Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Dünya Ekonomisi

Dünya ekonomisi bu kadar şoka dayanabilir mi?

Dünya ekonomisi savaş ve yüksek faizlere rağmen dirençli. Ancak büyümenin YZ ve teknolojiye yoğunlaşması yeni finansal ve ekonomik riskler yaratıyor.

12 Eylül 2026

Dünya ekonomisi bu kadar şoka dayanabilir mi?
Dünya ekonomisi gerçekten yerçekimine meydan mı okuyor? Büyümenin altında YZ riski var

Savaşlar, yüksek faizler, enerji şokları ve jeoekonomik gerilimlere rağmen dünya ekonomisi beklenenden daha dirençli. Küresel PMI ağustosta 27 ayın zirvesine çıkarken IMF, 2026 büyümesini yaklaşık yüzde 3 olarak tahmin ediyor. Ancak manşetin altında çok daha kırılgan bir tablo var: Büyümenin giderek daha büyük bölümü YZ, teknoloji, savunma ve enerjiyle bağlantılı sınırlı sayıdaki ekonomi ve sektörden geliyor. YZ yatırımlarındaki olası bir düzeltme, yüksek enerji fiyatları ve yükselen tahvil faizleri küresel ekonominin dayanıklılığını ciddi biçimde test edebilir.

Küresel ekonomi son aylarda adeta yerçekimine meydan okuyor.

Ortadoğu'da devam eden savaş, yüksek borçlanma maliyetleri, enerji şokları ve ülkeler arasındaki ekonomik gerilimlere rağmen dünya ekonomisi şimdiye kadar beklenenden daha güçlü kaldı.

Küresel bileşik PMI ağustos ayında art arda beşinci kez yükselerek 27 ayın en yüksek seviyesine çıktı.

İkinci çeyrek büyüme verileri de benzer bir direnç gösteriyor.

ABD ekonomisi yıllıklandırılmış bazda yüzde 1,5 büyürken, Euro Bölgesi ve İngiltere ekonomileri bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 genişledi.

Hindistan ve Endonezya başta olmak üzere bazı gelişmekte olan ülkelerde büyüme beklentilerin üzerinde seyretmeye devam etti.

IMF, küresel ekonominin 2026 yılında yaklaşık yüzde 3 büyüyeceğini, 2027'de ise büyümenin yüzde 3,4'e hızlanacağını tahmin ediyor.

Ancak manşet rakamların altında çok daha farklı bir dünya ekonomisi şekilleniyor.

Küresel ticaret de beklenenden dayanıklı

Savaş ve ticaret gerilimlerine rağmen küresel yatırım ve ticaret akımları da ilk tahminlerden daha dirençli çıktı.

Küresel doğrudan yabancı yatırımlar yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 42 arttı.

Özellikle YZ ile bağlantılı elektronik ürün ticaretindeki güçlü artış, Ortadoğu'daki savaşın küresel ticaret üzerindeki ilk olumsuz etkilerinin bir bölümünü telafi etti.

Fakat bu tablo önemli bir soruyu gündeme getiriyor:

Dünya ekonomisini gerçekte ne büyütüyor?

Bu sorunun yanıtı, manşet büyüme rakamlarından daha az rahatlatıcı.

Büyümenin motoru giderek YZ'ye dönüşüyor

IMF verileri son dönemde büyüme tahminlerinin üzerinde gerçekleşen performansın önemli bölümünün YZ ve teknoloji değer zincirlerine entegre ekonomilerde yoğunlaştığını gösteriyor.

YZ donanımı ihraç eden en büyük dört ekonominin yılın ilk çeyreğindeki büyümesi, daha önceki tahminlerin ortalama 4,4 puan üzerinde gerçekleşti.

Bu grubun dışında kalan ekonomilerde ise büyüme beklentilerin hafif altında kaldı.

Başka bir ifadeyle küresel ekonomi topluca hızlanmıyor.

Bazı ülkeler ve sektörler çok hızlı büyürken diğerleri geride kalıyor.

Özellikle teknoloji değer zincirlerine entegre ülkeler ile enerji ihracatçıları daha güçlü performans gösterirken, diğer ekonomiler zayıf büyüme ve artan politika belirsizlikleriyle mücadele ediyor.

ABD büyümesinin neredeyse yarısı yüksek teknoloji ve YZ'den

Büyümedeki yoğunlaşma yalnızca ülkeler arasında değil, sektörler arasında da görülüyor.

S&P Global verilerine göre, son bir yılda ABD özel sektöründeki GSYH büyümesinin neredeyse yarısı yüksek teknoloji ve YZ bağlantılı faaliyetlerden kaynaklandı.

Asya'daki tablo daha da çarpıcı.

Temmuz 2026 itibarıyla bölgenin ihracat büyümesinin yüzde 70'inden fazlası YZ donanımına yönelik güçlü talepten geldi.

Küresel yatırımlar da aynı alanlarda yoğunlaşıyor.

Yarı iletkenler, YZ altyapısı, veri merkezleri ve kritik mineraller dahil stratejik sektörler, 2025 yılında açıklanan küresel sıfırdan yatırımların toplam değerinin yüzde 44'ünü oluşturdu.

2020 yılında bu oran yalnızca yüzde 16 seviyesindeydi.

Buna karşılık birçok diğer sektörde açıklanan yeni yatırımların toplam değeri geriledi.

Yükselen borsalar ekonomiyi destekliyor

Finansal varlık fiyatlarının yüksek seyretmesi de küresel ekonominin şoklara karşı dayanıklılığına destek veriyor.

Özellikle varlıklı hanehalklarının servetindeki artış tüketimi desteklerken güçlü finansal piyasalar şirketlerin finansmana erişimini kolaylaştırıyor.

Ancak YZ ve teknoloji dışındaki ekonominin görünümü çok daha karışık.

Çin'in güçlü ihracat performansına rağmen iç tüketim zayıf kalmaya devam ediyor ve sabit sermaye yatırımları geriliyor.

Gelişmekte olan ülkelerde ise şirket güveni temmuz ayında tarihi düşük seviyelere yaklaştı.

Gelişmekte olan piyasalarda hizmet sektörü büyümesi, yükselen enerji, gıda ve yaşam maliyetlerinin tüketicileri sıkıştırması nedeniyle Aralık 2022'den bu yana en düşük seviyesine geriledi.

İlk büyük risk: YZ balonu sönerse ne olacak?

Küresel ekonominin YZ yatırımlarına giderek daha bağımlı hale gelmesi yeni bir finansal risk yaratıyor.

Temmuz sonunda değerlemelere ilişkin endişeler nedeniyle çip şirketlerinin piyasa değerinden 1 trilyon doların üzerinde para silindi.

Sorun yalnızca yüksek hisse değerlemeleri değil.

YZ yatırımlarının şirket bilançoları üzerindeki maliyeti de hızla artıyor.

Dünyanın en büyük altı hyperscaler şirketinin, YZ sermaye harcamalarının 2027'ye kadar 1,3 trilyon dolara yaklaşması nedeniyle 2026-2027 döneminde negatif serbest faaliyet nakit akışı açıklaması bekleniyor.

Büyük hyperscaler ve çip üreticilerinin bilanço dışı taahhütlerinin ise şimdiden 3,1 trilyon dolara ulaştığı tahmin ediliyor.

Finansman yapısının giderek daha karmaşık ve döngüsel hale gelmesi, teknoloji hisselerinde sert bir düzeltmenin yalnızca borsayla sınırlı kalmayabileceği endişesini artırıyor.

Ekonomi büyüyor ama istihdam aynı hızda artmıyor

YZ merkezli büyümenin ortaya çıkardığı ikinci önemli sorun istihdam.

Teknoloji yoğun büyüme, ekonomik büyüme ile yeni iş yaratılması arasındaki geleneksel ilişkiyi zayıflatıyor olabilir.

ABD'de emeğin toplam üretimden aldığı pay ikinci çeyrekte yüzde 52,8'e geriledi.

Bu, 1947'den bu yana görülen en düşük seviye.

OECD ülkelerinde istihdam yüksek seviyelerini korusa da yeni iş yaratma hızı yataylaşırken reel ücret artışları da yavaşladı.

YZ özellikle gelişmekte olan ekonomiler açısından yeni verimlilik fırsatları yaratabilir.

Ancak teknolojinin en hızlı benimsendiği ekonomilerde aynı miktarda büyümenin geçmişe kıyasla daha az istihdam yaratması riski bulunuyor.

Petrol ve gıda fiyatları yeni şok yaratabilir

Küresel ekonominin dayanıklılığını test edebilecek üçüncü alan reel ekonomi şokları.

Küresel gıda fiyatları ağustos ayında 2022 sonundan bu yana en yüksek seviyesine çıktı.

Jeopolitik çatışmalar ve aşırı iklim olayları temel emtia fiyatları üzerindeki baskıyı artırıyor.

Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmaya devam etmesinin, 2026 yılında küresel petrol talebinde günde 1,6 milyon varillik düşüşe yol açabileceği tahmin ediliyor.

Aynı zamanda küresel petrol stoklarında 410 milyon varillik erime ve Ortadoğu'nun mal ticaretinde ilk çeyrekte yaklaşık yüzde 10'luk düşüş yaşanması bekleniyor.

Enerji şokuna bir de iklim riski eklenebilir.

Birleşmiş Milletler, bu yıl ortaya çıkabilecek “süper boyutlu” bir El Niño'nun kayıtlardaki en güçlü örnek haline gelebileceği uyarısında bulunuyor.

Böyle bir iklim olayının ekonomik maliyetinin ilk yılda 1 trilyon dolara, altı yıllık dönemde ise en az 7,2 trilyon dolara ulaşabileceği tahmin ediliyor.

Hükümetlerin harcama ihtiyacı artıyor, para pahalılaşıyor

Dördüncü büyük risk ise kamu maliyesinden geliyor.

Hükümetler savunma sanayisini güçlendirmek, teknoloji yarışında geri kalmamak ve kritik hammaddelerin tedarikini güvence altına almak için daha fazla para harcıyor.

Washington ağustos ayında kritik mineraller ve batarya yatırımları için 3 milyar dolarlık yeni yatırım açıkladı.

Avrupa Komisyonu ise Readiness 2030 planı kapsamında temmuz ayında beş yeni ortak savunma projesi önerdi.

Ancak hükümetlerin bu yatırımları finanse etmesinin maliyeti hızla yükseliyor.

ABD'nin 30 yıllık tahvil faizi 18 Ağustos'ta yüzde 5,3'ün üzerine çıktı.

Eylül başındaki küresel tahvil satışları Almanya, Fransa, İngiltere ve Japonya'da da borçlanma maliyetlerini çok yıllık zirvelere taşıdı.

Böylece hükümetler aynı anda daha fazla savunma, teknoloji, sosyal politika ve iklim harcaması yapmak zorundayken, bu harcamaları finanse etmek giderek daha pahalı hale geliyor.

Merkez bankalarının işi yeniden zorlaşıyor

Bu tablo para politikası açısından da önemli.

Yüksek enerji ve gıda fiyatları enflasyonu yeniden yukarı iterken, merkez bankalarının faiz indirimleri için sahip olduğu alan daralıyor.

Hatta bazı ekonomilerde faiz artışları yeniden gündeme geliyor.

Bu nedenle küresel ekonominin bugüne kadar gösterdiği dayanıklılık, önümüzdeki dönemin de aynı derecede rahat geçeceği anlamına gelmiyor.

Dünya ekonomisi savaşlara, yüksek faizlere ve enerji şoklarına rağmen yaklaşık yüzde 3 büyümeyi başarıyor.

Fakat bu büyümenin giderek daha büyük bölümü YZ, teknoloji, savunma ve belirli enerji ihracatçılarında yoğunlaşıyor.

YZ yatırımlarında sert bir düzeltme, petrol ve gıda fiyatlarında yeni bir sıçrama veya küresel tahvil faizlerinde daha fazla yükseliş halinde bugünkü dayanıklılığın sınırları hızla ortaya çıkabilir.

Dolayısıyla dünya ekonomisi şimdilik yerçekimine meydan okuyor gibi görünüyor.

Ancak büyümeyi havada tutan motorların sayısı giderek azalıyor.

World Economic Forum

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş