Dolar/TL49,84
0.11%
Euro/TL55,38
0.04%
Gram Altın6.480,23
0.63%
BIST 10011.158,36
0.07%
Brent Petrol$111,39
1.81%
Gümüş/Ons$53,84
1.23%
Gedik Yatırım
Politika

WSJ: ABD İran'a Yeni Saldırıya Hazırlanıyor, Türkiye ve Körfez Ülkeleri Savaşı Önlemeye Çalışıyor

WSJ'ye göre ABD, 3 Kasım sonrası İran'a saldırı seçeneğini değerlendiriyor. Türkiye ve Körfez ülkeleri savaşı önlemek için diplomasiyi hızlandırdı.

28 Ekim 2026

WSJ: ABD İran'a Yeni Saldırıya Hazırlanıyor, Türkiye ve Körfez Ülkeleri Savaşı Önlemeye Çalışıyor

Wall Street Journal'ın haberine göre Washington, bazı Körfez ülkelerini 3 Kasım'daki ABD ara seçimlerinin ardından İran'a yönelik kısa süreli ancak yoğun bir askeri harekât düzenlenebileceği konusunda uyardı. Pentagon bölgedeki füze savunmasını güçlendirirken savaş uçakları, bombardıman uçakları ve deniz kuvvetleri olası bir operasyon için hazırlık yapıyor. Buna karşılık Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Katar, yeni bir bölgesel savaşı önlemek amacıyla diplomatik girişimlerini hızlandırdı. Ancak bölge ülkeleri, müzakerelerin başarısız olması ihtimaline karşı savunma iş birliğini de artırıyor.

Washington Körfez Ülkelerine Savaş Uyarısı Gönderdi

Ortadoğu'da ABD ile İran arasında yeni bir askeri çatışma yaşanabileceğine ilişkin endişeler artıyor.

Wall Street Journal'ın (WSJ) 27 Ekim Salı günü yayımladığı habere göre ABD yönetimi, Basra Körfezi'ndeki bazı Arap ülkelerine kasım ayındaki ara seçimlerin ardından İran'a yönelik yeni bir askeri operasyon düzenlenebileceği mesajını iletti.

Haberde, diplomatik ve askeri kanallar üzerinden yapılan bilgilendirmelerde olası harekâtın kısa süreli ancak yoğun bir saldırı kampanyası şeklinde gerçekleşebileceğinin belirtildiği aktarıldı.

Washington ve Tel Aviv'in, İran'ın askeri kapasitesini zayıflatmayı ve Tahran yönetimini yeniden müzakere masasına oturtmayı hedefleyen saldırı seçenekleri üzerinde çalıştığı öne sürüldü.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın henüz nihai bir karar vermediği özellikle vurgulandı.

Dolayısıyla söz konusu hazırlıklar, yeni bir savaşın kesinleştiği anlamına gelmiyor.

Bununla birlikte askeri hareketlilik ve bölge ülkelerine iletilen uyarılar, Washington'un İran üzerindeki baskıyı artırmaya hazırlandığını gösteriyor.

Pentagon Patriot Sistemleri ve Savaş Gemileriyle Hazırlanıyor

WSJ'nin haberinde ABD ordusunun Ortadoğu'daki askeri varlığını güçlendirmeye yönelik bir dizi önlem aldığı belirtildi.

Bu kapsamda Teksas'tan bir Patriot hava ve füze savunma sisteminin bölgeye gönderilmesi planlanıyor.

Patriot sistemlerinin amacı, olası İran füze saldırılarına karşı ABD askeri tesislerinin ve bölgedeki müttefiklerin savunmasını güçlendirmek.

ABD ordusunun ayrıca saldırılara açık bazı üslerdeki personelini daha güvenli noktalara kaydırdığı bildirildi.

Bu tür önlemler, olası bir askeri operasyon öncesinde Amerikan kuvvetlerinin karşı saldırılara maruz kalma riskini azaltmayı amaçlıyor.

Habere göre ABD kuvvetleri mühimmat stoklarını yenilerken bombardıman uçakları ve savaş uçakları da olası saldırılar için hazırlanıyor.

Gelecek ay ilave bir uçak gemisi görev grubunun ve deniz piyadelerine bağlı bir seferi birliğin Ortadoğu'ya intikal etmesi bekleniyor.

Bölgede halihazırda yaklaşık 20 Amerikan savaş gemisinin faaliyet gösterdiği belirtiliyor.

Bununla birlikte bazı gemilerin görev değişimi kapsamında bölgeden ayrılabileceği, dolayısıyla toplam deniz gücündeki artışın henüz kesin olmadığı ifade ediliyor.

Askeri hazırlıkların kapsamı, Washington'un yalnızca sınırlı bir caydırıcılık gösterisi değil, daha geniş çaplı operasyon seçeneklerini de değerlendirdiğine işaret ediyor.

Ancak bu değerlendirme, saldırı kararı alındığı şeklinde yorumlanmamalı.

Trump'ın Önünde İran'ın Nükleer Tesislerini Hedef Alma Seçeneği Var

WSJ'nin Trump'ın değerlendirmeleri hakkında bilgi sahibi kişilere dayandırdığı habere göre ABD Başkanı, seçimlerden sonra İran'a yönelik geniş çaplı bir saldırı düzenlenmesi seçeneğine giderek daha sıcak bakıyor.

Olası hedefler arasında İran'ın kritik altyapısı ve nükleer tesislerinin bulunduğu belirtiliyor.

Washington'un temel hedeflerinden biri, İran'ın nükleer silah geliştirmesini engellemek.

Beyaz Saray ise olası askeri operasyonlara ilişkin ayrıntılı yorum yapmaktan kaçındı.

Yönetim, mevcut olup olmadığı kesinleşmemiş hassas askeri planlar hakkında açıklama yapmayacağını bildirdi.

Bununla birlikte Trump'ın İran'ın nükleer silaha sahip olmamasını sağlamak amacıyla bütün seçenekleri masada tuttuğu vurgulandı.

Bu açıklama, Washington'un diplomatik müzakereler sürerken askeri baskı seçeneğinden vazgeçmediğini gösteriyor.

Ancak İran'ın nükleer tesislerine yönelik yeni saldırıların kapsamı, zamanlaması ve muhtemel sonuçları hakkında henüz doğrulanmış bir karar bulunmuyor.

İsrail de Yeni Saldırı Planları Hazırlıyor

WSJ'nin haberine göre İsrail de İran'a yönelik yeni askeri operasyonlar için hedef listeleri ve saldırı planları hazırladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, İran'ın askeri kapasitesini daha fazla zayıflatmak amacıyla yeni saldırılar düzenlenmesini savunduğu öne sürülüyor.

İsrail yönetimi, İran'ın nükleer ve füze programlarını ülkenin güvenliği açısından temel tehditler arasında değerlendiriyor.

Ancak İsrail'in 27 Ekim'de gerçekleştirdiği genel seçimlerin ardından ortaya çıkan siyasi belirsizlik, yeni bir askeri operasyonun karar alma süreci açısından önemli bir unsur oluşturuyor.

Sandık çıkış anketleri Netanyahu'nun mevcut parlamento çoğunluğunu kaybetmiş olabileceğine işaret ederken yeni hükümetin kim tarafından kurulacağı henüz kesinleşmedi.

Buna rağmen İsrail'in güvenlik kurumlarının İran'a ilişkin askeri planlamalarını sürdürdüğü bildiriliyor.

ABD ve İsrail'in İran konusundaki güvenlik kaygıları örtüşse de olası bir operasyonun nasıl yürütüleceği ve siyasi sonuçları konusunda alınmış ortak bir nihai karar kamuoyuna açıklanmış değil.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Tahran'da Diplomasi Trafiğini Hızlandırdı

ABD'nin askeri hazırlıklarına ilişkin haberler gündeme gelirken bölge ülkeleri yeni bir savaşın önüne geçmek için diplomatik girişimlerini artırıyor.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'dan yetkililer pazartesi günü Tahran'a giderek İran yönetimiyle görüşmeler gerçekleştirdi.

Bu temasların ardından Katar ve Pakistan da İran'dan beklentilerini kamuoyuna açıkladı.

Bölge ülkelerinin temel talepleri üç başlıkta toplanıyor:

  • Hürmüz Boğazı'nın güvenli ve kesintisiz deniz trafiğine açılması.

  • İran'ın Körfez ülkelerine yönelik askeri tehditlerini sona erdirmesi.

  • Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın İran'daki nükleer denetimlerini engelsiz şekilde gerçekleştirebilmesi.

Bu talepler, bölge ülkelerinin yeni bir savaşa karşı çıkarken İran'ın mevcut politikalarının değişmesini de istediğini gösteriyor.

Diplomatik temasların güvenlik ve askeri yetkililerin katılımıyla yürütülmesi ise iki yönlü bir stratejiye işaret ediyor.

Bir taraftan İran ile ABD arasındaki gerilimin düşürülmesi amaçlanırken diğer taraftan diplomatik çabaların başarısız olması ihtimaline karşı savunma hazırlıkları sürdürülüyor.

Katar'dan İran'a: İyi Niyet Gösterin, Hürmüz'ü Açın

İran ile ABD arasındaki arabuluculuk girişimlerinde önemli rol oynayan Katar, Tahran yönetimine açık mesajlar verdi.

Katar Dışişleri Bakanlığı, İran'ın diplomatik girişimlerin başarılı olabilmesi için iyi niyet göstermesi gerektiğini açıkladı.

Doha yönetimi, İran'dan Körfez'deki Arap ülkelerine yönelik tehditleri durdurmasını ve Hürmüz Boğazı'nı deniz ulaşımına açmasını istedi.

Katar'ın yaklaşımı, İran ile diyaloğun sürdürülmesini savunurken bölgesel güvenlik kaygılarının da giderilmesini hedefliyor.

Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olması nedeniyle yalnızca Körfez ülkeleri açısından değil, dünya ekonomisi bakımından da stratejik önem taşıyor.

Boğazdaki güvenlik sorunları, petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatlarını etkileyerek enerji fiyatlarında sert dalgalanmalara neden olabiliyor.

Bu nedenle Körfez ülkeleri, askeri çatışmanın önlenmesi kadar deniz ticaretinin güvenliğinin yeniden sağlanmasına da öncelik veriyor.

Pakistan: Haziran Mutabakatı Diplomasi İçin Hâlâ Bir Temel

Pakistan da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yaptığı açıklamada İran ile ABD arasındaki diplomatik sürecin yeniden canlandırılması çağrısında bulundu.

Pakistan temsilcisi, haziran ayında Washington ile Tahran arasında varılan İslamabad Mutabakat Muhtırası'nı diplomatik ilerlemenin mümkün olduğuna ilişkin bir örnek olarak gösterdi.

İslamabad yönetimi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın İran'daki çalışmalarının engellenmemesi gerektiğini vurguladı.

Pakistan'ın hedefi, ateşkesin güçlendirilmesi, bölgesel gerilimin azaltılması ve ABD ile İran arasında yeniden müzakerelerin başlayabileceği koşulların oluşturulması.

Pakistan, İran ile coğrafi yakınlığı ve Washington'la sürdürebildiği diplomatik ilişkiler nedeniyle arabuluculuk girişimlerinde önemli bir konumda bulunuyor.

Ancak İslamabad yönetimi de diplomatik temasların başarılı olacağına ilişkin bir güvence vermiyor.

Bu nedenle Pakistan, görüşmeleri sürdürürken bölgesel savunma iş birliğini güçlendiren girişimlerde de yer alıyor.

Mekke Savunma Paktı: Diplomasi Sürerken Askeri İş Birliği Artıyor

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki güvenlik iş birliği, Mekke Savunma Paktı çerçevesinde güçlendiriliyor.

Bölge ülkelerinin İran ile görüşmelere devam etmesi, askeri hazırlıkların durdurulduğu anlamına gelmiyor.

Özellikle Suudi Arabistan açısından Husilerin saldırıları ve deniz ticaret yollarındaki güvenlik sorunları ciddi ekonomik maliyetler yaratıyor.

Petrol tesisleri, limanlar ve ulaştırma altyapısı üzerindeki tehditler, Riyad yönetiminin güvenlik politikasında belirleyici rol oynuyor.

Suudi Arabistan, İran ile gerilimin düşürülmesini isterken kendi topraklarını ve ekonomik altyapısını koruyacak savunma kapasitesini de artırmayı hedefliyor.

Türkiye ve Pakistan'ın da dahil olduğu askeri iş birliği, bölgesel ülkelerin olası bir çatışmanın sonuçlarına karşı hazırlıklı olmak istediğini gösteriyor.

Ancak bu iş birliğinin doğrudan ABD veya İsrail'in İran'a yönelik askeri planlarına destek anlamına geldiğini gösteren doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.

Bölge ülkelerinin hedefleri ile Washington ve Tel Aviv'in askeri öncelikleri arasında önemli farklılıklar bulunuyor.

İstanbul'daki R4 Zirvesinden Ortak Mesaj: Diplomasi ve Deniz Güvenliği

23 Ekim'de İstanbul'da gerçekleştirilen diplomatik temaslar da bölgesel girişimlerin önemli bir parçasını oluşturdu.

Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'dan oluşan R4 grubu; İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya temsilcileriyle bir araya geldi.

Toplantının ardından yayımlanan ortak açıklamada anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi ve bölgesel gerilimin azaltılması gerektiği vurgulandı.

Açıklamada ayrıca Husilerin saldırıları kınandı, Suudi Arabistan ve Yemen hükümetiyle dayanışma ifade edildi.

Hürmüz Boğazı'ndan güvenli ve engelsiz geçişin sağlanması çağrısı yapıldı.

Bu mesajlar, bölge ülkelerinin İran'a koşulsuz destek vermediğini ortaya koyuyor.

R4 ülkeleri, bir taraftan İran'a yönelik yeni saldırıların önlenmesini isterken diğer taraftan Tahran'ın ve İran destekli silahlı grupların bölgesel güvenliği tehdit eden faaliyetlerinin sona ermesini talep ediyor.

Bu yaklaşım, bölge ülkelerinin ABD ve İsrail ile aynı askeri ittifak içinde hareket ettiği anlamına da gelmiyor.

ABD ve İsrail Askeri Baskıyı, Bölge Ülkeleri Diplomasiyi Önceliyor

Ortadoğu'daki son gelişmeler, İran krizinde farklı aktörlerin birbirinden ayrışan stratejiler izlediğini gösteriyor.

ABD ve İsrail, İran'ın askeri ve nükleer kapasitesine yönelik baskıyı artırabilecek operasyon seçeneklerini değerlendiriyor.

Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Katar ise yeni bir savaşın bölgesel sonuçlarını sınırlamaya ve diplomatik çözüm arayışını sürdürmeye çalışıyor.

Bölge ülkeleri açısından İran ile doğrudan çatışma, enerji altyapısı, ticaret yolları ve ekonomik istikrar üzerinde ağır maliyetler yaratabilir.

Bu nedenle söz konusu ülkelerin önceliği, İran'ın politikalarında değişiklik sağlanırken daha geniş bir savaşın önlenmesi.

Bununla birlikte bölgesel savunma hazırlıklarının güçlendirilmesi, olası bir askeri tırmanma karşısında caydırıcılığı artırmayı da amaçlıyor.

Suudi Arabistan'ın hava savunmasının güçlendirilmesi, dolaylı olarak ABD'nin bölgedeki askeri faaliyetlerini de kolaylaştırabilir.

Ancak böyle bir sonuç, taraflar arasında gizli bir askeri anlaşma veya ortak saldırı stratejisi bulunduğunu kanıtlamaz.

Aynı şekilde Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın savunma iş birliği de bu ülkelerin İsrail ile aynı askeri koalisyonun parçası olduğu şeklinde yorumlanamaz.

İran Krizinde Kritik Tarih: 3 Kasım ABD Seçimleri

WSJ'nin haberinde öne çıkan en önemli unsur, olası askeri operasyonun ABD'deki 3 Kasım ara seçimlerinin sonrasına işaret etmesi.

Bu zamanlama, Washington'un iç siyasi takvimi ile Ortadoğu'daki askeri seçeneklerin birlikte değerlendirildiği yönündeki iddiaları gündeme getiriyor.

Ancak Trump'ın saldırı kararı aldığına ilişkin resmi bir açıklama bulunmuyor.

ABD'nin bölgedeki askeri hazırlıkları, İran üzerinde müzakere baskısı oluşturmayı amaçlayan bir caydırıcılık stratejisinin parçası da olabilir.

Buna karşılık Patriot sistemlerinin sevki, mühimmat stoklarının yenilenmesi ve yeni deniz kuvvetlerinin konuşlandırılması, olası bir operasyon için hazırlık yapıldığına ilişkin haberleri güçlendiriyor.

Bölge ülkelerinin diplomatik girişimleri ise önümüzdeki günlerde daha fazla önem kazanacak.

Özellikle Hürmüz Boğazı'nın açılması, nükleer denetimlerin yeniden işler hale gelmesi ve İran'ın Körfez ülkelerine yönelik tehditlerini azaltması, müzakerelerin ilerleyebilmesi açısından kritik başlıklar olarak öne çıkıyor.

Sonuç: Ortadoğu'da Diplomasi ile Savaş Hazırlıkları Aynı Anda İlerliyor

Ortadoğu'da ABD ve İsrail'in İran'a yönelik yeni saldırı seçenekleri üzerinde çalıştığına ilişkin haberler, bölgesel güvenlik endişelerini yeniden artırdı.

Washington'un Körfez ülkelerine ilettiği uyarılar ve Pentagon'un askeri hazırlıkları, yeni bir çatışma ihtimalinin ciddiye alındığını gösteriyor.

Ancak Trump'ın henüz nihai karar vermemiş olması, diplomasi için alanın tamamen kapanmadığı anlamına geliyor.

Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Katar'ın yürüttüğü girişimler, bölge ülkelerinin savaşın önlenmesine öncelik verdiğini ortaya koyuyor.

Bununla birlikte bu ülkeler, İran'ın Hürmüz Boğazı, nükleer denetimler ve bölgesel güvenlik konularında somut adımlar atmasını talep ediyor.

Önümüzdeki dönemin temel sorusu, Washington'un askeri hazırlıklarının İran'ı müzakere masasına döndürmeye yönelik bir baskı aracı olarak mı kalacağı, yoksa 3 Kasım seçimlerinin ardından yeni bir saldırı kampanyasına mı dönüşeceği olacak.

Ortadoğu'da diplomasi sürüyor; ancak tarafların askeri hazırlıkları, görüşmelerin başarısız olması halinde yeni bir çatışmanın ciddi sonuçlar doğurabileceğine işaret ediyor.

Iran International

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler

Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM Komisyonunda Kabul Edildi
Politika

Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM Komisyonunda Kabul Edildi

PARAANALİZ – Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında askeri iş birliğini stratejik bir ittifak boyutuna taşıyan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edildi. Üç ülke arasında kolektif savunma ve karşılıklı askeri yardımlaşmayı öngören 16 maddelik düzenleme, Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmeler için hazırlık aşamasına girdi.

27 Ekim 2026