Doğu Akdeniz'de Türkiye-Yunanistan gerilimi tırmanıyor: Doğal gaz boru hattı ve elektrik kablosu krizi
Türkiye'nin KKTC'ye doğal gaz hattı ile Yunanistan'ın 1,9 milyar euroluk elektrik kablosu projesi Doğu Akdeniz'de yeni gerilim yarattı.
7 Kasım 2026

ÖZET: Doğu Akdeniz'de Türkiye, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasındaki deniz yetki alanları anlaşmazlığı, milyarlarca dolarlık enerji projeleri nedeniyle yeniden gündemde. Türkiye'nin KKTC'ye uzanacak 101 kilometrelik doğal gaz boru hattı projesine karşı GKRY, Türk araştırma gemilerinin faaliyetlerini Birleşmiş Milletlere şikâyet etti. Ankara ise Yunanistan ve GKRY'nin Avrupa Birliği destekli 1,9 milyar euroluk denizaltı elektrik bağlantısının bazı bölümlerinin kendi kıta sahanlığından geçtiğini savunuyor. Karşılıklı itirazlar, bölgedeki enerji yatırımlarının geleceğine ilişkin belirsizliği artırıyor.**
Doğu Akdeniz'de enerji projeleri yeni anlaşmazlık konusu
Doğu Akdeniz'de Türkiye, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki deniz yetki alanları anlaşmazlıkları, iki büyük enerji altyapısı projesi nedeniyle yeniden öne çıktı.
Ankara, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında denizaltından doğal gaz taşınmasını sağlayacak yeni bir boru hattı üzerinde çalışırken, Yunanistan ve GKRY Avrupa Birliği destekli elektrik bağlantısı projesini hayata geçirmeyi hedefliyor.
Ancak projelerin güzergâhları ve bunlarla bağlantılı deniz araştırmaları, tarafların birbiriyle örtüşen kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge iddiaları nedeniyle tartışma yaratıyor.
GKRY, Türk araştırma gemilerinin faaliyetlerini Birleşmiş Milletlere taşıdı.
Türkiye ise Yunanistan ve GKRY'nin denizaltı elektrik kablosu projesi kapsamında yürüttüğü araştırmalara karşı denizcilik bildirimleri yayımlıyor.
Böylece Doğu Akdeniz'deki enerji yatırımları, uzun süredir devam eden egemenlik ve deniz yetki alanları anlaşmazlıklarının yeni bir boyutunu oluşturuyor.
Türkiye'den KKTC'ye 101 kilometrelik doğal gaz boru hattı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye ile KKTC arasında yeni bir denizaltı doğal gaz boru hattı kurulmasına yönelik çalışmaların ilerlediğini açıkladı.
Planlanan hat, Mersin'in Anamur ilçesinden başlayarak KKTC'deki Teknecik Elektrik Santrali'ne ulaşacak.
Toplam uzunluğu 101 kilometre olarak açıklanan boru hattının 2028 yılında işletmeye alınması hedefleniyor.
Proje, iki yönlü doğal gaz akışına olanak sağlayacak şekilde tasarlanıyor.
Ankara, boru hattının Kuzey Kıbrıs'ın enerji arz güvenliğini artıracağını ve elektrik üretim maliyetlerinin düşürülmesine katkıda bulunacağını savunuyor.
Projenin temel amaçlarından biri, KKTC'de elektrik üretiminde doğal gaz kullanımını mümkün hale getirmek.
Türkiye ayrıca, Kuzey Kıbrıs'ta doğal gazla üretilen elektriğin ileride adanın güneyine de satılabileceğini belirtiyor.
Bu yaklaşım, projenin yalnızca KKTC'nin mevcut enerji ihtiyaçlarıyla sınırlı olmadığını gösteriyor.
Bayraktar: Doğu Akdeniz gazı Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınabilir
Türkiye'nin planladığı boru hattının dikkat çeken özelliklerinden biri, çift yönlü akış kapasitesi.
Buna göre hat, ilk aşamada Türkiye'den KKTC'ye doğal gaz taşımak amacıyla kullanılabilecek.
Ancak ileride Doğu Akdeniz'de yeni doğal gaz kaynaklarının keşfedilmesi ve geliştirilmesi halinde akış yönünün tersine çevrilmesi de mümkün olacak.
Ankara'nın değerlendirmesine göre böyle bir durumda bölgedeki doğal gaz, Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına ulaştırılabilecek.
Bu özellik, boru hattını yalnızca bir enerji arz projesi olmaktan çıkararak gelecekteki bölgesel doğal gaz ticareti açısından da önemli hale getiriyor.
Bununla birlikte ters akış kapasitesinin ticari olarak kullanılması, yeni rezervlerin geliştirilmesine ve gerekli altyapı ile ticari anlaşmaların oluşturulmasına bağlı olacak.
Güney Kıbrıs, Türk araştırma gemilerini BM'ye şikâyet etti
Türkiye'nin boru hattı planı, GKRY'nin sert itirazıyla karşılaştı.
GKRY, Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptının hukuka aykırı olduğunu savunuyor.
GKRY'nin Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Maria Michael, BM Genel Sekreterine gönderdiği resmî mektupta Türk araştırma gemilerinin faaliyetlerine itiraz etti.
Mektupta, aralarında Oruç Reis'in de bulunduğu dört Türk gemisinin GKRY'nin kendi münhasır ekonomik bölgesi ve kıta sahanlığı olarak tanımladığı alanlarda izinsiz deniz tabanı haritalama çalışmaları yürüttüğü ileri sürüldü.
Lefkoşa yönetimi, söz konusu faaliyetlerin Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) aykırı olduğunu savunuyor.
GKRY ayrıca Türkiye'nin bu projeyle adanın kuzeyindeki varlığını güçlendirmeyi ve geri döndürülmesi zor bir fiilî durum yaratmayı amaçladığını iddia ediyor.
Ankara ise KKTC ile enerji iş birliğini meşru bir faaliyet olarak değerlendiriyor ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin kendi hukuki tezlerini savunuyor.
Tarafların hukuki pozisyonları arasındaki farklılık, projeye ilişkin anlaşmazlığın temelini oluşturuyor.
Yunanistan ve GKRY'den 1,9 milyar euroluk elektrik kablosu projesi
Türkiye'nin doğal gaz boru hattı girişimine paralel olarak Yunanistan ve GKRY, Avrupa Birliği destekli büyük bir elektrik bağlantısı projesini ilerletmeye çalışıyor.
Great Sea Interconnector (GSI) adı verilen projenin maliyeti yaklaşık 1,9 milyar euro, yani 2,1 milyar dolar olarak hesaplanıyor.
Proje kapsamında Yunanistan'ın elektrik şebekesinin Girit üzerinden GKRY'ye, ilerleyen aşamada ise İsrail'e bağlanması hedefleniyor.
Denizaltı elektrik kablosu, bölgedeki elektrik sistemlerinin birbirine entegre edilmesini amaçlıyor.
GSI'nin temel hedeflerinden biri, Kıbrıs'ın Avrupa Birliği içinde elektrik şebekesi bakımından izole durumda bulunan son üye ülke olma özelliğini sona erdirmek.
Proje sayesinde elektrik arz güvenliğinin artırılması, tüketici maliyetlerinin düşürülmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının kolaylaştırılması öngörülüyor.
Avrupa Komisyonu, projeyi AB'nin Ortak Çıkar Projeleri arasında değerlendirerek destekliyor.
Ankara elektrik kablosunun güzergâhına itiraz ediyor
Great Sea Interconnector projesi de Türkiye'nin deniz yetki alanlarına ilişkin itirazlarıyla karşı karşıya.
Ankara, kablonun planlanan güzergâhının bazı bölümlerinin Türkiye'nin kıta sahanlığı olarak tanımladığı alanlardan geçtiğini savunuyor.
Bu kapsamda Türkiye, Avrupa araştırma gemilerinin faaliyetlerine karşı NAVTEX olarak bilinen denizcilik bildirimleri yayımlıyor.
Fransız bayraklı Abeille Marengo gemisinin yürüttüğü araştırmalar da anlaşmazlığın gündeme geldiği faaliyetler arasında bulunuyor.
Türkiye'nin itirazları, denizaltı kablosunun güzergâhının belirlenmesi için yapılan araştırmaların hukuki statüsüne odaklanıyor.
Ankara'nın deniz yetki alanları iddiaları arasında, Libya ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatı da bulunuyor.
Yunanistan ve GKRY ise Türkiye'nin bu anlaşmadan kaynaklanan iddialarını kabul etmiyor.
Bu nedenle enerji altyapısı için yürütülen teknik çalışmalar, tarafların daha geniş deniz yetki alanları anlaşmazlığından doğrudan etkileniyor.
Atina: Uluslararası sularda Türkiye'den izin almayacağız
Yunanistan, Great Sea Interconnector projesi kapsamındaki faaliyetlerinin uluslararası deniz hukukuna uygun olduğunu savunuyor.
Atina yönetimi, uluslararası sularda denizaltı kablosu döşemek için Türkiye'den resmî izin alınmasının gerekli olmadığını belirtiyor.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, projenin deniz hukukuna uygun biçimde yürütüleceği görüşünü koruyor.
Ankara ise kablo güzergâhının Türkiye'nin kıta sahanlığı iddialarıyla örtüştüğü alanlarda kendi haklarının dikkate alınması gerektiğini savunuyor.
Bu farklı hukuki yorumlar, araştırma gemilerinin faaliyetleri ve denizcilik bildirimleri üzerinden devam eden anlaşmazlığın çözümünü zorlaştırıyor.
Hakan Fidan'dan diyalog mesajı
Türkiye ile Yunanistan arasındaki denizcilik bildirimleri konusunda diplomatik temaslar da sürüyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, seyir uyarılarının koordinasyonuna ilişkin doğrudan görüşmelerde durumun istikrara kavuştuğuna işaret etti.
Ancak teknik koordinasyondaki ilerleme, tarafların deniz yetki alanlarına ilişkin temel anlaşmazlıklarının çözüldüğü anlamına gelmiyor.
Türkiye, Yunanistan ve GKRY arasındaki hukuki görüş ayrılıkları devam ediyor.
Dolayısıyla enerji projelerinin güzergâhları ve araştırma faaliyetleri, önümüzdeki dönemde de diplomatik gündemin önemli başlıklarından biri olmaya aday.
Avrupa Birliği Türkiye'nin itirazlarını eleştiriyor
Avrupa Birliği, Great Sea Interconnector projesini bölgesel enerji entegrasyonu açısından stratejik öneme sahip bir yatırım olarak değerlendiriyor.
AB, projeye yönelik Türk itirazlarını eleştirerek tek taraflı deniz yetki alanları iddialarının bölgesel istikrarı ve uluslararası hukuku olumsuz etkilediği görüşünü dile getiriyor.
Ankara ise Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarının korunması gerektiğini savunuyor.
Bu karşıt yaklaşımlar, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerde enerji altyapısı projelerinin de bir anlaşmazlık konusu haline geldiğini gösteriyor.
GSI projesi yalnızca Yunanistan ve GKRY açısından değil, AB'nin enerji bağlantılarının geliştirilmesi ve elektrik piyasalarının bütünleştirilmesi hedefleri bakımından da önem taşıyor.
Bu nedenle projeye ilişkin gecikmeler ve hukuki ihtilaflar Avrupa kurumları tarafından da yakından izleniyor.
İki proje, iki farklı enerji koridoru
Doğu Akdeniz'de karşı karşıya gelen projeler, bölgenin enerji geleceğine ilişkin farklı yaklaşımları yansıtıyor.
Türkiye'nin doğal gaz boru hattı, Anadolu ile Kuzey Kıbrıs arasında doğrudan enerji bağlantısı kurulmasını öngörüyor.
Çift yönlü akış kapasitesi sayesinde ileride Doğu Akdeniz doğal gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılması da hedefleniyor.
Yunanistan ve GKRY'nin Great Sea Interconnector projesi ise Girit, Kıbrıs ve İsrail arasında elektrik bağlantısı kurarak Doğu Akdeniz'i Avrupa elektrik sistemiyle bütünleştirmeyi amaçlıyor.
Projelerin temel özellikleri şöyle:
Türkiye-KKTC doğal gaz hattı: 101 kilometre uzunluğunda, çift yönlü akış kapasitesine sahip; 2028'de devreye alınması hedefleniyor.
Great Sea Interconnector: Yaklaşık 1,9 milyar euro maliyetli, Yunanistan-Girit-Kıbrıs-İsrail elektrik bağlantısını hedefleyen AB destekli proje.
Her iki girişim de enerji arz güvenliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Ancak projelerin farklı siyasi ve hukuki çerçevelerde geliştirilmesi, bölgesel iş birliğini zorlaştırıyor.
Kıbrıs sorunu enerji yatırımlarına da yansıyor
Doğu Akdeniz'deki enerji anlaşmazlıklarının arka planında, Kıbrıs'ın 1974'ten bu yana devam eden siyasi bölünmüşlüğü bulunuyor.
Türkiye, KKTC'yi bağımsız bir devlet olarak tanırken uluslararası toplumun büyük bölümü Kıbrıs Cumhuriyeti'ni adanın tek meşru devleti olarak kabul ediyor.
Bu farklılık, adanın çevresindeki doğal kaynaklar ve deniz yetki alanları üzerindeki hak iddialarını da etkiliyor.
Ankara, Kıbrıs Türklerinin enerji kaynakları üzerindeki haklarının korunması gerektiğini savunuyor.
GKRY ise Türkiye'nin adanın kuzeyiyle yaptığı anlaşmaların kendi egemenlik haklarını ihlal ettiğini ileri sürüyor.
Dolayısıyla doğal gaz boru hattı ve elektrik kablosu projeleri, yalnızca teknik ve ticari yatırımlar olarak değerlendirilmiyor.
Projeler aynı zamanda Kıbrıs sorununun ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları ihtilaflarının bir parçası haline geliyor.
Enerji projelerinde diplomatik çözüm arayışı önem kazanıyor
Türkiye'nin doğal gaz boru hattı ile Yunanistan ve GKRY'nin elektrik bağlantısı projesi, Doğu Akdeniz'de enerji altyapısının genişletilmesine yönelik iki büyük girişim olarak öne çıkıyor.
Ancak her iki proje de tarafların birbiriyle örtüşen deniz yetki alanları iddiaları nedeniyle diplomatik ve hukuki anlaşmazlıklarla karşılaşıyor.
GKRY'nin BM'ye yaptığı başvuru, Türkiye'nin araştırma gemilerinin faaliyetlerine ilişkin itirazların uluslararası platforma taşındığını gösteriyor.
Türkiye'nin GSI güzergâhına yönelik karşı NAVTEX bildirimleri ise denizaltı kablosu projesindeki sorunların sürdüğüne işaret ediyor.
Fidan'ın denizcilik bildirimleri konusunda diyalog mesajı vermesi, teknik düzeyde iletişim kanallarının açık olduğunu gösterse de temel anlaşmazlıklar çözüme kavuşmuş değil.
Doğu Akdeniz'de enerji altyapısı yatırımlarının geleceği, teknik ve finansal koşulların yanı sıra Türkiye, Yunanistan ve GKRY arasındaki diplomatik ilişkilerin seyrine de bağlı olacak.
ParaAnaliz
Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?
Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com
Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




