Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Para Politikası

FÖŞ yazdı: Fed ne zaman faiz artıracak, TCMB ne zaman indirecek?

Atilla Yeşilada

Atilla Yeşilada

5 Ekim 2026

FÖŞ yazdı: Fed ne zaman faiz artıracak, TCMB ne zaman indirecek?

İnsanın kendine ekonomi yazarı unvanını layık görüp de ABD tarım dışı istihdam verisi hakkında yazmaması abes olur, her ne kadar o veri artık hiçbir halta yaramayacak kadar oynak olsa da. Veri sürekli revizyona tabi olduğu için de bu konudan tam teşekküllü bir makale çıkmaz. Dolayısıyla, Fed FOMC’nin Ekim kararını da konuya ilave edip zaman çalarız. Hazır bu konuya girmişken, global tahvil depremi hakkında birkaç bilgece gözlem de okuru sayfada tutar. Böyle bir makalede TCMB Ekim PPK kararına yer verilmese de olur, ama bu konuda konsensustan öylesine farklı düşünüyor, “faiz indirme zamanı geldi” diyenlere öyle tepkileniyorum ki, inadına makaleye dahil edeceğim.

 

ABD’de çekirdek PCE enflasyon göstergesi ardından tarım dışı istihdam artışı da beklentilerin altında kaldı. Ücretlerdeki artış aylık %0,1 ve enflasyonist olmaktan çok uzak. Fed’in Ekim FOMC toplantısında faiz artırması için gerekçe az. Zaten Warsh artık Fed’in rehberlik yapmasını istemese de Banka’nın 2 ve 3 numaralı isimleri Philip Jefferson ve John Williams bu yönde görüş bildirdiler.

 

Parasal sıkılaşma Ekim için gündemden çıksa da vadeli işlem piyasalarında ve benim de katıldığım beklenti, 2027 sonuna kadar Fed’in 3-4 kez 25 baz puan faiz artıracağı yönünde, çünkü Amerikan ekonomisi aşırı ısınma bölgesine çok yakın. 2Ç’de nihai iç talep %4,1 büyürken, Atlanta Fed’in GSYH nowcast (şimdi tahmin) modeli 3Ç için de %3,7 tahmin ediyor. Zaten bazı uzmanlara göre gelecek yıl Yapay Zekâ şirketlerinin yatırımları iyice zıvanadan çıkıp GSYH’ye %2-3 katkı yapacak. YZ verimliliği artırsa da bu denli hızlı büyümenin ücretler ve yatırımlarda kullanılan kritik girdiler, örneğin çipler, elektrik ve su gibi kalemlerde enflasyon üretmemesi zor.

 

Parantez içinde söyleyeyim, Euro Bölgesi’nde enflasyon yüksek seyreden enerji fiyatlarına daha çabuk ve sert tepki verdi. AMB bu ay bile faiz artırabilir.

 

Fed faiz artırım beklentilerinin ötelenmesi ile ABD tahvil pazarı biraz gevşedi, ama bu geçici. Bir kez daha hatırlatayım, enflasyon ve petrol fiyatlarının 10 ve 30 yıl vadeli SGMK getirilerinin yönlenmesinde etkili olmadığını söylemiyorum, ama asıl neden sürekli yükselen kamu borcu/GSYH oranı.

 

Örnek mi istersiniz? İşte ParaAnaliz.com’dan bir haber:

“Fransa’nın hızla bozulan kamu maliyesi tahvil piyasalarında alarm zillerini çaldırıyor. Ülkenin 10 yıllık tahvil faizi %5’e dayanırken Almanya ile getiri farkı Euro Bölgesi borç krizinden bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Macquarie stratejisti Thierry Wizman’a göre piyasalar artık Fransa için düşük de olsa doğrudan devlet temerrüdü ihtimalini fiyatlıyor”.

 

Grok da yere düşeni tekmeleme yarışına katılıyor: “Fransa’nın 10 yıllık devlet tahvili faizi %5’e doğru hızla yükselirken, daha güvenli kabul edilen Alman tahvillerine kıyasla taşıdığı risk primi 140 baz puanın üzerine çıktı. Böylece Fransa-Almanya tahvil faiz farkı son on yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine ulaştı.

ve

“Japonya’nın önde gelen fonlarından Sumitomo Mitsui DS Asset Management, mali görünüme ilişkin endişeler nedeniyle elindeki Fransız devlet tahvillerinin tamamını satarak Alman devlet tahvilleri (Bund) ve Japon tahvillerine yöneldi.

Fransa’da siyasi tıkanıklık, 2027 bütçesi kapsamında planlanan harcama kesintilerinin hayata geçirilmesini zorlaştırırken, ülkede protestolar ve grevler de artıyor. Moody’s ise Fransa’nın negatif görünüme sahip Aa3 kredi notunu bu ayın ilerleyen günlerinde yeniden değerlendirmeye hazırlanıyor.

Artan piyasa baskısı, yaklaşık 3,5 trilyon euro borcu bulunan Fransa’nın borçlanma maliyetlerinin daha da yükselmesi ve yatırımcı güveninin aşınması riskini beraberinde getiriyor.

 

Bu hamle aynı zamanda, ucuz yen üzerinden gerçekleştirilen carry trade işlemlerinin çözülmesiyle Japon sermayesinin ülkeye geri dönmeye başladığına ilişkin daha geniş çaplı bir eğilimin işareti olarak değerlendiriliyor”.

 

Japon yatırımcıların yabancı tahvillerden çıkışının devam etmesi, Fransa’nın maliye politikası tartışmaları ve siyasi belirsizliklerle mücadele ettiği bir dönemde ülkenin borçlanma maliyetleri üzerindeki baskıyı daha da artırabilir.

 

Durun da hırsımı alamadım. Bloomberg: “Wall Street’in yapay zekâ (YZ) takıntısı öylesine güçlü ki, hızla yükselen faizler dahil tüm riskleri gölgede bırakıyor. Yatırımcılar piyasanın en büyük teknoloji hisselerine para akıtmaya devam ederken, hisse senedi endekslerini de rekor seviyelere doğru taşıyor.

 

Ancak piyasadaki tüm bu coşkuya rağmen, ufukta beliren riskler giderek daha ciddi hale geliyor. Özellikle uzun vadeli ABD Hazine tahvili faizlerinin son birkaç on yılın en yüksek seviyelerine yakın seyretmesi, piyasalar açısından önemli bir tehdit oluşturuyor”.

 

Niye önemli? Çünkü tahvil depremi YZ hisselerine “bulaşırsa” yeni bir küresel finansal kriz ihtimali doğar.

 

Bu satırları Pazarı Pazartesiye bağlayan gece, TÜİK TÜFE açıklanmadan yazıyorum. Muhtemelen %2,2 civarında bir TÜFE göreceğiz ve yıllık enflasyon yarım puana kadar düşecek. Nedense birçok uzman, bu nedenle mi nedir bilinmez, TCMB için artık parasal gevşeme zamanının geldiğini iddia ediyor. Şahsi kanaatim olur, ama Prof. Akçay emekli olduğundan bu yana TCMB PPK’nın oldukça güvercinleştiğini gözledim. Taş gibi katı seyreden hanehalkı ve özel sektör 12 ay sonrası enflasyon tahminlerine rağmen, iç talebin çok zayıf olduğu saikiyle TCMB faiz indirebilir. Ve tarihi bir hata yapar.

Parasal gevşeme, yeni bir enflasyon ivmesini harekete geçirebileceği gibi, eylülde $20 milyar gerileyen TCMB FX rezervlerini daha da hırpalar.

 

Niye geriliyor? Altın fiyatlarında gerileme önemli bir unsur, ama Fon Skandalı yüzünden swap pazarından ciddi ölçüde yabancı sıcak para kaçarken, yerleşikler de “neme lazım” anlayışıyla portföylerinde dövizin payını artırıyorlar.

 

TCMB Brent’in (takribi) $150/varilin altında kaldığı her senaryoda seçim sonrasına kadar döviz kurunu arzu ettiği seviyede belirler, ama piyasanın sizinle ahenk içinde çalıştığı bir “rejimde” kur belirlemek kolay, hatta masrafsız. Piyasanın sürekli döviz talep ettiği dönemde hem faiz yüksek kalır hem de para ve kredi politikası yanında sopa faktörünü de devreye sokarak en azından kurumların döviz talebini kısmaya çalışırsınız.

 

Bağlayayım. Konsensusun tersine TCMB PPK’nın ekim toplantısında faiz indirecek alanı yok. Eğer öyle bir hata yaparsa, dövize kaçış hızlanabilir. GCM Yatırım’ın çalışmasına göre, mudilerin döviz yerine TL’de kalmak için talep ettikleri risk primi 650 baz puan kadar. Fonzi’den sonra bu prim bir miktar daha yükselmiş olabilir. Enflasyonun %30’da çelik gibi katılaştığı temel senaryomuzda, TCMB’nin parasal gevşeme alanı yok denecek kadar az.

Paylaş