Dünya Piyasaları: Tahvil Faizleri ve Petrol Wall Street’i Vurdu, Teknoloji Hisselerinde Sert Satış
Wall Street üçüncü gün geriledi. Petrolün 90 dolar üzerinde kalması, yüksek tahvil faizleri ve YZ kaynaklı dev borçlanma ihtiyacı teknoloji hisselerini baskılıyor.
18 Ağustos 2026

Wall Street’te satış baskısı üçüncü güne taşındı. Küresel tahvil faizlerinin onlarca yılın zirvelerine yükselmesi ve petrolün 90 doların üzerinde kalması enflasyon endişelerini yeniden güçlendirirken, yarı iletken hisselerindeki sert kayıplar Nasdaq’ı aşağı çekti. Piyasalarda ABD-İran geriliminin yanı sıra artan kamu borçları ve YZ yatırımlarının yarattığı dev finansman ihtiyacının uzun vadeli faizleri daha da yukarı taşıyabileceği endişesi öne çıkıyor.
ABD borsaları salı gününü düşüşle tamamladı. S&P 500 yüzde 0,69 gerileyerek 7.691,76 puandan kapanırken, böylece üst üste üçüncü işlem gününde değer kaybetti.
Teknoloji ağırlıklı Nasdaq Composite yüzde 1,33 düşüşle 26.289,71 puana geriledi. Dow Jones ise 116,38 puan, yani yüzde 0,22 kayıpla 53.343,40 puandan kapandı.
Satışların merkezinde iki önemli makro risk vardı: yüksek petrol fiyatları ve yükselen uzun vadeli tahvil faizleri.
Logan Capital Management portföy yöneticisi Bill Fitzpatrick, yatırımcıların şimdiye kadar tahvil piyasasındaki sorunu ikinci plana atarak güçlü şirket kârları ve yapay zekâ temasına odaklandığını belirtti.
Fitzpatrick'e göre tahvil faizlerini yukarı taşıyan faktörlerin kısa sürede ortadan kalkması beklenmediğinden, hisse piyasaları bir noktada daha ciddi bir satış dalgasına karşı savunmasız hale gelebilir.
Çip hisselerinde sert satış
Günün en büyük kayıpları, yılın en güçlü performans gösteren sektörlerinden yarı iletkenlerde yaşandı.
Sektörü izleyen önemli göstergelerden biri yaklaşık yüzde 5 gerilerken, Nasdaq 100 yüzde 1,7 değer kaybetti.
Western Digital hisseleri yüzde 7 düşerken, Sandisk yüzde 9 geriledi. Marvell Technology yaklaşık yüzde 8, Seagate Technology ise yüzde 9'un üzerinde değer kaybetti.
Son aylarda piyasanın yükselişine öncülük eden teknoloji ve YZ temasındaki satışların hızlanması, yatırımcıların yüksek değerlemelere karşı daha hassas hale geldiğine işaret etti.
Petrol üçüncü günde de yükseldi
Orta Doğu'daki gelişmeler piyasalardaki risk iştahını baskılamayı sürdürdü.
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'ın İran ile halihazırda herhangi bir görüşme yürütmediğini ve yeni görüşmelerin de planlanmadığını açıkladı. Trump ayrıca İran'a uygulanan deniz ablukasının tamamen yürürlükte olduğunu belirtti.
İran'ın daha saldırgan bir askeri pozisyona geçebileceği yönündeki açıklamaları ve Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması, petrol fiyatlarını üçüncü günde de yukarı taşıdı.
Brent petrol 15 sent yükselerek 91,02 dolardan, ABD tipi WTI ise 44 sent artışla 84,94 dolardan günü tamamladı. Her iki kontrat da gün içinde son üç haftanın en yüksek seviyelerini gördü.
Jefferies Avrupa Başekonomisti Mohit Kumar, son günlerde uzun vadeli tahvil faizlerinin büyük ölçüde petrol fiyatlarını takip ettiğini belirterek, petrolün 90 dolar ve üzerine çıkmasıyla enflasyon kaygılarının yeniden ön plana geçtiğini ifade etti.
Petrol ve faiz aynı anda yükselince risk artıyor
Forex.com analisti Fawad Razaqzada'ya göre hisse piyasaları açısından temel sorun, iki olumsuz gelişmenin aynı anda yaşanması:
Enerji maliyetleri yükselirken uzun vadeli borçlanma maliyetleri de artıyor.
Razaqzada, bu kombinasyonun yatırımcılar açısından giderek daha rahatsız edici hale geldiğini ve hisse yatırımcılarının sonunda daha defansif pozisyonlara yönelmeye başladığını belirtti.
ABD 10 yıllık Hazine tahvili getirileri 2025 başından bu yana görülen en yüksek seviyelere yakın seyrederken, uzun vadeli tahvil piyasalarındaki satışların geçici olup olmadığı Wall Street'in en önemli tartışma başlıklarından biri haline geldi.
“Bond vigilantes” yeniden sahnede mi?
Wall Street'in deneyimli isimlerinden Ed Yardeni henüz panik için neden görmüyor. Ancak yıllar önce literatüre kazandırdığı “bond vigilantes”, yani hükümetlerin maliye politikalarına karşı tahvil satarak tepki gösteren yatırımcıların davranışlarını yakından izliyor.
Yardeni, ABD 10 yıllık tahvil faizinin ekonomi ve şirket kârları üzerinde ciddi hasar yaratmadan yüzde 4-5 aralığında hareket edebileceği görüşünü koruyor.
Ancak faizin bu bandın üst sınırına yaklaşması nedeniyle tahvil yatırımcılarının davranışlarının artık daha yakından takip edilmesi gerektiğini düşünüyor.
Miller Tabak'tan Matt Maley de yükselen faizlerin piyasalar açısından bir noktaya kadar tolere edilebildiğini, ancak belirli bir eşik aşıldığında durumun hızla değişebileceğini belirtiyor.
Bu nedenle ağustosun geri kalanı ve sonbahara girerken tahvil piyasasının Wall Street açısından kritik göstergelerden biri olması bekleniyor.
Tahvil faizlerini üç yapısal güç yukarı itiyor
Barclays ABD faiz araştırmaları başkanı Anshul Pradhan, uzun vadeli ABD tahvillerindeki satış dalgasının arkasında üç temel faktör bulunduğunu düşünüyor:
Bütçe açıklarının görünümü, YZ bağlantılı şirket tahvili ihraçları ve ABD Hazine tahvillerinin alıcı tabanındaki değişim.
Özellikle üçüncü faktör, küresel tahvil piyasalarının yapısında yaşanan daha uzun vadeli dönüşüme işaret ediyor. Devletlerin artan borçlanma ihtiyacını karşılamak için daha fazla tahvil ihraç ettiği bir dönemde, yatırımcıların bu arzı absorbe etmek için daha yüksek getiri talep etmeleri faizleri yukarı taşıyor.
YZ yatırımları kredi piyasasını da değiştiriyor
Bir diğer önemli gelişme ise teknoloji devlerinin YZ yatırımlarını finanse etmek için giderek daha fazla borçlanmaya yönelmesi.
Dev veri merkezleri, çipler, enerji altyapısı ve diğer YZ yatırımları için gereken yüz milyarlarca dolarlık sermaye, teknoloji şirketlerini tahvil piyasalarının önemli borçlanıcıları haline getiriyor.
Barclays, 2026 yılında yatırım yapılabilir seviyedeki toplam şirket tahvili ihracının 1,9 trilyon dolarla rekor kırmasını bekliyor. Geçen yıl bu rakam 1,44 trilyon dolar seviyesindeydi.
Büyük teknoloji şirketlerinin özellikle uzun vadeli borçlanmaya yönelmeleri, zaten devasa miktarda tahvil ihraç eden hükümetlerle aynı yatırımcı havuzu için rekabet etmeleri anlamına geliyor.
Pradhan'a göre YZ bağlantılı şirket borçlanmasının hem büyüklüğü hem de uzun vadelerde yoğunlaşması, yatırımcıların artan şirket ve devlet tahvili arzını satın almak için daha yüksek faiz talep etmesine neden oluyor.
Wall Street iki güçlü tema arasında sıkıştı
Piyasaların önündeki temel ikilem giderek belirginleşiyor.
Bir tarafta güçlü şirket kârları ve YZ yatırımlarının büyümeyi destekleyeceği beklentisi var. Diğer tarafta ise aynı YZ yatırım patlamasının devasa borçlanma ihtiyacı yaratması, kamu açıklarının büyümesi ve petrol fiyatlarının yüksek kalması uzun vadeli faizleri yukarı itiyor.
Üstelik Hürmüz krizinde çözüm ihtimalinin azalması, enerji fiyatları üzerinden yeni bir enflasyon dalgası riskini canlı tutuyor.
Bu nedenle Wall Street açısından artık yalnızca “YZ şirketlerinin kârları ne kadar artacak?” sorusu değil, bu büyümeyi ve kamu açıklarını finanse etmek için küresel sermaye piyasalarının ne kadar yüksek faiz talep edeceği de kritik önem taşıyor.
Tahvil faizleri ve petrol aynı anda yükselmeye devam ederse, son aylarda yüksek değerlemelere ulaşan teknoloji hisseleri başta olmak üzere Wall Street üzerindeki baskının artması şaşırtıcı olmayacak.
FT, CNBC, Bloomberg



