Dolar/TL49,93
0.04%
Euro/TL55,72
0.10%
Gram Altın6.258,95
3.25%
BIST 10010.759,56
3.63%
Brent Petrol$113,43
2.37%
Gümüş/Ons$49,28
5.93%
Gedik Yatırım
Borsa İstanbul

Prof. Dr. Duran Bülbül: Fon Mağdurlarının Zararını Hazine Karşılasın, Sorumlulardan İki Katı Tahsil Edilsin

Prof. Dr. Duran Bülbül, fon krizinde 455 bin küçük yatırımcının zararının Hazine tarafından karşılanmasını ve sorumlulardan tahsil edilmesini istedi.

31 Ekim 2026

Prof. Dr. Duran Bülbül: Fon Mağdurlarının Zararını Hazine Karşılasın, Sorumlulardan İki Katı Tahsil Edilsin

Özet: Prof. Dr. Duran Bülbül, Türkiye'de yaşanan fon krizinin yalnızca yüz binlerce yatırımcının zararından ibaret olmadığını, sermaye piyasalarına duyulan güveni de tehdit ettiğini belirtti. Krizden etkilenen yaklaşık 455 bin küçük yatırımcının zararlarının Hazine tarafından karşılanmasını öneren Bülbül, sorumluların hukuki yollarla tespit edilmesini ve kamu tarafından ödenen tutarların geri alınmasını istedi. Bülbül'e göre krizin uzaması, borsadaki kayıpların bankacılık ve para piyasalarına yayılmasına neden olabilir.

Bülbül: Asıl tehlike fon zararları değil, güven kaybı

Prof. Dr. Duran Bülbül, Türkiye'de yaşanan yatırım fonu krizinin ekonomik etkilerini değerlendirerek, hükümete acil müdahale çağrısında bulundu.

Bülbül'e göre krizin en önemli boyutu, tasfiye kapsamına alınan fonların büyüklüğünden ziyade sermaye piyasalarına yönelik güven kaybı.

Fon krizinin uzun süre çözümsüz kalması halinde yatırımcıların sermaye piyasalarından uzaklaşabileceğini savunan Bülbül, bunun zamanla para piyasalarını ve bankacılık sektörünü de etkileyebileceği uyarısında bulundu.

Bülbül, mevcut ekonomik yapının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Türkiye'nin “Refah Milliyetçiliği” ve “İktisadi Milliyetçilik” ilkelerine dayalı bir “Milli İktisat Modeli” geliştirmesini önerdi.

Bu çerçevede yeni bir Milli Türk İktisat Okulu kurulması gerektiğini de savundu.

131 fon ve 455 bin 758 yatırımcı

Bülbül'ün paylaştığı verilere göre fon krizinden etkilenen yedi portföy yönetim şirketine ait toplam 131 fon tasfiye kapsamına alındı.

Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kayıtlarına atıfta bulunan Bülbül, söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunduğunu belirtti.

Krizin toplam büyüklüğünü yaklaşık 830 milyar TL, yani 20 milyar dolar olarak ifade eden Bülbül, bu tutarın tamamının yatırımcıların kesinleşmiş zararı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Fon portföylerindeki varlıkların geri kazanılması ve tahsilat süreçlerinin işletilmesi halinde nihai zarar tutarının çok daha düşük olabileceğini savundu.

Bülbül ayrıca yatırım fonlarının toplam portföy değerinin 2025 sonunda 8,5 trilyon TL düzeyindeyken 2026 sonunda yaklaşık 11 trilyon TL'ye ulaştığını belirtti.

Aynı dönemde para piyasası fonlarının büyüklüğünün de 1,46 trilyon TL'den 2 trilyon TL'ye yükseldiğini ifade etti.

Bu rakamlar Bülbül'ün değerlendirmesinde yer alan veriler olup, fonların toplam büyüklüğü ile yatırımcıların gerçekleşmiş zararları birbirinden ayrı kavramlar.

“455 bin küçük yatırımcının zararını Hazine ödesin”

Bülbül'ün en dikkat çekici önerisi, fon krizinde zarar gören küçük yatırımcıların Hazine kaynaklarıyla tazmin edilmesi.

Bülbül, yaklaşık 400 büyük yatırımcının dışında kalan 455 bin civarındaki yatırımcının fondan kaynaklanan zararlarının kamu tarafından karşılanması gerektiğini savundu.

Bu önerinin temel gerekçesini, yatırımcı güveninin hızla yeniden tesis edilmesi olarak açıkladı.

Bülbül'e göre zararların karşılanmasıyla sağlanacak kaynakların finansal sistemin dışına çıkmaması ve yeniden yatırıma yönlendirilmesi de önem taşıyor.

Son dönemde yatırımcılara yapılmaya başlandığını belirttiği 1 milyon TL tutarındaki ödemelerin de yeniden yatırım sistemine kazandırılmasını önerdi.

Ancak Hazine'nin üstleneceği toplam maliyetin ne kadar olacağı, yatırımcı bazında gerçekleşmiş zararların tespit edilmesine, fon varlıklarının geri kazanılmasına ve olası tazminat mekanizmasının kapsamına bağlı.

Bülbül, 830 milyar TL olarak ifade ettiği kriz büyüklüğünün doğrudan kamuya yüklenmesi gereken nihai zarar tutarı olmadığını özellikle vurguladı.

“Sorumlulardan zarar iki katıyla tahsil edilmeli”

Bülbül, kamu kaynaklarıyla yapılacak olası tazminatların nihai olarak vergi mükelleflerinin üzerinde bırakılmaması gerektiğini de belirtti.

Fon krizine neden olduğu yargı süreçleriyle tespit edilen kişi ve kuruluşlar hakkında hukuki işlemlerin hızla başlatılmasını istedi.

Bülbül, yatırımcıları zarara uğratan sorumlulardan zararların yasal düzenlemeler çerçevesinde iki katı olarak tahsil edilmesini önerdi.

Fon krizini bir “servet transferi” olarak nitelendiren Bülbül, haksız kazanç elde edenlerin bu kazançları Hazine'ye iade etmesi gerektiğini savundu.

Bülbül ayrıca yüzde 25 olarak ifade ettiği kâr eşiğinin üzerindeki kazançların geri alınmasını önerdi.

Bununla birlikte söz konusu yüzde 25'lik oran, mevcut mevzuatta genel geçer bir yasal kâr sınırı olarak kabul edilemez. Böyle bir tahsilatın uygulanabilmesi için açık bir hukuki dayanak ve ilgili işlemlerin yargısal denetimi gerekir.

Borsadaki kayıp daha büyük bir risk olarak görülüyor

Bülbül, fon krizinin sermaye piyasalarında yarattığını ileri sürdüğü dolaylı kayıpların, fonlardaki doğrudan zararlardan çok daha büyük olduğunu savundu.

Değerlendirmesinde Borsa İstanbul'daki piyasa değeri kaybını yaklaşık 5 trilyon TL olarak ifade etti.

Ayrıca borsada yüzde 35'e ulaşan bir erimeden söz ederek, yaklaşık 6 milyon yatırımcının piyasalardaki gelişmelerden etkilenme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Bülbül, sermaye piyasalarındaki toplam kaybın 200 milyar dolara ulaşabileceğini öne sürdü.

Ancak borsadaki piyasa değeri kaybı, fon yatırımcılarının gerçekleşmiş zararlarıyla aynı anlama gelmiyor. Bu büyüklüklerin doğrudan toplanması, krizin ekonomik maliyetini olduğundan farklı gösterebilir.

Bülbül'ün temel uyarısı ise piyasa değerlerindeki gerilemenin sürmesi halinde finansal sisteme duyulan güvenin daha da zayıflayabileceği yönünde.

Merkez Bankası rezervlerindeki düşüşe dikkat çekti

Bülbül, fon krizinin yaşandığı dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervlerinde görülen gerilemeye de değindi.

Verdiği rakamlara göre 4 Eylül'de 184,2 milyar dolar olan brüt rezervler daha sonra 167,4 milyar dolara düştü.

Bülbül, 18 Eylül haftasındaki rezerv hareketlerinin de dikkat çekici olduğunu belirtti.

Ancak rezervlerdeki değişimin ne ölçüde fon krizinden kaynaklandığını gösteren ayrı bir nedensellik analizi sunmadı.

Rezerv hareketleri; döviz piyasasına müdahaleler, değerleme etkileri, dış borç ödemeleri ve diğer finansal işlemler gibi farklı faktörlerden etkilenebiliyor.

Cumhurbaşkanlığı bünyesinde kriz komitesi önerisi

Bülbül, fon krizinin yönetilmesi için Cumhurbaşkanlığına bağlı özel bir komite oluşturulmasını önerdi.

Bu komitenin yatırımcı zararlarının belirlenmesi, tazminat sürecinin yürütülmesi ve ilgili kurumlar arasında koordinasyon sağlanması gibi görevler üstlenebileceğini savundu.

Kamu ve özel sektör yetkililerinin olası sorumluluklarının ayrı süreçlerde incelenmesini isteyen Bülbül, piyasalarda güveni zedeleyebilecek açıklamalardan kaçınılması gerektiğini belirtti.

Bülbül ayrıca fon krizine ilişkin son yasal düzenlemelerde Sermaye Piyasası Kanunu ile uyumsuz olduğunu düşündüğü hükümler bulunduğunu ileri sürdü.

Söz konusu düzenlemelerin temel kanunla uyumlu hale getirilmesini isteyen Bülbül, aksi durumda Anayasa Mahkemesi'ne taşınabilecek hukuki ihtilafların çözüm sürecini uzatabileceği uyarısında bulundu.

Tartışmanın merkezinde kamu kaynaklarıyla tazminat var

Bülbül'ün önerisi, fon krizinde zarar gören yatırımcıların kamu kaynaklarıyla desteklenip desteklenmemesi gerektiği tartışmasına yeni bir boyut kazandırıyor.

Önerilen modelde Hazine, küçük yatırımcıların belirlenen zararlarını öncelikle karşılayacak; ardından sorumluluğu hukuken tespit edilen kişi ve kuruluşlardan tahsilat yoluna gidilecek.

Bülbül'e göre bu yaklaşım, sermaye piyasalarına güvenin yeniden sağlanmasına yardımcı olabilir.

Bununla birlikte böyle bir modelin uygulanması, kamu maliyesine olası yükü, yatırımcılar arasında eşitlik ilkesini ve özel yatırım risklerinin kamu tarafından üstlenilmesinin yaratabileceği teşvik sorunlarını da gündeme getiriyor.

Bu nedenle nihai tazminat tutarının, hukuki sorumlulukların ve kamuya geri dönebilecek kaynakların belirlenmesi kritik önem taşıyor.

12punto, alıntıdır

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler