Dolar/TL47,86
0.07%
Euro/TL55,41
0.42%
Gram Altın6.827,90
0.45%
BIST 10014.172,26
0.28%
Brent Petrol$88,52
1.67%
Gümüş/Ons$65,11
0.18%
Ekonomi

Elif İsmail Şahinalp:  Herkes Siyaseti İzlerken Türk Ekonomisinde Son 7 Ayda Neler Oldu?  

Gözler yine o meşhur ipin üstündeki siyasette. Tartışmalar, demeçler ve gündem maddeleri havada uçuşurken, tribündekilerin cebi alttan alta sessizce boşaltılıyor. Sahnenin arkasında, son 7 ayda sayılarla ve gerçeklerle örülmüş çok başka bir oyun sahnelendi.

15 Ağustos 2026

Elif İsmail Şahinalp:  Herkes Siyaseti İzlerken Türk Ekonomisinde Son 7 Ayda Neler Oldu?   

Gözler yine o meşhur ipin üstündeki siyasette. Tartışmalar, demeçler ve gündem maddeleri havada uçuşurken, tribündekilerin cebi alttan alta sessizce boşaltılıyor. Sahnenin arkasında, son 7 ayda sayılarla ve gerçeklerle örülmüş çok başka bir oyun sahnelendi.

 

​Gelin, ipin üzerindeki akrobatı bir kenara bırakıp tablodaki rakamların gerçekte ne söylediğine yakından bakalım.

 

​1. Akaryakıt, ÖTV ve Matematik Cambazlığı

 

​Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim Brent petrolü 90 dolar sınırına dayayınca, akaryakıtta tansiyon fırladı. Salı gecesi yapılması planlanan kallavi motorin zammı son anda iptal edildi; çünkü hemen ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın sadece motorine özel bir ÖTV düzenlemesiyle "indirim" formülü devreye sokuldu.

 

​Petrol artarken motorine indirim getirme mucizesinin arkasında ne yazık ki bir keramet yok. Amaç; açıklanacak Enflasyon Raporu ve kritik veriler öncesinde algıyı yönetmek, yangına dışarıdan bakıldığında görünmeyecek bir perde çekmek.

 

​2. Dezenflasyon Masalı ve Yıl Sonu Matematiği

 

​Yıllık manşet TÜFE %31.75, gıda %37, hizmet enflasyonu ise %39.70 bandında seyrederken ilk 7 ayın birikimli tablosu gerçeği özetliyor:

 

​2025 ilk 7 ay birikimli TÜFE: %19.08

 

​2026 ilk 7 ay birikimli TÜFE: %19.86

 

​Yani dezenflasyon söylemlerine rağmen geçen yılın bile 0.80 puan üzerindeyiz.

 

​Yıl sonu için telaffuz edilen %28 hedefi, kalan 5 ayın her birinde enflasyonun geçen yılın yarısına inmesini (aylık ~%1) şart koşuyor ki bu mevcut maliyet yapısında tam bir hayalperestlik. %30 hedefi bile kalan ayların ortalama %1.48 ile kapatılmasını gerektiriyor. Motorin zamları, vergi ayarlamaları ve hizmet katılığının hüküm sürdüğü bir ortamda, piyasa beklentileri yıl sonunun en iyi ihtimalle %30 - %31 bandına oturacağını gösteriyor.

 

 

 

 

​Dahası, fonlama faizini %40'tan %37'ye çekme sinyalleri konuşulurken Deutsche Bank gibi kurumlar gayet net bir not düşüyor: "Türkiye'de gerçek bir parasal sıkılaşma görmüyoruz, gevşeme sürüyor."

 

​3. Sanayi Şalter İndirdi: "Üretmemek Üretmekten Daha Kârlı"

 

​Reel sektörde işler tamamen absürt bir noktaya evrildi. İSO Sanayi PMI 47.7 ile eşik altındayken, SAMEX bileşik endeksi iç talebin hızla çekildiğini teyit ediyor.

 

​TÜİK verileri sanayicinin içine düştüğü paradoksu acı bir şekilde belgeliyor:

 

​2009: Şirketlerin ödediği faizin brüt kâra oranı: %9.8

 

​2024: Şirketlerin ödediği faizin brüt kâra oranı: %23.7

 

​Şirketlerin 2024'te ödediği toplam faiz (3.4 trilyon TL), hissedarlara dağıtılan toplam temettüyü (3.2 trilyon TL) ilk kez geride bıraktı. Yani Türkiye'de şirketlerin en büyük ve imtiyazlı ortağı artık resmen "Faiz".

 

​Hammadde alıp, işçi çalıştırıp, risk alarak mal üretmenin hiçbir mantığı kalmadı; nakdi olan çarkları durdurup parasını para piyasası fonlarına ve TLREF'e yatırıyor. Savunma sanayii hariç tüm imalat kolları düzenli kan kaybederken, istihdam sanayiden hizmet ve inşaata kayıyor. Tesisler satılık, konkordato ve iflaslar tırmanışta.

 

​4. Bilançolarda Makyaj, Kredilerde Banker Faciası Riski

 

​Bankalar batıkları kayıtlara geçirmemek için "yakın izlemedeki" kredileri sürekli yüzdürüp yapılandırıyor, takibe düşen alacakları varlık yönetim şirketlerine devrederek bilançoları makyajlıyor.

 

​Daha vahimi; bankadan kredi bulamayan dar ve orta gelirlinin otomobil ve konut alımı için BDDK/TMSF denetimi olmayan banka dışı finansal kurumlara yönelmesi. Bu durum, Türkiye'nin 80'li yıllarda yaşadığı banker krizlerinin modern ve sisteme yayılmış bir kopyasını tetikleme potansiyeli taşıyor.

 

​5. Döviz Kuru ve "65 TL" Gerçeği

 

​Kur üzerindeki yapay baskı herkesin malumu. Ekonomist Mahfi Eğilmez'in Big Mac endeksi ve uluslararası parite hesaplamaları, Dolar/TL'nin reel olarak 65 TL civarında olması gerektiğine, yani yaklaşık %30'luk bir düzeltme açığına işaret ediyor.

 

​Vatandaş ve şirketler dövizde sert bir kırılma riskini gördüğü için parasını uzun vadeli mevduata bağlamak yerine gecelik TL fonlarında tutuyor. Bankalar ise kaçan bu likiditeyi yakalamak için ek faiz primleri dağıtarak günü kurtarmaya çalışıyor.

 

​6. Hazine'nin Borç Sarmalı ve Sığ Tahvil Piyasası

 

​Hazine'nin önümüzdeki 3 aylık tablosu tam bir borçla borç kapatma klasiği: 1 trilyon 273 milyar TL ödemeye karşılık 1.2 trilyon TL (%94) borçlanma.

 

​Tahvil faizleri 2 yıllıkta ~%42, 5 yıllıkta ~%39, 10 yıllıkta ~%35 seviyelerinde. Ancak asıl tehlike faizin oranından ziyade piyasanın derinliğinde yatıyor. 3.9 trilyonluk nominal tahvil stokunun günde sadece 5-6 milyar TL'si (%0.1 - %0.3) el değiştiriyor. Kağıtlar piyasada serbestçe alınıp satılmıyor; kamu bankaları ve zorunlu fonlar arasında kapalı devre döndürülüyor. Yani ekrandaki faizlerin gerçek piyasa dengesini yansıttığı oldukça şüpheli.

 

​Büyük Resim: Parayı Nereye Saklamalı?

 

​Yüksek faiz ve belirsizlik sarmalında borsa ve gayrimenkul gibi varlıkların reel getiri sağlaması oldukça meşakkatli bir patikaya girdi. Kağıt paralara olan küresel güven aşınırken merkez bankalarının fiziki talebiyle desteklenen Altın güçlü bir kalkan olmaya devam ediyor. Hisse senedi tarafında ise yalnızca yüksek borçluluğu olmayan, güçlü pozitif nakit akışı üreten ve maliyet artışını doğrudan fiyatlarına yansıtabilen şirketler bu fırtınadan sağlam çıkabilecek bir donanıma sahip.

 

​Cambaz ipte taklalar atmaya, seyirciler de alkış tutmaya devam edebilir; fakat altımızdaki zemin her geçen gün biraz daha kayıyor.

 Yazarın Substack makalesidir