Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Türkiye Siyaset Haber Analiz

“Entellektüellerden bekledikleri özgür, açık tartışma değil; sürece sadakat”

Yavuz Baydar

Yavuz Baydar

14 Eylül 2026

“Entellektüellerden bekledikleri özgür, açık tartışma değil; sürece sadakat”

Lozan Kürt Enstitüsü’nden Samira Küçükbiltekin’e göre, “süreç”i eleştirenlerin hedefe konmasının nedeni, DEM/PKK’nın elinde net yol haritasının, planın olmayışı.

Uygarca tartışma kültürünün olmadığı, en basit konuda bile fikir takasının çoğu kez çirkin kavgaya dönüştüğü, farklı veya aykırı seslere hangi konuda olursa olsun, iktidar veya muhalefet odaklarından sansürcü tepkilerin geldiği bir ülke, Türkiye.

Bunun bir örneğini 2010 anayasa değişikliği tartışmalarında yaşamıştık. Konu, gürültü patırtı arasında eriyip gitmişti, ama tortuları hala bir müzmin kamplaşma anısı olarak devam etmekte.

Şimdi de, “Terörsüz Türkiye” sürecinde katmerlisi yaşanıyor. Gelişmelerin seyrini, formatını, içeriğini, aktörlerin pozisyonunu ve muhtemel sonuçları sorgulayanlar şeytanlaştırılıyor, hedefe konuluyor.

Bir yanda egemen iktidar medyası ve diğer yanda partizan DEM/PKK medyası çoğulcu tartışmaya otosansür uygulayalı epey oldu. Dolayısıyla mevcut tek alan, sosyal medya.

Ve haberci için bu zehirli ortamlarda esas sorumluluk, susturulan, sessizleştirilen veya az duyulan sesleri de duyurmak, tartışmaya dahil etmek.

Konuğum, “Terörsüz Türkiye”, ve “Çerçeve Yas”a üzerinden yürüyen gelişmelere Avrupa’dan katkıda bulunan, Substack’te de yazan, genç kuşaktan bir isim: Samira Küçükbiltekin. ,

Lozan Kürt Enstitüsü Kurucu Üyesi Küçükbiltekin, epeydir gelişemelere eleştirel mercek tutuyor, ama ilk kez bir sesli mülakata katılıyor. Süreç tartışmalarının zehirli olduğu dönemde, hakaret ve tehditlere aldırmadan sözünü sakınmama eğiliminde.

Onunla şu sorular etrafında bir ufuk turu yaptık:

PKK’nin silahsızlandırılması ve feshi ve kısmi/koşulla af içeren, sonrası yoğun bir sis perdesiyle kaplı süreç taraflarca olumlu bir dille sunuluyor, çok sayıda destek de görüyor. Burada kazan-kazan durumu var mı? Türkiye Kürtlerine ne, Ankara’ya ne kazandıracak?

PKK/DEM’in elinde anayasa garantili kollektif haklar konusunda koz kaldı mı, hala belli bir köklü reform şansları var mı?

Sürecin sahipleri neden süreci anlatmak yerine aylardır muhalif Kürtlere, muhalif kamuoyuna argüman dışı cevap yetiştiriyor? Ki bu son zamanlarda doğrudan bağlam dışı iddia ve iftiralara ve hakaretlere tehditlere vardı. Neden yaşanıyor bu?

Bahçeli, “Bu süreçten geri dönüş yok” diyor. Erdoğan da. E, geri dönüş yoksa kim neyi sabote edecek?

Entellektüeller arasında süreci sorgulama hali var ve devam da edecek. DEM’den bir kesim “bu devletle örgüt arasında mesele size laf düşmez" diyor, başkafigürler ise “barış sürecidir, katılın dahil olun” diyor. Bağımsız ve kuşkucu entellektüel ne yapmalı?

Buradan dinleyebilirsiniz..

Paylaş