Mamdani’den Eralp’e: Metropollerde Yükselen "Şehir Hakkı" Siyaseti
Kira artışları ve hayat pahalılığı nedeniyle New York ve Berlin gibi metropollerde "şehirde kalma krizine" odaklanan sol liderler, konut ve ulaşımı piyasa şartlarına terk etmek yerine temel bir kamu hakkı olarak ele alıyor. Mamdani ve Eralp gibi isimlerin başını çektiği bu "yeni kentsel sol" anlayışı, sınırlı yetkiler ve bütçe engellerine rağmen kamulaştırma ve fiyat dondurma gibi radikal adımlarla kenti sermaye yerine halk için yeniden şekillendirmeyi hedefliyor.
2 Kasım 2026

New York ve Berlin gibi büyük şehirlerde artık sakinleri düşündüren ana soru "Şehirde yaşamanın maliyeti ne kadar arttı?" değil, "Burada kalmanın bedeli, gitmenin bedelinden daha mı ağır?" haline geldi. Bu durum; barınma, ulaşım ve kamu hizmetlerine erişim haklarını kent siyasetinin merkezine yerleştiriyor.
Bu yılın başında göreve başlayan New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, Batılı bir metropolü yöneten ilk göçmen kökenli siyasetçi değil. Ancak onun deneyimini öne çıkaran unsur, kimlik tartışmalarını aşarak daha kapsamlı bir soruya odaklanması: Şehir kime ait ve şehirde kimin hakkı var?
Atlas Okyanusu’nun diğer tarafında ise Türk göçmen bir ailenin kızı ve Sol Parti'nin (Die Linke) Berlin Belediye Başkan adayı Elif Eralp, Mamdani modeline yakın bir duruş sergiliyor. Partisi, 20 Eylül'deki Temsilciler Meclisi seçimlerini önde tamamladı; ancak Eralp’in göreve gelmesi hükümet kurma müzakerelerinin sonucuna bağlı.
Mamdani’nin yönetime geçişi ile Eralp’in seçim başarısını yönetime dönüştürme süreci üzerinden, kent ve konut politikalarındaki bu yeni vizyonu, karşılaştığı engeller ve bu modelin başka şehirlere yayılma potansiyeli değerlendiriliyor.
Kente Dair Farklı Bir Vizyon
Kent politikaları yalnızca bütçe ve hizmet yönetiminden ibaret değildir; şehrin kimin için inşa edildiğine ve kime hizmet etmesi gerektiğine dair geniş bir vizyonu yansıtır.
Mimarlık ve kent tarihçisi Fahad Zuberi, Time dergisindeki yazısında, ABD’deki kentsel gelişimin her zaman bu anlayışın bir yansıması olduğunu belirtiyor. Zuberi’ye göre Mamdani modelini anlamak, onu şehirlerin sermayeye mi yoksa adalete mi hizmet etmesi gerektiği yönündeki daha geniş bir mücadelenin içine yerleştirmeyi gerektiriyor.
Zuberi, Mamdani’nin vizyonunun, eşitsizliği kaçınılmaz bir durum olarak gören uzun bir Amerikan geleneğinden kopuşu temsil ettiğini savunuyor. 20. yüzyıl boyunca kentlerdeki sorunlara verilen yanıt her zaman şehri iyileştirmek değil; otoyollarla bağlanan, düşük yoğunluklu banliyölere kaçmak oldu.Mamdani’nin yaklaşımı ise her kentsel gelişmenin özünde bir adalet sorusu olduğu varsayımından yola çıkıyor: Büyümenin yükünü kim taşıyor, faydasını kim topluyor?
Diğer taraftan Eralp; göç, eşitlik ve sosyal adaleti yerel siyasetin merkezine koyan bir anlayış savunuyor.Almanya merkezli Türkçe yayın yapan Perspektif dergisi, bu başlıkların Eralp’in siyasi projesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor.
Bazı medyadaki "Berlin'in Mamdani'si" benzetmesi de buradan geliyor. Eralp de Mamdani’nin başarısının kendisi için önemli bir ilham kaynağı olduğunu doğruluyor. Ancak bu benzerlik, Eralp’in modelinin New York’un birebir kopyası olduğu anlamına gelmiyor. Yazar Engin Bozkurt, Birikim dergisindeki yazısında,Eralp’in yükselişini anlamak için "şehrin siyasi soykütüğüne" bakmak gerektiğini, çünkü seçim sonucunun Berlin’deki uzun süreli kentsel mücadele birikimine dayandığını ifade ediyor.
Mamdani: Fiyat Sabitleme ve Arz Artışı
Konut konusu, Mamdani’nin New Yorkluların yaşam maliyetini düşürme vaadinin en doğrudan sınavı niteliğinde. Planı, mevcut kiracıların yükünü hafifletmeyi ve uzun vadede erişilebilir konut arzını artırmayı hedefliyor.
Geçtiğimiz Ağustos ayında Belediye Başkanlığı verileri, yılın ilk 6 ayında 12.491 erişilebilir konutun finanse edildiğini veya korunduğunu gösterdi. City Limits sitesine göre, bu veri 2022’den bu yana kaydedilen en düşük 6 aylık rakam olsa da uzmanlar kısa vadeli verilerden kesin sonuçlar çıkarılmaması gerektiği konusunda uyarıyor.
Mamdani’nin hedefi, 10 yıl içinde 200 bin yeni erişilebilir konut inşa etmek ve 200 bin mevcut konutu korumak. Ancak bu hedefe ulaşmak için her 6 ayda 10 bin yeni birim yapılması ve 10 bin birimin korunması gerekiyor ki bu, yakın tarihteki hiçbir yönetimin ulaşamadığı bir seviye.
Öte yandan, Mamdani’nin en önemli vaatlerinden biri hayata geçirildi: New York Kira Düzenleme Kurulu,düzenlemeye tabi yaklaşık 1 milyon dairenin kirasını 2 yıla kadar dondurma kararı aldı. Bu karar, şehir nüfusunun yaklaşık dörtte birini doğrudan ilgilendiriyor.
Eralp ve Mülkiyet Sorusunun Tartışılması
Berlin’de ise Eralp, konut maliyetlerini kontrol etmenin ötesine geçerek doğrudan mülkiyet ilişkilerini sorguluyor. Kiralık ev bulmayı şehrin en büyük sosyal sorunu olarak gören Eralp, spekülasyonu önlemek amacıyla büyük gayrimenkul şirketlerine ait konutların tazminat karşılığında kamulaştırılmasını savunuyor.
Eralp, Hürriyet gazetesine verdiği demeçte yaklaşımını şöyle özetliyor:
Ev, insanların yaşadığı yerdir; bir kâr aracı değildir. Bankaların ve büyük şirketlerin kârı biraz düşebilir, ancak önemli olan insanların yaşayabileceği ve ödeyebileceği konutlara sahip olmasıdır.
Bu söylem yeni değil; 26 Eylül 2021’deki "Deutsche Wohnen & Co. enpropriye edilsin" (DW Enteignen) halk oylamasına dayanıyor. Seçmenlerin %57,6'sı 3 binden fazla konuta sahip şirketlerin kamulaştırılmasını desteklemişti. 2023'te uzmanlar kurulu düzenlemenin anayasaya uygun olduğuna karar verirken, Eralp bu sonucu bağlayıcı bir siyasi irade olarak görüyor.
Resmî tahminlere göre kamulaştırma 243 bin konutu kapsayabilir ve tazminat maliyeti 28,8 ila 36 milyar avro arasında değişebilir. Sol Parti ayrıca 10 yıl içinde 75 bin kalıcı sosyal konut inşa edilmesini hedefliyor.
Engin Bozkurt, farklı sol geleneklerden gelseler de Mamdani ve Berlin Sol Parti modellerinin ortak noktasının, konutu piyasa koşullarına terk etmek yerine yerel yönetimin doğrudan müdahalesini gerektiren temel bir hak olarak ele almaları olduğunu vurguluyor.
Şehir Hakkı ve Kamu Hizmetleri
Mamdani’nin vizyonu, kentin işlevine ve sakinlerine sunması gereken hizmetlere dair daha geniş bir anlayışı kapsıyor.
Urban Omnibus platformu, New York'taki yeni yönetimin yaklaşımını; gayrimenkul yatırımlarını ve sermaye birikimini kolaylaştıran bir modelden, erişilebilir konut, etkin toplu taşıma ve çocuk bakımını önceliklendiren insan odaklı bir modele geçiş olarak tanımlıyor.
Bu yaklaşım kendini en net toplu taşımada gösteriyor. Streetsblog verilerine göre Mamdani yönetimi, New York Eyalet Valisi Kathy Hochul ile iş birliği içinde otobüs hızlarını %20 artırmayı hedefleyen bir plan hazırladı. Beş bölgede belirlenen 50 öncelikli otobüs koridoru, özellikle metroya kıyasla otobüs kullanım oranı daha yüksek olan işçi sınıfı ve azınlık grupları için doğrudan bir sosyal adalet adımı olarak görülüyor.
Benzer bir anlayışı benimseyen Eralp de değişimin "kirada, sokakta, mahallede ve belediyede" hissedilmesi gerektiğini vurguluyor. Berlin’in dış mahallelerindeki yetersiz toplu taşıma hizmetlerini ve yüksek bilet fiyatlarını ana sorunlar arasında gören Eralp, hedefini şöyle özetliyor:
Herkese zenginlik vaat edemem ama herkesin Berlin'de iyi bir yaşam sürebileceğini vaat edebilirim.
Karşılaşılan Engeller ve Zorluklar
New York: Finansman ve Yetki Sınırları
Mamdani'nin iddialı planlarının başarısı zaman alacak. Citizens Housing & Planning Council Direktörü Howard Slatkin, konut krizinin uzun vadeli bir süreç olduğunu ve asıl testin önümüzdeki 4 ila 8 yıl içinde yaşanacağını belirtiyor.
İnşaat maliyetlerindeki artış, gümrük vergileri ve sigorta kalemleri gibi ekonomik faktörlerin yanı sıra, kira dondurma kararı mülk sahiplerinin tepkisini çekiyor. Reuters’a konuşan ev sahibi temsilcileri, bu kararın bina bakımlarını ve kredi ödemelerini zorlaştıracağını savunuyor.
En büyük engel ise belediye başkanının yetki sınırları. Mamdani’nin programını finanse etmek için ihtiyaç duyduğu vergi artışlarının çoğu eyalet valisinin ve yasama organının onayına bağlı. Eyalet Valisi Kathy Hochul, yüksek gelir gruplarına ve şirketlere yönelik vergi artışlarına karşı çıkıyor; ancak değeri 5 milyon doları aşan ve ana ikametgah olarak kullanılmayan lüks konutlara ek vergi getirilmesi konusunda Mamdani ile uzlaşıyor.
Business Insider, artık ana sorunun Mamdani’nin New York’u herkes için ödenebilir yapıp yapamayacağı değil; en üst gelir grubunu vergilendirerek dar gelirlilerin yükünü hafifletip hafifletemeyeceği olduğunu yazıyor.
Berlin: Koalisyon Dengeleri ve Federal Hükümet
Seçim başarısı, Eralp’in projesinin doğrudan uygulanacağı anlamına gelmiyor. Eralp’in kamulaştırma planını hayata geçirebilmesi için bir koalisyon kurması, bütçe kısıtlamalarını aşması ve bürokrasiyi yönetmesi gerekiyor.
Ayrıca, gayrimenkul sektörünün muhalefetinin yanı sıra Friedrich Merz liderliğindeki federal hükümet de eyaletlerin büyük konut şirketlerini kamulaştırmasını engelleyecek bir yasal düzenleme üzerinde çalışıyor.
Engin Bozkurt, kamulaştırmanın tek başına konut krizini çözmeyeceğini, nüfus artışından kaynaklanan arz eksikliğini gidermediğini vurguluyor. Bu nedenle "kamulaştırma mı, yeni inşaat mı?" ikilemini aşarak; kaç konut yapılacağı, mülkiyet yapısı ve erişilebilirlik sorularının bir arada değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Bu Model Başka Şehirlere Yayılabilir mi?
Mamdani modelinin diğer şehirlere taşınıp taşınamayacağı tartışılıyor. Monocle dergisinden Mary Holland,bu fikirlerin tamamen yeni olmadığını, önceki belediye başkanlarının da benzer adımlar attığını ancak Mamdani’nin başarısının ABD genelinde bir dönüşüm başlatabileceğini belirtiyor.
Mamdani’nin kampanya stratejisi şimdiden farklı bölgelerde ilgi görüyor. Politico’ya göre, Rhode Island eyaletinin Providence şehri belediye başkan adayı David Morales, Mamdani’nin kampanyasının siyasette temsil edilmediğini düşünen kitleleri harekete geçirmede önemli bir model sunduğunu ifade ediyor.
Democratic Socialists of America (DSA) New York Şubesi Eş Başkanı Grace Mousser, Morales’in bu modeli ABD içinde ve dışında uygulamak isteyen sol hareketlerden biri olduğunu söylüyor. Mousser, Almanya’daki Sol Parti ve Barselona’daki yerel organizasyonlarla modelin İspanya siyasetine nasıl uyarlanabileceği üzerine görüşmeler yaptıklarını aktarıyor.
Kentsel Solun Farklı Yüzleri: New York ve Londra
Sol politikaların uygulanması, belediye başkanlarının yetki alanı ve ülkenin siyasi yapısına göre farklılık gösteriyor.
Siyaset ve Toplum Enstitüsü’nden araştırmacı Ali Hijazi, Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan ile Zohran Mamdani’yi "Yeni Kentsel Sol" kavramı altında değerlendiriyor. Hijazi, İşçi sınıfı göçmen bir aileden gelen Khan ile Mamdani arasındaki yaklaşım farkını siyasi çevreye bağlıyor:
Sadiq Khan (İdari Sol): Merkeziyetçi bir sistem içinde, İngiliz hükümetinin sınırlandırdığı bir yetki alanında hareket ediyor. İdealizm ile uygulanabilirlik arasında denge kuran "idari sol" anlayışını temsil ediyor.
Zohran Mamdani (Dönüştürücü Sol): ABD'nin federal yapısı sayesinde daha geniş bir özerklik alanına sahip. Mevcut kuralları ve oyunun esaslarını yeniden tanımlamaya çalışan "dönüştürücü sol" modelini simgeliyor.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




