Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Ekonomi

Sanayiden ‘köprüden önce son çıkış’ uyarısı!

Çetin Ünsalan

Çetin Ünsalan

27 Ağustos 2026

Sanayiden ‘köprüden önce son çıkış’ uyarısı!

Türkiye’de üretim ekonomisini oluşturan aktörler ciddi sorunlarla boğuşurken, KKM’yi sonlandırdığının kıvancını anlatan, ama 60 milyar dolar harcadığından, döviz mevduatlarının arttığından, carry trade parasının 65 milyar doları geçtiğinden söz etmeyen ekonomi yönetimi ile aradaki gerçeklik bağının tamamen koptuğu gözleniyor.

Ülkenin reel sektöründe nasıl bir hava var derseniz, en iyi tanımın far görmüş tavşan gibi kilitlendiğini söyleyerek yapılabileceğini düşünüyorum. Çünkü bir ülkede işler iyi olursa, yönetirsiniz. Kötü olursa, yönetirsiniz. Ama donmuşluk ve hareketsizlik varsa bu büyük bir sorundur.

Şu an tam da yaşanan bu. Kimsenin hareket etmediği bir nokta, iyi ya da kötü ekonomik koşullardan daha tehlikeli bir sinyal veriyor. Bunun temel sebebi ne diye baktığınızda ise, ekonomik tercihler kadar, öngörülemezliğin etkisinin artmasının olduğunu söylemek lazım.

2 binli yılların başında sıcak paraya ve tüketim ekonomisine dayanarak, reel sektörü üretim yapamaz hale getiren bir yönetim anlayışının, ikinci kez göreve geldikten sonra farklı metotlarla, ama parayı da serseri paralara yaslanarak, yeniden üretimsizleştirmesinin fotoğrafına şahit oluyoruz.

Tüm sanayi odası başkanları, bilhassa OVP açıklanmadan önce arka arkaya açıklamalarda bulunuyorlar. TİM Başkanı ile başlayan süreç, İSO’dan ASO’ya, dernek yönetimlerinden istihdam ile ilgili durumu takip edenlere kadar her alanda ses yükselten bir noktaya dönüştü.

Meselenin sadece sanayide olduğu anlamı çıkmasın. Tarımdan esnafa kadar istisnasız her alanda reel sektör, yani üretim ekonomisi aktörleri işvereniyle ve çalışanıyla büyük bir cendere içinde.

Konu o kadar acil bir noktaya dayandı ki, bugüne kadar tam bir hedefi tutmamış olmasına rağmen, OVP öncesinde hepsi sıraya girerek, dezenflasyon sürecinin sanayiye, üretime mâl olmasının yanlış olduğunu dile getirmeye başladılar.

Aslında yine geç kaldılar. Nasıl 2007 yılında konuşmaları gerekirken, başlarını diğer tarafa çevirip, 2009 itibariyle sıkıntıları dile getirmeye başladılarsa, bugün de daha ilk ekonomi yol haritası açıklandığında, her ne kadar adına program da dense, temenniler manzumesi diye tabir etmenin daha doğru olduğu izah yapıldığında bunu söylemeleri gerekiyordu. Ama yine başlarını diğer tarafa çevirip, hatta alkışlamayı seçtiler.

O nedenle bugün yaşanan sorunların hiçbirini sürpriz ya da sapma olarak değerlendirmek mümkün değil. Türkiye patates ektiği yerden domates çıkmasını bekledi, ama şimdi elinde patatesi görünce yakınmaya başladı.

Yine de durumun çok kritik bir aşamaya geldiğinin altını çizmek gerekir. Arka arkaya yapılan açıklamaları ‘köprüden önce son çıkış’ diye algılamaz ve klasik bir yakınma olarak nitelendirirseniz, Türkiye’nin üretim gücünü kaybedersiniz. Bunu kaybedersek de ortada ne enflasyon mücadelesi hedefi kalır; ne döviz kuru tartışması.

Ekonomi yönetimi uyarıyı dikkate almak zorunda. Çünkü reel sektör ‘nefesim kalmadı’ diyor.

cetinunsalan@yahoo.com

Paylaş