BoJ faizi 31 yılın zirvesine çıkardı, yen yine düştü: Piyasalar neden ikna olmadı?
BoJ faizi 25 baz puan artırarak %1,25 ile 31 yılın zirvesine çıkardı. Ancak yen dolar karşısında 158’e yaklaşırken gözler yeni faiz artırımlarına çevrildi.
18 Eylül 2026

Japonya Merkez Bankası politika faizini 25 baz puan artırarak %1,25 ile 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı. Başkan Kazuo Ueda para politikasında “yeni bir aşamaya” geçildiğini ve enflasyonun %2 hedefini aşma riskinin arttığını söylese de yen kararın ardından %1,3 değer kaybederek dolar karşısında 158’e yaklaştı. Piyasalar şimdi BoJ’un Fed’den daha hızlı faiz artırıp artıramayacağını tartışıyor.
Japonya Merkez Bankası (BoJ), para politikasındaki normalleşme sürecini hızlandırarak politika faizini 25 baz puan artırdı ve yaklaşık %1,25’e çıkardı.
Böylece Japonya’da faizler 31 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
BoJ Para Politikası Kurulu kararı 7’ye karşı 2 oyla aldı. Ancak faiz artırımına rağmen Japon yeni sert biçimde değer kaybetti.
Yen karar sonrasında dolar karşısında yaklaşık %1,3 gerileyerek 158 seviyesine yaklaştı.
Piyasanın faiz artırımına verdiği bu ilk bakışta ters görünen tepkinin arkasında ise kararın büyük ölçüde önceden fiyatlanmış olması ve kurul içindeki iki karşı oyun gelecekteki faiz artırımlarına ilişkin soru işaretlerini artırması bulunuyor.
Ueda: Para politikasında yeni bir aşamaya geçtik
BoJ Başkanı Kazuo Ueda, kararın ardından yaptığı açıklamalarda Japonya ekonomisi açısından yeni riskin enflasyonun çok düşük kalmasından ziyade temel enflasyonun bankanın %2 hedefini aşması olduğunu vurguladı.
Japonya yıllarca deflasyonla mücadele etmiş ve BoJ’un temel sorunu enflasyonu yükseltmek olmuştu.
Ancak Ueda’ya göre şartlar artık değişiyor:
“Politikamızın içinde bulunduğu aşama değişti.”
BoJ’un açıklaması da gelecekte yeni faiz artırımlarının mümkün olduğuna işaret etti.
Banka, şirketler arasındaki işlemlerde görülen maliyet artışlarının tüketici fiyatlarına yansımaya başladığını ve bunun temel enflasyonu %2 hedefinin üzerine taşıyabileceğini belirtti.
Faiz arttı ama yen neden düştü?
Faiz artışının ardından yenin güçlenmesi beklenebilirdi. Ancak piyasa tepkisi tam ters yönde oldu.
Moody’s Analytics Asya-Pasifik Ekonomi Başkanı Stefan Angrick’e göre bunun önemli nedenlerinden biri, 25 baz puanlık artırımın piyasalar tarafından neredeyse tamamen fiyatlanmış olmasıydı.
Dolayısıyla yatırımcıların yenin güçlenmesi için yalnızca faiz artırımını değil, BoJ’dan gelecekteki artırımlar konusunda beklentilerin üzerinde şahin bir mesaj duyması gerekiyordu.
Bu mesaj yeterince güçlü gelmedi.
Özellikle iki kurul üyesinin faiz artırımına karşı çıkması, BoJ’un bundan sonraki sıkılaştırma adımlarının ne kadar hızlı gerçekleşeceğine ilişkin şüphe yarattı.
İki muhalif üye Takaichi tarafından atanmıştı
Faiz artırımına karşı oy kullanan iki BoJ üyesinin de Başbakan Sanae Takaichi tarafından atanmış olması dikkat çekti.
Takaichi genişlemeci kamu harcamalarını destekleyen ve geçmişte daha sıkı para politikasına eleştirel yaklaşan bir isim.
Capital Economics Asya-Pasifik Başkanı Marcel Thieliant, kurulun en şahin iki üyesinin gelecek temmuz ayında görevden ayrılacağını hatırlatarak:
“Kurulun yapısı muhtemelen daha da güvercin hale gelecek.”
değerlendirmesinde bulundu.
Bununla birlikte analistler BoJ açıklamasının genel tonunu yine de şahin buluyor ve aralık ayına kadar en az bir faiz artırımının daha mümkün olabileceğini değerlendiriyor.
Washington’dan Tokyo’ya faiz baskısı
BoJ’un para politikasını normalleştirme sürecinde Washington’dan gelen mesajlar da önem kazanmış durumda.
Yen temmuz ayında 40 yılın en düşük seviyelerine geriledikten sonra ABD ve Japonya döviz piyasasına nadir görülen ortak bir müdahalede bulunmuştu.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de Tokyo’ya faiz artırımlarını hızlandırması yönünde baskı yapmıştı.
Yen müdahalenin ardından önemli ölçüde toparlanmış olsa da bu kazançların yaklaşık yarısını yeniden kaybetti.
Bessent bu ay yatırımcıları yen karşısında pozisyon almamaları konusunda uyarmış ve piyasa oyuncularına:
“Artık kasa benim.”
mesajını vermişti.
Japonya yeniden döviz piyasasına müdahale edebilir
Yendeki yeni değer kaybının ardından Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama da piyasaya yeni bir müdahale ihtimalini açık bıraktı.
Katayama, Japonya’nın gerektiğinde yeniden koordineli döviz müdahalesi yapmakta “tereddüt etmeyeceğini” söyledi.
Tokyo, yeni desteklemek amacıyla yalnızca temmuz ve ağustos aylarında yaklaşık 96 milyar dolar kullanmıştı.
Yenin zayıflaması Japon ekonomisi açısından özellikle önemli çünkü ülke enerji, gıda ve birçok hammaddeyi ithal ediyor.
Zayıf yen ithalat maliyetlerini yükselterek enflasyon üzerinde ek baskı yaratıyor.
Fed de faiz artırdı: Merkez bankaları arasında yeni yarış mı?
BoJ’un kararı küresel para politikasında dikkat çekici bir döneme denk geldi.
ABD Merkez Bankası (Fed) çarşamba günü 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırarak politika faizini %3,75-%4,00 aralığına yükseltti.
Avrupa Merkez Bankası da geçen hafta politika faizini 25 baz puan artırarak %2,50’ye çıkarmıştı.
Böylece dünyanın önde gelen merkez bankaları, Orta Doğu’daki çatışmaların tetiklediği fiyat baskıları ve YZ yatırımlarının ekonomide yarattığı etkilerle mücadele ederken yeniden sıkılaşma sürecine girdi.
Piyasalarda bunun merkez bankaları arasında bir “faiz artırma yarışı” yaratabileceği tartışılıyor.
BoJ’un sorunu: Fed’den daha hızlı hareket etmek
Japonya açısından en kritik mesele ABD ile Japonya arasındaki faiz farkı.
ABD faizlerinin yeniden yükselmesi, dolar cinsi varlıkların Japon varlıklarına göre getiri avantajını korumasına neden oluyor.
Citi Japonya ekonomisti Sosuke Nakamura’ya göre Fed’in bu hafta faiz artırması, BoJ’un yıl bitmeden bir kez daha faiz artırması ihtimalini yükseltti.
Nakamura:
“ABD-Japonya faiz farkının yen üzerinde yarattığı aşağı yönlü baskıyı hafifletmek için BoJ’un Fed’in faiz artırımlarından daha hızlı hareket etmesi gerekiyor.”
dedi.
Yen carry trade yeniden gündemde
ABD ve Japonya arasındaki faiz farkı, küresel piyasaların en büyük pozisyonlarından biri olan yen carry trade açısından da kritik.
Carry trade işlemlerinde yatırımcılar düşük faizli yen üzerinden borçlanıp elde ettikleri parayı daha yüksek getirili yabancı varlıklara yatırıyor.
Japonya’da faizlerin yükselmesi normal şartlarda bu işlemin cazibesini azaltıyor.
Ancak Fed’in de faiz artırması ABD-Japonya faiz farkının hızlı biçimde kapanmasını engelliyor.
Bu nedenle BoJ’un faiz artırımına rağmen yen üzerinde beklenen yukarı yönlü etki oluşmadı.
Japon tahvil faizi %3'e yakın
Japonya tahvil piyasasında ise BoJ kararının ardından sınırlı hareket görüldü.
Gösterge niteliğindeki 10 yıllık Japon devlet tahvilinin faizi %3 civarında işlem görmeye devam etti.
Bu seviye yaklaşık 30 yılın zirvesine yakın.
Japonya’da faizlerin yükselmesi yalnızca ülke ekonomisi açısından değil, Japon yatırımcıların küresel tahvil ve hisse piyasalarındaki büyük pozisyonları nedeniyle dünya piyasaları açısından da yakından izleniyor.
Gözler bir sonraki BoJ hamlesinde
BoJ en son haziran ayında faizleri %1’e yükseltmiş ve daha önce artırımlar arasında yaklaşık altı aylık aralıklar öngören bir yaklaşım sergilemişti.
Ancak son artırım sadece üç ay sonra geldi.
Ueda ise bundan sonraki adımlar için önceden belirlenmiş bir takvim bulunmadığını söyledi. Banka her toplantıda temel enflasyonun %2 civarında istikrar kazanması için gerekli politika seviyesini değerlendirecek.
Piyasalar açısından temel soru artık BoJ’un faiz artırıp artırmayacağından çok, ne kadar hızlı artırabileceği.
Fed’in de faiz artırımına yeniden başlaması nedeniyle Japonya-ABD faiz farkının kapanması zorlaşıyor. Bu da BoJ’un 31 yılın en yüksek faizine ulaşmasına rağmen yenin neden değer kaybettiğini açıklayan temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Financial Times
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




