Fon krizinde eski dosya yeniden gündemde: Tera hakkında “bavullarla para taşındı” iddiası
Fon krizinin ardından Tera hakkında 2022’de gündeme gelen nakit Forex işlemleri yeniden tartışılıyor. İddianamede milyonlarca dolarlık hareketler yer alıyor.
19 Eylül 2026

Yatırım fonlarında yaşanan likidite krizinin ardından Tera Menkul Değerler hakkında 2022 yılında yayımlanan bir haber yeniden gündeme taşındı. Haberde, bir ceza soruşturmasının iddianamesi ve tanık ifadelerine dayanılarak Tera'nın 2020 yılında GKFX üzerinden Forex işlemleri yapmak amacıyla yüksek tutarlarda nakit para yatırıp çektiği ileri sürülüyordu. İddianamede Tera adına 13,95 milyon dolarlık para yatırma ve 10,65 milyon dolarlık para çekme hareketinden söz ediliyor. Söz konusu kayıtlar nakit işlemlerine ilişkin iddiaları içerirken, paranın suç geliri olduğu veya Tera'nın kara para akladığı yönünde kesinleşmiş bir yargı kararı bulunduğu bu metinde ortaya konulmuyor.
Türkiye'de yatırım fonlarında yaşanan son kriz, bazı portföy yönetim şirketlerinin geçmişteki işlemlerini de yeniden tartışmaya açtı.
Yedi portföy yönetim şirketine uzanan fon krizinin ardından, Tera Menkul Değerler hakkında Aralık 2022'de yayımlanan ve şirketin geçmişte gerçekleştirdiği öne sürülen yüksek tutarlı nakit Forex işlemlerini konu alan haber yeniden gündeme geldi.
Söz konusu haberde, İngiltere merkezli International Finance House Ltd'nin Türkiye'deki faaliyetleriyle bağlantılı GKFX adlı şirket üzerinden yapılan işlemlere ilişkin bir ceza soruşturmasındaki iddianame ve tanık anlatımları aktarılıyordu.
İddiaların merkezinde, bazı kurumsal müşterilerin GKFX nezdindeki MetaTrader hesaplarına yatırılmak üzere yüksek miktarda nakit parayı fiziki olarak teslim ettiği ve çekimlerin de benzer şekilde gerçekleştirildiği savı bulunuyor.
Haberde Tera Menkul Değerler de bu şirketlerden biri olarak gösteriliyor.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor: Aktarılan bilgiler bir soruşturma dosyasında yer alan iddia ve işlem kayıtlarına dayanıyor. Paylaşılan metin, söz konusu paraların yasa dışı kaynaktan geldiğinin veya Tera'nın kara para akladığının yargı kararıyla tespit edildiğini göstermiyor.
2022'de “bavullarla para” iddiası gündeme gelmişti
26 Aralık 2022 tarihli Miyase İlknur imzalı haberde, GKFX ile çalışan bazı şirketlerin yüksek miktarlardaki nakit parayı fiziki olarak teslim ettiği öne sürülmüştü.
Haberde Tera Menkul Değerler'in de aralarında bulunduğu şirketlerin, MetaTrader üzerinden kaldıraçlı Forex işlemleri gerçekleştirmek amacıyla GKFX'ye nakit para ulaştırdığı iddia edilmişti.
Aktarılan soruşturma belgelerinde GKFX'nin finansal ilişki içinde olduğu şirketler arasında AZCO, Tera Menkul Değerler, Doğuş Gold, REM, Kutup ve MG isimleri sayılıyor.
İddianameden aktarılan bölüme göre bu şirketlerin GKFX nezdinde MetaTrader kullanıcı hesapları bulunuyordu.
Kurumsal müşterilerin elden getirdiği nakdin söz konusu hesaplara yansıtıldığı ve daha sonra bu hesaplar üzerinden Forex işlemleri gerçekleştirildiği belirtiliyordu.
İddianamede Tera için 13,95 milyon dolarlık para yatırma kaydı
Dosyadaki en dikkat çekici bölüm Tera adına kaydedildiği belirtilen işlem hacimleri.
Aktarılan iddianame metninde şu ifadeler yer alıyor:
“TERA isimli kurumsal müşteri tarafından müşteki şirket nezdindeki Metatrader platformunda 2020 yılı içerisinde 13 milyon 950 bin USD para yatırma, 10 milyon 650 bin USD para çekme işlem hareketlerinin olduğu, 2020 yılı sonu itibarıyla 3 milyon 300 bin USD bakiyesinin olduğu görülmüştür.”
Buna göre 2020 yılı içerisinde Tera adına 13,95 milyon dolar yatırma, 10,65 milyon dolar çekme hareketi kaydedildiği ve yıl sonunda 3,3 milyon dolarlık bakiye bulunduğu ileri sürülüyor.
2022 tarihli haberde söz konusu nakit hareketlerinin neden banka sistemi dışında fiziki para transferleriyle gerçekleştirildiği sorgulanmıştı.
“Kara para” iddiasında kritik ayrım
Eski haberde yüksek miktarlı fiziki nakit hareketlerinin kaynağının araştırılmadığı öne sürülerek kara para şüphesi gündeme getiriliyor.
Ancak mevcut bilgiler açısından şüphe ile tespit edilmiş suç arasında ayrım yapmak gerekiyor.
Paylaşılan metinde yer alan iddianame bölümü, şirketlerin GKFX'ye nakit getirdiği ve MetaTrader hesapları üzerinden işlem yaptığı iddiasını içeriyor.
Buna karşılık aktarılan bölümde bu paraların suç geliri olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir tespit bulunmuyor.
Dolayısıyla “kara para” ifadesi, eski haberde dile getirilen bir şüphe ve sorgulama olarak değerlendirilmeli; kanıtlanmış bir olgu olarak sunulmamalı.
GKFX davasındaki bir başka soru işareti
Kaynakta aktarılan geçmiş haber, GKFX'nin müşterilerine ait olduğu belirtilen yaklaşık 30 milyon doların şirket çalışanları tarafından çalındığı iddiasıyla müşteki olduğu bir davaya da dikkat çekiyor.
Haberde, para kaybına uğradığı ileri sürülen bazı kurumsal şirketlerin davacı olmamasının paraların niteliği konusunda soru işaretleri yarattığı savunuluyor.
Bu durum da 2022 tarihli haberin “paranın kaynağı neden araştırılmadı?” sorusunu gündeme getirmesine neden olmuştu.
Ancak şirketlerin neden davacı olmadığına ilişkin aktarılan metinde doğrulanmış bir açıklama yer almıyor. Bu nedenle bundan hareketle paranın kaynağı hakkında kesin bir sonuca ulaşmak mümkün değil.
SPK'nın geçmişteki tutumu da sorgulanıyor
Yazının bir diğer eleştirisi düzenleyici kurumlara yönelik.
Kaynak, iddianame ve tanık ifadelerinde bu işlemlerin ayrıntılı şekilde yer aldığı iddiasına rağmen SPK'nın Tera hakkında bu konu nedeniyle soruşturma açmadığını öne sürüyor.
Aynı şekilde Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'nın da söz konusu paraların kaynağına ilişkin ayrı bir soruşturma yürütmediği iddia ediliyor.
Yazar, daha sonra Tera'nın sermaye piyasasındaki faaliyetlerinin genişlemesine izin verilmiş olmasını da bu geçmiş çerçevesinde sorguluyor.
Bununla birlikte paylaşılan metinde SPK veya Tera'nın bu eski iddialara verdiği güncel bir yanıt bulunmuyor.
Eski dosya neden bugün yeniden gündemde?
2022'deki tartışmanın yeniden gündeme gelmesinin nedeni yatırım fonu sektöründe son haftalarda yaşanan sert likidite krizi.
Son krizde bazı fonların düşük fiili dolaşıma ve düşük işlem hacmine sahip hisselerde çok yüksek yoğunlaşmaya ulaştığı tartışılıyor.
Bu hisselerin fiyatlarının uzun süre çok hızlı yükselmesi fonların performansını da olağanüstü seviyelere taşıdı.
Yüksek getiriler yeni yatırımcıları fonlara çekerken yeni para girişleri fonların aynı veya benzer hisselerdeki pozisyonlarını büyütmesine olanak sağladı.
Ancak sistem tersine döndüğünde aynı mekanizma bu kez kayıpları hızlandırdı.
Likidite daralınca çark tersine döndü
Fonlardan çıkışların başlamasıyla portföylerde bulunan düşük likiditeli hisselerde satış baskısı oluştu.
Likiditesi sınırlı hisselerde büyük miktarlı satış yapmak zorlaştıkça fiyat kayıpları hızlandı.
Düşen fiyatlar fonların net aktif değerini aşağı çekerken yatırımcıların fondan çıkma isteğini daha da artırdı.
Böylece daha önce yükselişi besleyen döngü tersine dönmeye başladı:
Fonlara para girişi → düşük likiditeli hisselerde alım → fiyat yükselişi → yüksek fon getirisi → yeni para girişi
mekanizmasının yerini,
fondan çıkış → hisse satışı → fiyat düşüşü → fon değerinde kayıp → daha fazla çıkış talebi
döngüsü aldı.
Sonuçta bazı fonlarda likidite sorunları ve yatırımcıların katılma payı iade taleplerinin karşılanmasına ilişkin problemler ortaya çıktı.
“Banker faciası” benzetmesi
Kaynak metnin yazarı mevcut krizi 1980'lerde Türkiye'de yaşanan Banker krizine benzetiyor.
Ancak bu benzetme analitik bir yorum niteliğinde.
Bugünkü yatırım fonu sistemi, düzenleyici çerçevesi, saklama mekanizmaları ve finansal piyasa yapısı 1980'lerdeki banker sisteminden önemli ölçüde farklı.
Buna karşılık yazarın benzetmeyle dikkat çektiği ortak nokta, olağanüstü getiri beklentisinin yeni yatırımcıları sisteme çekmesi ve likidite tersine döndüğünde zararların hızla büyüyebilmesi.
Dolayısıyla “yeni bir Banker faciası” ifadesi gerçekleşmiş hukuki veya finansal bir tespit değil, mevcut fon krizinin büyüklüğünü anlatmak için kullanılan bir değerlendirme.
Fon krizinin ardından eski defterler açılıyor
Türkiye'deki yatırım fonu krizinin yalnızca mevcut fon portföyleriyle sınırlı kalmayacağı görülüyor.
Fon yöneticilerinin geçmiş işlemleri, portföy yönetim şirketleri arasındaki ilişkiler, düşük likiditeli hisselerdeki olağanüstü fiyat hareketleri ve düzenleyici kurumların geçmişteki gözetimi de giderek daha fazla sorgulanıyor.
Tera hakkında 2022 yılında gündeme getirilen nakit Forex işlemleri de bu nedenle yeniden tartışılıyor.
Aktarılan iddianame bölümünde 13,95 milyon dolarlık para yatırma ve 10,65 milyon dolarlık para çekme hareketi bulunduğu ileri sürülmesi ciddi bir iddia.
Ancak bu işlem kayıtlarından hareketle paranın suç geliri olduğu veya şirketin kara para akladığı sonucuna varmak mevcut metindeki bilgilerle mümkün değil.
Bu nedenle tartışmanın iki ayrı boyutunu birbirinden ayırmak gerekiyor:
Bir tarafta soruşturma belgelerinde yer aldığı aktarılan yüksek tutarlı fiziki nakit ve Forex işlemleri bulunuyor.
Diğer tarafta ise bu işlemlerin kaynağına, hukuki niteliğine ve düzenleyici kurumların geçmişte neden veya nasıl hareket ettiğine ilişkin henüz yanıtlanmamış sorular var.
Fon krizinin ardından bu eski dosyanın yeniden gündeme gelmesi, söz konusu sorulara düzenleyici kurumlar ve ilgili şirketlerden gelecek açıklamaların önemini daha da artırıyor.
Cumhuriyet'ten Miyase İlknur'un analizidir. Biz taraf değiliz, kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla yayınlıyoruz
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




