FÖŞ yazdı: Fon skandalı bitti mi yani şimdi?

Atilla Yeşilada
20 Eylül 2026

Türkiye bu hafta global finans basınında gündemin en tepesindeydi. Maalesef, fon skandalı yüzünden. Tarihin en “GELİYORUM” diye bağıran, kamu, cürmü işleyenler ve cürümde mağdur olanların bilerek oynamayı sürdürdüğü bir Ponzi piramidi vakası yaşadık. Bu facianın o kadar çok boyutu var ki, kazak söküğü gibi, neresinden çekilse yeni bir delik açılıyor. Muhayyilem yettiği kadarıyla anlatmaya, daha da önemlisi ileriki günler için tahminde bulunmaya çalışacağım.
Borsa tarihinin en büyük krizini, çok geç kalsalar da, son anda radikal tedbirler alma cesaretini gösteren kamu otoritesinin aldığı kararlar sayesinde geride bıraktı. Yani, Borsa’da belki günlerce işlemlerin durdurulmasını gerektirecek, önce tüm varlık yönetim camiasına, sonra da İslami finans kurumlarına bulaşacak bir kriz ihtimali en fazla %20.
Niye %100 değil? Çünkü Mehmet Şimşek sistemdeki tüm çürük elmaların temizlendiğini söylese de, Perşembe ve Cuma günü yeni operasyonlar vardı. Perşembe günü Hedef Holding bünyesinde yer alan, kendi de fon yöneten İnfo Yatırım’ın ofisi basıldı. Halbuki, tüm bu hercümerç içinde İnfo Yatırım’ın adı hiçbir yerde geçmiyordu. Cuma günü ise Destek Holding patronu Altunç Kumova gözaltına alındı. Hakkında çeşitli suçlamalar var, ama bizi ilgilendiren Borsa’da işlem gören holdinge bağlı şirketlerin hisselerinde içeriden işlem yapmak. Pazar günü ise konuyu gündemde sıcak tutmak istercesine, 3 şüphelinin yanında Emre Tezmen ve Tera Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin gözaltına alındı. Niye önemli? Görüşüm belki tamamen spekülatif, ama fon yatırımcıları arasında Tera başta bazı kurumların iktidar tarafından koruma altında olduğu izlenimi vardı. Bence bu algı sayesinde tüm fonlara saldırı caydırıldı. Belli ki Erdoğan kararını verdi, artık bu faciaya ucundan dahi olsa her karışan yargının kapsama alanına girecek.
Muhalefet doğal olarak bu eşsiz fırsatı kaçırmadı. Cuma günü İYİ Parti MV Erhan Usta bir soru önergesi ile olayın siyasi bağlantılarının araştırılmasını talep etti. Adalet Bakanlığı cevap vermeye dahi tenezzül etmez, ama iddiaya giriyorum, bu hafta AKP içinde bazı isimlerin bu skandaldan yararlanıp zengin olduğu iddiaları muhalif medyada yayılacak. Özgür Özel’in de bu konuyu mitinglerde söyleminin parçası yapması halinde, toplumda huzursuzluk artacağı gibi, “ne me lazım” anlayışında olan muhafazakâr yatırımcılar en güvenli fonlardan bile çıkabilir.
Belki lafı biraz uzattım, ama bu işin sonunun nereye varabileceğini görmek, tedbir almak için şart. Şimdi çözülmesi gereken en önemli konuya geliyoruz. Sayıları 500 bini bulan ve çeşitli hesaplara göre tasfiye sürecindeki fonlara $20-24.5 milyar para yatıran yatırımcının akıbeti ne olacak?
Bu kişiler eğer yatırdıkları her TL için 20 kuruş geri alabilirlerse, şanslılar. Nedeni basit. Artık bütün yatırımcılar tasfiye sürecindeki fonlarda hangi hisseler olduğunu biliyor. Bunları derhal satacaklar, fonların net varlık değeri daha da düşecek, belki de alıcı bulunmadığı için geri ödeme süreci 3 ayı bile geçecek.
Bu ihtimal henüz mağdurların ya da Borsa yatırımcılarının kafasına tam dank etmedi. Ettiğinde, tüm fonlara ve tüm hisselere satış geleceği gibi, mağdurların siyasi sistem üstünde kamunun zararları tazmin etmesi için yoğun baskı kuracakları kesin. İşte bu yüzden belki Borsa bir yıl kendine gelemez yorumunda bulunuyorum. Borsa’dan çıkan fonların dövize geçmesi bir olasılık, ancak TCMB faiz indirmedikçe, TL mevduat veya benzeri enstrümanlarda da kalabilir.
Cumartesi X’te yaptığı paylaşımda Prof. Hakan Kara tartışmaya yepyeni bir boyut getirdi: “Kara’ya göre fon krizinin ekonomide yaratacağı negatif talep şoku enflasyonist baskıların bir miktar azalmasına neden olabilir.
Bu durum Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ekim ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında faiz indirimi yapma olasılığını artırıyor.
Kara, normal koşullarda bu büyüklükte negatif bir şok karşısında 150-200 baz puanlık faiz indiriminin gündeme gelebileceğini belirtti”.
Kara’nın merkez bankacılık birikimine duyduğum saygıya karşın, TCMB’nin herhangi bir gerekçeyle faiz indirimi yapmasını intihar olarak nitelerim. Yakıt ve gıda cephesinden kış aylarında çok sert enflasyon şokları gelecek. Bu ortamda iç talebi teşvik etmek enflasyon beklentilerini tamamen yoldan çıkartacağı gibi, getiriyi yetersiz bulanlar dövize koşabilir.
Son bir parantez, bence boyut olarak çok daha büyük olmalarına rağmen skandala karışan Katılımevim ve Birevim hakkında çok az kaliteli yorum bulabildim. Bu iki kurumun mevduatları hisse senetlerine yatırdıklarına dair söylentiler var. Bu kurumlar artık Emlak Bankası yönetiminde. Emlak Bankası — varsa — zararı nasıl telafi edecek? Mudiler paralarını geri çekmek istediklerinde, kendilerine ne kadar ödeme yapılacak? Hatırlayalım, bu katılım bankası türü kuruluşlar TMSF tarafından sigortalı değil.
Özetle, hem kamuoyunu aylarca meşgul edecek, hem de yalnız finansal piyasalarda değil siyasette de tam kestirilemeyen yankılar bulacak bir muammanın daha ilk perdesindeyiz.
Yıl başında Temmuz’a kadar Borsa için fevkalade iyimserdim. BİST-100 için tarihine göre 17 binden 19 bine kadar hedef verdim. Ama artık ne global konjonktürün, ne de kelepir olmasının anlamı kalmadı. 35 yıldır Borsa’yla ilgileniyorum, böyle kamunun ahmakça davranışlarından kaynaklanan bir dizi kriz gördüm. Her seferinde bir nesil yatırımcı kızağa çekildi ve ekonomik-politik konjonktür ne denli müsait olursa olsun, Borsa kendine gelemedi.

