Kıvanç Kutoğlu: Şirketler niye üretmiyor?
Üretim ve yatırım yapmanın cezalandırıldığı ülke
6 Ağustos 2026

Üretmek mi, beklemek mi?
İki arkadaş düşünelim.
Ali ile Mehmet'in de 10 milyon TL sermayesi var.
Ali bu parayla bir fabrika kuruyor.
Mehmet ise aynı parayı bankada değerlendiriyor.
Bir yıl sonra ortaya çıkan tablo düşündürücü.
Ali...
Bir yıl boyunca üretim yaptı.
İşçi çalıştırdı.
Maaş ödedi.
Hammadde aldı.
Elektrik, doğalgaz, SGK primi, vergi, finansman ve sayısız operasyonel yükün altına girdi.
Sabahın erken saatlerinde fabrikasının başındaydı.
Yıl sonunda ise Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun 2025 yılı ortalama özkaynak karlılığı (%6) kadar kar elde etti.
Vergi öncesi kar: 600.000 TL Kurumlar vergisi: 150.000 TL Net dönem karı: 450.000 TL Kanunen ayrılan yedek akçe: 22.500 TL Temettü stopajı: 64.125 TL Ali'nin cebine giren net tutar: 363.375 TL Mehmet...
Hiçbir üretim yapmadı.
Hiç işçi çalıştırmadı.
Hiç operasyon yönetmedi.
Parayı bankaya yatırdı ve bekledi.
Brüt faiz geliri: 5.617.657 TL Stopaj: 983.090 TL Mehmet'in cebine giren net tutar: 4.634.567 TL Sonuç olarak; Mehmet'in bir yılda elde ettiği net gelir, Ali'nin elde ettiği gelirin yaklaşık 13 katı.
Başka bir ifadeyle, Ali'nin Mehmet ile aynı net gelire ulaşabilmesi için yaklaşık %84 özkaynak karlılığı elde etmesi gerekiyor.
Oysa Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşunda ortalama özkaynak karlılığı %6.
İSO İkinci 500'de ise bu oran yalnızca %3,9.
Karşılaştırma daha da çarpıcı hale geliyor: 2016 yılında İSO 500'ün ortalama özkaynak karlılığı %16,2 idi.
2025 yılında bu oran %6 seviyesine gerilemiş durumda.
Bir hususun altını özellikle çizmek gerekir.
Bu örnekte Ali'nin yatırımını tamamen özkaynağıyla finanse ettiği varsayılmıştır.
Eğer yatırım için bugünkü yüksek faiz oranlarıyla kredi kullanmak zorunda kalsaydı, finansman gideri bu kardan ayrıca düşecekti. Böyle bir tabloda büyük olasılıkla yıl sonunda kar edemeyecek, hatta zarar ederek bankalara borçlu çıkacaktı.
Buradaki amaç mevduatı eleştirmek değildir.
Asıl mesele, üretim yapan sermaye ile pasif finansal getiriler arasındaki dengenin bozulmuş olmasıdır.
Üreten, istihdam sağlayan, vergi ödeyen ve yatırım yapan sermaye; hiçbir operasyonel risk almayan sermayenin çok gerisinde kaldığında, yatırım kararları da doğal olarak değişir.
Soru şu: Bir ülkede hiçbir risk almayan, üretim yapmayan ve istihdam oluşturmayan bir yatırımcı; üreten, yatırım yapan, istihdam sağlayan ve vergi ödeyen bir sanayiciden yaklaşık 13 kat daha fazla kazanıyorsa, yeni fabrikaları kim kuracak?
Türkiye'nin uzun vadeli büyümesi açısından tartışılması gereken temel konu, tam da budur.
Kutoğlu Müşavirlik, yazarın Linked-In paylaşımıdır
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



