Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Türkiye Siyaset Haber Analiz

'Muhteşem Bir Final ve Voleybol Şöleni, Fakat Şu Tatsızlıkları Anmadan da Geçmeyelim...'

Yavuz Baydar

Yavuz Baydar

7 Eylül 2026

'Muhteşem Bir Final ve Voleybol Şöleni, Fakat Şu Tatsızlıkları Anmadan da Geçmeyelim...'

Voleybol şık ve gelişkin bir spordur. Davranış bozukluklarını kaldırmaz. Kızların başarısı tartışma götürmez ama turnuva ve finale gölge düşüren noktaları anlatmak gerekir...

Türkiye-İtalya Kadınlar Voleybol Avrupa Şampiyonası finalinin en sıcak anları.

Heyecan içinde izliyorum.

Bir noktada, hakemin kararı üzerine ortalık karıştı.

Bir adam kenardan ayağa kalktı, bazı el kol hareketleri ile sahaya hareketlendi.

O anda telefonum çaldı. Karşı tarafta, benim gibi aynı heyecanla maçı izleyen kadim İtalyan dostum. Ailede eşi ve oğlu İtalya’yı alkışlarken, o büyük saygı içinde Türkiye takımını tutmaktaydı.

“Yavuz, bu adam ne yaptığını sanıyor?”

Kastettiği kişi, TVF Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’dı.

Hakemin kararına itiraz hakkı Santarelli veya oyunculardayken, üstüne hiç de vazife olmadığı halde, hakemlere müdahale etmekteydi.

“Olacak şey değil” dedi arkadaşım. “Ben böyle uygunsuz bir davranış görmedim.”

Yerden göğe kadar haklıydı.

Ona Türkiye spor kültüründe hakem kararlarına saygının diplerde gezindiğini anlatmaya çalıştım. “Mahkeme kararlarının bile hiçe sayıldığı bir ülkede bu normal” diye ekleyerek.

Anladı mı, emin değilim.

Ama ayıpladı, yakışıksız buldu.

Müthiş bir final izledik. Millilerin turnuva performansı ve hepsinden öte sporculuk kalitesi, azmi karşısında hepimiz gurur duyduk. Kaptan Eda ve ekibi, bir kez daha Türkiye voleybolunu Brezilya ve İtalya ile birlikte dünyanın ilk üçünün tepesine yerleştirdi.

Maçların bir kısmını İtalyan TV’sinden izledim. Neden? Çünkü TRT’nin anlatım tarzı ve sunum formatı spor konuşulmasına ve yorumlanmasına önem veren beni hep rahatsız ediyor. Kaba bir milliyetçiliğin, kompleks kokan abartılı siyaset soslu söylemin yerinin sporda olmaması gerektiğini biliyorum.

İtalyan RAI TV’de maçı bir sunucu erkek ve bir yorumcu kadın anlattı. Şen şakrak, arada gırgır da geçerek, ve sadece “nostra”nın, kendi takımlarının değil; Türk millilerin şık her hamlesine de bol bol “Brava Vargas!”, “Grande Hande!” filan diyerek.

Voleybol böyle bir spor. Takımları bir ağ ayırıyor, değmiyorlar, top arada uçup duruyor ve başka ülkelerde (belki Sırbistangibi kaba ve saldırgan milliyetçilikte Türkiye ile yarışanlar hariç) tribünler şarkılarla, tatlı şamatalarla birlikte eğleniliyor. Brezilya veya (benim gibi) İtalya liglerini o salonlarda izleyenler bunu iyi bilir.

Uğultu, düdük, davul, megafon filan her zaman vardır, ama rakip takım servis atarken yuhalamak hemen hemen hiç yoktur. Patırtı, oyunculara saygı adına servisin hemen öncesinde azalır, biter.

“Sultanlar”ın maçlarına gelen kitlenin bir kısmının yuhalama dalgası karşısında, inanın, utandım. Bu insanlara en azından maç başlarında uyarıda bulunmak gerekmez miydi? Nasıl ki konserler öncesinde “cep telefonlarını kapatın” uyarısı yapılıyor, buna benzer şekilde — voleybol kültürünü çirkin huliganlı futbol kültürüne eşitlemeye meraklı — kitlelere maç öncesi yapılabilirdi.

Bunu yapması gereken de, bence, duruşuna sevimliliğine adanmışlığına her zaman saygı duyduğum, voleybolun ülkede “durdurulamaz yükselişi”nde en büyük emeği geçenlerden biri olan Üstündağ olmalıydı.

Bakın, işte bir örnek. Brezilya’da Brezilya kadınları kıran kırana bir maçta İtalya karşısında. Salonda şamata had safhada, ama rakip takıma çirkin tezahürat da en düşük seviyede, varla yok arası.

İzleyin bu maçı, voleybol ile sınırlı, kaba milliyetçilikten uzak coşku dalgasını.

İzlerken de şunu düşünün: Daniele Santarelli’nin de defalarca söylediği gibi, bu eninde sonunda bir oyun. Zevk duyulması, keyif alınması için ille de bir milliyetle, dinle süslenmesi gerekmiyor.

Ne yazık ki, Üstündağ Sırbistan maçı sonrasında da kendisini lüzumsuz bir söz düellosuna kaptırmıştı. O maçta yine hakem kararı üzerine Sırp coach Terziç itiraz etmiş ve itirazını hayli uzatmıştı. İtiraz, onun hakkıydı. Onu abartılı kullandı, denebilir.

Şimdi bakın Üstündağ’ın Terziç’e “laf sokan” şu açıklamasına:

“Bu ülkeden ekmek yiyorsunuz. Bu ülkeden yatırım yapıyorsunuz. Ve bu ülkenin milli takımında ve kulüplerinde görev almak için gayret sarf edip istekte, arzuda ve araya devreye sokmadığınız kimseler kalmayacak.
Ama bugün sizi geçmişte de bağrına basan taraftarın önünde, bu ülkenin önünde, rakip takımın koçu için söylüyorum: Sen bugün burada yaptığın bu provokatif hareketler ve ihanetten dolayı bence bundan sonra da Türkiye’de iş aramasın, diyorum.”

Çok ayıp.

Sonradan izah etmeye çalışsa da olmamış. Problemli bir tavır.

TVF başkanısınız. Ağırbaşlı olmanız gerekir. Söz, sahada oynanan topundur. Orada iyi oynayan zaten cevabı vermiştir. Ama siz, Türkiye’nin çürük siyaset esnafının diline sarılarak “ekmek yemek”, hele hele “ihanet” gibi kelimeler kullanırsanız, değer kaybına uğrarsınız.

Terziç’in sarı kart yemesini hiçe sayarak hareketini “provokasyon” diye tanımlarsanız, o kelime sizin de karşı provokasyon yaptığınız anlamına gelir.

Üstündağ’a saygım büyük olduğu için yazıyorum bunları. Yaptığı yanlıştı.

“Devşirme” gibi sözlere laf yetiştirmek gerekmiyordu.

Galipsiniz, salonda üstünsünüz, yenmişsiniz, işte cevap zaten verilmiş, dalaşmaya ne gerek var?

Bu yazı sevinç dalgasına biraz limon sıkmak gibi oldu, biliyorum ama lüzum hasıl oldu ve söylenmeyenlerin söylenmesi gerekiyor. Zafere gölge düşen boyutlarla yüzleşmek gerek.

TRT ve sosyal medyada söylemin dili, yönü, rengi “korkutmak” kelimesi üzerinde. Türkiye ille “korkutacak”, ille “korkulacak” ondan.

Oysa “sevilen”, “beğenilen”, her bakımdan “saygı duyulan” olunursa, “biz voleybol ülkesi”nin dünyadaki yeri daha sağlam olur.

Gelelim bir başka utanç vesilesine.

Final maçı ardından yaşanan coşkuda ne yazık ki Daniele Santarelli hiç yoktu. TRT’nin —eğer profesyonelce yönetilseydi— bir kadın bir erkek ile sunmanın yanı sıra, maçtan önce Santarelli ile maç sonrası hemen buluşma için zaman ayarlaması gerekirdi.

Böyle muhteşem, mucizevi bir final yaşanmış, takımlar setlerde gitmiş gelmiş, oyuncular varını yoğunu ortaya koymuş, siz muzaffer takımın başantrenörünün maça dair analizini merak etmez misiniz?

Ben ettim. TRT bunun yerine spordan anlamayan, voleybol kuralları nedir diye sorsanız bilmeyen bir bakanı çıkardı karşımıza. O da spor dışı ne varsa anlattı durdu.

Şöyle büyükmüşüz de, işte dünya gücümüzü görmüş de…

Bize ne?

Ondan da geçtim. Ne TRT’nin iki kadın yorumcusu, ne de milli takım menajeri (Pelin Çelik’ti, yanılmıyorsam eğer), ettikleri dünya kadar cafcaflı laf içinde Santarelli’nin adını anmadılar bile. Ona ayrı bir bölüm ayırmaları gerekirken.

Bakın, bu ayıptır.

Şöyle anlatayım:

Bir orkestranın ahenk içinde çalması için başlarında bir şef vardır. Bir tiyatro oyununda aktörlerin iyi icraatı için bir yönetmen şarttır. Eğer kızlar VNL’den sonra Avrupa Şampiyonu oldularsa, bunu kendi kafalarına göre olmadılar. Bu başarıda ilk ve en büyük imza, kurguyu sahneye en iyi şekilde koyan, doğru kararları veren, kendisini ekibe dinleten Santarelli’nindir. Onu —kıskançlık mıdır, bağımsız davranışı nedeniyle kızgınlık mıdır, nedir bilemem— birtakım sebeplerle yok sayarsanız, ciddiye alınmazsınız.

Bu takım dünya voleybolunda bu mertebeye erişmişse bu sempatik, zeki ve ciddi adam sayesinde geldi. Ve bir kesim bunu görmüyor, ve Türkiye’yi enfekte eden dar milliyetçi gözlüklerle onun İtalyanlığını konuşup duruyor.

Santarelli’nin son açıklamalarına bakın:

“Ben İtalyanım. Bunu hepimiz biliyoruz. Ama bütün enerjimi Türkiye için veriyorum. Sahip olduğum her şeyi bu takımın daha iyi şeyler yapması için harcıyorum. Bu ülkeyi ve bu ülkenin insanlarını çok seviyorum… Federasyonumuza çok teşekkür ediyorum. Bu ülke için ne yaptığımı ispatlamama gerek yok. Ama herhalde herkes bunu görmüştür.”

Neymiş, İstiklal Marşı’nı söylemiyormuş. En komiği de bu.

Peki, Ergin Ataman Yunan Milli Marşı’nı söylese, bu laflarla oyalananlar acaba ne diyecekti? O eski zamanlarda Fatih Terim İtalyan Milli Marşı’nı söyleseydi?

Santarelli bu bağlamda ne İtalyandır ne Türktür ne de Japon.

O son derece başarılı bir profesyoneldir. Nokta.

Dediği de odur: “Ben işimi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum.”

Bakın, 2023’ten itibaren “Sultanlar”ı yukarı taşıdığı şu tabloya:

  • 2023 – FIVB Voleybol Milletler Ligi (VNL) – şampiyon

  • 2023 – CEV Avrupa Şampiyonası – şampiyon

  • 2023 – FIVB Dünya Kupası – şampiyon

  • 2026 – FIVB Voleybol Milletler Ligi (VNL) – şampiyon

  • 2026 – CEV Avrupa Şampiyonası – şampiyon

Finalde zafer Santarelli için yeni bir eşikti, onun için kendisini yere attı.

Velasco’nun İtalya’sına karşı sekiz kez yenilmişti. Ve kısır döngüyü kırdı.

Onu anmaktan, ona saygı göstermekten kaçınanların taşralılığını anlamanız için, onun İtalya liginde Conegliano ile zafer dökümünü de buraya alayım:

Conegliano ile başantrenör olarak 2017’den bu yana toplam 27 kupa kazandı.

  • 8 Serie A1 şampiyonluğu (Scudetto)

  • 7 İtalya Kupası (Coppa Italia)

  • 7 İtalya Süper Kupası (Supercoppa Italiana)

  • 3 CEV Şampiyonlar Ligi

  • 3 FIVB Kulüpler Dünya Şampiyonası (Mondiali per Club)

Haksızlığa ve saygısızlığa kimsenin müsaade etmemesi gerekir. Nankörlük varsa teşhir edilmelidir. Bu notları bunun için kayda geçiyorum.

Voleybol gelişkin bir kültürdür, kadın voleybolunu izlemek bambaşka bir keyiftir. Bu spor milliyetçilik ve popülist siyaset kaldırmaz. Türkiye Sultanlar Ligi’ne gelen yabancıların oranını görünce bu çok daha iyi anlaşılır.

Yazıyı benim gibi bir voleybol tutkunu olan Mahfi Eğilmez’in notuyla bitireyim:

“Futbol programlarında yorumcular voleyboldaki başarının nasıl oluştuğunu incelemek lazım diyorlar. Hiç incelemeyin, ben size söyleyeyim: Siyaseti teknik konulardan uzak tutun, her alanda başarı gelecektir.”

Muhteşem bir performansla voleybol sanatını zirveye taşıyan Eda’yı ve takımını, Santarelli’yi ve ekibini candan kutluyorum.

İyi ki varsınız!

Nefesi daral(tıl)mış olan Türkiye’ye oksijen tüpü olduğunuz, sevinçten sevince koşturduğunuz, genç kızları bu güzel spora daha da çok özendirdiğiniz için.

Başarılarınız daim olsun.

Paylaş