Türk Devletleri Zirvesinin Ardından: Türk Dünyası Kendi Arasında Ne Kadar İş Yapıyor?

Yaman Alp Ungan
1 Kasım 2026

Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Zirvesi 29-30 Ekim'de Ankara'da yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan TDT'nin üyesi; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemcisi. Zirvenin sonunda üye devletler 163 maddelik Ankara Bildirisi'ni kabul etti. Bildiri ortak alfabeden küp uyduya, savunma sanayisi kolejinden ulaşım koridorlarına kadar pek çok konuyu kapsıyor.
Ne var ki Türk dünyası kendi arasında pek az ticaret yapıyor. Türkiye'nin 2025 yılında dış ticaret hacmi 638,7 milyar dolar oldu. Türkiye bunun yalnızca 16,9 milyar dolarlık kısmını, yani %2,6'sını öbür dört TDT üyesiyle yaptı. Oysa Türkiye'nin yalnızca Rusya ile ticareti 48,3 milyar, Çin ile ticareti 52,9 milyar dolar; her biri TDT ortaklarının toplamının yaklaşık üç katı. Türkiye ile Türk devletleri arasındaki ticaret 2002'den bu yana yirmi kat arttı; yine de Türkiye'nin dış ticaretinde küçük bir yer tutuyor.
Türk dünyasını ortak dil, tarih ve kültür birbirine yaklaştırıyor; ancak bu bağ tek başına yetmez. Kalıcı birlik, ülkelerin birbirleriyle ticaret yaptığı, birbirlerinin ülkesinde çalıştığı ve birbirlerine yatırım yaptığı ölçüde kurulur.
İktisadi Bütünleşmenin Ölçütü
Avrupa Birliği'nin (AB) ortak pazarında mallar, hizmetler, sermaye ve insanlar üye ülkeler arasında serbestçe dolaşıyor. Bir ülke grubunun ne kadar bütünleştiğini anlamanın en kolay yolu, üyelerin dış ticaretinin ne kadarını birbirleriyle yaptığına bakmak.
AB ülkelerinin 2025'teki mal ithalatının %61,7'si yine AB ülkelerinden geldi. Bu oran 2024'te en düşük Kıbrıs'ta %30, en yüksek Çekya'da %81 idi. TDT'nin beş üyesinin dış ticaret hacmi ise 2025'te toplam 929 milyar dolardı ve üyeler bunun yalnızca %5,4'ünü birbirleriyle yaptı. AB ülkeleri dış ticaretlerinin yarıdan fazlasını birbirleriyle yaparken, TDT ülkeleri yirmide birini birbirleriyle yapıyor.
Ticarette Rusya ve Çin Önde
Orta Asya'daki üç TDT üyesi Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan, Rusya ile de Çin ile de öbür dört TDT üyesinin toplamından daha fazla ticaret yapıyor. Kazakistan'da Rusya ve Çin'in toplam payı, TDT ortaklarının payının dört katından fazla; Özbekistan'da üç katı. Kırgızistan, komşuları Kazakistan ve Özbekistan ile çok ticaret yapıyor; yine de Kırgızistan'ın yalnızca Çin ile ticareti öbür dört TDT üyesiyle ticaretinin toplamını geçiyor.

Azerbaycan'da durum farklı. Azerbaycan'ın en büyük ticaret ortağı, petrolünün büyük kısmını satın alan İtalya; ikincisi ise Türkiye. Türkiye tek başına Azerbaycan'ın dış ticaretinin %11,6'sını oluşturuyor. Ancak Azerbaycan'ın Orta Asya'daki üç TDT üyesiyle ticareti toplamda %3 dolaylarında. Türkiye'nin de Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan ile ticareti dış ticaretinin yalnızca %2'si. Türk dünyasının Kafkasya'daki kısmı ile Orta Asya'daki kısmı arasındaki ticaret yok denecek kadar az.
Bir ülke neyi kimden alıyorsa o ülkeye o kadar bağımlıdır. Kazakistan ithalatının %59'unu, Özbekistan ise yarısına yakınını Çin ve Rusya'dan yapıyor. Fabrikalardaki makineler de sokaktaki arabalar da cepteki telefonlar da çoğunlukla bu iki ülkeden geliyor. Bu yüzden Moskova'da ya da Pekin'de alınan bir ticaret kararı Orta Asya'yı Ankara'da alınan bir karardan çok daha fazla etkiliyor.
Türkiye'nin bu tabloyu değiştirmesinin önünde hukuki bir engel de var. Kazakistan ve Kırgızistan, Rusya'nın öncülüğünde kurulan Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) üyesi. AEB bir gümrük birliği; üye ülkeler dışarıdan gelen mallara ortak gümrük vergisi uyguluyor ve başka ülkelerle tek başlarına serbest ticaret anlaşması imzalayamıyor. Bu yetki Birliğin Moskova'daki yürütme organı Avrasya Ekonomik Komisyonu'nda. Türkiye, Azerbaycan ile 2021'de, Özbekistan ile 2023'te tercihli ticaret anlaşması (belirli mallarda gümrük vergisini karşılıklı indiren anlaşma) yaptı. Aynı anlaşmayı Kazakistan ve Kırgızistan ile yapamıyor.
İşçi Gelirleri Rusya'ya Bağlı
Orta Asya ekonomilerini ayakta tutan gelirlerden biri, yurt dışında çalışan vatandaşların ülkelerine gönderdiği para, yani işçi gelirleri. Kırgızistan'a 2025'te 3,49 milyar dolar işçi geliri girdi; bu, ülkenin milli gelirinin %15,4'ü demek. Özbekistan'ın işçi gelirleri ise son beş yılda üç katına çıkarak 18,9 milyar dolara ulaştı. Bu tutar Özbekistan'ın milli gelirinin %13'üne, Özbek ailelerinin toplam gelirinin ise %21'ine denk geliyor.

Bu paranın büyük kısmı Rusya'dan geliyor, çünkü Orta Asyalı işçilerin çoğu Rusya'da çalışıyor. Özbekistan Göç Ajansı'na göre 2025 başında yurt dışında çalışan 1,35 milyon Özbek vatandaşının 698 bini Rusya'da, 323 bini Kazakistan'da, 89 bini Türkiye'deydi. Rusya'da çalışan Özbek sayısı Türkiye'dekinin sekiz katı. Kırgızistan'da fark daha da büyük. Kırgızistan Çalışma Bakanlığı'na göre Rusya'da kayıtlı yaklaşık 380 bin Kırgız işçi var, Türkiye'de ise yaklaşık 32 bin. Rusya'daki Kırgız işçi sayısı Türkiye'dekinin on iki katı.
Ailelerin gelirinin beşte biri yurt dışından, büyük kısmı da tek bir ülkeden gelince, o ülkenin göç kurallarındaki her değişiklik bu ailelerin geçimini doğrudan etkiliyor. Rusya da 2024'ten bu yana kuralları sıkılaştırıyor. Özbekistan Merkez Bankası'na göre 2026'nın ilk yarısında Rusya'ya çalışmaya giden Özbek sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %13,2 azaldı. Özbek işçiler artık Avrupa'ya ve Türkiye'ye daha çok gidiyor; 2025'te Türkiye'deki Özbek işçi sayısı %10,7 arttı.
Türkiye bu işçilerin önemli bir kısmını çekebilir ve çekmeli. TDT ülkelerinden gelen işçiler dil, kültür ve inanç bakımından Türk toplumuna kolayca uyum sağlıyor; kayıtlı çalıştıklarında da ekonomiye net katkı yapıyor. Türkiye 2025'te 349.961 yabancıya çalışma izni verdi. Suriyelilerden sonra en çok çalışma izni alanlar 62.412 ile TDT gözlemcisi Türkmenistan'ın, 18.686 ile Özbekistan'ın vatandaşları oldu. Türkiye'nin istemesi gereken göç de bu.
Yatırımcı Çin, Müteahhit Türkiye
Orta Asya'ya yatırımı da en çok Çin ve Rusya yapıyor. Özbekistan 2025'te 43,1 milyar dolarlık yabancı yatırım ve kredi çekti. Bunun 17,1 milyar doları Çin'den, 4,8 milyar doları Rusya'dan, 2,9 milyar doları Türkiye'den geldi; Çin'in payı %40'a yakın, Türkiye'ninki %7. Özbekistan'daki yabancı sermayeli şirketlerde de sıralama aynı; 1 Aralık 2025'te ülkede 4.873 Çin, 3.209 Rus ve 2.109 Türk sermayeli şirket vardı.
Kazakistan'a 2025'te 20,5 milyar dolarlık doğrudan yatırım girdi. İlk sırada 4,6 milyar dolarla Hollanda var; ancak bu paranın büyük kısmı Hollanda'da kayıtlı uluslararası şirketlerden geliyor. Hollanda'yı 2,9 milyar dolarla Rusya ve 2,8 milyar dolarla Çin izliyor. Türkiye'den gelen yatırım ise 389,5 milyon dolar, yani toplamın %2'si.
Kırgızistan'ın en büyük alacaklısı da Çin. Kırgızistan'ın 5,3 milyar dolarlık dış borcunun %28,1'i, yani 1,5 milyar doları Çin'in devlet bankası Çin İhracat-İthalat Bankası'na (Exim Bank) ait. Kırgızistan, Çin-Kırgızistan-Özbekistan demiryolundaki payının yarısını da yine bu bankadan alacağı 304,5 milyon dolarlık krediyle karşılamayı planlıyor.
TDT'nin kendi yatırım fonu ise bu rakamların yanında çok küçük. Üye ülkeler Türk Yatırım Fonu'nu 2023'te Ankara'da imzaladıkları anlaşmayla kurdu ve fona toplam 600 milyon dolar sermaye koymayı taahhüt etti. Fon ilk büyük ulaşım yatırımını Eylül 2026'da Almatı Havalimanı'nın genişletilmesi için yaptı. Fonun sermayesinin tamamı, Çin'in 2025'te yalnızca Özbekistan'a yaptığı yatırımın %3,5'i kadar. Rusya ile Kazakistan'ın başlıca ortağı olduğu Avrasya Kalkınma Bankası ise 2022-2026 arasında 10,9 milyar dolar yatırım yapmayı hedefliyor.
Türk dünyasından Türkiye'ye gelen yatırım ise Türkiye'nin bölgede ne kadar çekici olduğunu gösteriyor. Azerbaycan'ın devlet petrol şirketi SOCAR, Türkiye'ye yaptığı 18,5 milyar dolarlık yatırımla Türkiye'nin en büyük yabancı yatırımcısı. Kazakistan da 2025'te Türkiye'ye 1,14 milyar dolar doğrudan yatırım yaptı ve Hollanda ile Lüksemburg'un ardından üçüncü sıraya yerleşti.
Türk şirketleri bölgede daha çok müteahhit olarak var. Türk müteahhitler 1972'den bu yana Türkmenistan'da 54 milyar, Kazakistan'da 29,6 milyar, Azerbaycan'da 20,6 milyar dolarlık iş üstlendi. Ancak müteahhit, işi bitince tesisi teslim edip ülkeden ayrılıyor; tesisin ortağı ya da sahibi olmuyor. Bu yüzden müteahhitlik kalıcı bir sermaye bağı kurmuyor.
Sermaye piyasalarındaki bağ da zayıf. Borsa İstanbul, Kırgız Borsası'nın %30,43'ünün ve Bakü Borsası'nın %4,76'sının sahibi; 2014'te de Kazakistan Borsası (KASE) ile stratejik ortaklık çerçeve anlaşması imzaladı.
Türkiye Ne Yapmalı?
Türkiye, Ankara zirvesinde TDT dönem başkanlığını Azerbaycan'dan devraldı. Bu dönemde ticaret, işgücü, sermaye ve yatırım için ölçülebilir hedefler koymalı ve hedeflere ne kadar yaklaştığını her yıl açıklamalı.
Türk devletleri arasındaki ticaret artmalı. Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan ile yaptığı tercihli ticaret anlaşmalarını bütün malları kapsayan serbest ticaret anlaşmalarına dönüştürmeli. Kazakistan ve Kırgızistan ile gümrük vergisini indiremiyorsa, sınır kapılarındaki bekleme süresini kısaltabilir ve zirvede önerdiği ortak dijital ticaret platformunu kurabilir. Bildiride yer alan hizmet ve yatırım serbest ticaret anlaşması mal ticaretini kapsamadığı için Türkiye bu anlaşmayı AEB üyesi iki ülkeyle de imzalayabilir.
TDT vatandaşlarının Türkiye'de kayıtlı çalışması kolaylaşmalı. Türkiye, TDT vatandaşlarına kayıtlı istihdam şartıyla daha kolay ve hızlı çalışma izni vermeli. Zirvede Özbekistan ile imzalanan sosyal güvenlik anlaşması, bir işçinin Türkiye'de çalıştığı sürenin kendi ülkesindeki emekliliğinde de sayılmasını sağlıyor; böylece kayıtlı çalışmak kayıt dışı çalışmaktan daha kazançlı oluyor. Türkiye aynı anlaşmayı bütün üyelerle imzalamalı. Hedef, TDT ülkelerine giden işçi gelirlerinde Türkiye'nin payını büyütmek olmalı.
Türk Yatırım Fonu büyümeli. Üye ülkeler fonun sermayesini bildiride öngörülen 1,5 milyar dolara bir an önce çıkarmalı. Borsa İstanbul da bölge borsalarındaki ortaklıklarını, Türk dünyası şirketlerinin İstanbul'da hisse ve tahvil satabileceği bir kanala dönüştürmeli.
Türk şirketleri bölgede yalnızca müteahhit olarak kalmamalı, yatırımcı da olmalı. Türkiye'nin Kazakistan'a giren yatırımdaki payı bugün %2, Özbekistan'a girendeki payı %7. Türk müteahhitler elli yılda bölgede edindikleri tecrübeyi ve tanınırlığı yatırıma dönüştürmeli; inşa ettikleri tesisin işletmesine de ortak olmalı. Özbekistan'ın zirvede önerdiği ve 100 ortak yatırım ve sanayi projesini kapsayan "Türk Dünyası-100" girişimi bunun için uygun bir zemin.
Türkiye, Rusya'yı TDT'ye alma önerisine de mesafeli durmalı. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev zirvede Rusya'nın TDT'ye gözlemci olarak ya da "TDT+" adıyla genişletilmiş bir formatta katılmasını önerdi. Rusya, Orta Asya'daki üç üyenin ticaretinde de işgücünde de Türkiye'den çok daha ağır basıyor. Böyle bir ülke TDT'nin masasına oturursa Türkiye'nin örgüt içindeki sözü zayıflayacağı gibi TDT'nin içine Türk olmayan bir millet ağırlığını koymaya başlayacak ve TDT'nin amacına aykırı olacaktır.
Türk dünyasını bugün ortak dil, tarih ve kültür bir arada tutuyor. Ortak bir iktisadi çıkar ise henüz kurulmadı. Orta Asya'da ticarette, işgücünde, sermayede ve yatırımda Rusya ya da Çin Türkiye'nin önünde. Ankara Bildirisi'nin başarısı da bu sıranın değişip değişmediğiyle ölçülmeli.

