Erol Taşdelen Yazdı: ‘Sanayi Şirketlerinin 2025 Bilançoları Alarm Veriyor…’

Erol Taşdelen
15 Mart 2026

2025 yılı, Türkiye’de sanayi şirketleri açısından “büyümeden çok ayakta kalma” yılı olarak kayıtlara geçiyor. Açıklanan finansal tablolar incelendiğinde, sektörler farklı olsa da bilançoların neredeyse aynı sorunları yansıttığı görülüyor: zayıf nakit üretimi, kısa vadeli borç baskısı, artan maliyetler ve eriyen özkaynaklar. Büyük denilen bazı firmaların bırakın Net Karlılığı Faaliyet Karlılığı dahi yaratamaması çok dramatik bir durum. Faaliyet Karlılığı dahi yapamayan bir firma milyarlarca liralık borcu nasıl döndürür nasıl düşürür; mümkün değil!
Bankacılık verileri, finansal tablolar ve şirket açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, reel sektörün karşı karşıya olduğu risklerin sistemik hale geldiği anlaşılıyor. Detaylandıralım!
1) Dönen Varlıklar Artmıyor: Nakit Üretimi Tıkandı
Normal koşullarda büyüyen bir sanayi şirketinin: Ticari alacakları Stokları Nakit varlıkları artış gösterir.
Ancak 2025 bilançolarında: Satış hacmi düşüşü Tahsilat sürelerinin uzaması Stok devir hızının gerilemesi Nakit rezervlerinin erimesi nedeniyle dönen varlıkların yatay kaldığı veya reel olarak küçüldüğü görülüyor.
Bu durum, şirketlerin faaliyetlerinden nakit yaratamadığının en net göstergesi.
2) Kısa Vadeli Banka Borçlarında Yığılma
Bilançolardaki en kritik alarm noktalarından biri: Uzun vadeli borcun kısa vadeye kayması Bankalar: Uzun vadeli kredi vermekten kaçınıyor Kredileri yenileme şeklinde kullandırıyor Riskli sektörlerde vadeleri kısaltıyor Sonuç: Kısa vadeli finansal borçlar hızla şişiyor Çevirme riski artıyor Likidite krizi potansiyeli büyüyor Bu tablo, birçok firma için “krediyle yaşama — krediyle ölme” döngüsünü doğuruyor. Merkez Bankası’nın “enflasyonu düşürmem için firmaların talebini de kısmam gerekiyor” çözümü; bunun sonucu kredilerde uyguladığı büyüme kısıtlaması reel ekonomiyi işin içinden çıkılamaz “ finans çaresizliğine ” durumu yarattı!
3) İmalat Maliyetlerinde Patlama
2025 boyunca üretim maliyetlerini artıran başlıca unsurlar: Enerji fiyatları İşçilik maliyetleri Hammadde fiyatları Finansman giderleri Lojistik maliyetleri Özellikle emek yoğun sektörlerde asgari ücret ve yan maliyet artışları marjları ciddi biçimde aşındırdı. Tekstil Konfeksiyonu Mısır’a kaçıran ana nedenlerinin başında bu maliyet geldi.
Bazı sektörlerde maliyet artışı satış fiyatlarına yansıtılamadı.
4) Faaliyet Geliri Bile Üretemeyen Şirketler
Birçok sanayi şirketinde: Faaliyet kârı sıfıra yaklaştı veya negatife döndü.
Bu durum şu anlama geliyor: Şirket esas işinden para kazanamıyor Finansal gelirlerle ayakta kalmaya çalışıyor Kur farkı veya varlık satışları bilanço kurtarıcı hale geliyor Bu model sürdürülebilir değil.
5) İthal Girdi Bağımlılığı ve Marj Erozyonu
Türkiye sanayisinin önemli bir bölümü: İthal ara malına bağımlı.
Kur baskılanırken bile: Global fiyatlar yüksek kaldı Tedarik zinciri maliyetleri arttı Döviz bazlı maliyetler yükseldi Sonuç: Satış fiyatı artamazken maliyet artıyor Brüt kâr marjı daralıyor Rekabet gücü zayıflıyor 6) Yüksek TL Faizi Firmaları Döviz Kredisine İtti 2025’te TL ticari kredi faizleri birçok dönemde: %50–70 bandına yaklaştı veya üzerine çıktı.
Bu ortamda şirketler: Daha ucuz görünen döviz kredilerine yöneldi (tabi sadece ihracatçı firmalar bunu yapabildi ) Ancak kur artışıyla maliyet şoku yaşadı Kur oynaklığı arttığında: Finansman giderleri patlıyor Kur farkı zararları oluşuyor Net kâr hızla eriyor 7) Kredi Kısıtları Nakit Akışını Boğdu Para politikasındaki sıkılaşma ve kredi düzenlemeleri: Merkez Bankası kredi kısıtlama düzenlemesine gitmesi ile firmalarda kredi limiti olması yetmedi, çoğu firma limitine rağmen kredi kullanamadı, kapadığı kredileri firmalar tekrar kullanamadı) Ticari kredi limitlerini daralttı Yeni krediye erişimi zorlaştırdı Rotatif kredi kullanımını sınırladı Sonuç: Nakit döngüsü kırıldı İşletme sermayesi ihtiyacı karşılanamadı Tedarik zinciri baskılandı 8) Net Zararlar Özkaynakları Eritiyor Faaliyet kârı üretemeyen ve finansman giderleri artan firmalarda: Net zararlar büyüyor Geçmiş yıl kârları siliniyor Özkaynaklar hızla eriyor Bu durum kredi riskini katlayarak artırıyor.
Özkaynak erimesi olan firmalarda: Borç/özsermaye oranı yükselir Teminat gücü zayıflar Bankaların risk iştahı düşer 9) Öngörülemezlik 2026 Planlarını Kilitledi Sanayi şirketleri için en büyük sorunlardan biri: Geleceği fiyatlayamamak.
Belirsizlik yaratan unsurlar: Kur politikası Faiz seviyesi İç talep görünümü Küresel büyüme Jeopolitik riskler Vergi ve mali düzenlemeler Bu nedenle: Yatırım kararları erteleniyor Kapasite artış planları askıya alınıyor Nakit koruma stratejileri öne çıkıyor 10) Baskılanan Kur ve İhracatçı Baskısı Kurun maliyet enflasyonunun gerisinde kalması: İhracatçıların rekabet gücünü zayıflattı Kâr marjlarını düşürdü İç piyasaya yönelimi artırdı Ancak iç talep de zayıf olduğu için: Çift taraflı sıkışma oluştu.
11) Bilinmezlik ve Psikolojik Baskı
Finansal göstergelerin ötesinde, reel sektörü en fazla zorlayan unsur: Güven ve öngörü kaybı.
Şirket yöneticileri için en zor soru: “6 ay sonra ne olacak?”
Bu belirsizlik: Risk iştahını düşürüyor Kredi geri ödeme planlarını zorlaştırıyor İşten çıkarmaları artırabiliyor Konkordato riskini yükseltiyor 2026 İçin Kritik Riskler Eğer mevcut eğilimler devam ederse: Likidite krizleri artabilir Kredi geri dönüş sorunları büyüyebilir Zincirleme finansal stres oluşabilir Bankacılık sektörü risk maliyetleri yükselebilir Reel Sektör Alarm Veriyor: Bazı firmalar için yolun sonu 2025 bilançoları tek tek firmaların sorunu değil; sistemik bir reel sektör sıkışmasına işaret ediyor.
Sanayi şirketlerinin ayakta kalabilmesi için: Finansmana erişimin dengelenmesi Kur–maliyet uyumunun sağlanması İhracat desteklerinin güçlendirilmesi Öngörülebilir politika çerçevesi Uzun vadeli kredi mekanizmaları kritik önem taşıyor. Aksi halde 2026 yılı: “Zayıf firmaların elenme yılı” olabilir!
2025 bilançoları, Türkiye reel sektörünün yapısal kırılganlıklarının görünür hale geldiğini gösteriyor. Finansman, maliyet ve kur üçgeninde sıkışan sanayi şirketleri için 2026 yılı kritik bir eşik olabilir.
Politika öngörülebilirliği ve finansmana erişim dengesi sağlanamazsa, reel sektörde zincirleme finansal stres riski artacaktır. Zombi firma sayısı tahminin daha da ötesine geçti biline!
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
