İsrail’in Çıkmazı: Yeni Hükümeti Bekleyen 5 Büyük Ekonomik Tehdit
İsrail’lilerin sandık başına gitmesiyle birlikte seçim yarışı yerini çetin bir ekonomik tabloya bıraktı. Başbakan Binyamin Netanyahu ile muhalefet lideri Gadi Eisenkot arasındaki siyasi rekabet, sadece Knesset’teki sandalye dağılımını değil, ülkenin ekonomik geleceğini şekillendirecek iki farklı vizyonu karşı karşıya getiriyor.
27 Ekim 2026

İsrail’lilerin sandık başına gitmesiyle birlikte seçim yarışı yerini çetin bir ekonomik tabloya bıraktı. Başbakan Binyamin Netanyahu ile muhalefet lideri Gadi Eisenkot arasındaki siyasi rekabet, sadece Knesset’teki sandalye dağılımını değil, ülkenin ekonomik geleceğini şekillendirecek iki farklı vizyonu karşı karşıya getiriyor.
Netanyahu, "Güvenlik olmadan ekonomi olmaz" anlayışıyla kamu harcamalarını askeri alana kaydırmayı savunurken; Eisenkot tarafı, artan kamu borcunu dizginlemek adına yapısal reformlar ve mali disiplin vaat ediyor. Sandıktan çıkan belirsizlik tablosuna rağmen, kurulacak yeni hükümetin masasında 5 kritik ekonomik dosya yer alıyor:
2027 Bütçesinin Onaylanması ve Kredi Notu Baskısı
Yeni hükümetin ilk ve en acil görevi 2027 bütçesini meclisten geçirmek olacak. Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının İsrail’in kredi notunu 3 kez düşürmesi, ülkenin borçlanma maliyetlerini ciddi oranda artırdı.
Gaza, Lübnan ve İran cephelerindeki savaş harcamaları nedeniyle kamu borcunun milli gelire (GSMH) oranı savaş öncesindeki %59 seviyesinden %70’e fırladı. Netanyahu'nun askeri harcama planlarının uygulanması halinde bu oranın 2035’e kadar %85’e yükselmesi bekleniyor. Ülkenin toplam kamu borcu ise 366 milyar doları aşmış durumda.
Uzmanlar, derin bir borç krizinin önüne geçebilmek için gereksiz en az 10 bakanlığın kapatılarak tasarruf sağlanmasını ve vergi muafiyetlerinin kaldırılarak kapsamlı bir vergi reformunun hayata geçirilmesini şart koşuyor.
2. Rekor Seviyeye Ulaşan Askeri Harcamalar
İsrail'in askeri harcamaları bu yıl gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYH) yaklaşık %8'ine ulaştı. Bu oran, Batılı ülkeler dahil birçok gelişmiş ekonominin katbekat üzerinde.
Netanyahu’nun 12 yıla yayılacak 145 milyar dolarlık (450 milyar şekel) savunma paketi önerisi, bütçe üzerindeki baskıyı artırıyor. Ekonomi çevreleri, diğer sivil bakanlıkların bu yükü taşıyamayacağını belirterek askeri harcamalardaki otomatik yıllık artışların sınırlandırılması gerektiğini savunuyor.
3. Konut Krizi ve Tahliye Edilen Bölgelerin Maliyeti
Ülkede bir "saatli bomba" olarak nitelendirilen konut krizinin çözümü için hem ev fiyatlarının düşürülmesi hem de kiralık konut piyasasının düzenlenmesi gerekiyor. Ancak savaşın başından bu yana inşaat sektöründe yaşanan ciddi iş gücü açığı arz artışını engelliyor.
Bunun yanı sıra, kuzey bölgelerinden tahliye edilen ve geri dönmek istemeyen vatandaşların bölgeye yeniden çekilmesi için geniş kapsamlı vergi teşvikleri ve devlet desteği sağlanması bekleniyor.
4. Ultra-Ortodoks (Haredi) Nüfusun Ekonomik Yükü
İsrail’de yetişkin nüfusun sadece %60’ı iş gücüne katılıyor. Ekonomik üretime katılmayan ve dini eğitim alarak devlet yardımıyla yaşayan Ultra-Ortodoks (Haredi) nüfus, bütçe üzerindeki yükü her geçen gün artırıyor.
Haredilerin askerlikten muaf tutulması hem toplumsal huzursuzluğa yol açıyor hem de ordu üzerindeki personel baskısını büyütüyor. Yeni hükümetin bu kesimi iş gücüne dahil edecek adımları atıp atamayacağı merak konusu.
5. Beyin Göçü ve Nitelikli İş Gücü Kaybı
Tel Aviv Üniversitesi verilerine göre, 2023 ve 2024 yıllarında 100 bine yakın İsrail vatandaşı ülkeyi terk etti.Bu dalganın 2025 ve 2026 yıllarında da devam ettiği belirtiliyor.
Göç edenlerin büyük çoğunluğunu akademisyenler, mühendisler, doktorlar ve yüksek gelir grubundaki uzmanlar oluşturuyor. Devam eden füze saldırıları ve sıklaşan yedek askerlik çağrıları nedeniyle yaşanan bu nitelikli beyin göçü, uzun vadede İsrail ekonomisi için ciddi bir tehdit barındırıyor.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




