Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Para-banka-finans

Warsh güçlü başladı: Fed faizleri ne kadar daha yükseltmek zorunda kalacak?

Fed Başkanı Kevin Warsh ilk faiz artırımını yaptı. Güçlü büyüme ve yükselen çekirdek enflasyon, 2026’da en az bir artırım daha gerektirir mi?

18 Eylül 2026

Warsh güçlü başladı: Fed faizleri ne kadar daha yükseltmek zorunda kalacak?

Fed Başkanı Kevin Warsh göreve geldikten sonra enflasyonla mücadelede daha şahin bir çizgi benimserken, Fed bu hafta 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırdı. Yazara göre mevcut faiz seviyesi ekonomiyi ve talebi yeterince sınırlamıyor ve 2026 bitmeden en az bir faiz artırımı daha gerekebilir. Ancak Warsh’ın para politikasını hangi çerçeveye göre kalibre edeceği konusunda önemli sorular hâlâ yanıt bekliyor.

Mayıs ayında ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı görevini devralan Kevin Warsh, Fed’in beş yılı aşkın süredir enflasyonu %2 hedefine geri döndürememesine ilişkin sert mesajlar verdi. Bu hafta Fed’in faiz belirleyen komitesi de bu söylemi politika adımıyla destekledi.

Fed politika faizini 25 baz puan artırarak %3,75-%4,00 aralığına yükseltti.

Karar oybirliğiyle alınırken bu, Temmuz 2023’ten bu yana gerçekleştirilen ilk faiz artırımı oldu.

Yazara göre “Warsh Fed’i” böylece görev dönemine güçlü bir başlangıç yaptı.

Fed’den yeni faiz artırımı sinyali

Fed’in son kararı yalnızca mevcut faiz artırımından ibaret değildi. Yetkililerin tahminleri para politikasında daha fazla sıkılaştırmanın gündemde olduğunu gösterdi.

Tahmin sunan 18 Fed yetkilisinin 16’sı 2026 içerisinde en az bir 25 baz puanlık faiz artırımı daha bekliyor.

Bu tablo, yalnızca yedi hafta önce faiz artırmamayı tercih eden Fed’in yaklaşımında belirgin bir değişime işaret ediyor.

Yazara göre ağustos ayı verilerinin bazı Fed yetkililerinin enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmelerinde şaşırtıcı derecede büyük bir etkisi oldu. Yaz aylarında dezenflasyonun başladığı görüşünü destekleyen bazı göstergeler öne çıktı.

Ancak Warsh, Jackson Hole konuşmasında tekil verilere aşırı önem verilmemesi gerektiğini savunmuştu:

“Tekil veri noktalarına” güvenmek yerine “asıl önemli olan eğilimlerdir.”

Yazar da bu görüşe katılarak enflasyon eğiliminin hâlâ rahatsız edici olduğunu savunuyor.

Çekirdek enflasyon bir yıldır yükseliyor

Fed’in yakından izlediği çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksine göre enflasyon bir yılı aşkın süredir yukarı yönlü bir eğilim sergiliyor.

Temmuz 2025’te çekirdek PCE enflasyonu %2,9 seviyesindeydi.

Temmuz 2026’da ise oran %3,3’e yükseldi.

Enflasyondaki artışın bir bölümü faiz politikasının doğrudan kontrol edemeyeceği unsurlardan kaynaklanıyor. Tarifeler ve İran savaşı nedeniyle yükselen enerji fiyatlarının ekonomiye yansıması bunların başında geliyor.

Ancak yazar, tercih ettiği ve mal fiyatları ile enerjiyi dışarıda bırakan enflasyon göstergesinin de bir yılı aşkın süredir yukarı yönlü bir eğilim gösterdiğine dikkat çekiyor.

Bu nedenle enflasyon baskısının yalnızca enerji ve tarifelerle açıklanamayacağını düşünüyor.

ABD ekonomisi hâlâ güçlü

Yazara göre Fed’in daha yüksek faizlere ihtiyaç duyabileceğinin bir başka gerekçesi de ABD ekonomisinin mevcut faiz seviyelerine rağmen güçlü kalması.

ABD’de işsizlik oranı Ağustos 2026’da hem Ağustos 2025 hem de Ağustos 2024 seviyelerinin altında bulunuyor.

Uzun vadeli ABD tahvil faizleri yükselmesine rağmen genel finansal koşulların ekonomiyi ciddi biçimde kısıtladığına dair güçlü bir işaret bulunmadığını savunan yazar, temel büyüme görünümünün de sağlıklı olduğuna dikkat çekiyor.

Atlanta Fed’in mevcut çeyreğe ilişkin yıllıklandırılmış büyüme tahmini %5,1 seviyesinde.

Bu tablo, Fed’in para politikasının ekonomiyi ne ölçüde kısıtladığı sorusunu gündeme getiriyor.

Faiz ne kadar yükselmeli?

Yazar bu soruya yanıt ararken 2025’in ilk yarısına dikkat çekiyor.

O dönemde efektif federal fonlama faizi yaklaşık %4,3 seviyesindeydi.

Buna rağmen yazar, bu faiz seviyesinin kalıcı bir dezenflasyon yaratmaya, işgücü piyasasında kaygı verici bir zayıflamaya yol açmaya, ekonomik büyümenin hızlanmasını engellemeye veya hisse senedi fiyatlarındaki yükselişi sınırlamaya yetmediğini savunuyor.

Bu nedenle son faiz artırımını, Fed’in 2025 yılında yaptığı üç faiz indiriminin birinin geri alınması olarak değerlendiriyor.

Yazarın beklentisi net:

“Bu yıl ilave bir faiz artırımına ihtiyaç duyulacağını düşünüyorum.”

Dolayısıyla yazara göre Fed’in mevcut %3,75-%4,00 faiz aralığı enflasyonu yeniden %2 hedefine taşımak için yeterince sıkı olmayabilir.

Warsh’ın para politikası çerçevesinde soru işareti

Warsh’ın faiz kararının ardından düzenlediği basın toplantısı ise yazara göre iki temel soruyu gündeme getirdi.

Warsh, faiz artırımını ekonomiye verilen “bir miktar desteğin kaldırılması” olarak nitelendirdi.

Bu ifade geleneksel para politikası yaklaşımını çağrıştırıyor. Buna göre faizlerin belirli bir seviyenin altında olması ekonomik talebi desteklerken, bu seviyenin üzerinde olması talebi sınırlar.

Ancak Warsh aynı basın toplantısında bu teorik çerçeveye mesafeli yaklaştı ve bunun Fed’in günlük politika kararlarında “operasyonel etkisi” bulunmayan akademik bir tartışma olduğunu söyledi.

Yazar bu noktada önemli bir soru yöneltiyor: Eğer Fed bu çerçeveyi kullanmayacaksa, politika faizinin doğru seviyesini nasıl belirleyecek?

Enflasyon ile istihdam arasında ödünleşme yok mu?

İkinci soru ise Warsh’ın enflasyon ve istihdam arasındaki ilişkiye yaklaşımından kaynaklanıyor.

Warsh, fiyat istikrarı ile tam istihdam arasında zorunlu bir ödünleşme olduğuna inanmadığını belirtti.

Yazara göre bu görüş kısa vadeli para politikası açısından önemli sonuçlar doğuruyor.

Eğer dezenflasyon ekonomide atıl kapasitenin artması veya işgücü piyasasının soğuması yoluyla gerçekleşmeyecekse, enflasyonun düşüşünü ne sağlayacak?

Yazar, Warsh’ın enflasyon beklentilerine ne kadar ağırlık verdiğinin ve 2021’deki büyük mali teşvik paketlerinin o dönemdeki enflasyon artışındaki rolünü nasıl değerlendirdiğinin açıklığa kavuşması gerektiğini savunuyor.

Fed’in bağımsızlığı tartışması

Makalenin son bölümünde yazar, Warsh’ın ara seçimlerden yalnızca yedi hafta önce faiz artırmasına özellikle dikkat çekiyor ve bunu Fed’in siyasi bağımsızlığı açısından önemli görüyor.

Yazar, fiyat istikrarının uzun vadeli ekonomik refah açısından merkezi önemde olduğunu ve bunun için merkez bankası bağımsızlığının korunması gerektiğini savunuyor.

Donald Trump’ın düşük faiz talebi nedeniyle Fed üzerinde kurduğu baskıyı sert biçimde eleştiren yazar, Trump’ı modern dönemde Fed bağımsızlığına yönelik en büyük tehdit olarak nitelendiriyor.

Bu değerlendirme yazarın siyasi ve kurumsal yorumunu yansıtıyor.

Yazara göre bazı Cumhuriyetçilerin olası ara seçim kayıplarının bir bölümünü Fed’in faiz artırımına bağlaması da merkez bankasının bağımsızlığını koruma görevini daha zor hale getirebilir.

Buna karşılık Warsh’ın seçimlere haftalar kala faiz artırma kararına destek vermesini, siyasi baskılara karşı durmaya hazır olduğunun bir göstergesi olarak değerlendiriyor.

Gözler bir sonraki faiz artırımında

Fed’in son hamlesinin ardından piyasanın önündeki temel soru, sıkılaştırma döngüsünün nerede sona ereceği.

Çekirdek PCE enflasyonunun %3’ün üzerinde seyretmesi, ekonomik büyümenin güçlü kalması ve işgücü piyasasında belirgin bir bozulma görülmemesi, faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği görüşünü destekleyen unsurlar arasında.

Yazarın değerlendirmesine göre 2026 bitmeden en az bir faiz artırımı daha gerekli olabilir.

Ancak bundan sonraki tartışma yalnızca faizlerin ne kadar yükseleceğiyle sınırlı olmayacak. Warsh’ın faiz seviyesini hangi ekonomik çerçeveye göre belirleyeceği ve enflasyonu işgücü piyasasında ciddi bir zayıflama yaratmadan nasıl %2 hedefine döndürmeyi planladığı da Fed politikasının temel soruları arasında yer alacak.

FT

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş