Tencerede ithalat kaynıyor
Türkiye tarımda pamuktan bakliyata ve canlı hayvana kadar ithalata devam ediyor. USDA ise yeni sezonda mısır ve ayçiçeği üretiminde artış bekliyor.
15 Ağustos 2026

Türkiye yılın ilk yarısında pamuktan mercimeğe, fasulyeden ayçiçeği ve soya tohumuna, canlı hayvandan meyve-sebzeye kadar geniş bir yelpazede tarım ürünü ithal etti. Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu yüksek maliyetler, yetersiz destek ve plansız üretimin dışa bağımlılığı artırdığını savunurken, Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci’nin aktardığı USDA tahminleri 2026/2027 sezonunda bazı temel ürünlerde daha olumlu bir üretim tablosuna işaret ediyor.
Türkiye'nin önemli tarımsal üretim potansiyeline rağmen gıda ve tarım ürünlerinde ithalat faturası yüksek seviyelerde seyrediyor.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yılın ilk altı ayına ilişkin tarım ürünleri ve hayvan ithalatı verilerini değerlendiren Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, özellikle Türkiye'nin güçlü üretim kapasitesine sahip olduğu ürünlerde dahi ithalata başvurulmasını eleştirdi.
Gaytancıoğlu'na göre yüksek üretim maliyetleri, çiftçiye verilen desteğin yetersiz kalması ve üretim planlamasındaki sorunlar tarımsal üretimin önündeki temel engeller arasında.
Buna karşılık Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci'nin ABD Tarım Bakanlığı'nın (USDA) 2026/2027 sezonu tahminlerine ilişkin değerlendirmesi, önümüzdeki dönemde özellikle mısır ve ayçiçeğinde üretim artışı beklendiğini gösteriyor.
Pamuk ithalatına 1,4 milyar dolar
Yılın ilk altı aylık ithalat rakamları Türkiye'nin çok geniş bir tarım ürünleri grubunda dışarıdan alım yaptığını ortaya koyuyor.
En büyük ithalat faturalarından biri 1,4 milyar dolarla pamuk ve pamuk ürünlerinde oluştu.
Bezelye ithalatı için Rusya ve Ukrayna'ya 67,2 milyon dolar ödenirken, Arjantin, Brezilya, Venezuela ve Mısır'dan yapılan kuru fasulye ithalatının faturası 41 milyon dolara ulaştı.
Arjantin, Özbekistan ve Madagaskar'dan yapılan barbunya ithalatının değeri ise verilen rakamlara göre 1,3 milyar dolar oldu.
Kanada, Kazakistan ve Rusya'dan gerçekleştirilen kırmızı mercimek ithalatı da 221 milyon dolara ulaştı.
Tohumda da dış kaynak kullanılıyor
İthalat yalnızca nihai tarım ürünleriyle sınırlı değil.
Türkiye yılın ilk yarısında ayçiçeği tohumu ithalatına 748 milyon dolar, pamuk tohumuna 9,8 milyon dolar, soya tohumuna ise 1,2 milyar dolar ödedi.
Tütün ve tütün ürünlerinde de ithalat devam etti. Almanya'nın da tedarikçiler arasında bulunduğu yaprak ve kıyılmış tütün ile sigara ürünleri ithalatının toplam faturası 604,2 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Meyve ve sebzede ithalat devam ediyor
Yaş meyve ithalatında yılın ilk yarısının en büyük kalemi 139 milyon dolarla muz oldu.
Geçmiş yıllarda önemli miktarlarda ihraç edilen elmanın ithalatı ise 76,4 milyon dolara ulaştı.
Sebze tarafında ilk sırada 19,8 milyon dolarla patates yer aldı. Patatesi 8,8 milyon dolarla soğan ve 6,2 milyon dolarla domates takip etti.
Bu tablo, Türkiye'de çiftçinin yüksek maliyet ve fiyat sorunları yaşadığı bir dönemde temel tarım ürünlerinde ithalatın sürmesine yönelik tartışmaları da yeniden gündeme taşıyor.
Canlı hayvan ithalatına 543,7 milyon dolar
Dışa bağımlılığın belirgin olduğu bir diğer alan hayvancılık.
Yılın ilk altı ayında büyükbaş hayvan ithalatının faturası 543,7 milyon dolara ulaştı. Brezilya, Uruguay, Arjantin ve Macaristan büyükbaş hayvan tedarikinde öne çıkan ülkeler oldu.
Et ve sakatat da dahil edildiğinde hayvansal ürün ithalatı yaklaşık 553 milyon dolara yükseldi.
Et ve sakatat grubunun tedarikçileri arasında Suriye, Yeni Zelanda, Avustralya, Brezilya, İtalya ve Danimarka bulunuyor.
Gaytancıoğlu: Tarım politikası üretim üzerine kurulmalı
Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, ithalat bağımlılığının arkasında Türkiye'deki üretim koşullarının bulunduğu görüşünde.
Gaytancıoğlu, yüksek girdi maliyetleri ve yetersiz desteklerin çiftçiyi zorladığını, üreticinin ürününü maliyetini karşılamayan fiyatlardan satmak zorunda kaldığında zaman içerisinde üretimden çekildiğini belirtiyor.
Geçmişte süt hayvanlarının kesime gönderilmesinin ardından canlı hayvan ithalatına başvurulduğunu hatırlatan Gaytancıoğlu, ithalata rağmen et fiyatlarında kalıcı bir gerilemenin sağlanamadığına da dikkat çekiyor.
Gaytancıoğlu'na göre tarım politikasının merkezine üretim planlaması ve çiftçinin gelir güvencesi yerleştirilmeli.
USDA’dan yeni sezon için daha olumlu sinyaller
Bununla birlikte, Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci'nin değerlendirdiği USDA'nın 2026/2027 sezonuna ilişkin son tahminleri, bazı temel ürünlerde mevcut ithalat tablosuna kıyasla daha olumlu bir görünüm ortaya koyuyor.
USDA Türkiye'nin buğday üretim tahminini 22,5 milyon ton seviyesinde tuttu. Buğday, un ve mamulleri ihracatının buğday eşdeğeri olarak 6 milyon ton olması beklenirken, ithalat tahmini 5,5 milyon tondan 5 milyon tona indirildi.
Yemlik ve endüstriyel tahıllarda da benzer bir tablo var.
Mısır, arpa, sorgum, yulaf, çavdar, darı ve karışık tahıllardan oluşan grubun üretim tahmini 300 bin ton artırılarak 16,85 milyon tona, ithalat beklentisi ise 5 milyon 85 bin tondan 4 milyon 685 bin tona çekildi.
Mısır üretiminde artış, ithalatta düşüş bekleniyor
USDA mısır için üretim tahminini 7,1 milyon tondan 7,4 milyon tona yükseltti.
Buna karşılık ithalat beklentisi 4,9 milyon tondan 4,5 milyon tona indirildi.
Arpa üretiminin ise 8,8 milyon ton seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Tahminlere göre 8,5 milyon tonluk iç tüketim ve 150 bin tonluk ihracata karşılık arpa ithalatı öngörülmüyor.
Pamukta üretim artıyor ama ithalat ihtiyacı yüksek
Pamukta üretim beklentisi sınırlı ölçüde yukarı revize edildi.
Pamuk çiğidi üretim tahmini 870 bin tondan 880 bin tona çıkarılırken, lif pamuk üretiminin yaklaşık 588 bin tona ulaşması bekleniyor.
Ancak üretim geçen sezonun yaklaşık 664 bin tonluk seviyesinin altında kalacak.
Pamuk ithalat tahmini de 100 bin balya artırılarak 4,6 milyon balyaya, yaklaşık 1 milyon tona çıkarıldı. Dolayısıyla pamuk, yeni sezonda da Türkiye'nin önemli tarımsal ithalat kalemlerinden biri olmaya devam edecek.
Ayçiçeğinde üretim sıçrayacak, ama yağ ithalatı da artacak
Ergin Kahveci'nin özellikle dikkat çektiği ürün ise ayçiçeği.
USDA, Türkiye'nin 2026/2027 ayçiçeği tohumu üretim tahminini 1 milyon 680 bin tondan 1 milyon 825 bin tona yükseltti.
Geçen sezon yaklaşık 1 milyon 250 bin ton olan üretimle karşılaştırıldığında bu tahmin yaklaşık 575 bin tonluk artış anlamına geliyor.
Buna paralel olarak ayçiçeği tohumu ithalatının 1,7 milyon tondan 1 milyon tona gerilemesi bekleniyor.
Ancak yağ tarafındaki tahminler daha farklı bir tablo ortaya koyuyor.
USDA ayçiçeği yağı üretimini 1 milyon 77 bin ton, küspe üretimini ise 1 milyon 347 bin ton olarak tahmin ediyor. Buna rağmen ayçiçeği küspesi ithalatının 900 bin tondan 1 milyon 75 bin tona, ayçiçeği yağı ithalatının ise 300 bin ton artarak 1,6 milyon tona çıkması bekleniyor.
Kahveci'nin dikkat çektiği çelişki de burada ortaya çıkıyor: Ayçiçeği tohumu üretiminde güçlü artış beklenirken, ayçiçeği yağı ithalatının da yükselmesi öngörülüyor.
Tarımda asıl mesele üretimin sürdürülebilirliği
İlk altı aylık ithalat rakamları Türkiye'nin pamuk, bakliyat, yağlı tohumlar ve hayvancılık başta olmak üzere çok sayıda üründe dış kaynak kullanmaya devam ettiğini gösteriyor.
USDA'nın yeni sezon tahminleri ise mısır, ayçiçeği ve bazı yemlik tahıllarda üretim artışı sayesinde ithalat ihtiyacının azalabileceğine işaret ediyor.
Ancak pamuk ve ayçiçeği yağı gibi ürünlerde dış kaynak ihtiyacının yüksek kalması bekleniyor.
Gaytancıoğlu'nun değerlendirmeleriyle Kahveci'nin aktardığı yeni sezon tahminleri birlikte ele alındığında, Türkiye tarımındaki temel sorun yalnızca “ne kadar ithalat yapıldığı” değil. Asıl mesele, yüksek maliyetler altında yerli üretimin sürdürülebilir hale getirilmesi ve üretimdeki artışın ithalat ihtiyacını kalıcı biçimde azaltıp azaltamayacağı.
Nefes, TarımdanHaber.com, ParaAnaliz

