Uzman: Fon krizi sonrası yatırımlarda seçicilik artacak
Fon krizi sonrası yatırımcıların daha seçici olması bekleniyor. BIST 100’de F/K 10’a gerilerken mevduatlarda yaklaşık 1 trilyon TL artış yaşandı.
5 Ekim 2026
Borsa İstanbul fon krizinin yarattığı sert satış dalgasının ardından denge arayışını sürdürüyor. Uzmanlara göre yaşanan güven kaybı yatırımcıları bir süre daha mevduat gibi güvenli limanlara yöneltecek. BIST 100’de değerlemeler belirgin şekilde gerilerken, yabancı yatırımcıların sınırlı da olsa hisse alımına başlaması dikkat çekiyor. Ancak piyasada kalıcı dip oluşumu için henüz erken olduğu görüşü hakim.
Borsa İstanbul, fon kaynaklı gelişmelerin etkisi altında denge bulmaya çalışıyor. Fonların tasfiyesi konusunda düzenleyici kurumların oluşturduğu yol haritası doğrultusunda süreç ilerlerken, doğrudan ilgili fonlarda ve hisselerde pozisyonu bulunan yatırımcıları daha zorlu bir dönem bekleyebilir.
Uzmanlara göre yatırımcıların kayıplarının tamamen telafi edilmesi kolay görünmüyor.
Fon krizinin etkileri yalnızca ilgili yatırım fonlarıyla da sınırlı kalmadı. Borsa İstanbul genelinde satışlar yaşanırken, krizin finansal piyasaların yanı sıra reel ekonomi üzerinde de bazı yansımalarının ortaya çıkabileceği değerlendiriliyor.
Borsa “ayı piyasası” sınırına kadar geriledi
Borsa İstanbul fon krizini oldukça sert fiyatladı.
BIST 100 Endeksi zirve seviyesinden itibaren yaklaşık yüzde 20 gerileyerek, teknik olarak “ayı piyasası” olarak tanımlanan bölgenin sınırına kadar düştü.
Satışlar yalnızca soruşturmada adı geçen fonların yoğunlaştığı hisselerle sınırlı kalmadı. Piyasanın geneline yayılan satışlarla birlikte fiili dolaşımdaki hisselerin toplam piyasa değerinde trilyon TL'lerle ifade edilen kayıplar oluştu.
Hisse ağırlığı yüksek bireysel emeklilik sistemi (BES) fonları da hesaba katıldığında, yaşanan değer kaybının tasarruf sahiplerinin gelecekteki serveti üzerinde daha geniş çaplı etkileri olabileceği belirtiliyor.
Güvenli limanlar öne çıkacak
Fon krizinin yatırımcı davranışlarında da değişime yol açması bekleniyor.
Son dönemde tasarruf sahipleri farklı yatırım araçları arasında portföy çeşitlendirmesine yönelmişti. Ancak yaşanan gelişmelerin ardından yatırımcıların en azından bir süre daha temkinli hareket edeceği tahmin ediliyor.
Bu ortamda güvenli kabul edilen yatırım araçlarının ön plana çıkması bekleniyor.
Mevduata yönelim ise şimdiden başlamış durumda.
11-29 Eylül döneminde bankalardaki mevduatlar, katılım fonları dahil olmak üzere yaklaşık 1 trilyon TL arttı.
Dövize yönelik talep şimdilik sınırlı kalırken, altına güçlü bir yönelim olduğuna ilişkin belirgin bir işaret bulunmuyor.
Hatta son günlerde fon krizinin yarattığı nakit sıkışıklığının etkisiyle bazı yatırımcıların altın satmak zorunda kaldığına ilişkin gözlemler bulunuyor.
Altında ciddi miktarda tasarruf sıkışmış olabilir
Altın geçtiğimiz yıl yatırımcı açısından son derece güçlü bir performans göstermiş ve yoğun talep görmüştü.
Türk halkının toplam tasarruflarının yaklaşık yüzde 35-40'ının altında bulunduğuna ilişkin tahminler var.
Ons altın Ocak 2026'da 5.600 dolar, gram altın ise iç piyasada yaklaşık 7.800 TL seviyesini test etmişti.
Bu seviyelerden piyasaya giren yatırımcılar açısından mevcut fiyatlarla önemli bir zarar ve alternatif getiriden mahrumiyet söz konusu.
Bu nedenle fon krizinin ardından ortaya çıkan nakit ihtiyacının bazı yatırımcıları altın pozisyonlarını da azaltmaya yöneltmiş olabileceği değerlendiriliyor.
Borsada güvenin yeniden oluşması zaman alacak
Finansal piyasaların işleyişinde güven ve piyasa ahlakı kritik önem taşıyor.
Fon krizinin ardından Borsa İstanbul'a yönelik güvenin yeniden oluşturulmasının zaman alacağı tahmin ediliyor.
Bununla birlikte gerekli düzenlemelerin yapılması ve sağlıklı piyasa işleyişinin yeniden tesis edilmesi halinde güvenin zaman içinde geri kazanılabileceği değerlendiriliyor.
Borsa İstanbul geçmişte de yatırımcı güvenini sarsan ciddi olaylar yaşadı. Ancak zaman içinde piyasada yeniden normalleşme sağlandı.
Son gelişmelerin ardından yatırımcıların bir süre “yoğurdu üfleyerek yemesi” ve daha seçici davranması bekleniyor.
Kolay ve gerekçesiz kazanç beklentilerinin daha fazla sorgulandığı; yatırım kararlarında analiz, piyasa bilgisi ve gerçekçi öngörülerin daha fazla önem kazandığı bir döneme girilebilir.
Borsaya zayıf da olsa alıcı geliyor
BIST 100 Endeksi'ndeki sert düşüş birçok hissenin değerlemesini aşağı çekti.
Bu nedenle son birkaç işlem gününde sınırlı da olsa tepki alımları görülmeye başladı.
TCMB verilerine göre fon krizinin en yoğun hissedildiği dönemde dahi yabancı yatırımcılar 25 Eylül ile biten haftada 358 milyon dolarlık hisse senedi alımı yaptı.
Aynı hafta yabancıların tahvil ve bono piyasasında ise 409 milyon dolarlık satış gerçekleştirdiği görüldü.
Fon krizinden önce bazı yabancı yatırım bankaları Borsa İstanbul'un “ucuz ve primsiz” olduğuna ilişkin değerlendirmeler yayımlıyordu.
Son satışların ardından bu görüşün değerleme açısından daha da güçlenmiş olabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle yabancı yatırımcıların hisse alımlarının devam etmesi mümkün görülse de kısa vadede çok güçlü bir giriş beklenmiyor.
Yabancı yatırımcı CDS ve MSCI'ı izleyecek
Türkiye'nin ülke risk primi son gelişmelerin ardından yükselerek 250 baz puanın üzerine çıktı.
Bu durum yabancı yatırımcı açısından önemli bir risk göstergesi.
Ayrıca yatırımcıların kasım ayında yapılacak MSCI Türkiye değerlendirmesini görmek isteyebileceği belirtiliyor.
Bu nedenle düşük değerlemeler yabancı yatırımcı açısından fırsat yaratsa da güçlü ve sürekli sermaye girişlerinin başlaması için piyasa güveninin yeniden tesis edilmesi önem taşıyor.
BIST 100'de F/K 10 seviyesine geriledi
Sert satışlar sonrasında Borsa İstanbul'daki değerleme göstergeleri dikkat çekici seviyelere indi.
BIST 100 Endeksi'nin fiyat/kazanç oranı yaklaşık 10 seviyesine gerilerken, büyük bankalarda F/K oranları 4-5 seviyelerinde bulunuyor.
Piyasanın lokomotif hisselerinin önemli bir bölümünde piyasa değeri/defter değeri oranı ise 1'in altında seyrediyor.
Uzmanlara göre yerli yatırımcı açısından kısa vadede dalgalı görünüm devam edebilir.
Buna karşılık orta ve uzun vadeli yatırımcılar açısından özellikle BIST 30 hisselerinde geri çekilmeler, “paçal maliyet oluşturma ve biriktirme” stratejisi kapsamında değerlendirilebilir.
Diğer seçenek ise piyasadaki belirsizliklerin ortadan kalkmasını beklemek.
Ancak risklerin azalması halinde hisse fiyatlarının da mevcut seviyelerin üzerine çıkmış olması muhtemel.
Bir halk deyişinde olduğu gibi, “Kirazın tatlısı dalın ucundadır.” Bununla birlikte risk alınırken yatırım kararlarının analiz ve piyasa bilgisi süzgecinden geçirilmesi önem taşıyor.
TCMB rezervlerinde 5 haftada 17 milyar dolarlık düşüş
Piyasaların yakından takip ettiği diğer gösterge ise TCMB rezervleri.
Ağustos ayının son haftasından bu yana Merkez Bankası'nın brüt rezervlerinde düşüş görülüyor.
25 Eylül haftasında rezervler 3,2 milyar dolar gerilerken, son beş haftadaki toplam düşüş yaklaşık 17 milyar dolara ulaştı.
Bu gerilemenin önemli bölümünün altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklandığı belirtiliyor.
BIST 100'de kritik seviyeler
Teknik açıdan Borsa İstanbul'da düşüş trendi henüz sona ermiş değil.
BIST 100 için ilk destekler 11.950-11.900 seviyelerinde bulunuyor. Sonraki destek bölgesi ise 11.300-11.500 aralığında.
Yukarı yönlü hareketlerde ilk önemli dirençlerin 12.800-13.000 seviyelerinde olduğu görülüyor.
Satış baskısının devam ettiği endekste kalıcı bir dip oluştuğunu söylemek için henüz erken görülüyor.
Bununla birlikte sert geri çekilmelerin ardından kısa vadeli tepki alımlarının devam etmesi mümkün.
Hürriyet yazarı Zeynel Balcı'nın Pazar makalesinden alıntıdır
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




