OECD, IMF ve IIF’den ortak borç alarmı: 365 trilyon dolarlık risk
OECD, IMF ve IIF, 365 trilyon dolarlık küresel borç ve yükselen faizler konusunda uyardı. Gelişmiş ekonomilerin borç servis yükü hızla artıyor.
27 Eylül 2026

Dünyanın önde gelen üç uluslararası kuruluşu, küresel borcun 365 trilyon dolara ulaşması ve uzun vadeli faizlerin hızla yükselmesi üzerine alarm verdi. OECD, IMF ve Uluslararası Finans Enstitüsü’ne göre ABD, İngiltere, Fransa ve Japonya gibi gelişmiş ekonomiler artık geçmişte borç krizi yaşayan gelişmekte olan ülkelerle özdeşleştirilen sorunlarla karşı karşıya: Büyük bütçe açıkları, hızla artan faiz giderleri ve giderek ağırlaşan borç servis yükü.
Küresel ekonomide yüksek faiz ve kamu borcu sorunu giderek daha ciddi bir risk haline geliyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Uluslararası Para Fonu (IMF) ve küresel bankacılık sektörünü temsil eden Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), büyük ekonomilerde hızla artan borç stokları ve borçlanma maliyetleri konusunda peş peşe uyarılarda bulundu.
IIF verilerine göre küresel borç toplamı 365 trilyon dolara ulaşmış durumda.
Yükselen faizler ise bu devasa borcun çevrilmesini hem devletler hem de şirketler açısından giderek daha maliyetli hale getiriyor.
IIF: Borç yoğun bir geleceğe gidiyoruz
IIF, üç aylık küresel borç raporunda dünya ekonomisinin “yapısal olarak borç yoğun bir geleceğe” doğru ilerlediği uyarısında bulundu.
Kuruma göre hükümetler ve şirketler bir taraftan yeni teknolojilere yatırım yapmak, diğer taraftan yaşlanan nüfusların giderek artan maliyetlerini karşılamak zorunda.
Bu süreç borçlanma ihtiyacını daha da büyütebilir.
IIF raporunda şu değerlendirmeye yer verildi:
“Küresel borç birikiminin hızlanması bekleniyor. Hükümetler ve şirketler, yapısal değişimlerle yeniden şekillenen bir ekonomide büyümeyi artırmak ve konumlarını korumak için rekabet ediyor.”
Yeni teknoloji yatırımları, altyapı harcamaları, savunma ve yaşlanan nüfusun sosyal maliyetleri kamu ve özel sektörün finansman ihtiyacını artırıyor.
Gelişmiş ülkeler EM tipi sorunlarla karşı karşıya
IIF'nin en dikkat çekici uyarılarından biri gelişmiş ekonomilerin mali görünümüne ilişkin oldu.
Raporda ABD, Fransa, İngiltere ve Japonya'nın kalıcı şekilde yüksek bütçe açıkları ve artan faiz giderleriyle karşı karşıya olduğu belirtildi.
IIF bu sorunların geçmişte daha çok borç sıkıntısı yaşayan gelişmekte olan ekonomilerle ilişkilendirildiğine dikkat çekti.
Raporda şu ifadeler kullanıldı:
“ABD, Fransa, İngiltere ve Japonya sürekli yüksek bütçe açıkları ve artan faiz giderleriyle karşı karşıya. Bunlar uzun süredir borç sıkıntısı yaşayan gelişmekte olan ülke hükümetleriyle ilişkilendirilen sorunlardı.”
Böylece küresel borç tartışmasının ağırlık merkezi gelişmekte olan ülkelerden dünyanın en büyük gelişmiş ekonomilerine doğru kayıyor.
Seçimler mali disiplini zorlaştırıyor
IIF'ye göre sorunun çözümünü zorlaştıran bir başka faktör de siyaset.
Birçok ülkede önümüzdeki aylarda seçimler yapılacak.
Ancak bütçe açıklarını azaltmak için gerekli olabilecek harcama kesintileri ve vergi artışlarının seçmenler tarafından desteklenmesi kolay değil.
Bu nedenle hükümetlerin mali konsolidasyonu ertelemesi riski bulunuyor.
IIF, mevcut borç dinamiklerinin zaten sürdürülebilirlik konusunda soru işaretleri yarattığını belirterek şu uyarıda bulundu:
“Risk, halihazırda sürdürülemez olan borç patikalarının daha da kötüleşmesi.”
OECD: 30 yıllık tahvil faizleri 15 yılın zirvesinde
Benzer bir uyarı OECD'den geldi.
OECD geçici ekonomik görünüm raporunda küresel ekonominin ABD-İsrail'in İran'la savaşının yarattığı baskılara rağmen beklenenden daha dirençli kaldığını belirtti.
Ancak kurum, yükselen kamu borçlarının finansman maliyetini küresel ekonomi açısından önümüzdeki dönemin temel risklerinden biri olarak gösterdi.
OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, özellikle uzun vadeli devlet tahvili faizlerindeki yükselişe dikkat çekti.
Cormann'a göre G7 ülkelerinin altısında 30 yıllık devlet tahvili getirileri en az 15 yılın en yüksek seviyesine çıktı.
Bu durum yalnızca hükümetleri etkilemiyor.
Cormann, yüksek tahvil faizlerinin kamu bütçelerinin borç servis maliyetlerini artırırken şirketler ve hanehalklarının borçlanmasını da pahalı hale getirdiğini söyledi.
Bütçeler faiz yükü altında
Yüksek faiz ortamının kamu maliyesi üzerindeki etkisi özellikle borç stoku büyük ülkelerde giderek daha belirgin hale geliyor.
Devletlerin eski borçları daha düşük faizlerle ihraç edilmiş olsa da bu tahviller vadeleri doldukça daha yüksek faizlerle yeniden finanse ediliyor.
Bu nedenle yüksek faizlerin kamu bütçelerine etkisi zaman içinde büyüyor.
Borç servis giderlerinin artması hükümetlerin altyapı, eğitim, sağlık, savunma ve sosyal harcamalar için kullanabileceği kaynakları da sınırlıyor.
Aynı mekanizma şirketler ve tüketiciler için de geçerli.
Tahvil getirilerindeki yükseliş şirket kredilerinden konut kredilerine kadar ekonominin tamamındaki finansman maliyetlerini yukarı çekiyor.
IMF: Gelişmiş ülkeler borcu azaltmalı
Uluslararası Para Fonu Başkanı Kristalina Georgieva da gelişmiş ekonomilere borçlanmayı azaltma çağrısı yaptı.
Georgieva, dünyanın büyük gelişmiş ekonomilerinin kamu borçlarını kontrol altına almak ve borçlanma ihtiyaçlarını azaltmak için harekete geçmeleri gerektiğini söyledi.
IMF'nin uyarısı da OECD ve IIF'nin değerlendirmeleriyle aynı noktaya işaret ediyor:
Küresel ekonomi yüksek borçla uzun süre yaşayabildi, ancak faizlerin yükselmesi bu borcun taşınmasının maliyetini radikal biçimde değiştiriyor.
365 trilyon dolarlık soru
Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu temel sorun artık yalnızca borcun büyüklüğü değil.
Asıl sorun 365 trilyon dolarlık borcun hangi faiz oranlarıyla çevrileceği.
Düşük faiz döneminde rahatlıkla finanse edilebilen büyük kamu ve şirket borçları, uzun vadeli faizlerin son 15 yılın zirvelerine çıkmasıyla çok daha ağır bir mali yük yaratıyor.
Üstelik önümüzdeki yıllarda teknoloji, savunma, altyapı ve yaşlanan nüfuslara yönelik harcamaların artması bekleniyor.
Bu nedenle IIF küresel borcun daha da büyüyeceğini öngörürken OECD yükselen borç servis maliyetlerini dünya ekonomisinin önemli risklerinden biri olarak tanımlıyor.
IMF ise özellikle gelişmiş ülkelerin mali dengelerini güçlendirmek için harekete geçmesi gerektiğini savunuyor.
Üç kurumun mesajı aynı noktada birleşiyor: Yüksek borç ile yüksek faizin aynı anda kalıcı hale gelmesi, küresel ekonominin önümüzdeki yıllardaki en önemli kırılganlıklarından biri olabilir.
The Guardian
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




