Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Politika

Güldem Atabay yazdı: İçerde dijital sıkı yönetim, dışarda S-400 ve AB’yle yeni arayışlar

Güldem Atabay

Güldem Atabay

3 Ekim 2026

Güldem Atabay yazdı: İçerde dijital sıkı yönetim, dışarda S-400 ve AB’yle yeni arayışlar

T24 yasağının gölgesinde Meclis: Seçime giderken dijital baskı genişler mi?

T24’e uygulanan sansür, fon krizinin siyasi bağlantılarına ulaşılamaması, tasfiye takvimi ve tabii Meclis’in açılışı bu haftanın devam eden önemli gündem konuları.

T24’e erişim engelinin hemen ardından açılan Meclis’in gündeminde, sosyal medyada kimlik doğrulaması getirmeyi amaçlayan düzenleme bulunuyor. Seçim tartışmaları hızlanırken mevcut erişim yasaklarına kullanıcıların kimlikleri üzerinden kurulacak yeni bir denetimin eklenmesi, ifade özgürlüğü üzerindeki baskının artacağının da garantisi.

T24’ün internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engeli, yeni yasama yılının başında basın özgürlüğünün karşı karşıya olduğu tehdidi görünür kıldı.

Bu kararın siyasi etkisi, tek bir yayın kuruluşunun okura ulaşmasının engellenmesini aşıyor. Seçimlere doğru ilerleyen Türkiye’de bağımsız haber kaynaklarının daralması, seçmenin iktidarın faaliyetlerini sorgulamak için ihtiyaç duyduğu bilgiye erişimini de zorlaştırıyor. Benzer yaptırımlarla karşılaşma ihtimali, diğer yayın kuruluşlarında ve kullanıcılar arasında otosansürü besleyebilir.

Meclis’in bu tabloya ekleyebileceği en somut düzenleme, sosyal medyada kimlik doğrulaması hazırlığı.

Gürlek, gerçek kimlik bilgileriyle sisteme girilmesi şartını içeren sosyal medya düzenlemesini ekim ayında TBMM’ye sunmayı planlıyor. İktidarın gerekçesi sahte hesaplar ve itibar saldırılarıyla mücadele. Kimlik bilgilerinin nasıl tutulacağı, kimlerin erişimine açılacağı ve hangi güvencelerle korunacağı belirsiz kalırsa, kullanıcılar eleştirel görüşlerini paylaşmaktan daha fazla çekinebilir.

Meclis’in gündemi dijital denetimle sınırlı değil

  • Fon krizinin yumuşatılması için bir Meclis komisyonu araştırması AKP’nin teklifi olarak gelebilir.

  • Bütçe ve 13. Yargı Paketi de siyasi gerilimi artırabilecek başlıklar arasında.

  • “Terörsüz Türkiye” sürecinde ise kabul edilen çerçeve yasanın uygulanması ve izleme komisyonunun kurulması bekleniyor. Soruşturma, kovuşturma ve infazın ertelenmesine ilişkin hükümlerin işletilmesi, silah bırakmanın MGK tarafından teyidine bağlı. PKK tarafından gelen açıklamalardan Öcalan’a siyaset özgürlüğü içeren statü isteğinde adım atılmazsa silah bırakmanın gecikebileceğini anımsatıyor

S-400’den çıkış, Avrupa’ya yaklaşma: Türkiye aynı anda iki kapıyı açabilir mi?

Rusya’nın S-400 sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devrine koşullu olarak açık olduğunu açıklaması ve Avrupa Birliği’nin aday ülkelere üyelik öncesinde daha geniş pazar erişimini tartışması, Ankara için iki fırsat yarattı. Bunların kalıcı kazanımlara dönüşmesi, Türkiye’nin güvenlik ve ekonomi politikalarında hangi ortaklarla, hangi kurallar üzerinden ilerleyeceğini netleştirmesine bağlı.

Moskova’yla S-400 görüşmeleri, Ankara’nın ABD’yle savunma anlaşmazlıklarını hafifletmesini; Brüksel’in hazırlığı ise Avrupa’yla ekonomik bütünleşmesini derinleştirmesini sağlayabilir. Ayrı yürüyen iki süreç, Batı kurumlarıyla yakınlaşma tercihinde birleşiyor.

Peskov’un 30 Eylül’de duyurduğu temaslar bir çıkış arandığını gösteriyor. Lavrov’un açıklamalarına göre Rusya, sistemlerin dostane ilişkiler içindeki bir ülkeye gönderilmesini ve kendi onayı dışında yeniden devredilmemesini istiyor. Henüz açıklanmış bir alıcı, kesinleşmiş takvim veya tamamlanmış anlaşma yok.

Rusya’yla bu konuda uzlaşmak, Batı’yla yakınlaşmayla çelişmiyor; önemli bir engelin kaldırılmasını sağlayabilir. Ancak Moskova’nın kabul ettiği her formül Washington’a yetmeyebilir. Sistemlerin başka bir ülkede konuşlandırılması ile Türkiye’nin mülkiyetinden ve denetiminden kalıcı olarak çıkarılması farklı sonuçlar doğurabilir. Belirleyici olan, adres kadar kontrolün kimde kalacağı.

S-400 alımı, Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasına ve 2020’de Savunma Sanayii Başkanlığına Amerikan yaptırımları uygulanmasına yol açmıştı. Sistemlerden vazgeçilmesi dönüş yolunu açabilir; yaptırımların kaldırılması ve uçakların teslimi ise otomatik olarak gerçekleşmeyecek. Washington’la güvenlik koşulları ve savunma işbirliği üzerinde ayrıca anlaşılması gerekecek.

Avrupa cephesindeki açılım daha kapsamlı bir uyum talep ediyor

Politico’nun ulaştığı taslağa ilişkin haberlere göre aday ülkelerin Tek Pazar’a kademeli katılımı, özellikle hassas sektörlerde yaptırımlar, ihracat kontrolleri ve teknolojilerin korunması konusunda işbirliğine bağlanacak. Henüz kesinleşmeyen model, Türkiye’ye verilmiş özel bir taahhüt anlamına gelmiyor.

Daha geniş pazar erişimi, sanayi ve araştırma işbirliği Ankara açısından önemli ekonomik fırsatlar sunabilir. Bunun Gümrük Birliği’ni ne ölçüde tamamlayacağı veya modernizasyonuna alternatif oluşturacağı nihai kapsama bağlı. Kademeli katılım, Tek Pazar’ın bütün haklarına erişim anlamına gelmiyor.

Brüksel böylece ekonomik yakınlaşmayı stratejik uyuma daha sıkı bağlıyor. Türkiye’nin karşısına ticareti artırmanın yanında hangi yaptırımlara ve teknoloji güvenliği kurallarına katılacağı sorusu çıkıyor. Rusya tehdidinin Avrupa’yı Ankara’yla uzlaşmaya yöneltmesi, demokrasi konusundaki anlaşmazlıkların pratik işbirliğinde geri plana itilmesini sağlayabilir.

Ankara zaten NATO üyesi ve AB aday ülkesi. Asıl mesele, bu kurumsal tercihlerin günlük politikalara ne ölçüde yansıyacağı. Türkiye, Rusya’yla ilişkilerini kesmeden Avrupa’yla bütünleşmesini ilerletebilir. Fakat ekonomik avantajları artırırken bunlara bağlanan yükümlülüklerden uzak kalması zorlaşıyor. Özellikle yaptırımların aşılmasının önlenmesi ve çift kullanımlı ürünlerin denetimi tercih baskısını artırabilir.

S-400’den çıkış bu yönelimin görünür işareti olsa da; hukuk devleti, temel haklar ve Kıbrıs konusundaki anlaşmazlıkları çözemez. Yeni modelde Türkiye’ye hangi somut koşulların getirileceği henüz belirsiz olsa da siyasi sorunların ekonomik teşviklerle kendiliğinden aşılması imkânsız. Her iki taraf da zaten düşük beklentiyle ticarette ilerlemeye razı.

İki sürecin birlikte ilerlemesi, karşılıklı kazanımların somutlaşmasını gerektiriyor. Ankara, S-400 devrine karşılık Washington’ın hangi kısıtlamaları ne zaman kaldıracağını; Avrupa’ya uyum karşılığında hangi sektörlerin açılacağını bilmek isteyecek. İktidarın da bağımsız dış politikanın simgesi olarak savunduğu sistemlerden vazgeçişi kamuoyuna somut kazanımlarla açıklaması gerekecek.

S-400’den çıkış ve Avrupa’ya yakınlaşma aynı anda mümkün; birbirini de güçlendirebilir. Türkiye’nin önündeki karar, güvenliğini ve ekonomik geleceğini hangi ortaklıklar içinde güçlendireceği kadar, bu tercihin siyasi yükümlülüklerini ne ölçüde üstleneceğiyle de ilgili.

Paylaş