Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Ekonomi

YÜCE ODİN ÇARPSIN SİZİ YA DA BİR “UYAN DA BALIĞA GİDELİM” HİKAYESİ

Cüneyt Akman

Cüneyt Akman

8 Ekim 2026

YÜCE ODİN ÇARPSIN SİZİ YA DA BİR “UYAN DA BALIĞA GİDELİM” HİKAYESİ

Odin İskandinav mitolojisinin baş tanrısının adı. Atilla Yeşilada namı diğer FÖŞ Hazretleri dostum, konuşma ve yazılarında kendisine sık sık atıf yapar. Tabi mizah amaçlı… Biz de başlıkta ona özendik.

Bugünlerde ise Odin denince Türkiye’de kimsenin gülecek hali yok; özellikle de Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi AŞ’ye (ODINE) yatırım yapmış olanların…

Bu şirketin son 1 yıllık grafiği hemen aşağıda… Muazzam bir yükseliş ve ani çöküş.

odin görüntüsü 2

Dün SPK bir bülten yayınladı. Burada Odine şirketindeki manipülasyon işlemleri için 21 kişiye suç duyurusunda bulundu; ayrıca bunlara 2 yıl işlem yasağı getirildi. Tabi her zaman olduğu gibi atı alan Üsküdarı geçtikten sonra… Olan biteni Mısır’daki sağır sultan bile duyduktan nice nice sonra… Hani halk dilinde böylesi kişilere “Uyan da balığa gidelim” derler ya… Ya da İngilizlerin dediği gibi “Good morning after supper!”

Dönelim tekrar Odine şirketine… Niye? Çünkü bütün fon soygunu senaryosunun en son ve derli toplu bir özeti gibi maşallah.

 

İDDİALAR VE KANITLI GERÇEKLER

İki sorun var: Biri iddia, diğeri gerçeğin ta kendisi.

İlk olarak iddiadan başlayalım. Evrensel Gazetesi şunu yazdı:

"Fon soruşturması kapsamında Odine Teknoloji yönetim kurulu üyeleri tutuklandı. Fakat şirketin yönetim kurulu üyeleri arasında Erdoğan’ın eski danışmanı Cüneyd Zapsu’nun kardeşi Geylan Abdülaziz Zapsu da bulunuyor. Zapsu şirketin neredeyse yüzde 20’sini kontrol ederken hakkında bir kovuşturma yok"

Fon soruşturmasında iktidara yakın bazı kişilerin kollandığı; fon soygununa adı karışan AKP’lilerin bir listesinin CB. Erdoğan’a sunulduğu kulisleri medya ve sosyal medyada konuşuluyor. İktidarın açık beyanı mealen “ucu kime giderse gitsin sonuna kadar soruşturulacak” şeklinde… Öte yandan eleştiriciler ve muhalefet iddialarında ısrarlı.

Bu işin iddia ve yorum kısmı…

Bir de işin inkâr edilemez gerçeği var: SPK’nın açık “ihmal”i. Bu öyle bir ihmal ki, konunun sadece ihmalden ibaret olduğuna inanmak çok zor.

Bütün bu fon soygunu 2 senedir göz göre göre yapıldı. Daha öncesinde ise bu müstakbel fon soygununun mekanizmaları, halka açılma manipülasyonlarında denendi, olgunlaştırıldı. Halka açılan şirketlerde vatandaş adeta soyulup soğana çevrildi. Daha da öncesinde ta 2022’ye kadar giden seri manipülasyonlarda yine düğmeye çok geç basıldı; üstelik o soruşturmaların da eksik yapıldığına dair önemli karineler var. Yani SPK’nın tavrı hırsızlık yapılırken seyretmek ve neden sonra bu hırsızları güldürecek türden para cezaları veya işlem yasaklarıyla adeta yasak savmak…

(Ek Bilgi: Bu yazı hazırlanırken SPK bir de basın duyurusu yaptı. Abdülkadir Selvi’nin benzer bir SPK eleştirisini yalanlamak adına… Özetle şöyle dedi: “Kurulumuz, Borsa İstanbul tarafından gelen tüm bildirimleri titizlikle değerlendirmekte, gerekli denetim ve gözetim işlemlerini yerine getirmektedir. (…) 2026 yılında yapılan suç duyurularının 96’sı fonlarla ilgili işlemler nedeniyledir.” Bu açıklamaya söylenecek çok şey var ama bu da bir başka yazının konusu olsun. Biz şimdilik SPK’nın savunmasını not etmekle yetinelim)

İŞİN SONU BELLİYDİ

Bu tutumun getireceği yerin muazzam çapta bir vurgun olacağı belliydi.

Bu son vurgun işte tam da odur: Yarım milyon, aileleriyle birlikte 2 milyon insanın doğrudan ve 86 milyon insanın da dolaylı zarar gördüğü, ülkenin ve devletin iç/dış itibarının olumsuz etkilendiği devasa bir olay!

Düşünün eski SPK Başkanı bu sözüm ona “ihmal” nedeniyle “şüpheli” sıfatıyla ifade verdi. İfadesi evlere şenlik: Belki de vatandaş teveccüh etmiştir, o hisselerde manipülasyon olduğunu nereden bilecektik diyor özetle. Halbuki biliyoruz ki borsayla ilgili önemli kurumlarda -SPK, BİST, Takasbank vs- burada olup biteni neredeyse anında tespit edecek araçlar var. Ötesi buralarda olan bitenler medya ve sosyal medyada yazıldı.

Bırakın olan bitenin soruşturulmasını, bu haberleri yazanlar cezalandırıldı, en hafifinden sosyal medya hesapları kapatıldı.

Son fon soygununda ülkenin aldığı yara, sadece bazı yatırımcıların büyük kayıpları, bazı özel vatandaşların da malı götürmeleri yahut bu özel vatandaşların siyaset bağlantıları dolayısıyla değil…

ÇALDIKLARI PARA YARATTIKLARI ZARAR YANINDA DEVEDE KULAK!

En az bu rezalet kadar büyük bir konu ise yaşanan makro (ekonomik) zarar. Sayacak olursak:

1.      Bu rezalete, MSCI bize adeta muhtıra verene kadar neşter atılmadı. O muhtıra yani ‘sizi endeksten atarız’ tehdidi olmasaydı belki daha bir süre bu neşter öylece bekleyecekti. Şu anda hâlâ Türk sermaye piyasası ligden düşme tehlikesini atlatmış değil. Nispeten küçük ama pek de az olmayan bir ihtimalle, o tehlike gerçekleşirse ülkeye maliyeti milyarlarca dolar olacak!

2.      Halka arz rezaletleri ve sair manipülasyonlar dolayısıyla yatırımcı parasını borsaya getirmiyor, getirenler de pişman oluyor. Bu durum on yıllardır böyle. Ne zaman halkın borsaya bir teveccühü olsa vatandaş çakalların insafına terk ediliyor. “Oyun”un her zaman hileli oluşuna bile bile göz yumuluyor. Böylece iki önemli sorun ortaya çıkıyor. Sermaye piyasası asla gelişemiyor. Bankacılık/para piyasası ise yatırım için gereken uzun vadeli sermaye yaratmaya uygun değil. Peki sonuç ne oluyor dersiniz? Türkiye iş dünyası ve devlet daima bir sermaye yoksunluğu içinde kalıyor. Bunlar yurtdışından neredeyse tefeci faizleriyle döviz cinsinden borçlanmak zorunda kalıyor. Ötesi, vatandaş da gelişmiş ülkelerin tersine parasını borsaya getirmekten kaçınıp altına, dövize ve yastık altına yöneliyor. Gördüğünüz gibi hırsızlığın, yolsuzluğun ülkeye zararı çalınan paranın kat be kat üstünde. Zararı adeta ölçülemez büyüklükte. Ülke daima kanaması olan kronik bir hasta gibi…

3.      Arka arkaya gelen politik istikrarsızlıklar, siyasi ve bürokratik yolsuzluklar ve bunların aslında sadece bir sonucu olan seri borsa manipülasyonları ülkeye dışarıdan gelebilecek uzun vadeli yatırımları caydırdığı gibi yerli sermayeyi bile ülkeden kaçırıyor. Her seferinde bu “yol kazaları”nı kırıp sarmak için devletin harcamak zorunda kaldığı paralar da ayrı. Her istikrarsızlık ve vurgunda TCMB döviz satıyor. TCMB ve Hazine para basma ve enflasyonla sonuçlanacak işlemlere başvuruyor; hem de asla böyle bir şey yapmayacağız demelerine rağmen.

4.      Asla bitirilemeyen enflasyon felaketinde de bu yolsuzlukların hatırı sayılır bir payı var. Aslında enflasyonun kendisi (yani eski devirdeki sebebiyle, “paranın tağşişi”) bizatihi bir yolsuzluktur. Memlekete ve her bir Türk vatandaşına 70 yıldır, hele de yaklaşık son 10 senede verdiği zarar tahammül ötesi.

5.      Bir başka sorun da bu çürümüş siyasal-ekonomik ortamın yarattığı daimi yoksulluk; kaynakların üretken olmayan alanlara kayışı ve dahası dünyada gelişen yeni teknolojilerinin gerisinde kalmamız. Odine ile başladık, onunla bitirelim. Paraanaliz yazarı, tanınmış ekonomi gazetecisi Barış Soydan’ın ilgili tvitini aynen buraya alıntılayarak yazıyı bitirelim:

“Teknoloji patronunun fonzi'den tutuklanması aslında Türkiye'den neden dünya çapında teknoloji çıkmadığına dair acı bir ders. Alper Burak'ın şirketi Odine, son 2 yılda çok hızlı büyüyerek 66 milyar dolarlık piyasa değerine ulaşan Rus Nebius'la hemen hemen aynı işi yapıyordu, o da bulut işindeydi. Mesele şu ki, Odine de fon alımlarıyla kısa sürede 8 milyar dolarlık piyasa değerine ulaşmış, Türkiye'nin en değerli şirketlerinden biri olmuştu. Eğer bir portföy şirketi ile anlaşıp kısa yoldan bunu yapabiliyorsanız neden Nebius ve uluslararası benzerleriniz gibi teknolojiyle uğraşasınız?”

Paylaş