Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Türkiye Siyaset Haber Analiz

Gazeteciliğin ‘Kriminalize’ Edildiği Bu Ülkede “Barış Gazeteciliği” Hoş Bir Fantezi

Yavuz Baydar

Yavuz Baydar

24 Ağustos 2026

Gazeteciliğin ‘Kriminalize’ Edildiği Bu Ülkede “Barış Gazeteciliği” Hoş Bir Fantezi

Son dönemde haberci ve yorumcuların her bahaneyle soruşturma ve hapis tehdidi ile yüzleştiği bir ortamda “her şey gayet güzel olacak” gazeteciliği aniden yükselişe geçti.

Türkiye’de bir yanılsama yerini diğerine bıraksa da, yapay umutlar bir diğerini beslese de, makul bir normalleşme ortamı gitgide uzaklaşıyor, uzaklaştıkça da “irrasyonalite”, yani akıldışılık veya absürdite, norm halini alıyor.

Dört koldan toplumu tekdüzeliğe mahkum kılma kararlığındaki bir rejimin “barış” adı altında “resmen” lanse edilen bir süreci yurttaşların, genel olarak da toplumun lehine yöneteceğine dair tuhaf inanç, gelinen son noktanın fotoğrafı.

“Çerçeve Yasa” konseptinin önemli bir boyutu medyadaki “spin”de yaşanmakta.

İktidarın “Terörsüz Türkiye”, PKK/DEM çizgisinin “Barış Süreci” dediği gelişmeler esnasında gündeme taşınan “barış gazeteciliği” kavramı, mesleki bağlamda bir anlam taşıyor mu? Geçerli olan gazetecilik veya habercilik ilkeleri nelerdir? Temel ilkelere uyan habercilik, şimdilerde “barış gazeteciliği” denilen kavramı zaten karşılamıyor mu?

Türkiye’nin mevcut acı medya gerçekliğinde, üstelik kamusal söyleme iktidarın neredeyse tümüyle egemen olduğu bir ortamda bu kavramı savunmanın bir değeri, anlamı var mı?

Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye’de gazeteciliğin ve haberciliğin durumu, “hal ve gidişatı" nedir?

Medyanın bir yandan ağır bir rejim baskısı altında olduğu, gazeteciliğin “kriminalize” edildiği, diğer yandan iktidar egemenliği ile kutuplaşmanın zirveye ulaştığı bir ortamda “barış gazeteciliği” teklif etmek, neyi işaret ediyor?

İmralı Heyeti’nin son “basın brifingi”nde, “barış gazetecileri” mesleki görevlerini tam olarak yerine getirdi mi, sorulması gerekli olan eleştirel sorular soruldu mu?

“Muhalif gazeteci” ve “muhalif medya” geçerli kavramlar mı?

İktidarın yoğun baskısı, öte yanda siyasi muhalefetin yandaşlığı arasında sağlıklı, mesleğe koşut bir “üçüncü dil” mümkün mü?

Onyıllardır medyayı izleyen, gazeteciliğin temel ilkeleri ve etik değerleri üzerinden sektördeki çürümeyi gözlemleyen ve yorumlayan üç uzman olarak, Ragıp Duran ve Mustafa Alp Dağıstanlı ile, “süreç” diye adlandırılan son gelişmelerin ışığında, farklı boyutları evrensel gazetecilik ilkeleri ve uygulamaların açısından ele aldık.

Ciddi bir kavram kargaşası yaşanıyor, ve bu konudaki tartışmalara, sesli düşüncelere, evrensel gazetecilik etiği ve mesleki tecrübe açılarından devam etmek gerekecek.

Eğer bu konu sizi ilgilendiriyorsa — ki “sistem krizi”nin her alan ve boyutta salgın gibi yayıldığı bu son 10-15 yıllık dönemde olanların önemli bir kesiti medyadaki çürümeyle yaşandı ve katlandı...

Yavuz BAYDAR

Paylaş