YK Yatırım/Murat Berk: Yapay Zekâ Yatırımlarında Finansman Sıkışıklığı Büyümeyi ve Tahvil Faizlerini Nasıl Etkileyecek?
YK Yatırım'dan Murat Berk, yapay zekâ yatırımlarındaki finansman sıkışıklığının ABD büyümesini yavaşlatabileceğini ve Hazine tahvillerini yeniden güvenli liman haline getirebileceğini değerlendiriyor.
24 Ekim 2026

Yapay zekâ sektöründe yüz milyarlarca dolara ulaşan yatırım harcamaları, küresel finans piyasalarında yeni bir tartışma başlattı. Teknoloji devlerinin veri merkezlerine ayırdığı kaynaklar büyürken, serbest nakit akışlarının negatife dönmesi ve borçlanma ihtiyacının artması yatırımcıları endişelendiriyor. YK Yatırım'dan Murat Berk'e göre, yapay zekâ yatırımlarının finansmanında yaşanabilecek sıkışıklık yalnızca teknoloji hisselerini değil, ABD ekonomisinin büyüme görünümünü ve Hazine tahvillerinin getirisini de değiştirebilir.
Yapay zekâ yatırımlarında yeni sorun: Yeterli sermaye var mı?
Aylardır vurguladığımız üzere yatırımcılar, yapay zekâ şirketlerinin veri merkezlerine aşırı miktarda kaynak ayırmasından giderek daha fazla endişe duyuyor.
Bir dönem güçlü serbest nakit akışlarıyla dikkat çeken teknoloji şirketlerinin bir kısmında nakit akışı negatife dönerken, devasa yatırım programlarının finansmanı için borçlanma ihtiyacı artıyor.
Bu durum, şirketlerin yükselen finansman maliyetlerine rağmen yaptıkları yatırımlardan yeterli getiri elde edip edemeyeceği sorusunu gündeme taşıyor.
Ancak son dönemde bu endişeye yeni bir boyut eklendi:
Yapay zekâ sektöründeki bütün şirketlerin iddialı yatırım planlarını finanse etmeye yetecek kadar sermaye bulunabilecek mi?
Sermayeye erişim, yapay zekâ teknolojisinin geliştirilmesinde teknik kapasite kadar önemli bir sınırlayıcı faktör haline gelebilir.
Meta'nın bilançosu endişeleri artırdı
Meta'nın çarşamba günü açıkladığı finansal sonuçlar, yapay zekâ yatırımlarının finansmanına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Şirketin gelirleri yıllık bazda yüzde 26 artarak 64,6 milyar dolara ulaşmasına rağmen, serbest nakit akışı 2,1 milyar dolar negatif gerçekleşti.
Meta ayrıca 2026 yılı sermaye harcaması tahminini 135-145 milyar dolar aralığına yükseltti.
Şirket, gelecekte sermaye artırımı yapılmasını kolaylaştırmak amacıyla oy hakkı bulunmayan yeni bir hisse senedi sınıfı oluşturacağını da duyurdu.
Yatırımcılar bu gelişmeleri, büyük teknoloji şirketlerinin giderek daha rekabetçi hale gelen finansman piyasasında erkenden kaynak sağlamaya çalıştığının işareti olarak değerlendirdi.
Meta'nın finansal raporunda da sermaye rekabetinin yoğunlaştığına dikkat çekildi.
Raporda Alphabet ve SpaceX'in son dönemdeki büyük sermaye artırımlarının yanı sıra Anthropic ve OpenAI'den beklenen finansman işlemlerinin, giderek daha zorlu bir sermaye temin ortamı yarattığı belirtildi.
Teknoloji devlerinden sermaye kıtlığı uyarısı
Yapay zekâ sektöründe finansmanın önemli bir darboğaza dönüşebileceğine ilişkin değerlendirmeler yalnızca Meta ile sınırlı değil.
Broadcom CEO'su Hock Tan, sermayeye erişimin yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesinin önündeki en büyük engel haline gelebileceği uyarısında bulundu.
BlackRock CEO'su Larry Fink ise sermaye için yaşanan rekabetin kariyerinde gördüğü en yoğun rekabet olduğunu ifade etti.
Nvidia CEO'su Jensen Huang da perşembe günü yaptığı açıklamada, yapay zekâ altyapısı sunan yeni nesil bulut şirketlerine (neocloud) yönelik talebin son derece yüksek olduğunu, ancak sermayenin kıtlaştığını belirtti.
Bu açıklamalar, yapay zekâ yatırımlarında temel sorunun yalnızca teknolojiye yönelik talep olmadığını gösteriyor.
Şirketlerin artan talebi karşılayabilmek için ihtiyaç duydukları veri merkezlerini, işlemcileri ve enerji altyapısını hangi maliyetle finanse edebilecekleri de giderek önem kazanıyor.
Tahvil piyasasında önemli bir değişim yaşanıyor olabilir
Son raporlarımızda da belirttiğimiz gibi, tahvil piyasasında yapay zekâ kaynaklı büyüme endişelerinin fiyatlanmaya başladığına ilişkin işaretler güçleniyor.
Bu çerçevede belki de en önemli gelişme ABD Hazine tahvillerinde yaşanıyor.
2026 yılının büyük bölümünde uzun vadeli ABD tahvilleri, hisse senedi piyasasındaki düşüşlere karşı etkili bir korunma aracı olamadı.
Kalıcı enflasyon baskıları, yüksek tahvil arzı ve dirençli ekonomik büyüme görünümü nedeniyle hisse senetleri gerilerken bile tahvil faizleri zaman zaman yükseldi.
Dolayısıyla yatırımcılar, geçmişte olduğu gibi hisse senedi riskini uzun vadeli tahvillerle dengelemekte zorlandı.
Ancak son piyasa hareketleri, bu ilişkinin değişmeye başlayabileceğine işaret ediyor.
Piyasa uzmanları, ABD Hazine tahvillerinde faiz opsiyonlarına yönelik talebin arttığını ve özellikle kısa vadeli swaption oynaklığında belirgin hareketler yaşandığını belirtiyor.
Bu gelişmeler, yatırımcıların yalnızca kısa vadeli pozisyon değişikliklerine tepki vermediğini düşündürüyor.
Piyasa, yapay zekâ yatırımlarında olası bir yavaşlamanın Fed'in para politikası görünümünü nasıl değiştirebileceğini de değerlendirmeye başlıyor.
Yapay zekâ yatırımları ABD büyümesini nasıl destekledi?
Son dönemde yapay zekâ yatırımları, ABD ekonomisinin nominal büyümesine önemli katkı sağladı.
Veri merkezi inşaatları, enerji altyapısı yatırımları, yarı iletken talebi ve ilgili sektörlerdeki harcamalar ekonomik faaliyeti destekledi.
Bu yatırımlar aynı zamanda istihdamı ve şirket gelirlerini olumlu etkiledi.
Yapay zekâ sektöründeki güçlü sermaye harcamaları, kamu harcamalarıyla birlikte ABD ekonomisinde alışılmadık derecede dirençli bir nominal büyüme ortamının sürmesine yardımcı oldu.
Ancak bu büyüme modelinin önemli bir özelliği bulunuyor:
Şirketler yatırım programlarını sürdürmek için büyük miktarda finansmana ihtiyaç duyuyor.
Dolayısıyla yapay zekâ yatırımları ekonomik büyümeyi desteklerken aynı zamanda sermaye piyasalarında kaynak rekabetini artırıyor.
Bu rekabet de finansman maliyetlerinin yüksek kalmasına katkıda bulunabiliyor.
Büyümeyi destekleyen yatırım döngüsü tersine dönebilir
Buradaki temel çelişki, yapay zekâ yatırımlarının ABD büyümesini destekleyen mekanizmasının ters yönde de çalışabilecek olması.
Finansman maliyetlerinin yükselmesi şirketleri yatırım planlarını yeniden gözden geçirmeye zorlarsa, sonuçlar yalnızca teknoloji ve yarı iletken hisseleriyle sınırlı kalmayabilir.
Veri merkezi yatırımlarındaki yavaşlama, inşaat, enerji, altyapı ve teknoloji ekipmanları gibi çok sayıda sektörde talebi zayıflatabilir.
Böyle bir gelişme ABD ekonomisinin önemli büyüme kaynaklarından birini olumsuz etkileyebilir.
Ancak aynı süreç tahvil piyasasında farklı sonuçlar doğurabilir.
Şirketlerin sermaye harcamalarını azaltması, finansman ihtiyacını ve tahvil ihracını sınırlayabilir.
Ekonomik büyümenin yavaşlaması da reel faizler üzerindeki yukarı yönlü baskıyı hafifletebilir.
Böylece daha önce ABD tahvil faizlerini yüksek tutan yapay zekâ yatırım döngüsü, kendi yavaşlaması sonucunda faizlerin düşmesini sağlayan faktörlerden birine dönüşebilir.
Yapay zekâ devriminin başarısız olması gerekmiyor
Bu senaryonun gerçekleşmesi, yapay zekâ teknolojisinin başarısız olacağı anlamına gelmiyor.
Yapay zekânın kullanım alanları genişlemeye ve teknolojinin ekonomiye katkısı artmaya devam edebilir.
Ancak teknolojik ilerleme ile bu ilerlemeyi mümkün kılan altyapı yatırımlarının finansal getirileri aynı şey değil.
Şirketlerin veri merkezlerine yaptıkları yatırımların büyüklüğü, bu yatırımların mutlaka yüksek kârlılık sağlayacağı anlamına gelmiyor.
Piyasalar, sermaye harcamaları, gelecekteki kârlılık ve nakit üretimine ilişkin beklentilerin daha gerçekçi seviyelere çekilmesini talep edebilir.
Güçlü bilançolara sahip teknoloji şirketleri bile yeni yatırım taahhütlerine girmeden önce mevcut projelerin getirilerini daha açık biçimde göstermek zorunda kalabilir.
Bu nedenle yatırımcıların yapay zekâya duyduğu güvenin azalmasından ziyade, yapay zekâ yatırımlarının finansal sürdürülebilirliğine ilişkin değerlendirmelerin değişmesinden söz etmek daha doğru olabilir.
Hisse senetleri, kredi piyasası ve tahviller aynı riski fiyatlıyor
Yapay zekâ yatırımlarının finansmanına ilişkin endişeler giderek daha geniş bir varlık grubuna yansıyor.
Hisse senedi piyasasında yatırımcılar, teknoloji şirketlerinin yüksek değerlemelerini ve gelecekteki kârlılık beklentilerini sorguluyor.
Kredi piyasasında büyük yatırım programlarının finansmanı için artan borçlanma ihtiyacı ve şirketlerin borç ödeme kapasitesi öne çıkıyor.
ABD Hazine tahvillerinde ise yatırım döngüsündeki olası yavaşlamanın ekonomik büyüme ve Fed politikası üzerindeki etkileri değerlendiriliyor.
Bu üç piyasanın aynı anda benzer risklere tepki vermesi önemli bir gelişme.
Temel soru şu:
Finansman koşullarındaki değişim, yapay zekâ yatırımlarının daha sürdürülebilir bir zeminde devam etmesini mi sağlayacak?
Yoksa sermayeye erişimin zorlaşması, ABD ekonomisinin büyümesini destekleyen yatırım harcamalarında belirgin bir yavaşlamaya mı yol açacak?
Son dönemdeki piyasa davranışları, yatırımcıların ikinci olasılığa daha fazla önem vermeye başladığını düşündürüyor.
ABD tahvilleri yeniden güvenli liman olabilir mi?
2026 yılının büyük bölümünde Wall Street'in temel endişesi, yapay zekâ yatırımlarının ABD ekonomisini aşırı güçlü tutması ve faizlerin uzun süre yüksek kalmasına yol açmasıydı.
Şimdi ise yatırımcılar bunun tersini değerlendirmeye başlıyor.
Yapay zekâ yatırım patlamasını sürdürmenin giderek artan maliyeti, şirketleri harcamalarını kısmaya zorlayabilir.
Bu da ekonomik büyümeyi zayıflatarak tahvil faizlerinin düşmesine neden olabilir.
Böyle bir ortamda ABD Hazine tahvilleri, hisse senetlerindeki büyüme kaynaklı satışlara karşı yeniden etkili bir korunma aracı haline gelebilir.
Ancak bu senaryonun gerçekleşeceği henüz kesin değil.
Yapay zekâ yatırımlarının hangi hızda devam edeceği, şirketlerin sermayeye erişimi ve ekonomik büyümenin seyri belirleyici olacak.
Sonuç: Wall Street'in yapay zekâ korkusu yön değiştiriyor
Yapay zekâ yatırımlarına ilişkin piyasa tartışması önemli bir dönüşüm geçiriyor.
Daha önce temel endişe, devasa yatırım harcamalarının ekonomik büyümeyi ve enflasyonu güçlü tutarak faizlerin yüksek kalmasına neden olmasıydı.
Şimdi ise aynı yatırım programlarının finansman maliyetlerinin, ekonomik büyümeyi zayıflatacak kadar yükselmesi ihtimali gündeme geliyor.
Bu değişim, yalnızca teknoloji şirketlerinin değerlemeleri açısından değil, ABD tahvil piyasasının geleceği açısından da önem taşıyor.
Yapay zekâ yatırımlarındaki olası yavaşlama, büyüme beklentilerini aşağı çekerken ABD Hazine tahvillerini yeniden hisse senedi riskine karşı korunma aracı haline getirebilir.
Henüz kesinleşmiş bir eğilimden söz etmek mümkün değil. Ancak piyasa davranışlarında gözlenen değişim, yatırımcıların yapay zekâ patlamasının ekonomik sonuçlarını artık farklı bir açıdan değerlendirmeye başladığını gösteriyor.
Kaynak: YK Yatırım – Murat Berk
Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?
Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com
Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




