ABD-Japonya müdahalesi yetmedi: Yen yeniden satış baskısı altında
ABD-Japonya müdahalesine rağmen yen yeniden değer kaybediyor. Yüksek ABD faizleri ve carry trade işlemleri dolar/yeni yukarı itiyor.
16 Ağustos 2026

ABD ve Japonya’nın 1998’den bu yana ilk ortak yen müdahalesinin üzerinden yalnızca iki hafta geçti. Dolar/yen 164 seviyesinden 156’ya kadar gerilese de kur yeniden 159’a yükseldi. Yüksek ABD tahvil faizleri, Japonya Merkez Bankası’nın temkinli politikası ve yeniden canlanan “carry trade” işlemleri, yatırımcıların yen satışına devam etmesine neden oluyor.
ABD ve Japonya’nın yenin sert değer kaybını durdurmak için gerçekleştirdiği tarihi ortak müdahalenin etkisi şimdiden aşınmaya başladı. Piyasalardaki pozisyonlanma, yatırımcıların Japon para birimine karşı yeniden satış yönünde hareket ettiğini gösteriyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in öncülüğünde gerçekleştirilen ve New York Fed’in de yen alımı yaptığı müdahale, dolar/yen kurunu yaklaşık 164 seviyesinden 156’ya kadar çekmişti. Böylece Washington, 1998’den bu yana ilk kez Japonya ile birlikte yen piyasasına doğrudan müdahalede bulunmuştu.
Ancak aradan geçen iki haftada dolar yeniden 159 yen civarına yükseldi. Bank of New York verileri, yatırımcıların ABD müdahalesinden bu yana hemen her gün düzenli ve yüksek miktarda yen sattığını gösteriyor.
Piyasa Washington’ın kararlılığını test ediyor
ABD’nin müdahaleye katılması ilk bakışta dolar/yen kurunda 164 seviyesinin zirve olduğu düşüncesini güçlendirmişti. Washington’ın döviz piyasasındaki ağırlığı yalnızca finansal araçlardan kaynaklanmıyor. Ticaret, savunma ve dış politika başlıklarının Trump yönetimi altında giderek daha fazla birbirine bağlanması, yatırımcıların ABD yönetimiyle doğrudan karşı karşıya gelmek istememesine neden olabilir.
Ancak döviz piyasaları tek bir büyük oyuncunun işlemlerinden çok, dünyanın dört bir yanındaki binlerce kurum ve yatırımcının pozisyonlarının toplamıyla şekilleniyor.
Son iki haftadaki hareketler de piyasanın ABD-Japonya müdahalesini tamamen kabullenmediğine işaret ediyor.
Carry trade yeniden sahnede
Yen üzerindeki baskının en önemli nedenlerinden biri yeniden güçlenen carry trade işlemleri.
Carry trade, yatırımcıların faiz oranının düşük olduğu bir para biriminden borçlanıp daha yüksek getiri sağlayan varlıklara yatırım yapmasına dayanıyor. Japonya’nın düşük faizleri nedeniyle yen, uzun yıllardır bu işlemlerin başlıca fonlama para birimlerinden biri.
Yatırımcılar yen üzerinden ucuz finansman sağlayarak ABD tahvilleri, teknoloji hisseleri veya yüksek faiz sunan gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelebiliyor.
Mevcut düşük volatilite ortamı da carry trade açısından oldukça elverişli.
Üstelik ABD ile Japonya arasındaki faiz farkı halen çok geniş. ABD Hazinesi bu hafta gerçekleştirdiği 30 yıllık tahvil ihalesinde 2001’den bu yana en yüksek borçlanma maliyetini ödemek zorunda kaldı. Japon tahvil getirilerinin ABD getirilerine yetişememesi, yen üzerinden finanse edilen işlemleri cazip tutuyor.
Londra ve New York saatlerinde yen satışı hızlanıyor
Mizuho Bank’tan Masayuki Nakajima, yen piyasasındaki bazı göstergelerin carry trade işlemlerinin para birimi üzerinde belirgin baskı yarattığını düşünüyor.
Japon bankalarının Tokyo şubelerinden yurtdışındaki şubelerine yaptıkları yen transferlerinin hızla artması bunlardan biri. Bu fonların önemli bir bölümü daha yüksek getiri sunan yabancı para cinsinden yatırımlarda kullanılabiliyor.
Aynı zamanda yene karşı spekülatif net kısa pozisyonlar, ABD müdahalesinden sonra bir miktar gerilemesine rağmen tarihsel standartlara göre yüksek kalmaya devam ediyor.
Bir başka dikkat çekici gösterge ise yen satışlarının özellikle Londra ve ABD işlem saatlerinde yoğunlaşması. Bu durum hareketin ticari işlemlerden çok spekülatif pozisyonlardan kaynaklandığı görüşünü destekliyor.
Japon bireysel döviz yatırımcıları da yeniden piyasaya dönmüş durumda. Bu yatırımcıların yen karşılığında Türk lirası ve Meksika pesosu gibi yüksek faizli para birimlerinde pozisyonlarını yeniden artırdığı belirtiliyor.
Carry trade çözülürse Türkiye de etkilenebilir
Şimdilik carry trade pozisyonlarının kontrolsüz biçimde çözülmesi düşük olasılık olarak değerlendiriliyor.
Japonya Merkez Bankası’nın ilerleyen dönemde faizleri artırabileceği zaten büyük ölçüde fiyatlanmış durumda. ABD ekonomisinin de, son zayıf perakende satış verilerine rağmen, yakın vadede resesyona girdiğine ilişkin güçlü bir işaret bulunmuyor.
Ancak Nakajima, carry trade işlemlerinde sert bir çözülmenin gerçekleşmesi halinde etkinin yalnızca Japonya ile sınırlı kalmayacağı uyarısında bulunuyor.
Böyle bir senaryoda ABD teknoloji hisselerinden gelişmekte olan ülke finansal varlıklarına kadar geniş bir yelpazede satış baskısı oluşabilir.
Bu açıdan yenin seyri Türkiye gibi yüksek faiz nedeniyle carry trade yatırımcılarının ilgisini çeken gelişmekte olan piyasalar açısından da önem taşıyor.
Müdahalenin önünde temel bir engel var: Faiz farkı
Yenin zayıflığının arkasındaki temel denklem ise değişmiş değil.
ABD tahvil getirileri yüksek kalmaya devam ediyor. Yapışkan enflasyon ve ABD para politikasının geleceğine ilişkin belirsizlikler uzun vadeli faizleri yukarıda tutuyor.
Buna karşılık Japonya Merkez Bankası faiz artırımlarında son derece temkinli hareket ediyor.
Bu nedenle ABD-Japonya ortak müdahalesi yenin değer kaybını geçici olarak durdurabilse de, iki ülke arasındaki getiri farkı kapanmadığı sürece piyasanın yeniden yen satmaya yönelmesi şaşırtıcı değil.
Dahası, carry trade pozisyonlarının büyüklüğü politika yapıcıların hareket alanını da sınırlıyor. Yenin çok hızlı güçlenmesine yol açacak agresif bir müdahale, carry trade pozisyonlarının topluca kapanmasını tetikleyerek küresel piyasalarda beklenmedik satışlara neden olabilir.
Yen piyasası küresel risk göstergesine dönüşüyor
Bu nedenle dolar/yen mücadelesi artık yalnızca Japon para biriminin değerine ilişkin bir mesele değil.
Bir tarafta ABD ve Japonya’nın yenin kontrolsüz değer kaybını durdurma isteği, diğer tarafta ise yüksek ABD faizleri ile düşük Japon faizlerinden yararlanmaya çalışan küresel yatırımcılar bulunuyor.
Şimdilik piyasa ikinci grubun lehine hareket ediyor.
Ancak dolar/yen yeniden 164 seviyesine yaklaşır ve Washington ile Tokyo daha güçlü bir müdahaleye yönelirse, mesele yenin değerinden çok daha büyük hale gelebilir. Carry trade işlemlerinin hızlı biçimde çözülmesi, teknoloji hisseleri ve yüksek getirili gelişmekte olan ülke varlıkları başta olmak üzere küresel risk iştahını sarsabilir.
Kısacası, ABD-Japonya müdahalesi piyasaya zaman kazandırdı; ancak yenin zayıflığını yaratan temel ekonomik koşulları değiştirmedi. ABD-Japonya faiz farkı yüksek kaldığı sürece yen satıcıları Washington’ın kararlılığını test etmeye devam edecek.
Katie Martin, FT

