AKP’nin fon yasa teklifinde kritik boşluklar: Mağdura ödeme tarihi ve tam tazminat güvencesi yok
AKP'nin fon yasa teklifinde ödeme takvimi ve tam tazminat güvencesi yok. SPK'nin geniş yetkileri ve gönüllü kazanç iadesi tartışılıyor.
10 Ekim 2026

AKP’nin fon krizinin ardından hazırladığı 9 maddelik yasa teklifi, 131 yatırım fonunun tasfiyesi ve yatırımcı zararlarının karşılanması için yeni bir mekanizma öngörüyor. Ancak düzenleme, mağdurlara ne zaman ödeme yapılacağını ve zararlarının tamamının karşılanıp karşılanmayacağını açıklamıyor. SPK’ye tanınan geniş yetkiler, yargı kararı beklenmeden malvarlığı satışı ve olağan dışı kazançların gönüllü iadesi de teklifin tartışmalı yönleri arasında.
En büyük eksiklik: Ödeme takvimi ve devlet güvencesi yok
Fon soruşturmasının ardından hazırlanan Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi, yatırımcıların zararlarını karşılamak amacıyla fon varlıklarının satılmasını, hukuka aykırı işlemlerle aktarılan değerlerin geri kazanılmasını ve sorumluların malvarlıklarından tahsilat yapılmasını düzenliyor.
Ancak teklifin en önemli eksikliği, yatırımcılara kesin bir ödeme tarihi ve zararlarının tamamının karşılanacağına ilişkin güvence sunmaması.
Ödemelerin kaynağı, fonların mevcut varlıkları ile tasfiye ve tahsilat süreçlerinde elde edilecek tutarlar olacak.
Kanun gerekçesinde kamu bütçesine mali yük getirilmeyeceği özellikle vurgulanıyor. Bu yaklaşım, geri kazanılan kaynakların yatırımcı zararlarını karşılamaya yetmemesi halinde açığın nasıl kapatılacağı sorusunu yanıtsız bırakıyor.
Üstelik ne ilk ödemenin yapılacağı tarih ne de tasfiye işlemlerinin tamamlanması için bağlayıcı bir süre öngörülüyor.
Dolayısıyla teklif yasalaşsa bile yatırımcıların paralarına ne zaman kavuşacakları belirsizliğini koruyacak.
1 milyon TL ödeme garantisi bulunmuyor
Düzenlemede dikkat çeken hükümlerden biri, yatırımcılara 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilmesi.
Ancak bu hüküm, kamuoyunda yanlış anlaşılmaya açık.
Teklif, her mağdura 1 milyon TL ödenmesini garanti etmiyor.
SPK'nin belirleyeceği fonlarda, endeksleme uygulanmadan hesaplanan net yatırımı 1 milyon TL'nin altında bulunanlara bu tutara kadar, 1 milyon TL ve üzerindekilere ise en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılabilecek.
Ödemeler mevcut kaynaklara ve SPK kararlarına bağlı olacak.
Nakit yetersizliğinde Kurul, en düşük net yatırımı bulunan kişilerden başlayarak ödeme yapılmasına karar verebilecek. Bunun yerine bütün yatırımcılara ortak bir ara ödeme tutarı belirlenmesi de mümkün.
Ancak hangi yöntemin hangi koşullarda uygulanacağı açıklanmıyor.
Daha önemlisi, ödeme sırası gelmeyen yatırımcıların ne kadar bekleyeceği de belirsiz.
Net yatırım tutarının hesaplanmasında yatırımcıların fonlara yatırdıkları ve çektikleri paralar dikkate alınacak. Tutarlar tasfiye tarihine kadar TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla güncellenecek.
Buna karşılık tasfiye tarihinden sonra yaşanacak enflasyon kaybının nasıl karşılanacağına ilişkin açık bir hüküm bulunmuyor.
131 fon kapsama giriyor, diğer mağdurlar dışarıda kalabilir
Teklifin kapsamı, SPK'nin 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış fonlarla sınırlandırılıyor.
Gerekçeye göre bu kapsamda 131 yatırım fonu bulunuyor.
Ancak başka tarihlerde tasfiye kararı alınan fonlar ile kanunun yürürlüğe girmesinden önce tasfiyesi tamamlanan fonlar düzenlemenin dışında kalacak.
Bu sınırlama, benzer zararlarla karşılaşmış yatırımcılar arasında farklı muamele yapılması riskini gündeme getiriyor.
Teklifte kapsama giren fonların isimleri, yatırımcı sayıları ve toplam zarar tutarlarını gösteren ayrıntılı bir liste de bulunmuyor.
Bu nedenle düzenlemenin kaç yatırımcıya, ne büyüklükte bir zarar için çözüm getireceği henüz açık değil.
SPK'ye geniş yetki, yatırımcıya sınırlı itiraz güvencesi
Yasa teklifi, Sermaye Piyasası Kurulu'na tasfiye işlemlerinin neredeyse bütün aşamalarında belirleyici yetkiler tanıyor.
Varlıkların değerlemesi, satış yöntemi, hak sahipliğinin belirlenmesi, ödeme sırası ve dağıtım esasları SPK tarafından düzenlenecek.
Yatırımcıların ödeme hakları MKK, Takasbank, TEFAS ve ilgili kuruluşların kayıtları karşılaştırılarak belirlenecek.
Ancak kayıtlar arasında uyuşmazlık çıkması halinde yatırımcının nasıl bilgilendirileceği, hangi süre içinde itiraz edebileceği ve uyuşmazlığın nasıl çözüleceği özel olarak düzenlenmiyor.
Daha tartışmalı bir hüküm ise ödeme hakkından çıkarılmaya ilişkin.
SPK tarafından piyasa bozucu eylem, bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığı yaptığı ya da bu kişilerle birlikte hareket ettiği tespit edilen kişi ve kurumlara ödeme yapılmayacak.
Bu karar için kesinleşmiş mahkûmiyet şartı aranmıyor.
Böylece idari bir tespit, yatırımcının ödeme hakkını kaybetmesine yol açabilecek.
Teklifte bu kararlara karşı özel savunma ve itiraz usulleri ile kararın sonradan iptal edilmesi halinde mağduriyetin nasıl giderileceği açık biçimde belirlenmiyor.
Borsa dışı satışlarda şeffaflık sorunu
Fon varlıklarının hızla nakde çevrilmesi amacıyla SPK'ye olağan piyasa işlemlerinin dışında satış yöntemlerine izin verme yetkisi tanınıyor.
Borsa fiyatlarının gerçek değeri yansıtmadığı veya tasfiyeyi geciktirdiği durumlarda toptan satış, hâkim ortağa satış ve farklı fiyat marjları gibi yöntemler kullanılabilecek.
Borsa dışı satışlara da onay verilebilecek.
Düzenlemenin gerekçesi, yoğun satışların varlık fiyatlarında yaratabileceği değer kaybını önlemek.
Ancak teklif, bu işlemlerde bağımsız değerleme yapılması, rekabetçi satış koşullarının sağlanması, alıcıların açıklanması ve çıkar çatışmalarının önlenmesine yönelik özel güvenceler içermiyor.
Bu eksiklikler, tasfiye varlıklarının gerçek değerinin altında elden çıkarılması riskine karşı yeterli denetimin nasıl sağlanacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Ayrıca tahsil edilen paralardan düşülecek yönetim ve tasfiye giderleri için açık bir üst sınır bulunmuyor.
Kazanç sağlayanlara gönüllü iade, mağdurlara belirsiz bekleyiş
Teklifin en dikkat çekici hükümlerinden biri de gerçeğe aykırı fiyatlar üzerinden olağan dışı kazanç elde eden kişilere ilişkin.
Bu kişiler, elde ettikleri olağan dışı kazançları gönüllü olarak iade edebilecek.
Kazanç hesabında yatırım tutarı, yatırım süresi ve benzer fonların ortalama getirileri dikkate alınacak.
Ancak burada önemli bir çelişki ortaya çıkıyor.
Fonlarda parası kalan yatırımcıların ödemeleri belirsiz bir takvime bağlıyken, gerçeğe aykırı fiyatlardan olağan dışı kazanç elde edenler için gönüllü iade mekanizması öngörülüyor.
İade yapılmadığında hangi koşullarda zorunlu tahsilata geçileceği ise yeterince açıklanmıyor.
Gerekçede gönüllü iadenin hukuki veya cezai sorumluluğu ortadan kaldırmadığı belirtiliyor. Bununla birlikte bu güvenceler kanun maddelerinde aynı açıklıkla ifade edilmiyor.
Bu durum, uygulamada yeni hukuki uyuşmazlıklara yol açabilecek bir başka belirsizlik oluşturuyor.
Mahkeme kararı beklenmeden malvarlığı satılabilecek
Düzenleme, fonlarla bağlantılı soruşturmalarda el konulan malvarlıklarının geri kazanılmasına yönelik güçlü yetkiler de içeriyor.
Doğrudan fona iadesi mümkün olmayan malvarlıklarına TMSF kayyum olarak atanabilecek.
TMSF, yargılama sonucu beklenmeden bu varlıkları derhal satabilecek veya tasfiye edebilecek.
Bu hükmün amacı, varlıkların değer kaybetmesini önlemek ve yatırımcılar için kaynak yaratmak.
Ancak teklif, satış yetkisini yalnızca değer kaybı riski bulunan varlıklarla sınırlandırmıyor.
Daha önemlisi, malvarlığı sahibinin beraat etmesi veya varlığın suçla bağlantısının bulunmadığının anlaşılması halinde doğabilecek zararların nasıl karşılanacağına ilişkin özel bir mekanizma öngörülmüyor.
Üçüncü kişilerin mülkiyet haklarını korumaya yönelik açık güvencelerin bulunmaması da hukuki tartışma yaratabilecek bir başka nokta.
Denetim kurumlarının olası ihmali araştırılmıyor
Teklif, fonlardan hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerlerin geri alınmasını ve sorumlu kişi ve şirketlerin malvarlıklarına başvurulmasını düzenliyor.
Öncelikle fonu kuran veya yöneten portföy yönetim şirketinin sorumluluğuna gidilecek.
Tahsilat yapılamaması halinde SPK'nin sorumlu bulduğu kişilerin şahsi malvarlıkları da tahsilat kapsamına alınabilecek.
Ancak düzenleme, fon krizinin ortaya çıkmasına kadar geçen süreçte denetim ve gözetim kurumlarının olası ihmallerinin araştırılmasını sağlayacak özel bir mekanizma kurmuyor.
Bu eksiklik, krizin yalnızca doğrudan sorumlu tutulan piyasa aktörleri üzerinden ele alındığı, denetim sisteminin olası aksaklıklarının ise kapsam dışında bırakıldığı eleştirisine zemin hazırlıyor.
Kamuoyuna düzenli hesap verme zorunluluğu da yok
Geri kazanılan tutarlar TMSF bünyesinde her fon için ayrı hesaplarda tutulacak ve yatırımcılara ödeme amacıyla kullanılacak.
Bu hesapların hacizden korunması, tahsil edilen kaynakların başka amaçlarla kullanılmasını önlemeye yönelik olumlu bir hüküm.
Ancak hesaplarda bekleyen paranın enflasyona karşı nasıl korunacağı ve hesap hareketlerinin yatırımcılara hangi sıklıkla açıklanacağı belirlenmiyor.
Ayrıca SPK ve Yatırımcı Tazmin Merkezi'nin dışarıdan alabileceği hukuk, muhasebe ve yazılım hizmetlerinin ücretlerine ilişkin özel sınırlar da bulunmuyor.
Teklif, uygulamanın sonuçları hakkında düzenli kamuoyu raporu yayımlanmasını veya TBMM'ye belirli aralıklarla bilgi verilmesini zorunlu kılmıyor.
Düzenlemenin yayımlandığı gün yürürlüğe girmesi, ancak 17 Eylül 2026'dan itibaren geçerli olması öngörülüyor. Buna rağmen bu iki tarih arasında gerçekleştirilen işlemlerin yeni hükümlerden nasıl etkileneceği de açık bir geçiş düzenlemesiyle belirlenmiş değil.
Sonuç: Yetkiler geniş, mağdurun güvenceleri sınırlı
AKP'nin 9 maddelik fon yasa teklifi, tasfiye süreçlerini hızlandırmak ve hukuka aykırı biçimde aktarılan varlıkları geri kazanmak amacıyla yeni araçlar oluşturuyor.
Ancak yatırımcı açısından belirleyici sorular yanıtsız kalıyor:
Paramı ne zaman geri alacağım?
Zararımın tamamı karşılanacak mı?
1 milyon TL'lik ara ödemeden yararlanabilecek miyim?
SPK'nin hesaplamasına veya ödeme dışı bırakma kararına nasıl itiraz edeceğim?
Tahsil edilen paralar ve yapılan satışlar nasıl denetlenecek?
Teklifin mevcut hali, SPK ve TMSF'ye geniş müdahale ve tahsilat yetkileri tanırken yatırımcıların ödeme takvimi, tam tazminat, itiraz hakkı ve şeffaflık beklentilerini aynı açıklıkta karşılamıyor.
Dolayısıyla düzenlemenin temel sorunu, fonların nasıl tasfiye edileceğini ayrıntılı biçimde ele almasına karşılık mağdurların ne zaman ve ne ölçüde tazmin edileceğini güvence altına almaması.
Merve Kılıc, Cumhuriyet, alıntıdır
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




