Sırbistan'da Öğrenciler, Yolsuzluk, Liyakat ve Sandık

Yaman Alp Ungan
26 Ekim 2026

22 Ekim akşamı Belgrad'ın Slavija Meydanı'nda yaklaşık 150 bin kişi toplandı. Sahneye çıkan milletvekili adayları ellerinde birer Sırbistan Anayasası nüshası tutuyordu. Listede 250 aday vardı ve aralarında tek bir öğrenci yoktu; onları iki yıldır sokakta olan öğrenciler seçmişti. Üç gün sonra, 25 Ekim'de Sırbistan sandığa gitti.
Fransa'da bir lisedeki öğretmen grevi olarak başlayan hareketi birkaç hafta içinde yağmacılar devraldı; 17 Ekim hafta sonu Limoges'da belediye binası yandı. Fransa haliyle çok konuşuldu. Oysa acısıyla tatlısıyla uzun bir ortak geçmişimizin olduğu, Balkanlarda yüzyıllarca birlikte yaşadığımız Sırbistan'da çok daha az konuşulan, bambaşka bir hareket var.
Fransa'daki lümpen yağmacı hareketten farklı olarak, Sırbistan'daki öğrenciler iktidar partisi ile rantçı sermayenin himaye ağlarıyla ele geçirdiği devleti millete geri almak istiyor. Haksız kazanç milletin hakkının gaspı olduğu için bu talep özünde millidir. Kurumların korunmasını ve kanunun herkese uygulanmasını istedikleri için yaptıkları şey gerçek muhafazakarlıktır. Sırp öğrenciler bu talebi iki yıl boyunca yağmasız, isyansız ve yalnızca kendi bayraklarıyla yürüyerek dile getirdi.
Çöken Saçak
1 Kasım 2024'te Sırbistan'ın ikinci büyük şehri Novi Sad'ın tren garında giriş saçağı çöktü ve 16 kişi hayatını kaybetti. Gar, Belgrad ile Budapeşte'yi bağlayan hızlı tren hattı kapsamında Çinli bir konsorsiyum tarafından yenilenmiş ve birkaç ay önce yeniden açılmıştı. On dört yıldır ülkeyi yöneten Aleksandar Vučić'in Sırbistan İlerleme Partisi (SNS) hükümeti, yenilemenin sözleşmesini ve belgelerini kamuoyundan sakladı. Protestolar Novi Sad'da sessiz yürüyüşlerle başladı. Sloganlar "Yolsuzluk öldürür" ve "Elleriniz kanlı" oldu; hareketin simgesi de kırmızıya boyanmış bir el. Öğrencilerin istediği, devletin temiz ellerde olmasıydı.
Fakültelerde blokaja giden öğrencilerin dört talebi vardı. Yenilemeye ait bütün belgelerin yayımlanmasını, öğrencilere saldıranların yargılanmasını, gözaltına alınan protestocular hakkındaki davaların düşürülmesini ve üniversite bütçesinin %20 artırılmasını istediler. Dört talebin üçü kanunun herkese eşit uygulanmasıyla ilgiliydi. Hareket Ocak 2025'te Başbakan Miloš Vučević'in istifasını getirdi. Ancak aradan iki yıl geçti ve kimse mahkum olmadı. Yerel mahkeme eski bakan Goran Vesić dahil altı sanık hakkındaki kovuşturmayı durdurdu, istinaf mahkemesi bu kararı ancak Haziran 2026'da bozdu. On altı kişinin öldüğü bir ihmalin hesabının iki yıldır sorulamaması, hükümetin kendi adamlarını kanunun dışında tuttuğunu gösteriyor.
Yağmasız Bir Sokak
Fransa'daki gençlerin talep listesi okul binalarının onarımı, yeni kadro ve üniversite yemekhanesinde bir avroluk yemekti; devletten daha fazla pay istiyorlardı. Sokak kısa sürede talep sahiplerinin elinden çıktı. Meydanlara dükkanların vitrinlerini kıran ve mağazaları yağmalayarak boşaltan kalabalıklar hakim oldu. Sırbistan'daki öğrencilerin istediği ise devletin milletine hesap vermesiydi ve sokağı iki yıl boyunca kendi ellerinde düzen ve dirlik içinde tuttular.
15 Mart 2025'te Belgrad'da Sırbistan tarihinin en büyük mitingi yapıldı. Bağımsız bir sivil girişim katılımı 275 ile 325 bin arasında, hükümet 107 bin olarak verdi. Öğrenciler Belgrad'a başka şehirlerden günlerce yürüyerek geldi; şehre girdiklerinde kalabalıklar onları alkışlarla karşıladı. Miting, Novi Sad'da ölenler için on beş dakikalık sessiz bir saygı duruşuyla doruğa ulaştı.
Hareket şiddete yaslanmadı, tek bir dükkan yağmalanmadı. Yürüyüşlerde yalnızca Sırp bayrağı vardı. Liselilerin ve üniversitelilerin yanına işçiler, çiftçiler ve emekliler katıldı. Sırbistan'ın farklı kesimleri aynı bayrağın altında, milli bir birlik ve beraberlik içinde yürüdü.
Hareketin bilinen bir lideri de yok. Kararlar fakültelerdeki öğrenci meclislerinde (plenum) birlikte alınıyor ve kimsenin öne çıkıp lider olmasına izin verilmiyor. Bu bilinçli bir tercih. Savcıların hedef alabileceği bir yüz olmadığı için hareketi tek bir gözaltıyla durdurmak mümkün değil; iktidar baskı kurmak istediğinde binlerce kişiyle uğraşmak zorunda kalıyor.
Sırbistan mı, Mafya mı?
Öğrencilerin seçim sloganı "Sırbistan mı, mafya mı?" ve sorunu doğru yerde tarif ediyor. Sırbistan'da iktidar partisi ile büyük sermayeden oluşan rantçı bir zümre, himaye ağları üzerinden devlette ciddi nüfuz sahibi oldu. Kamuda iş, ihale ve terfi partiye sadakate bağlandı. Novi Sad'daki bir parti teşkilatı üzerine yapılan bir çalışmaya göre her beş parti üyesinden biri işini himaye yoluyla bulmuş. Kamu çalışanları iktidar partisine oy vermeye zorlanıyor; sözünü dinlemeyenler tayinle ya da işten atılmayla karşılaşıyor. Böyle bir düzende memur hesabı millete değil partiye veriyor, ihaleyi alan şirketin ilk sadakati de ihaleyi verene oluyor.
Haksız kazanç gayrimillidir; milletin hakkının ve rızkının gaspıdır. Yolsuzlukla mücadele bu yüzden vatanperverliğin gereğidir. Öğrencilerin Eylül'de açıkladığı 11 maddelik programın ilk bloğu doğrudan bu düzeni hedef alıyor. Önce yolsuzluğu siyasi engele takılmadan soruşturacak, mensupları tek tek taranmış bir savcılık polisi kurulacak ve İçişleri Bakanlığı organize suçla bağlantılı yöneticilerden temizlenecek. Ardından bütün devlet sözleşmeleri ve ihaleler yayımlanacak, Devlet Denetim Kurumu güçlendirilecek ve gizli sözleşmelerle yürütülen altyapı projeleri denetlenecek. Vergi idaresi kamu yetkililerinin servetinin kaynağını sorgulayacak ve haksız kazanç hazineye geri dönecek. Yayıncılığı denetleyen kurul partilerden arındırılacak. En sonda partiye dayalı istihdama son verilecek, kamuya sıkı sınavla girilecek ve kamu şirketlerinin başına parti sadıkları yerine uzmanlar atanacak.
Bu çizgi gerçek muhafazakarlığın tarifidir. Muhafazakar, kurumları ve milli değerleri korumak ister. Mahkemeyi, savcılığı, polisi ve kamu kadrolarını bir partinin malı haline getirmek ise kurumları o partiye feda etmek ve milli çıkarların üzerinde parti çıkarlarını gözetmektir. Sırp öğrencilerin talebi bu kurumları zümreden geri alıp kanuna bağlamak. Amerika'da kamuya girişi liyakat sınavına bağlayan 1883 tarihli Pendleton Kanunu'nun arkasındaki fikir de buydu. Bu anlamda Belgrad'da yürüyen gençlerin bugün Avrupa'da muhafazakarlığın en sahici temsilcileri arasında olduğunu söylemek mümkün.
Programın öbür iki bloğu Sırbistan'ın kendi insanına, toprağına ve üretimine yatırım öngörüyor. "Bilgi Güçtür" başlıklı ikinci blok ilk ve ortaöğretimde ücretsiz ders kitabı, üniversiteleri sanayiyle buluşturan bir bilgi ekonomisi ve yerli girişimciyle çiftçiye hibe öneriyor. Hedef, ucuz emeğe dayalı modelden yüksek katma değer üreten bir ekonomiye geçmek. "Sırbistan Bizimle Büyüyor" başlıklı üçüncü blok tarım arazisini ve suyu gıda güvenliğinin teminatı olarak milli varlık sayıyor. Gıdada ithalat lobisinin tekelini kırmayı, genç çiftlere, öğretmenlere ve sağlık çalışanlarına uygun konutu, her köye bir doktoru vaat ediyor. Öğrencilere göre yolsuzluktan geri alınacak servet yüz milyonlarca avroluk yeni kamu yatırımının kaynağı olacak; milletten alınan, milletin üretimine geri dönecek.
Ne İktidar Ne Muhalefet
Öğrenciler mevcut muhalefete de güvenmedi. Muhalefet partileri 2012'den bu yana SNS karşısında art arda yenilmiş, bölünmüş ve milletteki öfkeyi temsil edemez hale gelmişti. Öğrenciler partilerle ortak liste kurmayı reddetti, kendilerinin de aday olmayacağını açıkladı. Adaylarda aradıkları ölçütler açıktı. Aday reşit bir Sırp vatandaşı olacak, öğrenci olmayacak, hiçbir zaman SNS üyesi olmamış olacak, hiçbir muhalefet partisinde görev almamış olacak ve ağır bir suçtan hüküm giymemiş olacaktı. Fakülte meclisleri her adayı dinledi ve uygun bulmadıklarını veto etti; Belgrad Üniversitesi'nin rektörü bile listeye alınmadı.
Ortaya çıkan 250 kişilik listede profesörler, öğretmenler, doktorlar, bir maden işçisi, çiftçiler, sanatçılar ve 2010-2012 arasında Sırbistan Merkez Bankası başkanlığı yapan ekonomist Dejan Šoškić var. Adayların 150'si doktoralı. Muhalefet partilerinin çoğu kendi listesini geri çekip öğrencileri desteklemek zorunda kaldı. Liste, yasal eşik 10 bin imzayken 69.099 geçerli imzayla seçime girdi. Gönüllüler bir hayli iyi teşkilatlanmış; kampanyanın ilk 20 gününde 170 bin haneyi kapı kapı dolaştı.
Bu vekiller makamlarını herhangi bir genel merkeze borçlu olmayacak. Onları ne iktidarın ne muhalefetin parti yönetimi seçti; seçenler, iki yıldır sokakta olan gençlerdi. Böyle seçilen bir vekilin hesap vereceği tek merci, onu seçen millettir.
Sandığın Hükmü
Sandıklar kapandıktan bir buçuk saat sonra Vučić, kendi partisinin örneklem sonuçlarına dayanarak seçimi kaybettiklerini açıkladı. Verdiği rakamlara göre Öğrenci Listesi 250 sandalyelik Meclis'te 135 ile 140 arasında sandalye kazandı ve hükümet kurmak için gereken 126 sandalyeyi tek başına aştı; Vučić'in listesi yaklaşık 105 sandalyede kaldı.
Seçim Komisyonu (RIK) bu yazının yazıldığı 25 Ekim 23.47 itibariyle henüz resmi oy oranlarını ve sandalye dağılımını açıklamadı. Katılım da son derece yüksekti. Seçim Komisyonu'na göre saat 18.00'e kadar seçmenlerin %64,89'u oy kullandı; 2023'te aynı saatte bu oran %55,9'du.
SNS'nin on dört yıllık iktidarı sandıkta sona erdi. Öğrenci Listesi'nin işi çetin: Sırbistan'ın önünde önemli bir dönüşüm ve arınma süreci var.

