İki Seçim, İki Başarı Modeli: Sırbistan ve Brezilya Muhalefeti, Türkiye’ye Dersler

Yavuz Baydar
28 Ekim 2026

Mesele, demokrasinin nasıl savunulacağı. İki ülkenin sosyal muhalefeti de bunba odaklandı ve daraltılan alana, kaba dile karşı yaratıcı çözümler üretti. Başardılar.
Kuvvetler ayrılığı, yargı ve medya bağımsızlığı, anayasal hak ve özgürlükler, denge-denetim sistemi esasına kurulu demokrasilerin hayatta kalma mücadelesinde henüz havlu atılmadı. Bu köşede kötü senaryolar üzerinden olası bir “domino etkisi”nden söz etmiştim, ama sandıklardan ne otokratlar çıktı, ne de güçlenen, küresel bir faşim ihtimali. En azından şimdilik, ama rahat bir nefes alındığı kesin.
Fransa, İtalya, İspanya gibi ülkelerde kabaran gösteriler sisteme karşı bir öfkenin dile gelmesi ve daha eşitlikçi bir dünya özleminin dışavurumuydu, ama bunların yükselişte olan faşizan dalgayı ürkütmek yerine daha da cesaretlendirdiği de söylenebilir. Ardından gelen iki seçim zaferi ise tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor.
Evet, Pazar günü iki ülkede iki sandıktan, — biraz da şaşırtıcı yönde— iki zafer çıktı. Brezilya’da Lula da Silva dördüncü kez cumhurbaşkanı seçildi. Sırbistan’da Aleksandar Vučić 14 yıllık iktidarı ardından yenilgiyi kabul etmek zorunda kaldı.
Bütün bunları yanyana koyan —özellikle Türkiye’deki sol kesimlerde ani heyecan “bir değişim dalgası yolda” okumasına, “rüzgar devrimden yana esiyor” anlatımına evrildi, ama acaba tablo esasen bize neyi anlatıyor? Batı Avrupa’da sosyal devlet modelinin Rusya - ABD eksenli —haydi klişe sol terminolojiyi kullanalım — “neo-liberal” saldırı altında olduğu kesin. Gösterilerin, bu modelin iyi-kötü işlediği Fransa, İtalya ve —solun başarılı bir ekonomik politika uyguladığı — İspanya’yı hedef alması sarih bir şekilde bunu düşündürüyor.
Öte yandan, ne Sırbistan’da ne de Brezilya’da seçim kampanyalarında Sol söylemin baskın olduğu birer kapmanyadan söz edilemez. Bu iki ülkede de farkındalık ve angajman “mevcut demokratik yapının, yargısıyla medyasıyla anayasasıyla canla başla savunulması” zemininde kurulmuştu. Lula’nın seçim zaferinin belli olması ardından attığı slogan da “siper et gövdeni dursun bu hayasızca (faşizan) akın” mealindeydi: “Demokrasi? Daima! Faşizm? Asla!” Sırbistan’daki gençler de, Brezilya’daki orta ve alt orta sınıflar da, hafıza sahibi yaşlı kuşaklar da aynı bilinçte buluşmuştu: Demokrasiyi yedirmeyeceğiz.
Sırbistan ve Brezilya seçimleri başka ülkelerde benzer ikilem içindeki muhalefet kesimlerine iki yeni başarı hikâyesi —veya modeli- sundu. Bunlar “otokrata karşı muhalefet reçetesi” olarak tartışılmaya hazır.

Lula ve “General”, sosyal medya kampanyası mimarı André Janones
Lula’nın birinci turda aldığı zayıf not endişe yaratınca milletvekili André Janones Nisan’da “Exército do Lula” (“Lula’nın Ordusu”) adlı bir WhatsApp kanalı açtı. Kanal ikinci tur yaklaşırken, ite kaka ve bağıra çağıra, yaklaşık 11 milyon takipçiye ulaştı. Lula’nın zafer konuşmasında Janones’i “generalimiz” diye tanımlaması boşuna değildi.
Kurgu basitti: Kanalda yanıt yazılamıyor, yorum yapılamıyor, ana mesaj yalnızca iletilebiliyordu. “General” Janones sesli mesaj, video ve günlük görevler gönderiyor, takipçiler bunları kendi hesaplarından çoğaltıyordu. Yani “organik” denen şey, aslında yukarıdan yönetilen bir çoğaltma disiplinine dayanıyordu. Destekçiler “asker”, görevler “misyon” olarak adlandırılıyordu.
Peki bu model nasıl işledi? Bu konuda en ayrıntılı anlatımı, sosyal medyada Oğuz Demirkapı’nın notlarında buldum. Okuyalım:
“(Hesabı) Minas Gerais milletvekili André Janones (Rede) nisan ayında açtı. Janones'in (gazete) Folha'ya söylediğine göre ilk tura kadar yaklaşık 50 bin üyesi vardı. Agência Brasil'e göre 13 Ekim'de 3,7 milyona çıkmıştı. 24 Ekim gecesi 10,8 milyonu geçmişti. (Ama) bu bir grup değil. Yazan tek kişi yönetici; kalanı paylaşır ya da emojiyle karşılık verir.
Sağ bu biçimi (modeli) zaten kullanıyordu. Flávio tarafı ekim ayında, milletvekili Nikolas Ferreira'nın yönettiği ‘Flávio'nun Birliği’ni (Tropa do Flávio) açtı. O Globo'ya göre 24 Ekim gecesi onun da 2,1 milyon üyesi vardı.
Model, Janones’in anlattığı teknik. 13 Ekim'de gazetecilere şunu söyledi: Takipçi videoyu izlemeden beğensin, yorum yazsın, ve paylaşsın. Anında gelen etkileşim Meta'nın algoritmasına "bu konuyla alakalı" der ve organik dağıtım büyür.İkincisi zaman ayarlıdır. Belirli saatte herkes aynı etiketi, hazır yorumu ya da arama sözcüğünü yazar. Poder360, 17 Ekim öğleden sonra en az sekiz Lula yanlısı etiketin X'te aynı anda “en çok konuşulanlara” girdiğini yazdı. Folha, Janones'in dijital birliğe rakibe karşı aramaları yükseltme görevi verdiğini de aktarıyor. 22 Ekim'de Lula 109 paylaşım yaptı ve iki adayın aldığı yorumların %94'ü onda toplandı.
Flávio kampanyasının başvurusu üzerine mahkeme başkanı Kassio Nunes Marques, Meta, Google ve X'ten 24 saat içinde rapor istedi. CNN Brasil'in aktardığı X raporuna göre, incelenen 58 etiket yaklaşık 8,2 milyon gönderi ve yaklaşık 476 bin hesap tutuyordu. Hareket belirli saatlerde yoğunlaşmıştı. Hesapların yaklaşık %97'sinde otomasyon, sahte ağ ya da çoklu hesap izi yoktu.
X platformu 12.454 hesabı askıya, 398 hesabı telefonla yeniden doğrulamaya aldı ve gerçek kullanıcıların eşgüdümüne ancak kendi kuralının izin verdiğini yazdı. Google otomatik trafik, kodla yapılan saldırı ya da botnet bulmadığını bildirdi.
Meta 23 Ekim'de kanaldaki ve Janones'in Instagram'ındaki eşgüdümde kural ihlali görmediğini söyledi. Yasadışı saydığı şey, şiddet ya da suç örgütlemekti, gerçek ve kimliği belli kişilerin siyasal seferberliğini meşru sayıyordu.
Mahkeme aynı kanalı kapatmaya da kalktı. Agência Brasil'in aktardığına göre 11 Ekim'de kanal tümüyle durduruldu; hâkim Ricardo Villas Bôas Cueva kararı saatler içinde kaldırdı. 13 Ekim'de yeni iletiler ve yeni üye yeniden durduruldu. Gerekçe içeriğin yalan olması değil, kanal adresinin seçim yargısına önceden bildirilmemesiydi. Dönüş, bu bildirime ve 48 saate bağlandı. Meta'ya bu kanalı ve kampanyaların işaret ettiği diğer geniş kanalları “izlemesi” emredildi. (Ama kanal açık kaldı, yb).
Buradan iki sonuç çıkıyor.Birincisi, algoritma yenilmez bir kara kutu değil: Öneri sistemi aynı saatte aynı hareketi yapan gerçek hesapları ilgi diye okur. Resmî hesap kısılmışken bu sinyal dışarıdan, milyonlarca insanla üretildi.
İkincisi, bu bir “sınıf örgütü” değil. Kararı bir milletvekili veritor. Dil askerî: Görev, asker, ordu. "İzlemeden paylaş" komutu, insanın görmediği şeyi çoğaltmasını ister. Janones, muhalefetin WhatsApp'ta kurduğu seferberliği bildiğini ve aynı işi yaptığını saklamadı. Quaest'in dijital ilgi endeksinde Lula ilk tur arifesinde 10 puandan fazla gerideyken 8–11 Ekim arasında 83,3 puana çıktı.
16 Ekim'de oy anketleri hâlâ Flávio'yu 52'ye 48 önde gösteriyordu. Sandığı döndüren, kapı kapı çalışma, Kuzeydoğu, 6x1 ve ikinci tura dönen seçmen oldu.”
Şunu eklemeliyim: Elbette bu model sandıkta tek başına zaferi getirmedi, ama artı değer ve çarpan etkisi sağladı. Lula ikinci turda fazladan 10 milyon oy çekti ve rakibi Flavio’yu iki milyon oy farkla yendi. Bu rakamlara bakınca, sosyal medyanın (Instagram ve Whatsapp; Brezilyalılar genelde X kullanmıyor, Musk’tan nefret eden bir çoğunluk var) ustaca kullanımı, yaban atılacak türden değil.

Öğrenciler Belgrad’da. Sırbistan’da iki yıl boyunca meydanlardaydılar.
Sırbistan’da Öğrenci Listesi, seçim komisyonu verilerine göre yüzde 52,65 oy aldı. Vučić’in Sırbistan Birliği listesi yüzde ise 39,22’de kaldı . Projeksiyonlar listeye yaklaşık 138 sandalye veriyor. Bu başarı gerçek ve son derece etkileyici. Peki, ne oldu da bu set yıkıldı?
Şöyle özetleyelim:
Kasım 2024’te Novi Sad’da yenilenmiş bir tren istasyonunun beton saçağı çöktü, 16 kişi öldü. İstasyon Vučić’in Belgrad-Budapeşte hızlı tren projesinin parçasıydı. Facia, yolsuzluk suçlamalarıyla protestoları tetikledi ve buradan Öğrenci Listesi’nin doğmasına yol açtı. Üniversite öğrencilerinin blokajları ve yürüyüşleri kısa sürede öğretmenleri, çiftçileri ve toplumun başka kesimlerini de içine çekti. Deutsche Welle’ye göre bu Miloşeviç’in 2000’de devrilmesinden beri Sırbistan’ın gördüğü en büyük protesto dalgasıydı.
Protestolar iki yıla yakın kesintisiz sürdü. Ve bu enerji seçim angajmanına evrildi. Vučić erken seçim ilan etti (bu taktik bir hataydı muhtemelen) ve başbakanlığa aday olmak için cumhurbaşkanlığından istifa etti .
Öğrenci Listesi 250 adaydan oluşuyordu. Başında doktor Ilija Srdanović vardı . Öğrencilerin terchlerini yansıtan milletvekilleri, akademisyenlerden sporculara, iktisatçılardan mühendislere kadar uzanmaktaydı.
Hareketin kendisi “hiyerarşisiz, liderisiz ve siyasi deneyimsiz” olarak tanımlanıyor. Bu yapı, seçmene “sıradan siyasetçi değil, bizden biri” mesajı vermekteydi. Bir açıdan, bu liste, yerleşik ve yozlaşmış siyaset sınıfına karşı zekice pğlanlanmış bir karşı çıkış ve tasfiye planı olarak da görülebilir.
İki yıl boyunca Vučić ve partisi SNS, medya üzerindeki etkisi ve kişiselleşmiş liderlik stratejisiyle ülkeyi yönetmişti. Öğrenci Listesi bu modele sertçe karşı çıkmadı. Genç seçmenin ötesinde kentli orta sınıfa, evvelce muhalefet partilerine mesafeli duran seçmene de ulaştı. Muhalefet partilerinin çoğu, listeye yol vermek için kenara çekildi.
Seçime öfkeli bir angajman da ağırlık kazandırdı: Katılım yaklaşık yüzde 70’e ulaştı. Bu, 1992’den beri en yüksek düzeyi işaret etti.
Hareketin “hiyerarşisiz, liderisiz, siyasi deneyimsiz” yapısı hem gücü, hem de zayıflığı. Protestoyu bir arada tutan şey, ortak öfkeydi. Hükümet kurmak, ise bütçe, dış politika, yargı ve AB ilişkisi gibi somut kararlar gerektiriyor. Seçim kazanıldı ama bu sadece ilk raund. Sırbistan’da da, Brezilya’da da muzaffer kesimlerin işi hayli zor.
Bunlardan Türkiye’ye dersler çıkar mı? Çıksa da, bunlar için vakit artık çok mu geç, yoksa alan hala imkanlar sunuyor mu?
Üç nokta önemli görünmekte.
Brezilya’da seçim ve siyasi sistem hâlâ bağımsız kurumlar tarafoından yönetiliyor. Bağımsız medya dayanıklı, inatçı ve etkili. Sırbistan’da da gösteri ve iletişim özgürlüğüne engeller konmadı. Sonuçlar kabul edildi. Bu koşulların her ülkede —hele Türkiye’de— geçerli olduğunu varsaymak saflık veya kolaycılık olur.
WhatsApp’ın Brezilya’daki yaygınlığı, Türkiye’de aynı etkiyi garanti etmiyor. Ülkede hala tuhaf bir X bağımlılığı var. Meta hala (kısmen) imkan sunuyor gibi, ama internet yasası en sert biçimde uygulanmakta. Medya polisliği çok geniş bir gözetleme kadrosu içermekte.
Sırbistan örneği, Türkiye’deki soruna ışık tutuyor: Kokuşmuş bir siyaset sınıfı, kabilecilik, nepotizm ve patriyarkal yerel çıkar ağları üzerinden gelişmiş imtiyazlarını genç kuşaklara teslim etmek, en azından onlara yer açmak niyeti taşımıyor. “Mutlak kontrol” üzerine kurulu olan sistem de kontrol dışı siyasi aktörlere imkan tanımak niyetinde değil. (Genç seçmeni kendisine çekmesi yüksek ihtimal olan Yeşiller Partisi’nin kuruluşunun önüne binbir türlü engel çıkarılması bu eğilimin göstergesi.)
Sizi bilemem ama Brezilya ve Sırbistan seçimlerini, bu geniş toplumsal katılımlı başarı örnekleri üzerinden toparlarken aklımdan iki düşünce geçti durdu:
Aynen Sırbistan’daki gibi lidersiz ve kendiliğinden gelişen, zeka dolu Gezi hareketinin göz göre göre imha edilişine karşı Türk medyasının tutumu ve toplumun kahredici kayıtsızlığı.
Ve Brezilya örneğinin tersine, bırakın sosyal medyayı, daha “internet nedir ve nasıl kullanılır” doğru düzgün bilmeyen, yerli ve milli ve mahalli muhalefet siyasetçilerinin “şaşkın ördek” halleri.
80 yaşındaki Lula, onların yanında 22 yaşında.
Bilemediniz 28.
____________________________________________________________________________________________________________
Yavuz BAYDAR

