Altın 4.400 doları aştı: Gözler ABD enflasyon verilerinde
Altın 4.400 doları aşarak 5 Haziran'dan beri en yüksek seviyesine çıktı. Zayıf ABD istihdamı, Hürmüz krizi ve güçlü fon talebi ralliyi destekliyor.
11 Ağustos 2026

Altın fiyatları, zayıf ABD istihdam verileri, jeopolitik riskler ve yeniden hızlanan ETF ile merkez bankası alımlarının desteğiyle yükselişini üçüncü güne taşıdı. Ons altın 4.400 doların üzerine çıkarak 5 Haziran'dan bu yana en yüksek seviyesini gördü. Analistler, 5.000 dolar seviyesinin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyor.
Altın, küresel piyasalarda yeniden güçlü bir yükseliş trendine girdi. Ons altın (XAU/USD) salı günü Asya işlemlerinde 4.400 doların üzerine çıkarak art arda üçüncü işlem gününde değer kazandı. Değerli metal, son altı işlem gününün beşini yükselişle tamamladı.
Rallinin arkasında zayıflayan ABD işgücü piyasası, İran savaşı ve Hürmüz Boğazı çevresindeki belirsizlikler, merkez bankalarının altın talebi ve yatırım fonlarına yeniden başlayan para girişleri bulunuyor.
Zayıf istihdam verisi altını destekledi Geçen cuma açıklanan ABD istihdam raporunun beklentilerin altında kalması ve önceki aylara ilişkin verilerin aşağı yönlü revize edilmesi, işgücü piyasasının soğuduğuna ilişkin işaretleri güçlendirdi.
Bu görünüm, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yakın dönemde yeniden faiz artırması gerektiği yönündeki beklentileri zayıflattı. Faiz getirisi bulunmayan altın açısından daha düşük faiz beklentileri önemli bir destek oluşturuyor.
Bununla birlikte piyasalar Fed'in 2026 içinde en az bir kez daha faiz artırma ihtimalini tamamen fiyatlamış değil.
Bu nedenle altının önündeki en önemli kısa vadeli sınav ABD enflasyon verileri olacak. Çarşamba günü tüketici fiyatları, perşembe günü ise üretici fiyatları açıklanacak.
Enflasyonun yeniden hızlandığına ilişkin güçlü sinyaller, Fed'in faiz artırımı ihtimalini güçlendirerek altının yükselişini sınırlayabilir. Tersi durumda doların zayıflaması ve faiz beklentilerinin gerilemesi altına yeni destek sağlayabilir.
Hürmüz ve petrol fiyatları iki yönlü risk yaratıyor Jeopolitik cephede ise tablo karmaşık.
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın savaş sırasında oluşan zararlar için tazminat talebini reddetmesi ve Tahran'ın Washington ile yeni görüşmelere kapıyı kapatması, Hürmüz Boğazı'nın kısa sürede yeniden tamamen açılacağı yönündeki umutları azalttı.
İran destekli Husilerin Bab el-Mendeb'deki faaliyetleri de deniz taşımacılığı üzerindeki baskıyı artırıyor.
Bu gelişmeler petrol fiyatlarını yukarı iterken altın açısından iki farklı sonuç doğuruyor. Artan jeopolitik risk güvenli liman talebini güçlendirirken, pahalı petrolün enflasyonu yükseltmesi Fed'in daha sıkı para politikası uygulama ihtimalini canlı tutuyor.
Dolayısıyla altın bir taraftan jeopolitik risklerden destek bulurken diğer taraftan yüksek tahvil faizleriyle mücadele ediyor.
ETF'lere para yeniden dönüyor Altındaki son yükselişin önemli özelliklerinden biri de kurumsal yatırımcı talebinin yeniden güçlenmesi.
Altına dayalı borsa yatırım fonlarının (ETF) toplam fiziki altın varlıkları 20 Temmuz'dan bu yana yaklaşık 24 ton arttı. Bu, nisan başından bu yana görülen en hızlı artışa işaret ediyor.
Opsiyon piyasasında da yükseliş beklentilerinin güçlendiğine ilişkin sinyaller var. SPDR Gold Shares (GLD) ETF'sinde cuma günü yaklaşık 100 milyon dolarlık alım opsiyonu satın alındığı tahmin edilirken, satım opsiyonlarının yaklaşık 25 milyon dolarda kaldığı belirtiliyor.
Altın madenciliği şirketlerini izleyen GDX fonunda da alım opsiyonlarına güçlü talep gözlendi.
IG piyasa analisti Tony Sycamore'a göre son yükselişte, 4.000 dolar civarındaki geri çekilmeyi kaçıran yatırımcıların piyasaya dönmesi, spekülatif kısa pozisyonların kapatılması ve güvenli liman talebinin yeniden canlanması etkili oluyor.
Sycamore, orta vadede yükselişin güçlenmesi halinde 5.000 dolar seviyesine doğru yeni bir hareketin önünün açılabileceğini düşünüyor.
Çin ve merkez bankaları da devrede Merkez bankalarının altın talebi de fiyatları destekleyen yapısal unsurlardan biri olmaya devam ediyor.
Çin Merkez Bankası (PBOC), Hong Kong'un uluslararası altın ticaretindeki konumunu güçlendirmek amacıyla bölgedeki altın depolama kapasitesini artırıyor.
Çin'in altın alımlarının temmuz itibarıyla 21 aylık kesintisiz bir seriye ulaştığı ve yalnızca temmuz ayında rezervlere yaklaşık 20 ton altın eklendiği belirtiliyor.
Bu eğilim, bazı ülkelerin rezervlerinin bir bölümünü geleneksel merkezlerden kendi bölgelerine taşıma arayışıyla da örtüşüyor.
Altının temel hikâyesi değişmedi Altın, ocak ayında 5.400 doların üzerine çıkan savaş öncesi zirvesinin hâlâ oldukça altında bulunuyor. Yüksek faiz beklentileri yılın ilk bölümündeki spekülatif rallinin önemli ölçüde geri verilmesine yol açmıştı.
Ancak altının uzun vadeli yatırım tezini destekleyen unsurlar büyük ölçüde değişmiş değil.
Yüksek kamu borçları, dev bütçe açıkları, finans sistemindeki yüksek kaldıraç, jeopolitik belirsizlik ve merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme arayışı altına yönelik stratejik talebi canlı tutuyor.
Forex.com analisti Fawad Razaqzada'ya göre ABD verilerinin ekonomide soğumaya işaret etmeye devam etmesi ve enflasyonda belirgin bir yeniden hızlanma görülmemesi durumunda piyasalar daha sıkı Fed politikası beklentilerini azaltabilir.
Böyle bir senaryo dolar üzerinde baskı yaratırken altının yükselişi için de daha elverişli bir zemin oluşturabilir.
Altında şimdi ne izlenecek?
Kısa vadede altının yönünü üç ana faktör belirleyecek: ABD TÜFE ve ÜFE verileri, Fed'in faiz patikasına ilişkin beklentiler ve İran-Hürmüz krizinin seyri.
4.400 doların üzerine çıkan altın açısından ETF ve merkez bankası alımlarının devam etmesi rallinin dayanıklılığını artırabilir. Buna karşılık petrol kaynaklı yeni bir enflasyon şoku ve ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, değerli metalin önündeki en önemli risk olmaya devam ediyor.
Bloomberg, FXStreet, Reuters
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



