'Küresel borcu bırak faize bak...'

Çetin Ünsalan
23 Ekim 2026

Bir aile reisi olduğunuzu düşünün. Borç gırtlağa dayanmış, gelir gideri karşılamıyor, kredi kartları artık alışveriş yapmaya elvermiyor; yoksunluk gıda tüketimi noktasına kadar gelmiş, günlük yaşam mücadelesinin ötesine geçemiyorsunuz.
Aile efradını karşınıza alıp şunu söyler misiniz? “Çok zor durumda olduğunuzdan yakınıyorsunuz ama, biliyor musunuz mahalledeki borçluların içinde en iyi durumdakilerden biriyiz.”
Bunun karşılığında alkış mı beklenir, yoksa çözüm için ne diyecek diye bir arayışa mı girilir? Alkışlanmayacağı kesin. Başkasının iyi ya da kötü durumda olması, sizin sorunlarınızı ortadan kaldırmadığı gibi, onlara bakıp, yoksunluk oranınızla avunmanız da çok akıllıca bir yöntem olmaz.
Bakan Mehmet Şimşek ise alkış bekleyenler sınıfından. Çünkü bir ekonomi forumunda yaptığı konuşmada Türkiye’nin küresel borçluluk açısından avantajlı konumda olduğunu söyledi.
Peki bunun neye faydası var? Ayrıca burada bir detay daha var. Kamunun borcunun düşük olması, şirketlerin ve hane halkının borçluluk gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Sadece reel sektörün net döviz pozisyon açığının 213 milyar dolar olduğu, tüketicinin borcunun 8 trilyon TL’ye koştuğu bir ülkede kamu borcunun görece açlığından bahsederek, bunun şoklara dayanıklılık anlamına geleceğini söyleyemezsiniz.
Madem bu kadar her şey yolunda, biz neden 2-3 yıl içerisinde bütçe açığını da faiz oranını da çarpı üç yaptık? 2027 bütçesine göre yaklaşık 4 trilyon TL açık verip, bir bu kadar da faiz ödemekten söz ediyorsak ve faiz ödemesi daha iki yıl önce 1,2 trilyon TL’de ise, bu nasıl bir görece borçsuzluk yapısıdır.
İşin bu boyutu izaha muhtaç durumdadır. Hepsi bir yana, başkasının durumunun ne olduğu, sizin sorunlarınızın yok sayılması anlamına gelmez. Günün sonunda siz başkasının borcunu gösterip, alacaklınızı oraya yönlendiremeyeceğinize göre, kendi finansman yapınızı tartışmak zorundasınız.
Türkiye’de ekonomiyi yönetmeyi bırakıp, sürekli bir bahane üretme mekanizması kurduk. Her gerçekleşen ve gerçekleşmesi yapılan hatalara bağlı olayda, Banker Bilo filmindeki gibi ‘yaptım, ama sor niye yaptım’ diyerek söze başlayan, bir yönetici grubuyla muhatap oluyoruz.
Israrla hatırlatacağım. Mucize diye alkışlanan iki gelişmemiz daha yakın tarihimizde yaşandı. Faiz düşerse enflasyon düşer deyip, hem faizi hem enflasyonu patlattık, ama bunun da rış etkenlerden olduğunu anlatan yöneticilerle muhatap olduk.
Mucize diye girilen KKM’ye 60 milyar dolar ödeyip, denk döviz mevduat hesaplarıyla çıkıp, çıkmayı başarı diye anlatıp, adını değiştirdiğimiz KKM’yi sabit kur, yüksek faiz olarak hayatımıza soktuk. İşin ilginç tarafın her seferinde açıklamayı yapanlar, alkışlayanlar ve uyaranlar aynı kişilerdi. Şimdi tekrar başa döndük. Belli ki yakında hayatımıza yeni bir mucize pazarlayacaklar. Bu kadar boş işle uğraşacaklarına ekonomiyi yönetselerdi, zaten işin içinden çıkmıştık.

