Şeker Piyasasında Dev Tekel: Fabrikaları Yok, Depoları Yok Ama Şekerin Yarısı Onların!
Tarımdan Haber’in şeker piyasasındaki tehlikeli gidişata yönelik uzun süredir yaptığı yayınlar, sistemin geçmişteki kilit isimlerinden biri tarafından çarpıcı verilerle doğrulandı. Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tarım Politikaları Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz, Türkiye’de üretilen şekerin yüzde 45’inin, ne fabrikası ne de deposu bulunan sadece iki aracı firma tarafından kontrol edildiğini deşifre etti.
10 Eylül 2026

Türkiye şeker piyasasında fiyatı kimin belirlediği, Türkşeker ve kooperatiflerin ürettiği şekerin neden doğrudan kullanıcıya ulaşmadığı ve depo/fabrikası olmayan şirketlerin piyasayı nasıl domine ettiği soruları,siyasi arenada yankı buldu. Tarımdan Haber’in ısrarlı yayınlarının ardından, 2019-2020 döneminde Türkşeker ürünlerinin planlanması ve satışında aktif görev alan Hasan Hüseyin Demiröz, piyasadaki "şeker lobisi" yapılanmasını tüm çıplaklığıyla anlattı.
“Fabrikası, Deposu Yok; Hırsı Çok: İki Firma Pazarın Yüzde 45’ine Hakim”
Türkiye’deki şeker üretiminin Türkşeker (%40), pancar kooperatifleri (%35) ve özel sektör (%25) eliyle yapıldığını belirten Demiröz, üretim sonrası ticarette ise korkunç bir tekelleşme olduğuna dikkat çekti. Piyasayı “şeker lobisi” olarak adlandıran Demiröz, “İki firma üretilen tüm şekerin yüzde 45’ini alır satar. Fabrikası, deposu yoktur; sermayesi ve hırsı vardır” diyerek çarpıcı gerçeği ortaya koydu.
Türkşeker’in Satış Kurgusu Aracılara Çalıştı: “50 Bin Ton Şartı Bu Firmalar İçin Konuldu”
Demiröz, bu iki firmanın piyasada bu denli devasa bir güce ulaşmasının tesadüf olmadığını, Türkşeker’in satış sisteminin buna göre kurgulandığını iddia etti. Kamu şirketinin indirimli şeker satışlarında uyguladığı "50 bin ton baremi" şartını sert bir dille eleştiren Demiröz, “Türkiye Şeker Fabrikaları yıllardır açıkladığı satış ihalelerini bu iki firma satsın diye planlar. Nasıl mı? Yüklü miktarlar, teminat mektupları ve süreli alım gibi şartlar koyarak” ifadelerini kullandı.
Kamu Şirketi Kendi Eliyle Rakip Yarattı
Tarımdan Haber’in daha önce verilerle ortaya koyduğu üzere; geçmişte yüksek miktarlı alımlar sayesinde kamu fabrikalarından indirimli şeker bağlayan bu iki firma, elde ettikleri maliyet avantajıyla bugün Türkşeker’in doğrudan rakibi oldu. Son olarak Türkşeker’in 6 ay vadeli satış hamlesine karşı, aynı firmaların benzer vade ve Türkşeker fiyatının çuval başına 2-3 lira altında piyasaya şeker sürerek kamu şirketini bloke etmesi, Demiröz’ün iddialarını güçlendirdi.
“Berat Albayrak’ın İradesiyle Aracıyı Devreden Çıkarmış, Müşteriyi 1700’e Yükseltmiştik”
Demiröz, 2019 ve 2020 yıllarında görevde olduğu dönemde bu sisteme müdahale ettiklerini anlattı. O dönemde aracıların kamu üzerinden haksız kazanç sağladığını belirten Demiröz, kurdukları aracısız modeli şu sözlerle aktardı: “O tarihlerde dolar 5 TL iken, bu aracılar çuval başı 1-3 TL kazanarak Türkşeker’in şekerini satıyorlardı. Biz devletin şirketi olarak bir yapı kurduk. Şekeri aracısız, son kullanıcıya (pastane,tulumbacıya kadar) bizim belirlediğimiz fiyatlarla indirdik. Müşteri sayısı 11 iken 1700’e çıktı. Türkşeker 223 milyon daha fazla kazandı.”
Bu politikaları dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın onayı ve iradesiyle yaptıklarını hatırlatan Demiröz, sistemin istenildiğinde kamu yararına çalıştırılabileceğini vurguladı.
“Eskiden 50 Cent Kazanan Aracılar, Bugün Çuval Başı 5 Dolar Kazanıyor”
Sistemin mevcut işleyişinde aracıların kazancının fahiş oranlara ulaştığını ifade eden Demiröz, “Eskiden bu aracı firmalar çuval başı 50-60 cent kazanırken, bugün bu iki firma 4-5 dolar kazanıyor. Hem haksız kazanç hem de enflasyon üretiyorlar” dedi.
Sistemin Kirli Çarkı: “Şekeri Görmez, Yüklemez, İndirmez... Fabrikanın Deposuyla Ticaret Yapar”
Demiröz’ün deşifre ettiği sistemin en çarpıcı noktası ise, bu aracıların ürünü fiziken teslim almadan ticaret yapmaları oldu. İki firmanın Türkşeker ve kooperatiflerden yüksek miktarda şeker bağlantısı yaptığını ancak şekeri kendi deposuna çekmediğini belirten Demiröz, şu ifadelere yer verdi:
“Ürün şeker fabrikalarının depolarında tutuluyor. Firmalar depo maliyetinden, işçilikten ve fiziki hasar sorumluluğundan kurtuluyor. İki firma şekeri fabrikadan (örneğin) 10 TL’ye bağlıyor. Fabrikanın piyasa satış fiyatı daha sonra 13 TL’ye çıkıyor. Aracı ise daha önce düşük fiyattan bağladığı şekeri 12,5 TL’den piyasaya veriyor. Fabrikanın kendi fiyatı pahalı kalırken, aracı firma hem fabrikadan daha ucuz satıyor hem de yüksek marj elde ediyor. Şekeri yüklemez... Şekeri indirmez... Şekeri görmez bile...”
Zamanlama Manidar: Firmaların Şekeri Bitince Türkşeker İhaleye Çıkıyor
Kooperatif fabrikalarının (Konya ve Kayseri Şeker) finansman sıkıntısını kullanan bu aracıların, buralardan da ön ödemeli ve yüksek indirimli şeker topladığını dile getiren Demiröz, Türkşeker ile aracılar arasındaki "zamanlama" ilişkisine de dikkat çekti: “Türkşeker deposundaki ürünler piyasaya çıkartılmıyor. Bu firmalar elindeki ürünleri bitirdiğinde Türkşeker, 50 bin ton gibi saçma şartlarla yeni bir satım ihalesi yapıyor.”
Şeker Piyasasında Cevap Bekleyen Sorular Gündemde
Demiröz’ün bu şok açıklamaları, Tarımdan Haber’in aylardır sürdürdüğü tartışmayı çok daha geniş bir çerçeveye taşıdı. Ortaya çıkan tablo, Türkiye’de şekerin fiyatını üretici fabrikaların değil, kamu eliyle palazlandırılan ve şeker ticaretinde yoğunlaşan iki büyük aracının belirlediğini gösteriyor. Kamuoyunun simdi bu sorulara cevap bekiyor: Türkşeker neden 50 bin ton gibi yüksek miktarlı satış koşulları uyguladı?Fabrikası ve deposu olmayan iki firma pazarın %45’ine nasıl ulaştı? Ve bu düzene kim, neden göz yumuyor?
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



