Türkiye Azarbeycan gerginliğinin gerçek nedeni: Türban değil
Türkiye-Azerbaycan geriliminin perde arkası: Başörtüsü yasağı, İsrail ilişkileri, Hakan Fidan'a yönelik darbe iddiaları ve Bakü'nün egemenlik kaygıları.
25 Ekim 2026

Türkiye ile Azerbaycan arasında okullarda başörtüsü yasağı üzerinden başlayan tartışma, iki ülkenin ilişkilerindeki daha derin anlaşmazlıkları gün yüzüne çıkardı. Azerbaycan'da iktidara yakın medya kuruluşlarının Türk yetkilileri içişlerine müdahale ve darbe planlarıyla suçlaması, gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı. Araştırmacı Sam Harshbarger'a göre krizin temelinde yalnızca din ve laiklik tartışması değil, Bakü'nün egemenliğini koruma isteği ve Ankara'nın bölgesel nüfuz arayışı bulunuyor.
Başörtüsü Yasağı Diplomatik Tartışmaya Dönüştü
Türkiye ile Azerbaycan arasında uzun yıllardır kullanılan “iki devlet, tek millet” söylemi, son haftalarda ciddi bir sınavdan geçiyor.
Araştırmacı Sam Harshbarger'ın değerlendirmesine göre, Azerbaycan'da okullarda başörtüsüne yönelik kısıtlamalarla başlayan tartışma, iki ülke arasındaki siyasi ve ideolojik farklılıkları görünür hale getirdi.
Azerbaycan hükümeti 21 Eylül'de okul kıyafetlerine ilişkin daha kısıtlayıcı bir düzenlemeyi onayladı. Düzenleme, devlet okullarında öğrencilerin başörtüsü takmasını fiilen yasakladı.
İki gün sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmasında herhangi bir ülkenin adını vermeden başörtüsü yasaklarını kadınların temel özgürlüklerine yönelik bir saldırı olarak nitelendirdi.
Azerbaycan'da düzenlemenin 12 Ekim'de uygulanmaya başlamasının ardından küçük çaplı protestolar yaşandı.
Yetkililerin gözaltı ve internet erişim kısıtlamalarıyla müdahale ettiği gösterilere yalnızca dindar kesimler değil, bazı laik ve sol-liberal gruplar da katıldı.
Tartışma kısa sürede Türkiye'deki iktidar çevrelerine yayıldı.
12 Ekim'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başdanışmanı Oktay Saral ile AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, sosyal medya üzerinden Azerbaycan'ın uygulamasına sert tepki gösterdi.
Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ise doğrudan karşılıklı suçlamalardan kaçınmakla birlikte, dolaylı mesajlar verdi.
İsrail Faktörü: Ankara ile Bakü Arasında Farklı Öncelikler
Harshbarger'a göre başörtüsü tartışması, iki ülke arasındaki gerilimin yalnızca görünen yüzü.
Anlaşmazlığın önemli boyutlarından biri Azerbaycan'ın İsrail ile geliştirdiği yakın ilişkiler.
Son gerilim, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un Bakü'ye yaptığı devlet ziyaretiyle aynı döneme denk geldi.
Azerbaycan, İsrail'den askeri teçhizat ve gözetleme teknolojileri temin ediyor. Ayrıca İsrail'in İran'a yönelik operasyonlarında Azerbaycan topraklarından yararlandığı yönünde iddialar bulunuyor.
Bu iddialar kesinleşmiş bilgiler olarak değerlendirilmemeli.
Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinin ciddi biçimde bozulduğu bir dönemde Bakü'nün Tel Aviv ile iş birliğini sürdürmesi, Ankara'daki bazı siyasi çevrelerin rahatsızlığını artırıyor.
Bununla birlikte Azerbaycan'ın Türkiye açısından önemini gösteren başka gelişmeler de yaşanıyor.
Haberde, İsrail parlamentosu Knesset'in yaz aylarında Türkiye'ye yönelik siyasi mesaj niteliği taşıyan Ermeni soykırımını tanıma girişiminden Azerbaycan'ın itirazları üzerine vazgeçtiği belirtiliyor.
Bu örnek, Bakü-Tel Aviv ilişkilerinin Ankara açısından yalnızca bir sorun değil, zaman zaman diplomatik bir temas kanalı da oluşturduğunu gösteriyor.
Asıl Anlaşmazlık Egemenlik ve Bölgesel Liderlik Üzerine
Harshbarger'ın analizinin merkezinde Türkiye ile Azerbaycan'ın birbirlerini nasıl gördükleri sorusu bulunuyor.
Yazara göre Erdoğan ve çevresindeki bazı siyasi aktörler, Türkiye'yi geniş bir coğrafyada liderlik rolü üstlenen bölgesel güç olarak değerlendiriyor.
Bu anlayış, Ankara'nın diğer Türk devletleriyle ilişkilerinde de belirleyici olabiliyor.
Azerbaycan yönetimi ise ülkesini Türkiye'nin nüfuz alanındaki ikincil bir aktör olarak değil, büyük komşuları arasında denge kurabilen bağımsız bir orta güç olarak konumlandırmak istiyor.
Bakü'nün artan özgüveni, iki ülkenin bölgesel konumlarına ilişkin farklı beklentilerini daha görünür hale getiriyor.
Araştırmacıya göre gerilimin temelinde, Türkiye'nin bölgesel liderlik iddiasıyla Azerbaycan'ın stratejik özerklik arayışı arasındaki uyuşmazlık bulunuyor.
Bu yorum, iki hükümetin resmî olarak kabul ettiği bir anlaşmazlıktan ziyade yazarın siyasi analizini yansıtıyor.
1995 Darbe Girişiminin Gölgesi Yeniden Gündemde
Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin geçmişi, bugünkü yakınlık söyleminin düşündürdüğünden daha karmaşık.
Mart 1995'te Azerbaycanlı bir albay, dönemin Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'e karşı darbe girişiminde bulundu.
Harshbarger, girişimde Türk vatandaşlarının da rol oynadığını, bunlar arasında Türk güvenlik yapılanmalarıyla bağlantılı olduğu ileri sürülen Türkçü unsurların bulunduğunu aktarıyor.
Dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Haydar Aliyev'i girişim hakkında uyardığı biliniyor.
Buna rağmen olay, iki ülke ilişkilerinde ciddi bir güven sorunu yarattı.
İlişkilerin yeniden güçlenmesi sonraki yıllarda gerçekleşti.
2003'te Haydar Aliyev'in ölümünün ardından İlham Aliyev cumhurbaşkanı oldu. Aynı yıl Erdoğan Türkiye'de iktidara geldi.
2006'da Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının tamamlanması, iki ülke arasındaki ekonomik ve stratejik bağları daha da kuvvetlendirdi.
2020'de Azerbaycan'ın İkinci Karabağ Savaşı'ndaki zaferi ise ilişkilerde yeni bir dönüm noktası oldu.
10 Aralık 2020'de Bakü'de düzenlenen zafer töreninde Erdoğan ve Aliyev'in birlikte görüntü vermesi, iki ülkenin stratejik ortaklığının sembolüne dönüştü.
Ancak Harshbarger'a göre bu yakınlaşma, geçmişten gelen bütün güvensizlikleri ortadan kaldırmadı.
Aliyev'in Türk İslamcılarına Yönelik Kaygıları
Analizde, Azerbaycan yönetiminin Türkiye'deki İslamcı siyasi çevrelerin etkisinden uzun süredir rahatsız olduğu ileri sürülüyor.
WikiLeaks tarafından yayımlanan diplomatik yazışmalara göre İlham Aliyev, 2009 yılında Amerikalı yetkililere Türk televizyon dizilerinin başörtülü kadınları görünür kılmasını istemediği için bazı dizileri Azerbaycan televizyonlarından kaldırdığını söylemişti.
Harshbarger, bu açıklamayı Bakü'nün Türk muhafazakârlığının Azerbaycan toplumundaki etkisini sınırlama arzusunun göstergesi olarak yorumluyor.
Benzer kaygıların Türk milliyetçisi çevrelere yönelik olarak da ortaya çıktığı belirtiliyor.
2021 yılında Azerbaycan Eğitim Bakanlığı, Türk milliyetçisi grupların Şuşa'da okul açma girişimini engelledi.
Yazara göre bu karar, Azerbaycan yönetiminin 1995 darbe girişimiyle ilişkilendirilen siyasi çevrelerin ülkede örgütlenmesinden duyduğu kaygıyla bağlantılı olabilir.
Bu bağlantı, doğrudan kanıtlanmış bir gerekçe değil, araştırmacının değerlendirmesi.
Karabağ Zaferinin Sahibi Kim?
İki ülke arasındaki hassas konulardan biri de 2020 Karabağ zaferinde Türkiye'nin rolünün nasıl tanımlandığı.
Erdoğan'ın 2024 yazında İsrail'e yönelik açıklamalarında Karabağ ve Libya örneklerini birlikte kullanması, Azerbaycan'da rahatsızlık yaratmıştı.
Azerbaycan'ın resmî yayın organında yer alan bir değerlendirme, Karabağ'daki askeri operasyonlara Türk veya başka yabancı askerlerin katıldığı yönündeki ifadeleri reddetti.
Bakü, zaferin Azerbaycan ordusuna ait olduğunun altını çizdi.
Harshbarger'a göre bu tartışma, iki ülke arasındaki askeri iş birliğine rağmen Azerbaycan'ın kendi askeri başarılarının Türkiye'ye mal edilmesine karşı duyarlı olduğunu gösteriyor.
Ekim ayı başında Aliyev'in bazı yabancı silah tedarikçilerinin Azerbaycan ile ticarette aşırı kazanç sağladığı yönündeki dolaylı açıklamaları da dikkat çekti.
Türk savunma sanayisi şirketlerinin Azerbaycan ile yeni anlaşmalar yaptığı bir dönemde gelen bu sözler, iki ülke ilişkilerindeki ekonomik hassasiyetler bağlamında değerlendirildi.
Ancak Aliyev'in doğrudan Türk şirketlerini hedef aldığı kesin olarak söylenemez.
KKTC Örneği: Bakü Ankara'nın Küçük Ortağı Olmak İstemiyor
Analizde Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs ile ilişkileri de karşılaştırma amacıyla ele alınıyor.
Harshbarger, Ankara'nın Kuzey Kıbrıs üzerindeki siyasi ve ekonomik etkisinin Azerbaycan ile kurduğu ilişkiden farklı olduğunu belirtiyor.
Kuzey Kıbrıs'ta başörtüsü yasağını kaldırmaya yönelik girişimlerin başarısız olmasının ardından Oktay Saral'ın dönemin Kıbrıs Türk başbakanına yönelik sert ifadeler kullandığı hatırlatılıyor.
Araştırmacıya göre Bakü, Türkiye ile ilişkilerinde benzer bir hiyerarşik konuma itilmek istemiyor.
Bununla birlikte Ankara'nın Azerbaycan'ın hassasiyetlerine önem verdiği örnekler de bulunuyor.
Türkiye'nin Ermenistan ile normalleşme sürecinde uzun yıllar temkinli hareket etmesi, Bakü'nün çıkarlarını dikkate aldığını gösteriyor.
Son tartışmalar sırasında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da farklılıkların karşılıklı saygı içinde çözüleceğini söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise iki güçlü devlet arasında diyalog çağrısında bulundu.
Bu açıklamalar, Ankara'da gerilimi büyütmek istemeyen önemli siyasi aktörlerin bulunduğunu gösteriyor.
Bakü Medyasından Hakan Fidan'a Darbe Planı Suçlaması
Krizin en dikkat çekici aşaması, Azerbaycan'da devlet yanlısı medya kuruluşlarının Türk yetkililer hakkında ortaya attığı ağır iddialar oldu.
Yayımlandıktan kısa süre sonra kaldırılan bir haberde, Dışişleri Bakanı ve eski MİT Başkanı Hakan Fidan'ın Bakü ziyareti sırasında bir Türk sivil toplum kuruluşuna gizli talimatlar verdiği ileri sürüldü.
Haberde Türk yetkililer Azerbaycan'ın içişlerine müdahale etmek, istihbarat operasyonları yürütmek, nüfuz ajanları devşirmek ve darbe planları hazırlamakla suçlandı.
1995'teki darbe girişimi de bu suçlamalarla ilişkilendirildi.
Bu iddiaları doğrulayan bağımsız kanıtlar sunulmuş değil.
Türkiye'nin Bakü Büyükelçiliği suçlamaları sert biçimde kınadı.
Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR ile bağlantılı bir yayın organında ise Türkiye'nin kardeşlik ilişkisini ekonomik baskı aracına dönüştürmeye çalıştığı öne sürüldü.
Söz konusu değerlendirmede Azerbaycan'ın Türkiye'nin vesayeti altında bir devlet olmadığı ve Ankara'nın “ağabey” konumundan verdiği talimatları kabul etmeyeceği savunuldu.
Bu ifadeler, gerilimin başörtüsü tartışmasının çok ötesine geçtiğini ortaya koyuyor.
Yedi Türk Vatandaşı Hakkında Yakalama Kararı
Gerilimin hukuki boyutu da bulunuyor.
Habere göre Azerbaycan, aralarında İslamcı yorumcuların da bulunduğu yedi Türk vatandaşı hakkında uluslararası yakalama kararı çıkardı.
Türkiye'nin kendi vatandaşlarını yabancı ülkelere iade etmesine yönelik anayasal sınırlamalar, bu kararların uygulanmasını zorlaştırabilir.
Harshbarger, Bakü'nün önümüzdeki dönemde Türkiye kaynaklı dini ve kültürel etkiyi azaltmaya yönelebileceğini düşünüyor.
Bunun yerine laiklik vurgusu taşıyan ve Azerbaycan'ın bağımsız ulusal kimliğini öne çıkaran bir “Azerbaycancılık” anlayışının güçlendirilebileceğini belirtiyor.
Yazar, bu eğilimin Aliyev yönetiminin gelecekteki siyasi istikrar kaygılarıyla da bağlantılı olduğunu savunuyor.
Özellikle İlham Aliyev'in 29 yaşındaki oğlu Haydar İlhamoğlu Aliyev'in olası halef olarak öne çıkarılmaya başlanması, rejimin dış müdahale ihtimallerine karşı daha duyarlı davranmasına yol açabilir.
Bu da araştırmacının yorumudur; kesinleşmiş bir iktidar devri planı olarak değerlendirilmemeli.
Türkiye-Azerbaycan İttifakı Dağılır mı?
Harshbarger'a göre bütün bu gerilime rağmen Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ittifakın dağılması beklenmiyor.
İki ülkenin ekonomileri, enerji altyapıları, savunma sanayileri ve toplumları birbirine güçlü biçimde bağlı.
Azerbaycan, satın aldığı silahların daha büyük bölümünün kendi topraklarında üretilmesini isteyerek savunma alanındaki bağımsızlığını artırmaya çalışıyor.
Ancak bu yaklaşım, Türkiye ile askeri iş birliğinin sona erdirilmesi anlamına gelmiyor.
Araştırmacının beklentisi, Bakü'nün Türk dini ve kültürel etkisine karşı daha mesafeli bir politika izlemesi ve Ankara ile zaman zaman yeni tartışmalar yaşanması yönünde.
Sonuç olarak başörtüsü yasağı, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde yeni bir kopuşun başlangıcından çok, uzun süredir biriken egemenlik ve nüfuz anlaşmazlıklarının görünür hale gelmesine yol açmış olabilir.
İki ülke stratejik ortaklığını sürdürürken, bu ortaklığın sınırlarının ve tarafların birbirlerinin iç siyasetine ne ölçüde müdahil olabileceğinin yeniden tartışılması beklenebilir.
Almendron
Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?
Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com
Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




