ABD-İran Gerilimi ekonomik güvenliğe en büyük tehdit: Petrol 100 Dolar'a mı koşuyor?
ABD ile İran arasında aralıklarla devam eden savaş, küresel enerji piyasalarına gölge düşürmeye devam ediyor. Çatışmalar Hürmüz Boğazı üzerindeki petrol ve LNG
31 Temmuz 2026

ABD ile İran arasında aralıklarla devam eden savaş, küresel enerji piyasalarına gölge düşürmeye devam ediyor. Çatışmalar Hürmüz Boğazı üzerindeki petrol ve LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) akışını kısıtlarken, Yemen ordusunun çatışmaya dahil olmasıyla gerilim Kızıldeniz’e de sıçradı.
Arap Yarımadası ve Orta Doğu'daki yeni gerilim dalgasıyla birlikte petrol fiyatları yükselişe geçti; bu durum bölgeden gelen enerji akışına yönelik kesintisiz tehdidi bir kez daha hatırlattı. Brent petrolün varil fiyatı %5’ten fazla artarak 88 doları aşarken, Batı Teksas türü (WTI) ham petrol 83 dolar seviyelerinden işlem gördü. ABD ile İran arasındaki durumun tırmanma ile diplomasiye yönelme arasında gidip gelmesi ve ardından karşılıklı saldırıların yeniden başlaması nedeniyle ham petrol fiyatları bu ay sert dalgalanmalar yaşadı.
ABD ile İran arasındaki örtülü ve aralıklı savaş küresel enerji piyasalarını gölgede bırakmayı sürdürüyor. İran’ın Yemen’deki müttefikleri üzerinden enerji ihracatı üzerindeki baskıyı artırdığı son gerilim dalgasında Yemen ordusu, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’in güney girişindeki Babülmendep Boğazı üzerinden günlük yaklaşık 4 milyon varil petrol ihraç etmek için kullandığı alternatif rotayı hedef aldı.
Küresel Petrol piyasaları hedefte Yemen ordusunun bu hamlelerle doğrudan küresel enerji güvenliğini hedef aldığı açıkça görülüyor. Wood Mackenzie Küresel Petrol Piyasaları Araştırma Başkanı Alan Gelder, dünyanın önünde iki seçenek olduğunu belirtiyor: Ya ciddi ekonomik sonuçları olacak çatışma sürecinin devamı ya da kısıtlanan arzı küresel piyasalara yeniden kazandıracak sürdürülebilir bir anlaşma.
Gelder, Körfez ve Kızıldeniz’deki çatışmaların aralıklı bile olsa devam etmesinin, ham petrol ve LNG ihracatını aylarca aksatacağı konusunda uyarıyor.
Bu durum, küresel üretimin yaklaşık %12’sine denk gelen günlük 12 milyon varile kadar sıvı petrol üretiminin durmasına ve küresel üretimin yaklaşık beşte birini oluşturan yıllık 86 milyon tonluk LNG akışının kesintiye uğramasına yol açabilir.
Artan Baskılar Rapor, durumun bu şekilde devam etmesi halinde tedarik zincirleri üzerindeki baskının artacağına ve üretimin uzun süreli durması nedeniyle bazı petrol sahalarının zarar görebileceğine dikkat çekiyor.
Mutabakat zaptı imzalandıktan sonra stokların bir kısmı yeniden doldurulmuş olsa da küresel stok seviyeleri halen düşük seyrediyor ve ana piyasalardaki ticari rezervlerden çekilmeler hızlanıyor. ABD'deki WTI petrolünün teslimat noktası olan Cushing merkezindeki stoklar, operasyonel alt sınıra yaklaşarak ihraç edilebilir miktarları daralttı.
Rapor, özellikle küresel petrol talebinin zirve yaptığı yaz mevsiminin ikinci yarısına girilirken enerji fiyatları üzerindeki baskının artacağını öngörüyor. Çin yüksek fiyatlar karşısında ithalatı artırmak yerine stratejik petrol rezervlerini kullanmaya yönelse de bu ancak geçici bir çözüm olacaktır.
Fiyatları Tırmandıran Faktörler
Enerji uzmanı Ali Ar-Riyami, petrol piyasalarının jeopolitik faktörler ile piyasa dinamiklerinin kesişmesi nedeniyle sert bir dalgalanma sürecinden geçtiğini belirtti. ABD ve İran arasındaki karşılıklı darbeler, Irak’taki silahlı grupların hedef alınması, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarına yönelik tehditler ve Ukrayna’nın Rus enerji altyapısına düzenlediği saldırıların fiyatlardaki yükselişi desteklediğini açıkladı.
Ar-Riyami, ABD petrol stoklarındaki düşüşün de kazançları pekiştirdiğini ancak mevcut fiyatların risklerin büyüklüğünü henüz tam olarak yansıtmadığını, olayların bu şekilde devam etmesi halinde fiyatların çok daha yüksek seviyelere yükseleceğini belirtti.
İlave Tırmanma Senaryoları
Bloomberg Asharq’a konuşan Ar-Riyami; Hürmüz veya Babülmendep boğazlarında seyrüseferin aksaması ya da gemilere ek vergiler getirilmesi gibi yeni bir tırmanmanın nakliye ve sigorta maliyetlerini artıracağını, bunun da enerji piyasalarındaki baskıyı tırmandıracağını vurguladı.
Gerilimin sürmesi halinde 100 dolar/varil seviyesinin daha gerçekçi bir hedef olabileceğini ifade eden uzman, 120 dolar seviyesine ulaşılması için askeri operasyonların genişlemesi veya küresel petrol arzında devasa bir kesinti gibi daha radikal gelişmelerin gerektiğini ekledi.
Anlaşma Mümkün mü?
Rapor, her iki tarafın da müzakere masasına dönmek için güçlü nedenleri olmasına rağmen anlaşmaya giden yolun karmaşık olduğunu gösteriyor. İran açısından mutabakat zaptının çökmesi, yeniden kazanmaya başladığı petrol ihracatı gelirlerini kaybetmesi anlamına geliyor. Tahran ayrıca 2015'tekine benzer bir nükleer anlaşmaya ulaşmayı hedefliyor.
ABD ise, yükselen petrol ve LNG fiyatlarından muzdarip olan enerji ithalatçısı ticari ortaklarından gelen baskılarla karşı karşıya. Ancak rapora göre ABD yönetimi için en büyük zorluk iç siyasette yaşanıyor; benzin fiyatlarının galon başına 4 doları aşması ve krizin çözülememesi durumunda, yükselen akaryakıt fiyatları yaklaşan ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti'nin popülaritesini olumsuz etkileyebilir.
Geçici Bir Mola mı?
İran-ABD ateşkesinin başlamasıyla petrol piyasasının nefes alması ve deniz taşımacılığının yeniden canlanması için bir fırsat doğmuş görünüyor. Bununla birlikte, bu hayati su yolundaki trafiğin yıl sonuna kadar kriz öncesi seviyelerinin ancak bir kısmına ulaşabileceği tahmin ediliyor (Daha önceki beklentiler 2027 başlarında tamamen normale dönüleceği yönündeydi).
Rapidan araştırma şirketi, Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin Ekim ayına kadar savaş öncesi seviyelerin %35’ine, 2027 boyunca ise %65’ine çıkacağını öngörüyor.
ABD ile İran arasındaki ateşkesin aniden çökmesiyle askeri çatışmaların yeniden başlaması ve Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını sürdürmesi küresel enerji piyasalarında geniş çaplı çalkantılara yol açtı. Analistlere göre, küresel petrol piyasası en az bir yıl daha arz açığı yaşamaya devam edecek. Ancak bu riskler, Çin'deki zayıf talep ile kısmen dengeleniyor. Brent petrol 90-100 dolar bandında kalırsa, Pekin'in 2026 sonuna kadar ham petrol stoklarından günde 500 bin varilden az çekim yapması ve önümüzdeki yılın başında tekrar stok yapmaya başlaması bekleniyor.
Ateşkes ile Savaş Arasında
Küresel piyasaların yönünü bu sakinliğin devam edip etmeyeceği belirlerken, yatırımcılar başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere dünyanın en büyük üç merkez bankasının toplantılarını takip ediyor.
Petrol ve enerji uzmanı Enes el-Hacci, Hürmüz Boğazı krizini "İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yaşanan en büyük jeopolitik ve ekonomik gerilim" olarak nitelendirdi. Krizin sadece petrol veya enerjiyle sınırlı olmadığını; sanayi, tarım, turizm, ulaşım ve hatta gayrimenkul sektörüne kadar uzanan kapsamlı bir kriz olduğunu vurguladı. Hacca, bu durumun resesyona, enflasyona ve bazı ülkelerde siyasi değişimlere yol açabileceğini belirtti.
Boğaz'ın kapanmasıyla dünyanın arz kıtlığı ve sert fiyat artışlarıyla karşı karşıya kalacağını, bunun tüm küresel ekonomileri etkileyeceğini ifade eden Hacci, etkinin kısa vadeli kalmayıp yıllara yayılacağını söyledi. Nitekim son günlerde Fransa, İrlanda, Norveç, Nijerya ve Filipinler'de yükselen akaryakıt ve gübre fiyatlarını protesto eden gösteriler düzenlendi.
Körfez üreticileri açısından bakıldığında: Gelecekte bu krizin tekrarlanması nasıl önlenebilir? Bölgenin enerji haritasını değiştirecek yeni petrol ve gaz boru hatlarına mı geçilecek, yoksa çözüm ihracat güvenliğini sağlamak için siyasi ittifaklar ve uzun vadeli ateşkeslerde mi yatıyor?
Hacca, tarihsel tecrübelerin bu tür krizlerin her iki yöntemin bir bileşimiyle çözüldüğünü gösterdiğini ancak bugünün temel farkının geçmişte bulunmayan teknik ve ekonomik alternatiflerin varlığı olduğunu vurguladı. Bu nedenle Hürmüz krizinin, özellikle Körfez petrol ve gazına olan talebi düşürme yönündeki etkisinin geçmiştekilerden ve akademik araştırmaların gösterdiğinden çok daha büyük olması bekleniyor.
Çatışmanın 5. ayını geride bırakmasıyla küresel enerji piyasaları üzerindeki baskının süreceği endişesi artarken, yatırımcılar seyrüseferi ve petrol arzını etkileyecek her türlü gelişmeyi yakından izliyor. Analistler, ham petrol fiyatlarındaki değişimlerin pompadaki akaryakıt fiyatlarına yansımasının birkaç gün sürdüğünü hatırlatıyor. Buna karşın, dizelin galon fiyatı, savaşın başından bu yana yaklaşık %41 artarak 5,30 dolara yükseldi; bu da nakliye, lojistik ve genel ekonomik faaliyetler üzerindeki maliyet baskısının devam ettiğini gösteriyor.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



