Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Yazarlar

İsrail İdlib'deki Ebu Zuhur Hava Üssü'nü neden vurdu?

Dr. İslam Özkan

Dr. İslam Özkan

19 Ağustos 2026

İsrail İdlib'deki Ebu Zuhur Hava Üssü'nü neden vurdu?

İsrail'in 18 Ağustos 2026 gecesi Suriye'nin İdlib kentinde Türkiye sınırına sadece 70 km. uzaklıktaki Ebu Zuhur Hava Üssü'ne düzenledi. Saldırı Güney bölgelerindeki vilayetlerden birine, örneğin Dera’ya, Şam’ın daha alt tarafından kalan bölgelere düzenlenmiş olsaydı, ‘konunun Türkiye ile bir ilgisi yok, tamamen Suriye ordusunu zayıflatmaya dönük bir hamle’ der geçerdik. Ancak kazın ayağı hiç de öyle değil, sınıra bu kadar yakın bir saldırının Türkiye’ye yönelik bir uyarı niteliği taşıdığı açık.

İşin garip tarafı, İdlib’e yönelik İsrail saldırısı, bir gün önce İsrail medyasının yayınladığı tuhaf bir haberin ardından geldi. Bir gün önce İsrail 13. Kanalı, İsrail'in ABD'den Suriye'deki hedeflere yönelik yeni bir saldırı düzenlemesini talep ettiğini, ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın bu saldırının gerçekleştirilmesini engellediğini; bu durumun Ankara ile Suriye Hükümeti arasında gelişen ilişkilerin yaşandığı bir döneme denk geldiğini açıklayan bir haber yayınladı.

Haberin devamında, İsrail'in bu gelişmeler üzerine Washington'a Suriye içinde yeni bir saldırı gerçekleştirilmesi talebinde bulunduğu, ancak Trump'ın önceki durumların aksine bu kez saldırının yapılmasına karşı çıktığı aktarıldı.

İsrail'in bu saldırıyı, Türkiye'nin üssü onararak bölgede kalıcı askeri nüfuz kurmasını engellemek amacıyla gerçekleştirdiğinin en önemli kanıtı, bir Türk askeri heyetinin üssü ziyaret ederek pistlerin onarılması ve üssün yeniden aktif hale getirilmesi için incelemelerde bulunmasından sadece birkaç saat sonra düzenlenmiş olmasıdır. Anlayacağınız zamanlama manidar.

Elbette bu saldırı, İsrail'in "Suriye ordusunu zayıf tutma" ve başını kaldırmasına izin vermeme stratejisinin bir parçası. Aralık 2024'te Esad rejiminin çökmesinden bu yana İsrail, yeni Şam yönetiminin konvansiyonel veya stratejik askeri kapasitesini yeniden inşa etmesini tamamen engellemeyi hedeflemekte.

İsrail'in Türkiye'nin ilgi gösterdiği askeri pozisyonları hedef alması yeni bir durum değil. Daha önce Nisan 2025'te Türkiye'nin Humus'taki T4 askeri hava üssünde bir üs ve hava savunma sistemleri kurma görüşmelerine başlaması üzerine, İsrail o üssü de hava saldırılarıyla vurarak benzer bir mesaj vermişti. Hatta İsrail’in o dönem birkaç Türk mühendisi kaçırıp rehin aldığı iddiaları da gündeme gelmiş ancak konuyla ilgili ne İsrail en de Türkiye tarafı bir açıklama yapmıştı.

7 Ekim 2023 olayları, Türkiye ile İsrail arasında ivme kazanan normalleşme sürecini tamamen çökertmiş ve iki ülkenin birbirlerine yönelik güvenlik algılarında radikal bir kırılma yaratmıştır. İsrail'in Türkiye'ye karşı askeri ve stratejik yaklaşımının doğrudan bir konvansiyonel savaştan ziyade, "asimetrik çevreleme ve dolaylı caydırıcılık" üzerine inşa edildiği görülmektedir.

İsrail askeri ve siyasi elitleri Türkiye'yi "yeni stratejik tehdit" olarak tanımlamaya başlamıştır. İsrail'in en büyük korkusu, Türkiye'nin Suriye'de kalıcı askeri üsler kurarak sınır hattındaki bölgesel güç boşluğunu doldurmasıdır. İsrail ordusu, Suriye'de kendisine yönelebilecek her türlü yeni askeri yapılanmayı doğrudan vurma doktrinini benimsemiştir.

İsrailli siyasi ve askeri elit, İsrail'in Türkiye'ye karşı acilen uzun vadeli bir hazırlık yapması gerektiğini savunmaktadır. Bu hazırlığın temelinde Türkiye'nin Hamas'a olan açık siyasi desteği, hızla büyüyen yerli savunma sanayisi kapasitesi ve NATO üyesi olmasının sağladığı diplomatik ve askeri dokunulmazlık yatmaktadır. Türkiye'nin İsrail'e yönelik ticari ambargoları ve tavrı sonrası İsrail, bölgesel yalnızlığını kırmak ve Türkiye'yi dengelemek amacıyla askeri, ticari ve istihbari ağırlığını Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile olan ortaklığına kaydırmıştır.

7 Ekim'de İsrail'in bölgesel yenilmezlik miti ve "Demir Duvar" doktrini çökmüştür. İsrail, bozulan bu caydırıcılığını yeniden tesis etmek için Gazze, Lübnan ve Suriye'de yoğun güç kullanarak bölgeyi "sürekli bir savaş" halinde tutma stratejisi izlemektedir. Jeopolitik hedeflerini dini bir söylemle meşrulaştırmaya çalışan İsrail, sınırlarında zayıf, parçalanmış ve istikrarsız komşular istemektedir. Türkiye'nin bölgedeki güçlü askeri varlığı, Suriye'deki askeri operasyonları ve Filistin vizyonu, İsrail'in bu yayılmacı askeri doktrininin önündeki en büyük engellerden biri olarak görülmektedir.

İsrail Türkiye'yi Suriye'de alan hakimiyeti kurmaya çalışan ve İsrail'i zorlayan faktörlerin siyasi hamisi olarak kodlarken, Türkiye İsrail'i Türkiye'nin ulusal güvenliğini özellikle Suriye ve Doğu Akdeniz'de doğrudan tehdit eden revizyonist bir aktör olarak konumlandırmaktadır. Her iki tarafın yaklaşımında ortak nokta, tarafların artık birbirini kendi stratejik derinliği için "doğrudan bir ulusal güvenlik sorunu" olarak algılamaya başlamasıdır.

İsrail'in Türkiye'ye karşı 7 Ekim sonrası askeri stratejisi, devasa bir orduya sahip bir NATO üyesiyle doğrudan konvansiyonel bir sıcak çatışmaya girmekten özenle kaçınmak; ancak Türkiye'nin bölgesel askeri hamlelerini üçüncü sahalarda özellikle Suriye’de asimetrik olarak sınırlandırmaktır.

İsrail, halihazırda Gazze, Lübnan ve İran ile yaşadığı çok cepheli gerilimin getirdiği askeri yorgunluk nedeniyle Türkiye ile doğrudan bir cepheleşmeyi kaldıramaz. Ancak yeni güvenlik doktrini gereği, Türkiye'nin Suriye'de kalıcı bir askeri hava veya lojistik entegrasyon sağlamasını risk alarak hava saldırılarıyla engellemeye çalışmaktadır. Bunun yanı sıra, Türkiye'nin savunma teknolojilerindeki atılımını dikkate alarak, Doğu Akdeniz'deki bölgesel ittifaklar ve Batı başkentlerindeki lobi faaliyetleri üzerinden Türkiye'yi uzun vadede askeri ve diplomatik olarak çevrelemeyi amaçlayan bir strateji yürütmektedir. Dolayısıyla Türkiye’de aynı şekilde mukabelede bulunacak, kendisine karşı oluşturulan ittifakı bozarak İsrail’in gücünü sınırlamaya ve farklı ittifak yapıları üzerinden İsrail’e yanıt vermeye çalışacaktır.

 

 

Paylaş
İsrail İdlib'deki Ebu Zuhur Hava Üssü'nü neden vurdu? — ParaAnaliz.com