Dolar/TL50,13
0.02%
Euro/TL55,93
0.43%
Gram Altın6.568,15
0.92%
BIST 10011.482,60
1.32%
Brent Petrol$98,32
0.03%
Gümüş/Ons$51,94
0.83%
Gedik Yatırım
TEKNOLOJİ

COP31: Türkiye dünyanın en zorlu iklim zirvelerinden birine ev sahipliği yapıyor

Antalya'daki COP31, savaşlar ve enerji krizinin gölgesinde başlıyor. Türkiye elektrifikasyonu öne çıkarırken iklim finansmanı tartışmaları sürüyor.

8 Kasım 2026

COP31: Türkiye dünyanın en zorlu iklim zirvelerinden birine ev sahipliği yapıyor

Antalya'da başlayan Birleşmiş Milletler COP31 İklim Zirvesi, savaşların, enerji krizinin ve ekonomik sıkıntıların gölgesinde düzenleniyor. Küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlama hedefinden uzaklaşılırken, ülkeler iklim finansmanı, fosil yakıtlardan çıkış ve emisyonların azaltılması konularında uzlaşmaya çalışacak. Türkiye ise zirvenin odağına yeni taahhütlerden çok mevcut kararların uygulanmasını ve küresel elektrifikasyon hedefini yerleştiriyor.

COP31'e savaşların ve enerji krizinin gölgesinde başlangıç

Birleşmiş Milletler'in 31'inci İklim Değişikliği Konferansı (COP31), küresel siyasi ve ekonomik koşulların iklim politikalarını giderek zorlaştırdığı bir dönemde Antalya'da başlıyor.

Dünyanın farklı bölgelerinde devam eden savaşlar, ekonomik sıkıntılar ve son on yılın ikinci büyük enerji krizi, hükümetlerin iklim değişikliğiyle mücadeleye ayırabilecekleri kaynaklar üzerinde baskı oluşturuyor.

Üstelik iki yeni BM raporu, küresel ısınmayı sınırlamak için bugüne kadar kaydedilen ilerlemenin yetersiz kaldığına işaret ediyor.

Zirveye katılan bakanlar, müzakereciler ve çevre örgütleri, ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda somut sonuçlar ortaya koyması gerektiğini vurguluyor.

Ancak uluslararası siyasi ayrışmalar, iklim finansmanındaki yetersizlik ve fosil yakıtlardan çıkış konusundaki anlaşmazlıklar, Antalya'daki iki haftalık görüşmelerin zorlu geçeceğini gösteriyor.

İklim değişikliğinin ağır sonuçları hissediliyor

Küresel ısınmanın etkileri, aşırı hava olayları ve doğal afetlerle giderek daha görünür hale geliyor.

Bilim insanları, ağustos ayında Nepal'de yaşanan ve 1.000'den fazla kişinin ölümüne, yaklaşık 5.000 kişinin kaybolmasına neden olan yıkıcı kaya ve buzul çökmesini iklim değişikliğiyle ilişkilendirdi.

Avrupa'da yaz aylarında yaşanan aşırı sıcaklıklar ise yaygın kuraklığa ve tahminen 50.000 ek ölüme yol açtı.

İklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkeler arasında bulunan küçük ada devletleri, bu gelişmelerin uluslararası müzakerelerin aciliyetini artırdığını savunuyor.

39 ülkeden oluşan Küçük Ada Devletleri İttifakı'nın (AOSIS) başkanı ve Palau'nun BM Büyükelçisi Ilana Seid, zirvenin son derece karmaşık bir uluslararası ortamda gerçekleştiğini söyledi.

Seid, dünyanın farklı bölgelerinde ciddi krizlerin yaşandığını ve jeopolitik koşulların iklim müzakerelerini zorlaştırdığını belirtti.

AB dönem başkanlığını yürüten İrlanda'nın İklim Bakanı Darragh O'Brien ise mevcut krizlerin iklim eylemlerini hızlandırmak için gerekçe oluşturabileceğini savundu.

O'Brien, iklim değişikliğini inkâr eden görüşlere karşı mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Trump'ın iklim politikası uluslararası iş birliğini zorlaştırıyor

COP31'in karşı karşıya bulunduğu siyasi sorunlardan biri de ABD yönetiminin iklim değişikliğine yaklaşımı.

ABD Başkanı Donald Trump, iklim değişikliğini daha önce bir aldatmaca olarak nitelendirmiş ve ocak ayında ülkesini BM iklim sözleşmesinden çekme kararı almıştı.

Washington'ın bu tutumu, iklim politikalarında uluslararası iş birliğinin geleceğine ilişkin belirsizlikleri artırıyor.

Buna karşılık Avrupa Birliği, küçük ada devletleri ve iklim değişikliğinden en fazla etkilenen gelişmekte olan ülkeler, emisyon azaltım hedeflerinin korunması gerektiğini savunuyor.

Ancak ülkeler arasında finansman yükünün nasıl paylaşılacağı ve fosil yakıt kullanımının hangi hızla azaltılacağı konusunda ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor.

Türkiye'nin hedefi: Taahhütlerden uygulamaya geçiş

Türkiye, COP31'e ev sahipliği yaparken zirveyi bir "uygulama COP'u" olarak tanımlıyor.

Ankara'nın yaklaşımına göre ülkeler, Paris İklim Anlaşması'nın kabulünden bu yana geçen on yılda iklim değişikliğiyle mücadele için gerekli politikaların önemli bölümünde anlaşmaya vardı.

Şimdi öncelik, bu kararların hayata geçirilmesi.

Geçen yıl Türkiye ile Avustralya arasında varılan anlaşma uyarınca COP31'in resmi müzakere bölümünü Avustralya yönetecek.

Türkiye ise zirvenin müzakere dışındaki eylem gündeminden sorumlu olacak.

Bazı bakanlar Antalya'daki toplantıyı bir geçiş zirvesi olarak değerlendiriyor.

Bu yaklaşıma göre COP31, ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede kaydettikleri ilerlemenin yeniden değerlendirileceği 2028 yılı öncesinde uluslararası sürece ivme kazandırabilir.

Ancak zirvede yaklaşık 100 gündem maddesinin görüşülecek olması, kapsamlı bir uzlaşmaya varılmasını zorlaştırıyor.

Gelişmekte olan ülkeler daha fazla iklim finansmanı istiyor

COP31'in en önemli anlaşmazlık başlıklarından biri iklim finansmanı olacak.

Özellikle Afrika ülkeleri, iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamak için daha fazla ve öngörülebilir finansman talep ediyor.

Afrika İklim Değişikliği Müzakerecileri Grubu Başkanı Antwi-Boasiako Amoah, geçen yıl Brezilya'daki COP30 zirvesinde iklim uyum finansmanının en az üç katına çıkarılması yönünde verilen taahhüdün somut bir uygulama planına dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.

Amoah'a göre Antalya zirvesi, taahhütlerden uygulamaya geçilebildiğini kanıtlamak zorunda.

Afrika ülkeleri, sağlanacak kaynakların yeterli, öngörülebilir ve kolay erişilebilir olmasını istiyor.

Çin ise temiz enerji teknolojilerine yönelik ticaret kısıtlamalarına karşı çıkmaya hazırlanıyor.

Bu farklı öncelikler, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki müzakereleri daha karmaşık hale getiriyor.

1,5 derece hedefi tehlikede

Küçük ada devletlerinin COP31'deki temel önceliklerinden biri, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre 1,5 dereceyle sınırlama hedefinin korunması.

2015 Paris İklim Anlaşması müzakerelerinde daha düşük sıcaklık hedefinin kabul edilmesi için AOSIS önemli bir rol oynamıştı.

Ancak eylül ayında yayımlanan bir BM raporu, 1,5 derece sınırının önümüzdeki birkaç yıl içinde aşılmasının muhtemel olduğunu ortaya koydu.

Bilim insanları, bu eşiğin aşılmasının dünya genelinde ciddi ve uzun vadeli çevresel sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

Palau Büyükelçisi Seid, ülkelerin emisyon azaltım hedeflerini güçlendirmesinin ve 1,5 derece hedefine yeniden yaklaşılmasının küçük ada devletleri açısından kritik olduğunu belirtti.

Deniz seviyesindeki yükselme ve aşırı hava olayları, bu ülkeler için doğrudan varoluşsal riskler oluşturuyor.

İklim felaketleri için oluşturulan fonda büyük kaynak açığı

Antalya'da tartışılması beklenen bir diğer konu, iklim değişikliğinin yol açtığı kayıp ve zararların karşılanması amacıyla oluşturulan BM destekli fon.

Fona bugüne kadar toplam 822 milyon dolar taahhüt edildi.

Ancak iklim kaynaklı kayıp ve zararların yıllık maliyetinin 2030'a kadar yüz milyarlarca dolara ulaşabileceği tahmin ediliyor.

Ağustos ayında büyük bir felaket yaşayan Nepal de fondan destek talep etti.

Fill the Fund kampanyasının küresel koordinatörü Harjeet Singh, mevcut finansman düzeyinin ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğunu söyledi.

Singh'e göre iklim müzakerelerinin giderek zorlaşmasının temel nedeni, ülkelerin artık daha önce ertelenen en tartışmalı konuları ele almak zorunda kalması.

Bunların başında fosil yakıtlardan çıkış geliyor.

Singh, Paris Anlaşması'nın hazırlanması ve ardından uygulama kurallarının belirlenmesi için yaklaşık yirmi yıl harcandığını, ancak şimdi ülkelerin daha zor siyasi ve ekonomik tercihlerle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Fosil yakıtlardan çıkış konusunda uzlaşma sağlanamıyor

Geçen yıl Brezilya'da düzenlenen COP30 zirvesinde 80'den fazla ülke, fosil yakıtlardan aşamalı çıkışı düzenleyecek küresel bir yol haritası hazırlanmasını istemişti.

Ancak fosil yakıt üreticisi ülkelerin öncülük ettiği bir grup bu girişimi engelledi.

Brezilya, COP31 öncesinde yeni bir küresel yol haritası raporu yayımladı.

Raporda ülkelerin enerji dönüşümünü farklı hızlarda gerçekleştirebileceği kabul edilirken, bütün ülkelerin fosil yakıtlardan uzaklaşmak için bugünden adım atabileceği savunuldu.

Brezilya, özellikle 2033'e kadar olan dönemde hızlı ilerleme sağlanması çağrısında bulundu.

Ancak fosil yakıt üreticileri ile enerji ithalatçılarının ekonomik öncelikleri arasındaki farklılıklar devam ediyor.

Türkiye'den yeni hedef: Elektriğin enerji tüketimindeki payı yüzde 35'e çıksın

Türkiye, COP31 öncesinde fosil yakıtlardan çıkış tartışmalarında belirgin bir pozisyon almaktan büyük ölçüde kaçınırken küresel elektrifikasyon hedefini ön plana çıkardı.

Ankara'nın önerisi, elektrik enerjisinin küresel toplam enerji talebindeki payının bugünkü yaklaşık yüzde 20 seviyesinden 2035 yılına kadar yüzde 35'e çıkarılması.

Bu hedef, enerji tüketiminin daha büyük bölümünün elektrik üzerinden karşılanmasını öngörüyor.

Ancak müzakereciler, önerinin zirvenin nihai anlaşma metnine girebilmesi için yeterli uluslararası desteğin bulunup bulunmadığından emin değil.

Hedefin resmi müzakere sonucuna dahil edilmesi, siyasi ağırlığını artırabilir.

Türkiye'nin önerisi, Antalya zirvesinin yeni taahhütlerden çok uygulanabilir enerji dönüşümü adımlarına odaklanması yaklaşımıyla uyumlu.

Panama'dan COP sistemine sert eleştiri

İklim müzakerelerinin karar alma yöntemi de giderek daha fazla tartışılıyor.

BM iklim görüşmelerinde kararların uzlaşmayla alınması, tek bir ülkenin geniş destek gören bir anlaşmayı engelleyebilmesine imkân tanıyor.

Panama Çevre Bakanı Juan Carlos Navarro, mevcut sistemi sert sözlerle eleştirdi.

Navarro, COP toplantılarını sonuç üretmekte yetersiz ve ikiyüzlü bir süreç olarak nitelendirerek karar alma kurallarının değiştirilmesini istedi.

Panamalı bakana göre küçük bir ülke grubu, fosil yakıt kullanımının azaltılmasına yönelik daha iddialı anlaşmaların kabul edilmesini engelliyor.

Navarro, oylama kuralları değişmedikçe zirvelerin etkili sonuçlar üretmekte zorlanacağını savundu.

Bu eleştiriler, bazı ülkelerin resmi BM müzakereleri dışında alternatif iş birliği mekanizmaları aramasına da neden oluyor.

Yılın başlarında yaklaşık 60 ülke, Kolombiya'da bir araya gelerek fosil yakıtlardan çıkış konusunu resmi COP sürecinin dışında ele aldı.

Bütün sorunlara rağmen müzakerelerden umutlu olanlar da var

Uluslararası siyasi gerilimlere ve finansman anlaşmazlıklarına rağmen bazı müzakereciler Antalya zirvesinden sonuç alınabileceğini düşünüyor.

Palau Büyükelçisi Ilana Seid, dünyanın farklı bölgelerinden temsilcilerle yaptığı görüşmelerin ardından ülkelerde hâlâ önemli bir iklim politikası iradesi bulunduğunu söyledi.

Seid, ekim ayında Pasifik bölgesinde düzenlenen COP31 hazırlık toplantılarının önceki yıllardan farklı bir atmosferde geçtiğini belirtti.

Deniz seviyesindeki yükselmenin doğrudan hissedildiği bölgede yapılan toplantıların, katılımcıların iklim krizinin aciliyetini daha iyi anlamasına yardımcı olduğunu ifade etti.

İrlanda İklim Bakanı Darragh O'Brien da küresel koşulların son derece zor olduğunu kabul etmekle birlikte bunun iklim mücadelesinden vazgeçmek için gerekçe olamayacağını söyledi.

O'Brien'a göre mevcut krizler, iklim eylemlerinin hızlandırılması ihtiyacını daha da güçlendiriyor.

Antalya zirvesinde başarı nasıl ölçülecek?

COP31'in önündeki temel sorun, ülkelerin daha önce kabul ettikleri iklim hedeflerini somut uygulama ve finansman mekanizmalarına dönüştürüp dönüştüremeyeceği.

Zirvenin sonuçları özellikle iklim uyum finansmanı, kayıp ve zarar fonu, fosil yakıtlardan çıkış ve Türkiye'nin önerdiği küresel elektrifikasyon hedefi açısından değerlendirilecek.

Ancak savaşlar, enerji güvenliği kaygıları, ekonomik baskılar ve ülkeler arasındaki siyasi ayrışmalar, kapsamlı bir anlaşmaya varılmasını zorlaştırıyor.

Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı COP31, bu nedenle yalnızca yeni iklim hedeflerinin tartışıldığı bir toplantı değil, mevcut uluslararası taahhütlerin uygulanabilirliğinin sınandığı bir zirve niteliği taşıyor.

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler