Dolar/TL49,94
0.07%
Euro/TL55,69
0.15%
Gram Altın6.285,69
2.83%
BIST 10010.903,40
2.35%
Brent Petrol$113,58
2.51%
Gümüş/Ons$49,33
5.83%
Gedik Yatırım
Para-banka-finans

YZ Paniği ABD Tahvillerine Yaradı: Teknoloji Hisselerinden Kaçan Yatırımcılar Güvenli Liman Arıyor

YZ hisselerindeki satışlar ABD tahvillerine alım getirdi. Ekimde tahvil getirileri Şubat 2025'ten bu yana en güçlü yükselişe hazırlanıyor.

30 Ekim 2026

YZ Paniği ABD Tahvillerine Yaradı: Teknoloji Hisselerinden Kaçan Yatırımcılar Güvenli Liman Arıyor

Özet: ABD teknoloji hisselerinde bilanço sonuçlarıyla derinleşen satış dalgası, küresel piyasalarda güvenli liman arayışını hızlandırdı. Yatırımcıların ABD Hazine tahvillerine yönelmesiyle tahvil faizleri gerilerken, ekim ayı ABD devlet tahvilleri açısından Şubat 2025'ten bu yana en güçlü aylık performansa sahne olmaya hazırlanıyor. Alphabet'in hayal kırıklığı yaratan bilançosu, YZ yatırımlarının kârlılığına ilişkin endişeler ve Binance'e yönelik şüpheli siber saldırı riskten kaçışı güçlendirdi.

Teknoloji hisseleri düşüyor, ABD tahvilleri yükseliyor

Küresel finans piyasalarında yapay zekâ (YZ) yatırımlarının geleceğine ilişkin endişeler, yatırımcıların portföy tercihlerini değiştirmeye başladı.

ABD teknoloji hisselerinde yaşanan sert satışların ardından yatırımcılar, riskli varlıklardan çıkarak ABD Hazine tahvillerine yöneliyor.

Cuma günü ABD tahvil faizleri getiri eğrisi genelinde 1-2 baz puan gerilerken, perşembe günü başlayan yükseliş eğilimi devam etti.

Tahvil fiyatları ile faizler ters yönde hareket ettiği için faizlerdeki düşüş, ABD devlet tahvillerinin değer kazandığı anlamına geliyor.

Güvenli liman talebi yalnızca ABD ile sınırlı kalmadı. Almanya ve Japonya devlet tahvilleri de yükseldi.

Japon tahvilleri, Japonya Merkez Bankası'nın politika faizini sabit tutmasının ardından diğer gelişmiş ülke tahvillerine kıyasla daha güçlü performans gösterdi.

Piyasalardaki bu hareket, YZ yatırımlarının yarattığı iyimserliğin yerini giderek daha temkinli bir yatırımcı yaklaşımına bıraktığını gösteriyor.

Alphabet bilançosu YZ yatırımlarına ilişkin kuşkuları artırdı

ABD tahvil piyasasındaki yükselişin temel nedenlerinden biri, büyük teknoloji şirketlerinin açıkladığı finansal sonuçlar oldu.

Özellikle Google'ın ana şirketi Alphabet'in beklentileri karşılamayan bilançosu, YZ yatırımlarının şirketlerin kârlılığı üzerindeki etkilerine ilişkin endişeleri artırdı.

Son yıllarda teknoloji devleri, veri merkezleri, gelişmiş işlemciler, elektrik altyapısı ve YZ modellerine yüz milyarlarca dolarlık yatırım planları açıkladı.

Ancak yatırımcılar artık yalnızca yatırım harcamalarının büyüklüğüne değil, bu harcamaların ne kadar gelir ve kâr yaratabileceğine odaklanıyor.

YZ altyapısına yapılan büyük yatırımların beklenen finansal getiriyi sağlayamaması ihtimali, yüksek değerlemelerle işlem gören teknoloji hisseleri üzerinde baskı oluşturuyor.

Bu nedenle teknoloji sektöründeki bilanço hayal kırıklıkları, yalnızca hisse senedi piyasasını değil, tahvil ve döviz piyasalarını da etkiliyor.

Nomura Holdings'in kıdemli faiz stratejisti Andrew Ticehurst, büyük teknoloji şirketlerinin değerlemelerine ilişkin endişelerin devam ettiğini belirtti.

Ticehurst'e göre Alphabet'in zayıf bilançosu, yatırımcıların güvenli liman niteliğindeki tahvillere yönelmesini hızlandırıyor.

Binance'e yönelik şüpheli saldırı riskten kaçışı derinleştirdi

Piyasalardaki olumsuz havayı güçlendiren bir başka gelişme de dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'e yönelik şüpheli siber saldırı oldu.

Kripto para piyasasındaki güvenlik endişeleri, zaten teknoloji hisselerindeki satışlardan etkilenen yatırımcıların risk iştahını daha da azalttı.

Kripto varlıklar ve yüksek büyüme beklentilerine dayanan teknoloji hisseleri, küresel piyasalarda risk alma eğiliminin önemli göstergeleri arasında bulunuyor.

Bu piyasalarda eş zamanlı yaşanan olumsuz gelişmeler, yatırımcıların daha güvenli ve likit varlıklara yönelmesini teşvik ediyor.

ABD Hazine tahvilleri ise yüksek işlem hacmi ve küresel finans sistemindeki merkezi konumları nedeniyle riskten kaçış dönemlerinde önemli bir yatırım alternatifi olarak öne çıkıyor.

Böylece teknoloji ve kripto para piyasalarındaki satışlar, ABD devlet tahvillerine yönelik talebi destekliyor.

ABD tahvilleri Şubat 2025'ten bu yana en güçlü ayına hazırlanıyor

ABD Hazine tahvilleri, ekim ayında dikkat çekici bir performans sergiledi.

Gösterge tahvil faizleri ay boyunca yaklaşık 40 baz puan gerileyerek şubat ayından bu yana ilk aylık düşüşünü kaydetmeye yöneldi.

Bloomberg'in ABD Hazine tahvillerinin toplam getirisini izleyen endeksi ise ekim ayında yaklaşık yüzde 2 yükseldi.

Bu performansın korunması halinde ABD tahvilleri, Şubat 2025'ten bu yana en yüksek aylık getiriyi sağlamış olacak.

Tahvil piyasasındaki yükselişin arkasında iki temel unsur bulunuyor:

  • YZ bağlantılı teknoloji hisselerindeki değerleme endişelerinin güvenli liman talebini artırması.

  • ABD Merkez Bankası'nın (Fed) gelecekteki faiz kararlarında ekonomik verilere bağlı hareket edeceğine ilişkin mesajlarının tahvil piyasasına destek vermesi.

National Australia Bank faiz stratejisi başkanı Kenneth Crompton, teknoloji şirketlerinin finansal sonuçlarının ardından tahvil piyasasında yeni bir güvenli liman alım dalgası yaşandığını belirtti.

Crompton'a göre hisse senedi piyasalarındaki olumsuz gelişmeler, devlet tahvillerine yönelik talebi artırmayı sürdürüyor.

Fed Başkanı Warsh'ın mesajları tahvil piyasasını destekledi

ABD tahvil piyasasında yatırımcıların yakından izlediği bir diğer gelişme, Fed Başkanı Kevin Warsh'ın son para politikası toplantısının ardından yaptığı açıklamalar oldu.

Fed, bu haftaki toplantısında politika faizini değiştirmedi.

Warsh ise gelecek faiz kararlarının açıklanacak ekonomik verilere bağlı olacağını vurguladı.

Bu yaklaşım, para politikasının önceden belirlenmiş bir faiz patikasına göre değil, enflasyon ve ekonomik faaliyet göstergelerine göre şekilleneceğine işaret ediyor.

Piyasalarda Warsh'ın açıklamalarının beklenenden daha şahin olmadığı değerlendirmesi öne çıktı.

Nomura'dan Andrew Ticehurst, Fed Başkanı'nın toplantı sonrası basın toplantısında özellikle sert bir para politikası mesajı vermediğini söyledi.

Ticehurst, YZ sektörüne ilişkin endişelerin sürmesi halinde ABD tahvillerindeki yükselişin devam edebileceğini düşünüyor.

Bununla birlikte Fed'in ekonomik verilere bağlı yaklaşımı, gelecek toplantılara ilişkin belirsizliğin tamamen ortadan kalkmadığı anlamına geliyor.

Uzun vadeli tahvillerde hareket daha belirgin

ING stratejisti Padhraic Garvey, ABD tahvil piyasasının YZ hisselerindeki değerleme değişimlerine ve hisse senedi piyasasındaki dalgalanmalara karşı duyarlılığını koruduğunu belirtti.

Garvey'e göre piyasalarda olağanüstü bir gelişme yaşanmasa da yatırımcıların genel ruh hali giderek daha olumsuz bir görünüm kazanıyor.

ING stratejisti, tahvil piyasasındaki hareketin kısa vadeli faizlerden çok uzun vadeli tahvillerde belirginleştiğine dikkat çekti.

Bu ayrım önemli.

Kısa vadeli ABD tahvil faizleri, Fed'in politika faizine ilişkin beklentilerden daha doğrudan etkileniyor.

Uzun vadeli tahvil faizleri ise ekonomik büyüme, enflasyon, kamu borçlanması ve yatırımcıların risk algısı gibi daha geniş bir faktör grubuna bağlı olarak hareket ediyor.

Teknoloji hisselerindeki satışların uzun vadeli tahvillerde daha belirgin bir etki yaratması, yatırımcıların gelecekteki büyüme ve risk görünümünü yeniden değerlendirdiğine işaret edebilir.

Ancak tahvil faizlerindeki düşüşün tek başına ekonomik durgunluk beklentisinin kesinleştiği anlamına gelmediğini de vurgulamak gerekiyor.

Yüksek enerji fiyatları merkez bankalarının işini zorlaştırıyor

Küresel tahvil piyasalarının karşı karşıya bulunduğu önemli risklerden biri, enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi.

Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmelerin petrol ve doğal gaz fiyatları üzerinde yarattığı baskı, enflasyon beklentilerini etkiliyor.

Bu durum, merkez bankalarının para politikası kararlarını zorlaştırıyor.

Bir tarafta teknoloji hisselerindeki satışlar ve ekonomik büyümeye ilişkin endişeler güvenli liman talebini artırıyor.

Diğer tarafta yüksek enerji fiyatları, enflasyonun yeniden hızlanabileceği kaygısını canlı tutuyor.

Fed'in yanı sıra Yeni Zelanda Merkez Bankası da bu hafta faiz artırmama yönünde karar aldı.

Merkez bankalarının mevcut yaklaşımı, büyüme riskleri ile enflasyon baskıları arasında hassas bir denge kurmaya çalıştıklarını gösteriyor.

Tahvil piyasası açısından bu dengenin nasıl değişeceği, önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon ve istihdam verilerine bağlı olacak.

ABD ara seçimleri ve Hazine'nin borçlanma programı yeni riskler yaratıyor

Tahvil yatırımcıları teknoloji sektöründeki gelişmelere odaklanırken, ABD'de yaklaşan ara seçimler de piyasaların gündeminde yer alıyor.

Geçmiş dönemlerde Kongre'de siyasi güçlerin bölünmesi, bazı yatırımcılar tarafından kamu harcamalarının kontrol altında tutulabileceğine ilişkin olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmişti.

Ancak bu kez yatırımcılar, Washington'da siyasi karar alma süreçlerinin kilitlenmesinin ABD'nin mali görünümüne ilişkin endişeleri azaltıp azaltmayacağından emin değil.

ABD'nin yüksek kamu borcu ve bütçe açıkları, özellikle uzun vadeli tahvil yatırımcıları açısından önemli riskler oluşturuyor.

Seçimlerin hemen ertesi günü ABD Hazine Bakanlığı'nın üç aylık borçlanma ve yeniden finansman programını açıklaması bekleniyor.

Bu açıklama, Hazine'nin gelecek dönemde piyasadan ne kadar borçlanmayı planladığına ilişkin önemli bilgiler sunacak.

Borçlanma programındaki olası değişiklikler, özellikle uzun vadeli ABD tahvillerinin arzını ve faizlerini etkileyebilir.

Dolayısıyla teknoloji hisselerindeki satışlar kısa vadede tahvil fiyatlarını desteklese de ABD'nin mali görünümü, orta vadede tahvil piyasası açısından önemli bir belirsizlik kaynağı olmaya devam ediyor.

YZ hisselerindeki satışlar tahvil rallisini sürdürebilir mi?

Piyasa stratejistlerine göre kısa vadede ABD tahvillerinin yönünü belirleyen en önemli gelişmelerden biri, teknoloji sektöründeki satışların devam edip etmeyeceği olacak.

YZ yatırımlarının beklenen kârlılığı sağlayamayacağına ilişkin kuşkular güçlenirse, yatırımcıların riskli varlıklardan çıkışı devam edebilir.

Bu senaryoda ABD devlet tahvillerine yönelik güvenli liman talebi artabilir.

Ancak ters yönde etkili olabilecek riskler de bulunuyor.

Yüksek enerji fiyatlarının enflasyonu artırması, Fed'in faiz indirimlerine ilişkin beklentileri sınırlayabilir.

ABD'nin artan borçlanma ihtiyacı da uzun vadeli tahvil faizleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir.

Bu nedenle tahvil piyasasındaki yükselişin kalıcılığı, teknoloji sektöründeki gelişmeler kadar enflasyon verilerine ve Hazine'nin borçlanma politikasına da bağlı olacak.

Sonuç olarak, YZ yatırımlarının kârlılığına ilişkin endişeler yalnızca teknoloji hisselerini değil, küresel sermaye akımlarını da etkilemeye başladı. ABD tahvillerinin ekim ayındaki güçlü performansı, yatırımcıların yüksek büyüme beklentilerinden güvenli limanlara yöneldiğini gösteriyor.

Ancak ABD'nin mali sorunları ve enflasyon riskleri dikkate alındığında, tahvil piyasasındaki yükselişin kesintisiz devam edeceğini söylemek için henüz erken.

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler

Finansın Dili Değişiyor: Dijitalleşme ve Veri, Sektörün Geleceğini Şekillendiriyor
Para-banka-finans

Finansın Dili Değişiyor: Dijitalleşme ve Veri, Sektörün Geleceğini Şekillendiriyor

Bankacılık ve ödeme sistemlerinde hız kazanan dijitalleşme, finansal işlemlerin temel yapısını ve sektörün işleyiş dinamiklerini köklü bir değişime uğratıyor. Mobil bankacılık, temassız ödeme teknolojileri ve dijital cüzdanların günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte, nakit dışı işlem hacminde tarihi seviyelere ulaşılıyor.

29 Ekim 2026