Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Ekonomi

'Ayrı dünyaların insanıyız...'

Çetin Ünsalan

Çetin Ünsalan

2 Eylül 2026

'Ayrı dünyaların insanıyız...'

TÜİK verilerine göre Türkiye’de kişi başına gelirimiz 18 bin doların üzerine çıkmış durumda. Kurun gerçek değerinden, gelir adaletsizliğine kadar bir dizi konuyu göz ardı ederek ortaya konulan bu yaklaşım, medyaya da geniş yer buldu ve elbette tartışma başlattı.

Öncelikle aylık 75 bin TL gelirimiz olduğuna dair saptamalarla ilgili küçük bir düzeltme yapayım. Ülkelerin kişi başına gelirleri hesaplanırken, sadece aybaşında cebine giren para kriter alınmaz.

Ülkenin toplamda yatırımları da mesela bunun içine girer. Yani evinizin net metrekaresi ile arsa dahil metrekaresi arasındaki fark gibi en basit şekilde anlatmamız mümkün. Fakat konuya buradan bile baksanız, yatırımlardan vatandaşa düşen payı yine tartışmalı bir biçimde ortaya koymamız gerekiyor.

Çünkü devlet okuluna bile çocuğunuzu yollayıp, sonra da ısınma parasını okul aile birlikleri üzerinden toplamak zorunda kalıyorsanız, verginizle yol yaptırıp, sonra da buradan geçmeseniz bile para ödüyorsanız burada tüm kriterler birbirine girmiş demektir.

Yıllar öncesinde kayıtlı ekonomiyi teşvik etmek için uygulanan bir kampanya vardı. Fiş toplama üzerine kurgulanmış bu yapıda söylem neydi? Bunlar sana yol, su, elektrik olarak geri dönecek.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıklamalarına göre toplanan vergilerde rekor kırılırken, demek ki vatandaşın bunları finanse etmekle ilgili bir sorun yaşandığını söylemek mümkün değil.

O zaman soru şu: Yol, su, elektrik olarak dönsün diye ödenen vergiler neden faize, belli başlı gruplara gidiyor ve biz o gruplardan aldığımız hizmet için neden ekstra bedel ödüyoruz? Yani yaparken de, kullanırken de, hatta yeni modelde kullanmadığınız halde de para ödüyorsak, ortada bir hata yok mu?

Evinizi satarsınız alım – batım vergisi ödersiniz. Buradan doğan gelirin vergisini yatırırsınız. Ama tüm bunları yapmadan, cebinize de bir kuruş para girmeden, rayiç bedeli arttığı halde neden vatandaştan emlak vergisi alırsınız? Bunun açıklaması var mı? Yok.

Bunun gibi onlarca örnek verirsek, bırakın cebimize giren parayı, ülkenin yarattığı katma değerden payımızı alırken de, harcanırken de büyük sorunlar yaşayan bir vatandaş gerçeğinden söz etmemiz gerekiyor.

İşin aylık kazanç boyutuna gelirsek. Zaten kuru sadece kimsenin inanmadığı enflasyon kadar bile değerine getirseniz, üçte bir oranında bu rakamın düşeceğini biliyoruz. Bir de enflasyonla gerçekten yüzleşsek neler olacak orası da muamma.

Ama bir gerçek var ki, insanların gelir elde ettiğini zanneden, hatta bununla talep yaratıp enflasyon yarattığını düşünen, ama öbür taraftan 62 milyar dolar carry trade parasından nasıl kurtulacağını bilemeyen bir ekonomi yönetiminin ortaya koyduğu bu fotoğrafın tek bir tercümesi var. Ekonomi yönetimiyle, sokağın gerçeklerinin arasındaki bağ tamamen toptu.

cetinunsalan@yahoo.com

Paylaş