FÖŞ yazdı: Ekonomi ikinci viteste takılı kaldı

Atilla Yeşilada
25 Eylül 2026

Dış Ticaret hariç ekonomiden Eylül ayına ait anket verilerini aldık. TÜİK verileri dünyanın her yerinde olduğu gibi 2 tur geriden geliyor. Ekonomi Eylül’de çok hareketsiz geçen Ağustos’a nazaran bir nebze canlanmış, ama 3Ç de en az 2Ç kadar zayıf geçmiş. 1Ç’e nazaran 2 ve 3Ç’de büyüme %0 ve %0,5 arasında gelecek. Tabii, bu benim tahminim, TÜİK’in modeli bir kara kutu, içinden ne çıkacağı hiç belli olmaz. Velakin, naçiz kulunuzun görüşü, siyasi yapıdaki yozlaşmanın ekonomiyi iyice hantallaştırdığı ve yıllık %3 büyüme bile elde etmenin başarı sayılması gerektiği.
2 gün önce Eylül TÜİK Tüketici Güveni verileri yayımlandı. Sekiz yıllık zirve yapmış! Nasıl yani, bu güzel millet bir yandan açız diye feryat ederken, aynı zamanda AVM’lerden eli kolu dolu çıkıyor? Yok canım, nerede, tüketici güveni niyet ölçüyor. Gerçek harcamalarla ne denli sıkı bir bağlantısı olduğunu kimse ölçmedi. Tüketici gelecek senenin bu seneden daha iyi olacağını düşünüyor, ah bu Türk romantizmi. Bir de şimdi dayanıklı tüketim malı almak için doğru zaman olduğunu. Ben de Scarlett Johansson’ın bana aşık olacağını düşünüyorum da, icraat sıfır. Özetle, tüketici güveninde aydan aya değişimler hanehalkının moralinin düzeldiğini gösterse de, TÜİK’in GSYH verilerine pozitif anlamda yansıyacağını düşünmekte zorlanıyorum.
Eylül mevsimsellikten arındırılmış kapasite kullanım oranı ve Reel Kesim Güven Endeksi de A/A yükseliş arz ediyor, bu yüzden Eylül Ağustos’a göre daha iyi geçti diyorum. Fakat, 3Ç ortalamasının hâlâ 1 puan kadar altında manşet veri.
Dün de sektörel güven endeksleri açıklandı. Ekonominin sürükleyici gücü perakendede satış genişlemesi beklenirken, hizmetlerde bu yok. İnşaatta ise güven geriliyor.
Bu endeksler iç talebe başka bir açıdan bakmak anlamında yararlı ve Ağustos konut, elektronik ev eşyası ve oto satışlarında ortaya çıkan manzarayı destekliyor: İç talep güç kaybediyor.
Dün kredi hacminin daraldığını okuduk, zaten toplam krediler neredeyse altı aydır yıllık %30 civarında yataylaştı. Fark, ticari krediler hafif toparlanırken, kredi kartı ve genel ihtiyaç kredilerinde Y/Y daralma başlaması.
Zaten doğal olan da bu. Harcanabilir gelir reel anlamda her ay enflasyon tarafından kemirilirken, yıllık bazda taze istihdam sıfıra yakın.
Makale ekonomiyle ilgili, ama veri analizi kısmını çok uzatmak istemiyorum, çünkü okumayacaksınız, ben de yazarken sıkıldım zaten. Bu iş bahis meraklılarının at yarışlarını okuması gibi. Hangi at kazandı, bilmek istersiniz de, tüm yarışı seyretmek istemezsiniz.
Türkiye bu yıl en iyi şartlarda %3 büyür. Eğer Hürmüz ve Bab-el-Mandep krizi çözülmez, kışın yakıt kıtlığı baş gösterirse, büyüme %2’lere kadar gerileyebilir. Enflasyon beklentileri öylesine katı ki, TCMB’nin Ekim’de faiz indireceğini düşünenler yanılıyor. Ağustos’ta faiz-dışı harcamalar vergi gelirlerini aşmış, yani bütçe duruşu biraz gevşemiş, ama yılın ilk sekiz ayında oldukça sıkı. Yani, bu yılın kalan aylarında ekonomi politikasından da harcanabilir gelire kayda değer bir destek gelemez.
Herkesin kafasındaki soru, fon krizi servet etkisi yoluyla iç talep daralması yaratır mı? Yaratmaz. Birincisi, bütün dünyada servet etkisinin harcamalar üstündeki etkisi abartılıyor. İkincisi, ebadı $1,6 trilyona varan bir ekonomide $20 milyarın buharlaşması, kurbanlar açısından ciddi bir acı, ama genel manzarada devede kulak.
OVP’ye bakarsanız, seçim yolunda ekonomi her yıl biraz daha hızlandırılıp, büyüme %5’e kadar gazlanacak. Valla, daha önce şahit olmadığımız boyutta harcama yapılsa da, bu imkânsız. Çünkü siyasi yozlaşma özel sektörün dinamik gücünü yedi bitirdi. Her gün mecrası değişen operasyonlar, kankacılık, serbest piyasaya gereksiz müdahaleler ve ekonomide istenen sonucu elde etmek için insanları içeri alma kimsede iş yapma şevki bırakmadı.
%20’si resmen işsiz olan gençler arasında en muteber meslekler dolandırıcılık ve Mafya şebekeleri. Özel sektörün yarısı TMSF kayyımlığında. Bu ekonomide herkese para dağıtsanız, bile o para genele yayılmaz. Yine iktidara yakın kaynaklar tarafından sifonlanır ve sadece gelir dağılımındaki adaletsizliği artırır. Zaten çok para dağıtırsanız, bu reel gelir değil, enflasyonu azdıracaktır.
Türkiye yapısal çöküş dönemine girdi. Her yıl bir öncekinden daha kötü geçecek.

