Özgür Özel’den Le Monde’a: Avrupa Türkiye’deki demokratik gerilemeyi görmezden gelemez
Özgür Özel, Le Monde yazısında Avrupa’ya Türkiye uyarısı yaptı: Artan stratejik önem, demokratik gerilemeyi görmezden gelmenin gerekçesi olamaz.
7 Ağustos 2026

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Fransız Le Monde gazetesi için kaleme aldığı yazıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Türkiye’de siyasi rekabeti ortadan kaldırmaya çalışmakla suçladı. Avrupa’ya da seslenen Özel, Türkiye’nin artan stratejik öneminin demokratik gerilemeyi görmezden gelmek için gerekçe yapılamayacağını savundu.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Le Monde için Türkiye’de demokrasi, NATO, Avrupa ile ilişkiler ve muhalefetin geleceğini ele alan dikkat çekici bir yazı kaleme aldı.
Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın artık yalnızca demokrasiyi geriletmekle kalmadığını, muhalefetin iktidara gelmesinin fiilen imkânsızlaştırıldığı yeni bir siyasi düzen oluşturmaya çalıştığını öne sürdü.
Özel, Avrupa ülkelerinin Türkiye’yi yalnızca göç, güvenlik ve jeopolitik çıkarlar üzerinden değerlendirmesinin de ciddi bir hata olduğunu savundu.
Türkiye’nin NATO açısından stratejik öneminin Rusya-Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki istikrarsızlık nedeniyle daha da arttığına işaret eden Özel’e göre, tam da bu nedenle Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumların durumu Batılı müttefikler açısından daha önemli hale geliyor.
“Muhalefetin iktidara gelmesinin imkânsızlaştırıldığı bir düzen kuruluyor” Özel, Avrupa’nın Türkiye’ye uzun yıllardır ağırlıklı olarak göç, güvenlik ve jeopolitik merceğinden baktığını belirterek, bugün ülkede çok daha temel bir meselenin gündemde olduğunu savundu.
Özel şu soruyu yöneltti: “Seçimlerin yapılmaya devam ettiği, ancak siyasi rekabetin giderek ortadan kaldırıldığı bir ülkede demokrasi ayakta kalabilir mi?”
Türkiye’de demokrasinin geleceğinin yalnızca bir iç politika meselesi olmadığını savunan Özel, NATO’nun kritik üyelerinden Türkiye’nin izleyeceği siyasi yönün ittifakın geleceğini de etkileyebileceğini belirtti.
Özel, Erdoğan’a yönelik eleştirisini şu sözlerle dile getirdi: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan artık yalnızca demokrasiyi geriletmiyor. Muhalefet partilerinin kâğıt üzerinde varlığını sürdürdüğü, ancak iktidara gelmelerinin fiilen imkânsız hale getirildiği yeni bir siyasi düzen inşa etmeye çalışıyor.”
Özel: Kırılma noktası 2024 yerel seçimleri oldu Özel’e göre mevcut siyasi sürecin en önemli dönüm noktası 2024 yerel seçimleriydi.
CHP’nin bu seçimlerde Türkiye’nin birinci partisi olduğunu hatırlatan Özel, AKP’nin de 2002’den bu yana ilk kez ülke genelinde bir seçim yenilgisi aldığını belirtti.
Özel, yerel seçim sonuçlarının iktidar açısından önemli bir gerçeği ortaya çıkardığını savundu: “AKP, demokratik seçim yoluyla yenilebiliyordu.”
Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve yeni kuşak siyasetçilerle birlikte iktidara alternatif oluşturduklarını belirten Özel, hükümetin buna siyasi rekabet yoluyla değil, yargı üzerinden karşılık verdiğini ileri sürdü.
“Önce cumhurbaşkanlığı yarışındaki en güçlü rakip hedef alındı” Özel, CHP yönetimindeki belediyelerin peş peşe soruşturmalarla karşı karşıya kaldığını, 30’dan fazla belediye başkanının gözaltına alındığını veya tutuklandığını hatırlattı.
Ardından tartışmalı bir mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldığını ve selefinin yeniden göreve getirildiğini belirten Özel, yaşananları üç aşamalı bir siyasi stratejinin parçası olarak yorumladı.
Özel’e göre izlenen yöntem şöyleydi: “Önce cumhurbaşkanlığı yarışındaki en güçlü rakibi devre dışı bırakmak, ardından muhalefet belediyelerini hedef almak ve son aşamada yargı eliyle muhalefetin kendisini yeniden şekillendirmek.”
YENİ Parti mesajı: “91 milletvekiliyle yola çıktık” Özel, bu gelişmelerin ardından 24 Temmuz’da 91 milletvekiliyle YENİ Parti’yi kurduklarını hatırlattı.
YENİ Parti’nin bugün TBMM’nin en büyük muhalefet grubunu oluşturduğunu belirten Özel, partinin farklı siyasi geleneklerden gelen demokratları ortak bir ilke etrafında toplamayı amaçladığını söyledi.
Bu ilkeyi ise şöyle tanımladı: “İktidarlar hukuka hesap vermeli ve hukuku kendi iktidarlarını korumanın aracı haline getirmemelidir.”
Özel’e göre Türkiye’de yaşanan siyasi dönüşüm tam da bu nedenle Avrupa tarafından yalnızca bir iç politika veya insan hakları meselesi olarak değerlendirilmemeli.
“Türkiye’nin NATO açısından önemi hiç olmadığı kadar büyük” Özel’in Le Monde yazısındaki en önemli mesajlarından biri NATO ve Avrupa güvenliği üzerine oldu.
Türkiye’nin askeri gücü, coğrafi konumu ve Karadeniz’e erişimi kontrol eden stratejik pozisyonunun Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş ve Ortadoğu’daki istikrarsızlık nedeniyle daha kritik hale geldiğini belirten Özel, Türkiye’nin NATO açısından öneminin belki de hiç olmadığı kadar arttığını savundu.
Ancak Özel’e göre bu stratejik önem, demokratik gerilemenin görmezden gelinmesi için gerekçe oluşturamaz.
Tam tersine: “Türkiye ne kadar stratejik hale geliyorsa, kurumlarının gücü, hukukun üstünlüğü ve öngörülebilirliği de o kadar önem kazanıyor.”
Özel, Türkiye’nin uluslararası alanda en güçlü olduğu dönemlerin demokratik kurumlarının daha sağlam ve Avrupa ile ilişkilerinin daha güçlü olduğu dönemlere denk geldiğini savundu.
Batı’ya eleştiri: Demokrasi yalnızca insan hakları meselesi değil Özel, Türkiye’de yargı bağımsızlığının ciddi biçimde zayıfladığını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını ve seçilmiş belediye başkanlarının mahkeme kararlarıyla görevlerinden uzaklaştırıldığını ifade etti.
Batılı başkentlerin ise bu gelişmeleri çoğunlukla uluslararası güvenlik sorunu yerine insan hakları başlığı altında değerlendirdiğini belirten Özel, bu yaklaşımı “büyük bir yanılgı” olarak nitelendirdi.
Özel’e göre otoriterleşen bir Türkiye stratejik önemini kaybetmeyebilir, ancak başka bir şey kaybeder: Güvenilirlik ve öngörülebilirlik.
Kurumların zayıflamasıyla dış politikanın kişiselleşeceğini savunan Özel, ittifakların da ortak değerlerden ziyade kısa vadeli çıkarlara dayanma riskinin artacağını belirtti.
“NATO yalnızca askeri ortaklığa dönüşme riskiyle karşı karşıya” Özel, NATO’nun kurucu antlaşmasının üyeleri yalnızca ortak savunmaya değil, demokrasi, bireysel özgürlükler ve hukukun üstünlüğüne de bağlı kalmaya çağırdığına dikkat çekti.
Stratejik açıdan önemli ülkeler söz konusu olduğunda bu ilkelerin ikinci plana itilmesinin NATO açısından uzun vadeli sonuçları olabileceğini belirten Özel şu uyarıda bulundu: “NATO ortak değerler üzerine kurulmuş bir ittifak olmaktan çıkar ve yalnızca jeopolitik çıkarların belirlediği bir askerî ortaklığa dönüşme riskiyle karşı karşıya kalır.”
Özel’e göre ittifakların temelinde güven, güvenin temelinde ise siyasi iktidarı sınırlayabilecek güçlü kurumlar bulunuyor.
“Avrupa ciddi bir çelişkiyle karşı karşıya” Özel, Avrupa’nın Türkiye konusunda giderek büyüyen bir ikilemle karşı karşıya bulunduğunu savundu.
Bir taraftan Avrupa’nın askeri ve jeopolitik açıdan Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç artarken, diğer taraftan Türkiye’nin demokratik kurumlarının zayıfladığını belirten Özel, ilk gerçeği gerekçe göstererek ikinciyi görmezden gelmenin sorunu daha da ağırlaştıracağını söyledi.
Özel’e göre temel risk Türkiye’nin Batı’dan tamamen kopması değil.
Türkiye’nin güvenliğinin, ekonomisinin ve tarihinin Avrupa ve transatlantik ittifakıyla iç içe geçtiğini vurgulayan Özel, asıl tehlikeyi şöyle tanımladı: Türkiye’nin Batılı kurumların içinde kalmaya devam ederken dış politikasını giderek daha fazla günlük pazarlıklara ve kısa vadeli çıkarlara göre şekillendirmesi.
Özel, böyle bir Türkiye’nin ne ülkenin ne de müttefiklerinin çıkarına olacağını savundu.
YENİ Parti: “Türkiye’nin yönü demokrasilerden yana” Özel, yazısının son bölümünde YENİ Parti’nin Türkiye’nin geleceğine ilişkin yaklaşımını da anlattı.
“YENİ Parti olarak biz farklı bir gelecek öneriyoruz” diyen Özel, Türkiye’nin yönünün demokratik ülkelerden yana olması gerektiğini savundu.
Avrupa’yı din, etnik köken veya medeniyet temelinde oluşturulmuş kapalı bir kulüp olarak görmediklerini belirten Özel şöyle devam etti: “Avrupa’yı ortak değerler etrafında buluşmuş bir siyasi topluluk olarak görüyoruz. Türkiye de bu topluluğa yalnızca askerî gücüyle değil güçlü demokrasisi, dinamik toplumu ve kurumlarıyla katkı sunabilir.”
“Müttefiklerimizden Türkiye’nin siyasetini belirlemelerini istemiyoruz” Özel, Türkiye’nin demokratik geleceğine Türk seçmeninin karar vereceğinin de altını çizdi.
Batılı müttefiklerden Türkiye’nin iç politikasına müdahale etmelerini istemediklerini vurgulayan Özel, beklentilerini şu sözlerle açıkladı: “Biz müttefiklerimizden Türkiye’nin siyasetini belirlemelerini istemiyoruz. Beklentimiz çok daha basit: Demokratik gerilemenin hiçbir stratejik sonuç doğurmadığını varsaymaktan vazgeçmeleri.”
Özel’e göre Batı uzun yıllar boyunca Türkiye’nin demokratik gelişimi ile stratejik önemini birbirini tamamlayan iki unsur olarak değerlendirdi. Ancak son dönemde bu iki hedef giderek birbirine rakip çıkarlar olarak görülmeye başladı.
YENİ Parti lideri yazısını Avrupa’ya yönelttiği kritik bir soruyla tamamladı: “Avrupa’nın önündeki soru, Rusya tehdidiyle, Ortadoğu’daki istikrarsızlıkla ve giderek belirsizleşen uluslararası düzenle mücadele ederken Türkiye’deki demokrasiye önem verip veremeyeceği değildir. Asıl soru şudur: Avrupa uzun vadede buna kayıtsız kalmayı gerçekten göze alabilir mi?”
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



