Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Ekonomi

'Göstermelik indirim çağrısı...'

Çetin Ünsalan

Çetin Ünsalan

11 Ekim 2026

'Göstermelik indirim çağrısı...'

Dünyanın merkez bankası yetkilileri İstanbul Ekonomi Forumu’nda buluştu. Hemen hepsinin ortak paydasını, benzer nedenlerle ve dünyadaki gelişmelerle gerekçelendirerek ortaya koydukları enflasyondaki yukarı yönlü yükseliş ve bunun faiz kararlarına olası etkileri oluşturdu.

Bunlardan sadece biri ayrıştı. Faizle ilgili topu orta sahada dolaştıran, ama tüm dünyada enflasyondaki artış riski konuşulurken, dezenflasyon sürecinden bahseden, hatta bir adım öteye gidip savaş ortamında enflasyonunu tek düşüren ülke olduğumuzu söyleyen bizim ekonomi yönetimi oldu.

Bahsettiğimiz rakamları mukayese ettiğimizde dünyanın korktuğu oranların 6 – 7 katı enflasyonla yaşıyor olmamız çelişkisine mi, enflasyon rakamlarının tartışmalı olmasına mı; herkes faiz arttırırken faiz düşürüp hem faizi hem enflasyonu patlattığımız günlere rahmet okutan tavra mı, yoksa tartışmalı rakamlar nedeniyle faizde kıpırdayacak noktanın kalmamasına mı yanacağımız bilemiyoruz.

Fakat reel sektörün faizde indirim talebi devam ediyor. Esasen düz mantıkla meseleye yaklaşırsanız haklılar. Yüzde 29,5 enflasyon açıklanan bir ülkede yüzde 37 faiz oranı hem çok yüksek, hem de arada düşürecek kadar ciddi bir marj var. Yani konu sıkılaştırma söyleminin ötesinde bir farkı kapsıyor. Elbette enflasyon rakamınız gerçekse.

Son açıklama İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç’ten geldi. İTO Başkanı’nın ekonomiyi yorumlayacak seviyede iktisat bildiğini de reel ekonomiyi tanıdığını da sanırım tartışmamıza gerek yok.

O zaman faiz indirim talebini bankaların sırtına yükleyerek, detaylarına girmeden talepte bulunuyorsanız, bu ancak göstermelik bir talep olmaktan öteye geçmez. Ülkede enflasyon rakamına inanıyorsanız, artan maliyetleri de açıklamanız gerekir.

Hatta çalışanların her ay sadece Türk-İş verilerinden yola çıkarak derinleşen açlık ve yoksulluk sınırıyla arasında açılan farkı ve yükselişleri de… İTO Başkanı’nın bu isteği diyetisyenin gırtlağından kesmeyen kilolu vatandaşı bırakıp, ona mal satana kızmaya benziyor.

Bankaların kredilendirme mekanizmasını daraltmışsınız. Onları enflasyon muhasebesinin dışına itmişsiniz. Riskinizi ve paranın maliyetini itiraf eden ödenen faiz miktarlarını görmezden gelmişsiniz, ekonomi yönetiminin uyguladığı politikaları ve tartışmalı hale gelen rakamları yok saymışsınız, şimdi düşürülse bile kredi alımlarında hiçbir işe yaramayacak, hatta düşürülse daha büyük öngörülemezliğe yol açacak faiz oranlarını tek başına tartışmaya açamazsınız.

Ülkenin üretim ekosistemini dinamitlenmiş, iç piyasasını çöken satın alma gücüyle kilitlenmiş bir fotoğraf verirken, parayı alsanız ne yapacaksınız? Yani daha net ifadeyle borç mu arıyorsunuz, kendinizi geliştirecek finansman mı arıyorsunuz? Finansmansa ilgili projeler nerede?

İki gün öncesine kadar baskıyla 8,5’e düşürülen faiz ortamında yüzde 70 ile finansman bulamadığınız günleri ne çabuk aklınızdan çıkarttınız? Velhasıl kelam işin özü şu ki, üretim ekonomisi adına elbette yüksek faiz istenen bir şey değil.

Ama tüm göstergeleri ve nedenleri yok sayarak sadece rakama takılıyorsanız, orada yapılan her hareket önünüze fatura olarak gelir. Yıllardır geldi, çok yakın zamanda yaşadık, halen mi ders almadık? Çözüm mü istiyorsunuz? Sorunları seçim zamanı mesajı olarak değil, gerçekten konuşun.

cetinunsalan@yahoo.com

Paylaş