ABD borcu 40 trilyonu aştı: Ekonomistler “sürdürülemez” diyor, kriz kapıda mı?
ABD federal borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aştı. Bu durum, dünyanın en büyük ekonomisinde kamu maliyesinin gidişatıyla ilgili yeni bir uyarı dalgası başlattı. Ancak ekonomik endişe, rekor rakamın kendisinden ziyade borcun birikme hızına, faiz faturasının hızla artmasına ve ABD’nin borç finansman maliyetinin ekonomik büyümeyi aştığı bir denkleme yaklaşmasına odaklanıyor.
21 Ağustos 2026

ABD federal borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aştı. Bu durum, dünyanın en büyük ekonomisinde kamu maliyesinin gidişatıyla ilgili yeni bir alarma yol açtı. Ancak endişe, rakamın rekor kırmasından ziyade borcun birikme hızına, faiz faturasının hızla artmasına ve ABD’nin borç finansman maliyetinin ekonomik büyümeyi aştığı bir denkleme yaklaşmasından kaynaklanıyor.
ABD Hazine Bakanlığı’nın “son sente kadar borç” verilerine göre, toplam federal borç 40,047 trilyon dolara ulaştı. Bunun yaklaşık 32,27 trilyon doları kamuya açık borç (ekonomistlerin yakından izlediği ve sermaye piyasalarından finanse edilen kısım), yaklaşık 7,78 trilyon doları ise federal hesaplarda tutulan devlet içi borç.
ABD borcunun 40 trilyon doları aşması, anında ekonomik bir dönüşüm yaratmıyor. Asıl önemi, arkasındaki gidişatta yatıyor: Borç bu seviyeye beklentilerden aylar önce ulaştı ve ABD ekonomisinin büyüklüğüyle neredeyse eşitlendi. Borç faizleri ise federal bütçenin en hızlı büyüyen kalemlerinden biri haline geldi.
5 ayda 1 trilyon
Borçlanma hızı, endişelerin temel bir yönünü ortaya koyuyor. ABD borcunun 39 trilyondan 40 trilyona yükselmesi yalnızca yaklaşık 5 ay sürdü. Kongre Bütçe Ofisi (CBO), şubat ayında cari mali yılda federal borçlanmanın yaklaşık 39,4 trilyon dolara ulaşacağını tahmin etmişti. Ancak 40 trilyon dolar eşiği beklenenden daha erken geldi.
New York Times’ın aktardığına göre, Başkan Donald Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin yargı tarafından iptal edilmesi sonrası gelir kaybı, Hazine’nin yükümlülüklerini karşılamak için borçlanmasını hızlandırdı.
Tahminler, borçlanma sürecinde yakın zamanda bir yavaşlama göstermiyor. Kongre Bütçe Ofisi, toplam borcun 2036’ya kadar yaklaşık 63 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Yıllık bütçe açığı da şu anki yaklaşık 1,9 trilyon dolardan 3,1 trilyon dolara (GSYH’nin yüzde 6,7’sine) genişleyecek.
Borcun ekonomiye oranı daha da keskin bir tablo çiziyor. Ofis, kamuya açık federal borcun 2026’daki GSYH’nin yaklaşık yüzde 100’ünden 2036’da yüzde 120’ye yükseleceğini tahmin ediyor. Bu, İkinci Dünya Savaşı sonrası 1946’daki yüzde 106’lık rekoru aşacak ve yüzyılın ortasına doğru yüzde 175’e yönelecek. Bütçe Ofisi bu gidişatı açıkça “sürdürülemez” olarak nitelendirdi.
Faize 1 trilyon dolar
Ekonomik sorunun en ağır kısmı, bu borcun servis maliyetinde yoğunlaşıyor. Net faiz ödemeleri, 2026 mali yılında ilk kez 1 trilyon doları aştı ve Kongre Bütçe Ofisi hesaplarına göre federal harcamaların en hızlı büyüyen kategorisi haline geldi.
Ofisin ağustos ayındaki güncellemesine göre, Ekim 2025-Temmuz 2026 arasında net faiz 963 milyar dolara ulaştı. Bu, günde yaklaşık 3,18 milyar dolar ve yıllık bazda yüzde 14 artış anlamına geliyor.
Yıllık bazda ABD borcunun faiz maliyeti yaklaşık 1,21 trilyon dolara çıktı. Bu rakam, yaklaşık 1,17 trilyon dolarlık savunma harcamasını aştı. Charles Schwab’ın Hazine ve Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi verilerine dayanan analizine göre, bu, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde ilk kez sürekli bir aşım.
Faiz şu anda federal gelirlerin yaklaşık yüzde 19’unu emiyor (Peter G. Peterson Vakfı’na göre). Bütçe Ofisi, net faizin 2036’ya kadar 2,1 trilyon dolara katlanacağını ve GSYH’nin yüzde 3,2’lik rekor seviyesinden yüzde 4,6’ya yükseleceğini öngörüyor.
Borç sarmalı denklemi
Burada ekonomistlerin “borç sarmalı” olarak tanımladığı riskler öne çıkıyor. Bu, siyasi bir sloganın ötesinde bir denklem: Faiz yükü finansman maliyetini artırıp büyümeyi baskıladığında, zayıf büyüme borç yükünü daha da artırıyor ve kontrol edilmesi giderek daha pahalı bir döngü oluşuyor.
Bu dinamik, borç üzerindeki ortalama faiz oranı ekonomik büyüme oranını aştığında daha tehlikeli hale geliyor. Sorumlu Federal Bütçe Komitesi’nin Kongre Bütçe Ofisi tahminlerine dayanan analizine göre, ABD bu eşiği 2031 mali yılından itibaren sürekli olarak aşabilir.
Komitenin Kıdemli Başkan Yardımcısı Mark Goldwein, X platformundaki endişelerini şöyle özetledi: 40 trilyon dolara ulaşmaktan ziyade “borç sarmalından” korkuyor.
Partizan Politika Merkezi, başka bir baskıya işaret ediyor: Sürekli hükümet borçlanması ulusal tasarrufları eritiyor ve özel yatırımı dışlıyor. Merkez ekonomistleri 18 Ağustos’ta yayımlanan bir makalede, teknoloji şirketlerinin yapay zekâdaki büyük genişlemeyi finanse etmek için piyasalara yönelmesiyle bu sermaye rekabetinin daha da önem kazandığını ve finansman maliyetlerini yukarı çekebileceğini belirtti.
Piyasalar daha yüksek getiri istiyor
Tahvil piyasası, uzun vadeli borç finansman maliyetinin yükseldiğine dair işaretler vermeye başladı. 30 yıllık 25 milyar dolarlık Hazine tahvili ihalesinde getiri yüzde 5,216’ya çıktı. Bu, 2001’den bu yana bu tür bir ihalede en yüksek seviye (Sorumlu Federal Bütçe Komitesi’ne göre) ve yatırımcıların uzun vadeli ABD borcunu tutmak için daha yüksek getiri talep ettiğinin göstergesi.
FILE PHOTO: Signage is seen at the United States Department of the Treasury headquarters...
Artan hükümet borçlanması, ABD ekonomisinde ulusal tasarruflar ve özel yatırımlar üzerinde baskı kaynağı (Reuters)
Bu durum, ABD’nin kredi notunun düşmesiyle de örtüştü. Moody’s, Mayıs 2025’te ABD’nin son “AAA” mükemmel kredi notunu geri çekerek “Aa1”e indirdi. Böylece 2011’de Standard & Poor’s ve 2023’te Fitch’in ardından Moody’s de notu düşürmüş oldu. Kredi notu, ülkelerin borçlarını ödeme kapasitesini ve yükümlülüklerini zamanında yerine getirme güvenilirliğini ölçer.
JPMorgan Chase CEO’su Jamie Dimon, Reagan Ulusal Ekonomik Forumu’nda tahvil piyasasında bir “çatlama” uyarısı yaptı. Bridgewater Associates’in kurucusu milyarder yatırımcı Ray Dalio ise yakın bir borç krizi riskinin hâlâ “çok düşük” olduğunu, ancak uzun vadeli risklerin “çok yüksek” olduğunu düşünüyor. Dalio’ya göre ABD, uzun vadeli bir borç döngüsünün sonuna yaklaşıyor.
Düzeltme maliyeti artıyor
Bu, aşılması halinde otomatik olarak borç krizine yol açacak sihirli bir rakam olduğu anlamına gelmiyor. Ancak kamu maliyesini istikrarlı bir yola geri döndürmek için gereken ayarlama zaten büyük.
Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu’nun özetlediği araştırmalara göre, ABD borç/GSYH oranını yalnızca sabitlemek bile, GSYH’nin yaklaşık yüzde 2,9’una (mevcut değerlerle yılda yaklaşık 827 milyar dolar) denk gelen kalıcı bir mali sıkılaştırma gerektiriyor. Charles Schwab, görevin birincil açığı GSYH’nin yaklaşık yüzde 3’ünden yüzde 0,2’ye indirmeye eşdeğer olduğunu tahmin ediyor.
Penn Wharton Bütçe Modeli, ABD’nin sürekli olarak yüzde 210 civarı borç/GSYH oranını aşamayacağını öngörüyor. Ancak yatırımcılar hükümetin kamu maliyesini sürdürülebilir yola geri getirmeyeceğine ikna olursa, tahvil piyasasının bu eşiğe ulaşmadan önce bozulabileceğini ve maliye politikasına duyulan güvenin herhangi bir sayısal tavandan daha önemli hale geldiğini uyarıyor.
Partizan Politika Merkezi Başkanı ve CEO’su Margaret Spellings, 40 trilyon dolar eşiğinin harcama ile gelir arasındaki dengesizliğin çarpıcı bir hatırlatıcısı olduğunu söyledi. Yapay zekâ sektöründe bir sarsıntı, ekonomik durgunluk veya büyük bir çatışmanın ülkeyi mali bir zorluktan “tam teşekküllü bir krize” taşıyabileceğine dikkat çekti.
Bu noktada 40 trilyon doların anlamı, rakamın kendisinde değil; ABD maliyesine aynı anda baskı yapan üç gidişatın bir araya gelmesinde yatıyor: Ekonomi büyüklüğüne yaklaşan borç, 1 trilyonu aşan ve katlanmaya giden faiz faturası ve on yılın sonunda büyüme ile borçlanma maliyeti arasındaki denklemin daha az elverişli hale gelmesi.
Böylece asıl risk, bir sonraki trilyona ulaşma tarihinden ziyade, ABD ekonomisinin borç finansman maliyetini aşan bir hızda büyüme kapasitesine ve yatırımcıların Washington’ın açığı kontrol edebileceğine duyduğu güvene bağlı hale geliyor.
Kaynak: Al Jazeera + Ajanslar



