanda siyasi hesapları değiştireceği yönünde bir beklenti bulunmuyor.
İran müzakere kapısını tamamen kapatmış değil.
Fakat Tahran'ın ABD'nin haziran mutabakatına geri dönmesini veya en azından yeni bir taviz sunmasını beklediği değerlendiriliyor.
İran yönetimi yaptırımlar veya yeni askeri saldırılar karşısında geri adım atan taraf görüntüsü vermek istemiyor.
Bu senaryoda zaman, savaşın en önemli silahlarından birine dönüşüyor.
Senaryo 3: Çıkış yolu zaten masada
Royal United Services Institute'tan (RUSI) Nicholas Hopton ise savaşın sona ermesi için yeni bir formül bulunmasına gerek olmadığını düşünüyor.
İngiltere'nin eski İran Büyükelçisi olan Hopton'a göre çözüm haziran ayında imzalanan mutabakatın içinde zaten mevcut.
Hopton son askeri tırmanışın İran'ı teslim olmaya zorlamayacağı görüşünde.
Ekonomik baskının da tek başına yeterli olmayacağını savunuyor. Bunun temel nedeni Çin, Rusya ve İran'la ticaret yapan başka ülkelerin ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına tam olarak katılmayacak olması.
İran'ın en önemli kozu ise Hürmüz Boğazı.
Hopton'a göre Tahran küresel ekonominin en kritik enerji arterlerinden birini bozma kapasitesini koruyor.
Bu nedenle Washington'un İran üzerindeki baskıyı sürekli artırması küresel ekonomi açısından da giderek daha büyük maliyet yaratabilir.
Hopton: Washington'un çıkış stratejisi haziran anlaşması
Hopton'a göre Beyaz Saray'ın aradığı çıkış stratejisi aslında daha önce bulundu.
Trump yönetimi haziran mutabakatında çizilen çerçeve üzerinden kalıcı bir anlaşma için yeniden müzakereye başlarsa savaşın sona ermesi mümkün olabilir.
Bu modelin en tartışmalı unsuru ise ABD yaptırımlarının kaldırılması.
Hopton, yaptırımların kaldırılmasının uzun vadede İran Devrim Muhafızları'nın ekonomik gücünü azaltabileceğini savunuyor.
İran'ın dünya ekonomisiyle yeniden bütünleşmesi halinde özel sektörün ve uluslararası ticaretin genişlemesinin, Devrim Muhafızları'nın ekonomi üzerindeki ağırlığını zaman içinde azaltabileceğini düşünüyor.
Bu yaklaşım hızlı rejim değişikliği yerine uzun vadeli ekonomik ve toplumsal dönüşümü hedefliyor.
Ancak bunun gerçekleşmesi için ABD ve müttefiklerinin uzun süreli stratejik sabır göstermesi gerekiyor.
Hopton'a göre mevcut siyasi ortamda en eksik unsur da tam olarak bu.
Hürmüz savaşın kilit noktası olmaya devam ediyor
Üç farklı senaryonun ortak noktalarından biri Hürmüz Boğazı'nın savaşın sonucunu belirleyebilecek en önemli araçlardan biri olması.
ABD, İran'ın deniz taşımacılığını aksatma kapasitesini azaltmaya çalışırken Tahran da Hürmüz üzerindeki baskının Washington ve küresel ekonomi açısından yarattığı maliyeti kullanıyor.
Petrol fiyatlarının yükselmesi yalnızca enerji ithalatçısı ülkeleri etkilemiyor.
ABD'de benzin fiyatlarının yükselmesi enflasyon beklentilerini güçlendiriyor, Fed'in para politikasını etkiliyor ve Trump yönetimi üzerinde doğrudan siyasi baskı yaratıyor.
Dolayısıyla savaş alanındaki askeri denge ile küresel petrol piyasasındaki ekonomik denge giderek birbirinden ayrılamaz hale geliyor.
En olası kısa vadeli senaryo: Uzayan ve sonuçsuz savaş
Üç uzmanın değerlendirmeleri farklı çıkış yollarına işaret etse de ortak bir kısa vadeli sonuç ortaya çıkıyor:
Hızlı bir askeri zafer veya İran'ın teslim olması şu aşamada düşük olasılık olarak görülüyor.
ABD ekonomik ve askeri baskının İran'ı daha zayıf koşullarda masaya getirmesini bekliyor.
İran ise zamanın kendi lehine çalışabileceğine, Hürmüz ve enerji fiyatları üzerinden ABD üzerindeki siyasi maliyetin artacağına inanıyor.
Diplomatik çıkış yolu ise haziran ayında imzalanan ancak kalıcı anlaşmaya dönüşmeyen mutabakatın yeniden canlandırılması olabilir.
Taraflardan biri hesaplarını değiştirmediği sürece Nicholas Hopton'ın tanımıyla “dağınık, sonuçsuz ve herkes için kötü” bir savaşın devam etmesi en yakın ihtimal olarak öne çıkıyor.
Ve savaş yedinci ayına girerken temel sorun giderek daha açık hale geliyor:
Washington Tahran'ın önce geri adım atmasını bekliyor. Tahran ise Washington'un önce taviz vermesini istiyor.
Bu kilit çözülmedikçe, İran savaşının askeri ve ekonomik maliyetinin daha da büyümesi riski devam edecek.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



